ع ر ف
62ayette
70kez geçiyor
26/114surede
15farklı kelime
Mekkî / Medenî
Mekkî %30 · Medenî %70
İlk inen ayet (nüzul sırasıyla)
Mürselât 1
33. inen sure
En çok geçtiği sure
Bakara
19 kez
Kelime ailesi
Bu kökten türeyen farklı kelimeler. Tıklayınca geçtiği ayetler listelenir.
| Kelime | Tür | Vezin | Anlam | Adet |
|---|---|---|---|---|
| بِالْمَعْرُوفِ | İsim | بِالْمَفْعُولِ | Tanınan ile | 31 |
| يَعْرِفُونَ | Feale-Yefilu | يَفْعِلُونَ | Tanırlar | 11 |
| تَعْرِفُ | Feale-Yefilu | تَفْعِلُ | Tanırsın | 5 |
| عَرَفُوا | Feale-Yefilu | فَعَلُوا | Tanıdılar | 4 |
| مَعْرُوفاً | Sıfat | مَفْعُولًا | Tanınan | 3 |
| اعْتَرَفُوا | İftial Babı | افْتَعَلُوا | İtiraf ettiler | 3 |
| مَعْرُوفاًۘ | İsim | مَفْعُولًا | Tanınan | 3 |
| الْاَعْرَافِ | İsim | الْأَفْعَالِ | Tepeler | 2 |
| عَرَّفَهَا | Tef'il Babı | فَعَّلَهَا | Onu tarif etti | 2 |
| مَعْرُوفٌ | Sıfat | مَفْعُولٌ | Tanınan | 1 |
| بِالْعُرْفِ | İsim | بِالْفُعْلِ | Örf ile | 1 |
| يَتَعَارَفُونَ | Tefaul Babı | يَتَفَاعَلُونَ | Tanışırlar | 1 |
| مَعْرُوفَةٌۜ | İsim | مَفْعُولَةٌ | Tanınan | 1 |
| لِتَعَارَفُواۜ | Tefaul Babı | لِتَتَفَاعَلُوا | Tanışmanız için | 1 |
| عُرْفاًۙ | İsim | فُعْلًا | Örf | 1 |
Anlam yelpazesi
Kökün kelimelerinin Türkçe karşılıkları.
Kavram ağı
Aynı ayette en çok birlikte geçtiği kökler (ayet sayısı). Tıklayınca ortak ayetler listelenir.
Sure dağılımı
Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
Vahiy sürecinde kullanım
Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.
← ilk inenson inen →
Ayetler
“Tanınan” ✕ Süzgeci kaldır
13 ayet
وَلَا
جُنَاحَ
عَلَيْكُمْ
ف۪يمَا
عَرَّضْتُمْ
بِه۪
مِنْ
خِطْبَةِ
النِّسَٓاءِ
اَوْ
اَكْنَنْتُمْ
ف۪ٓي
اَنْفُسِكُمْۜ
عَلِمَ
اللّٰهُ
اَنَّكُمْ
سَتَذْكُرُونَهُنَّ
وَلٰكِنْ
لَا
تُوَاعِدُوهُنَّ
سِراًّ
اِلَّٓا
اَنْ
تَقُولُوا
قَوْلاً
مَعْرُوفاًۜ
وَلَا
تَعْزِمُوا
عُقْدَةَ
النِّكَاحِ
حَتّٰى
يَبْلُغَ
الْكِتَابُ
اَجَلَهُۜ
وَاعْلَمُٓوا
اَنَّ
اللّٰهَ
يَعْلَمُ
مَا
ف۪ٓي
اَنْفُسِكُمْ
فَاحْذَرُوهُۚ
وَاعْلَمُٓوا
اَنَّ
اللّٰهَ
غَفُورٌ
حَل۪يمٌ۟
Böyle kadınlara kapalı bir şekilde evlenme teklif etmenizde veya içinizden onlarla evlenmeyi geçirmenizde size sorumluluk yoktur. Allah onları anacağınızı bilir. Sakın meşru sözler dışında onlarla gizlice sözleşmeyin, müddet sona erene kadar nikah akdine kalkışmayın. İçinizde olanı Allah’ın bildiğini bilin de O’ndan çekinin. Allah’ın bağışlayan ve Halim olduğunu bilin.[235]
وَالَّذ۪ينَ
يُتَوَفَّوْنَ
مِنْكُمْ
وَيَذَرُونَ
اَزْوَاجاًۚ
وَصِيَّةً
لِاَزْوَاجِهِمْ
مَتَاعاً
اِلَى
الْحَوْلِ
غَيْرَ
اِخْرَاجٍۚ
فَاِنْ
خَرَجْنَ
فَلَا
جُنَاحَ
عَلَيْكُمْ
ف۪ي
مَا
فَعَلْنَ
ف۪ٓي
اَنْفُسِهِنَّ
مِنْ
مَعْرُوفٍۜ
وَاللّٰهُ
عَز۪يزٌ
حَك۪يمٌ
İçinizden ölüp, eşler bırakacak olanlar, evlerinden çıkarılmaksızın, senesine kadar eşlerinin geçimini sağlayacak şeyi vasiyet etsinler; eğer çıkarlarsa kendilerinin meşru olarak yaptıklarından dolayı size sorumluluk yoktur. Allah güçlüdür, Hakim’dir.[240]
قَوْلٌ
مَعْرُوفٌ
وَمَغْفِرَةٌ
خَيْرٌ
مِنْ
صَدَقَةٍ
يَتْبَعُهَٓا
اَذًىۜ
وَاللّٰهُ
غَنِيٌّ
حَل۪يمٌ
Güzel bir söz ve bağışlama, peşinden eza gelen bir sadakadan daha iyidir. Allah müstağnidir, Halim’dir.[263]
وَلَا
تُؤْتُوا
السُّفَـهَٓاءَ
اَمْوَالَكُمُ
الَّت۪ي
جَعَلَ
اللّٰهُ
لَكُمْ
قِيَاماً
وَارْزُقُوهُمْ
ف۪يهَا
وَاكْسُوهُمْ
وَقُولُوا
لَهُمْ
قَوْلاً
مَعْرُوفاً
Allah’ın sizi koruyucu kılmış olduğu mallarınızı, beyinsizlere vermeyin, kendilerini bunların geliriyle rızıklandırıp giydirin ve onlara güzel söz söyleyin.[5]
وَاِذَا
حَضَرَ
الْقِسْمَةَ
اُو۬لُوا
الْقُرْبٰى
وَالْيَتَامٰى
وَالْمَسَاك۪ينُ
فَارْزُقُوهُمْ
مِنْهُ
وَقُولُوا
لَهُمْ
قَوْلاً
مَعْرُوفاً
Taksimde, yakınlar, yetimler ve düşkünler bulunursa, ondan onlara da verin, güzel sözler söyleyin.[8]
لَا
خَيْرَ
ف۪ي
كَث۪يرٍ
مِنْ
نَجْوٰيهُمْ
اِلَّا
مَنْ
اَمَرَ
بِصَدَقَةٍ
اَوْ
مَعْرُوفٍ
اَوْ
اِصْلَاحٍ
بَيْنَ
النَّاسِۜ
وَمَنْ
يَفْعَلْ
ذٰلِكَ
ابْتِغَٓاءَ
مَرْضَاتِ
اللّٰهِ
فَسَوْفَ
نُؤْت۪يهِ
اَجْراً
عَظ۪يماً
Ancak sadaka vermeyi yahut iyilik yapmayı ve insanların arasını düzeltmeyi gözeten kimseler müstesna, onların gizli toplantılarının çoğunda hayır yoktur. Bunları, Allah’ın rızasını kazanmak için yapana büyük ecir vereceğiz.[114]
اَلْمُنَافِقُونَ
وَالْمُنَافِقَاتُ
بَعْضُهُمْ
مِنْ
بَعْضٍۢ
يَأْمُرُونَ
بِالْمُنْكَرِ
وَيَنْهَوْنَ
عَنِ
الْمَعْرُوفِ
وَيَقْبِضُونَ
اَيْدِيَهُمْۜ
نَسُوا
اللّٰهَ
فَنَسِيَهُمْۜ
اِنَّ
الْمُنَافِق۪ينَ
هُمُ
الْفَاسِقُونَ
İkiyüzlü erkek ve kadınlar da birbirlerindendir: Kötülüğü emreder, iyiliğe engel olurlar; elleri de sıkıdır; Allah’ı unuttular, bu yüzden Allah da onları unuttu. Doğrusu ikiyüzlüler fasıktırlar.[67]
وَاَقْسَمُوا
بِاللّٰهِ
جَهْدَ
اَيْمَانِهِمْ
لَئِنْ
اَمَرْتَهُمْ
لَيَخْرُجُنَّۜ
قُلْ
لَا
تُقْسِمُواۚ
طَاعَةٌ
مَعْرُوفَةٌۜ
اِنَّ
اللّٰهَ
خَب۪يرٌ
بِمَا
تَعْمَلُونَ
Eğer kendilerine emredersen, o iki yüzlüler, savaşa çıkacaklarına bütün güçleriyle yemin ederler. De ki: «Yemin etmeyin; itaatiniz malumdur. Allah yaptıklarınızdan şüphesiz haberdardır.»[53]
وَاِنْ
جَاهَدَاكَ
عَلٰٓى
اَنْ
تُشْرِكَ
ب۪ي
مَا
لَيْسَ
لَكَ
بِه۪
عِلْمٌ
فَلَا
تُطِعْهُمَا
وَصَاحِبْهُمَا
فِي
الدُّنْيَا
مَعْرُوفاًۘ
وَاتَّبِعْ
سَب۪يلَ
مَنْ
اَنَابَ
اِلَيَّۚ
ثُمَّ
اِلَيَّ
مَرْجِعُكُمْ
فَاُنَبِّئُكُمْ
بِمَا
كُنْتُمْ
تَعْمَلُونَ
Ey insanoğlu! Ana baba, seni, körü körüne Bana ortak koşman için zorlarlarsa, onlara itaat etme; dünya işlerinde onlarla güzel geçin; Bana yönelen kimsenin yoluna uy; sonunda dönüşünüz Bana’dır. O zaman, yaptıklarınızı size bildiririm.[15]
اَلنَّبِيُّ
اَوْلٰى
بِالْمُؤْمِن۪ينَ
مِنْ
اَنْفُسِهِمْ
وَاَزْوَاجُهُٓ
اُمَّهَاتُهُمْۜ
وَاُو۬لُوا
الْاَرْحَامِ
بَعْضُهُمْ
اَوْلٰى
بِبَعْضٍ
ف۪ي
كِتَابِ
اللّٰهِ
مِنَ
الْمُؤْمِن۪ينَ
وَالْمُهَاجِر۪ينَ
اِلَّٓا
اَنْ
تَفْعَلُٓوا
اِلٰٓى
اَوْلِيَٓائِكُمْ
مَعْرُوفاًۜ
كَانَ
ذٰلِكَ
فِي
الْكِتَابِ
مَسْطُوراً
Müminlerin, Peygamberi kendi nefislerinden çok sevmeleri gerekir; onun eşleri onların anneleridir; akraba olanlar, miras hususunda, Allah’ın Kitap’ında birbirlerine müminler ve muhacirlerden daha yakındırlar. Dostlarınıza yapacağınız uygun bir vasiyet bunun dışındadır. Bu Kitap’ta yazılı bulunmaktadır.[6]
يَا نِسَٓاءَ
النَّبِيِّ
لَسْتُنَّ
كَاَحَدٍ
مِنَ
النِّسَٓاءِ
اِنِ
اتَّقَيْتُنَّ
فَلَا
تَخْضَعْنَ
بِالْقَوْلِ
فَيَطْمَعَ
الَّذ۪ي
ف۪ي
قَلْبِه۪
مَرَضٌ
وَقُلْنَ
قَوْلاً
مَعْرُوفاًۚ
Ey Peygamberin hanımları! Sizler herhangi bir kadın gibi değilsiniz. Allah’tan sakınıyorsanız edalı konuşmayın, yoksa, kalbi bozuk olan kimse kötü şeyler ümit eder; daima ciddi ve ağırbaşlı söz söyleyin.[32]
طَاعَةٌ
وَقَوْلٌ
مَعْرُوفٌ۠
فَاِذَا
عَزَمَ
الْاَمْرُ۠
فَلَوْ
صَدَقُوا
اللّٰهَ
لَكَانَ
خَيْراً
لَهُمْۚ
İnananlar: «Keşke bir süre indirilse de cihada çıksak» derlerdi. Fakat hükmü açık bir süre inip, orada savaş zikredilince, kalblerinde hastalık olanların, ölüm korkusuyla bayılmış kimselerin bakışları gibi, sana baktıklarını gördün. Oysa onlara itaat etmek ve uygun olanı söylemek yaraşırdı. İş ciddileşince Allah’a verdikleri yeminde doğruluk gösterselerdi, onların iyiliğine olurdu.[20-21]
يَٓا اَيُّهَا
النَّبِيُّ
اِذَا
جَٓاءَكَ
الْمُؤْمِنَاتُ
يُبَايِعْنَكَ
عَلٰٓى
اَنْ
لَا
يُشْرِكْنَ
بِاللّٰهِ
شَيْـٔاً
وَلَا
يَسْرِقْنَ
وَلَا
يَزْن۪ينَ
وَلَا
يَقْتُلْنَ
اَوْلَادَهُنَّ
وَلَا
يَأْت۪ينَ
بِبُهْتَانٍ
يَفْتَر۪ينَهُ
بَيْنَ
اَيْد۪يهِنَّ
وَاَرْجُلِهِنَّ
وَلَا
يَعْص۪ينَكَ
ف۪ي
مَعْرُوفٍ
فَبَايِعْهُنَّ
وَاسْتَغْفِرْ
لَهُنَّ
اللّٰهَۜ
اِنَّ
اللّٰهَ
غَفُورٌ
رَح۪يمٌ
Ey Peygamber! İnanmış kadınlar, Allah’a hiçbir ortak koşmamak, hırsızlık yapmamak, zina etmemek, çocuklarını öldürmemek, başkasının çocuğunu sahiplenerek kocasına isnadda bulunmamak ve uygun olanı işlemekte sana karşı gelmemek şartıyla sana beyat etmek üzere geldikleri zaman, onları kabul et; onlara Allah’tan bağışlanma dile; doğrusu Allah, bağışlayandır, acıyandır.[12]
Yükleniyor...