ا ن ت م
130ayette
135kez geçiyor
40/114surede
1farklı kelime
Mekkî / Medenî
Mekkî %61 · Medenî %39
İlk inen ayet (nüzul sırasıyla)
Kâfirûn 3
18. inen sure
En çok geçtiği sure
Bakara
18 kez
Kelime ailesi
Bu kökten türeyen farklı kelimeler. Tıklayınca geçtiği ayetler listelenir.
| Kelime | Tür | Vezin | Anlam | Adet |
|---|---|---|---|---|
| اَنْتُمْ | Zamir | أَنْتُمْ | Siz | 135 |
Anlam yelpazesi
Kökün kelimelerinin Türkçe karşılıkları.
Kavram ağı
Aynı ayette en çok birlikte geçtiği kökler (ayet sayısı). Tıklayınca ortak ayetler listelenir.
Sure dağılımı
Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
Vahiy sürecinde kullanım
Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.
← ilk inenson inen →
Ayetler
+ أ م ن ile birlikte ✕ Süzgeci kaldır
20 ayet
وَاِذْ
قُلْتُمْ
يَا مُوسٰى
لَنْ
نُؤْمِنَ
لَكَ
حَتّٰى
نَرَى
اللّٰهَ
جَهْرَةً
فَاَخَذَتْكُمُ
الصَّاعِقَةُ
وَاَنْتُمْ
تَنْظُرُونَ
«Ya Musa! Allah’ı apaçık görmedikçe sana inanmayacağız» demiştiniz de gözleriniz göre göre sizi yıldırım çarpmıştı.[55]
ثُمَّ
اَنْتُمْ
هٰٓؤُ۬لَٓاءِ
تَقْتُلُونَ
اَنْفُسَكُمْ
وَتُخْرِجُونَ
فَر۪يقاً
مِنْكُمْ
مِنْ
دِيَارِهِمْۘ
تَظَاهَرُونَ
عَلَيْهِمْ
بِالْاِثْمِ
وَالْعُدْوَانِۜ
وَاِنْ
يَأْتُوكُمْ
اُسَارٰى
تُفَادُوهُمْ
وَهُوَ
مُحَرَّمٌ
عَلَيْكُمْ
اِخْرَاجُهُمْۜ
اَفَتُؤْمِنُونَ
بِبَعْضِ
الْكِتَابِ
وَتَكْفُرُونَ
بِبَعْضٍۚ
فَمَا
جَزَٓاءُ
مَنْ
يَفْعَلُ
ذٰلِكَ
مِنْكُمْ
اِلَّا
خِزْيٌ
فِي
الْحَيٰوةِ
الدُّنْيَاۚ
وَيَوْمَ
الْقِيٰمَةِ
يُرَدُّونَ
اِلٰٓى
اَشَدِّ
الْعَذَابِۜ
وَمَا
اللّٰهُ
بِغَافِلٍ
عَمَّا
تَعْمَلُونَ
Sonra siz, birbirinizi öldüren, aranızdan bir takımı memleketlerinden süren, onlara karşı günah ve düşmanlıkta birleşen, onları çıkarmak haramken size esir olarak geldiklerinde fidyelerini vermeye kalkan kimselersiniz. Kitabın bir kısmına inanıp, bir kısmını inkar mı ediyorsunuz? Aranızda böyle yapanın cezası ancak dünya hayatında rezil olmaktır. Ahiret gününde de azabın en şiddetlisine onlar uğratılırlar. Allah yaptıklarınızdan gafil değildir.[85]
وَاِذَا
طَلَّقْتُمُ
النِّسَٓاءَ
فَبَلَغْنَ
اَجَلَهُنَّ
فَلَا
تَعْضُلُوهُنَّ
اَنْ
يَنْكِحْنَ
اَزْوَاجَهُنَّ
اِذَا
تَرَاضَوْا
بَيْنَهُمْ
بِالْمَعْرُوفِۜ
ذٰلِكَ
يُوعَظُ
بِه۪
مَنْ
كَانَ
مِنْكُمْ
يُؤْمِنُ
بِاللّٰهِ
وَالْيَوْمِ
الْاٰخِرِۜ
ذٰلِكُمْ
اَزْكٰى
لَكُمْ
وَاَطْهَرُۜ
وَاللّٰهُ
يَعْلَمُ
وَاَنْتُمْ
لَا
تَعْلَمُونَ
Kadınları boşadığınızda, müddetleri sona ermişse, kocaları ile birbirleriyle güzellikle anlaşmışlarsa evlenmelerine engel olmayın. İçinizden Allah’a ve ahiret gününe inanan kimse bundan ibret alır. Bu sizin için daha nezih ve daha paktır. Allah bilir, siz bilmezsiniz.[232]
قُلْ
يَٓا اَهْلَ
الْكِتَابِ
لِمَ
تَصُدُّونَ
عَنْ
سَب۪يلِ
اللّٰهِ
مَنْ
اٰمَنَ
تَبْغُونَهَا
عِوَجاً
وَاَنْتُمْ
شُهَدَٓاءُۜ
وَمَا
اللّٰهُ
بِغَافِلٍ
عَمَّا
تَعْمَلُونَ
De ki: «Ey Kitap ehli! Siz doğru olduğuna şahidken, niçin inananları Allah’ın yolunu eğri göstermeğe yeltenerek ondan çeviriyorsunuz? Allah işlediklerinizden gafil değildir».[99]
يَٓا اَيُّهَا
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
اتَّقُوا
اللّٰهَ
حَقَّ
تُقَاتِه۪
وَلَا
تَمُوتُنَّ
اِلَّا
وَاَنْتُمْ
مُسْلِمُونَ
Ey inananlar! Allah’tan, sakınılması gerektiği gibi sakının, sizler ancak müslüman olarak can verin.[102]
هَٓا اَنْتُمْ
اُو۬لَٓاءِ
تُحِبُّونَهُمْ
وَلَا
يُحِبُّونَكُمْ
وَتُؤْمِنُونَ
بِالْكِتَابِ
كُلِّه۪ۚ
وَاِذَا
لَقُوكُمْ
قَالُٓوا
اٰمَنَّاۗ
وَاِذَا
خَلَوْا
عَضُّوا
عَلَيْكُمُ
الْاَنَامِلَ
مِنَ
الْغَيْظِۜ
قُلْ
مُوتُوا
بِغَيْظِكُمْۜ
اِنَّ
اللّٰهَ
عَل۪يمٌ
بِذَاتِ
الصُّدُورِ
İşte siz, onlar sizi sevmezken onları seven ve Kitapların bütününe inanan kimselersiniz. Size rastladıkları zaman: «İnandık» derler, yalnız kaldıklarında da, size öfkelerinden parmaklarını ısırırlar. De ki: «Öfkenizden çatlayın». Allah kalblerde olanı bilir.[119]
وَلَا
تَهِنُوا
وَلَا
تَحْزَنُوا
وَاَنْتُمُ
الْاَعْلَوْنَ
اِنْ
كُنْتُمْ
مُؤْمِن۪ينَ
Gevşemeyin, üzülmeyin, inanmışsanız, mutlaka siz en üstünsünüzdür.[139]
مَا
كَانَ
اللّٰهُ
لِيَذَرَ
الْمُؤْمِن۪ينَ
عَلٰى
مَٓا
اَنْتُمْ
عَلَيْهِ
حَتّٰى
يَم۪يزَ
الْخَب۪يثَ
مِنَ
الطَّيِّبِۜ
وَمَا
كَانَ
اللّٰهُ
لِيُطْلِعَكُمْ
عَلَى
الْغَيْبِ
وَلٰكِنَّ
اللّٰهَ
يَجْتَب۪ي
مِنْ
رُسُلِه۪
مَنْ
يَشَٓاءُ
فَاٰمِنُوا
بِاللّٰهِ
وَرُسُلِه۪ۚ
وَاِنْ
تُؤْمِنُوا
وَتَتَّقُوا
فَلَكُمْ
اَجْرٌ
عَظ۪يمٌ
Allah inananları sizin durumunuzda bırakacak değildir, temizi pisten ayıracaktır. Allah size gaybı bildirecek değildir; fakat Allah peygamberlerinden dilediğini seçip, ona gaybı bildirir. Artık Allah’a ve peygamberlerine inanın; inanır ve sakınırsanız size büyük ecir vardır.[179]
يَٓا اَيُّهَا
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
لَا
تَقْرَبُوا
الصَّلٰوةَ
وَاَنْتُمْ
سُكَارٰى
حَتّٰى
تَعْلَمُوا
مَا
تَقُولُونَ
وَلَا
جُنُباً
اِلَّا
عَابِر۪ي
سَب۪يلٍ
حَتّٰى
تَغْتَسِلُواۜ
وَاِنْ
كُنْتُمْ
مَرْضٰٓى
اَوْ
عَلٰى
سَفَرٍ
اَوْ
جَٓاءَ
اَحَدٌ
مِنْكُمْ
مِنَ
الْغَٓائِطِ
اَوْ
لٰمَسْتُمُ
النِّسَٓاءَ
فَلَمْ
تَجِدُوا
مَٓاءً
فَتَيَمَّمُوا
صَع۪يداً
طَيِّباً
فَامْسَحُوا
بِوُجُوهِكُمْ
وَاَيْد۪يكُمْۜ
اِنَّ
اللّٰهَ
كَانَ
عَفُواًّ
غَفُوراً
Ey İnananlar! Sarhoşken, ne dediğinizi bilene kadar, cünübken, yolcu olan müstesna gusledene kadar namaza yaklaşmayın. Eğer hasta veya yolculukta iseniz yahut biriniz ayak yolundan gelmişseniz veya kadınlara yaklaşmışsanız ve bu durumlarda su bulamamışsanız tertemiz bir toprağa teyemmüm edin, yüzlerinize ve ellerinize sürün. Allah affeder ve bağışlar.[43]
يَٓا اَيُّهَا
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُٓوا
اَوْفُوا
بِالْعُقُودِۜ
اُحِلَّتْ
لَكُمْ
بَه۪يمَةُ
الْاَنْعَامِ
اِلَّا
مَا
يُتْلٰى
عَلَيْكُمْ
غَيْرَ
مُحِلِّي
الصَّيْدِ
وَاَنْتُمْ
حُرُمٌۜ
اِنَّ
اللّٰهَ
يَحْكُمُ
مَا
يُر۪يدُ
Ey İnananlar! Akidleri yerine getirin. İhramda iken avlanmayı helal görmeksizin, size bildirilecek olanlar dışında, hayvanlar helal kılındı; Allah dilediği hükmü verir.[1]
وَكُلُوا
مِمَّا
رَزَقَكُمُ
اللّٰهُ
حَلَالاً
طَيِّباًۖ
وَاتَّقُوا
اللّٰهَ
الَّـذ۪ٓي
اَنْتُمْ
بِه۪
مُؤْمِنُونَ
Allah’ın size verdiği rızıktan temiz ve helal olarak yiyin. İnandığınız Allah’tan sakının.[88]
يَٓا اَيُّهَا
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
لَا
تَقْتُلُوا
الصَّيْدَ
وَاَنْتُمْ
حُرُمٌۜ
وَمَنْ
قَتَلَهُ
مِنْكُمْ
مُتَعَمِّداً
فَجَزَٓاءٌ
مِثْلُ
مَا
قَتَلَ
مِنَ
النَّعَمِ
يَحْكُمُ
بِه۪
ذَوَا
عَدْلٍ
مِنْكُمْ
هَدْياً
بَالِغَ
الْكَعْبَةِ
اَوْ
كَفَّارَةٌ
طَعَامُ
مَسَاك۪ينَ
اَوْ
عَدْلُ
ذٰلِكَ
صِيَاماً
لِيَذُوقَ
وَبَالَ
اَمْرِه۪ۜ
عَفَا
اللّٰهُ
عَمَّا
سَلَفَۜ
وَمَنْ
عَادَ
فَيَنْتَقِمُ
اللّٰهُ
مِنْهُۜ
وَاللّٰهُ
عَز۪يزٌ
ذُو
انْتِقَامٍ
Ey İnananlar! İhramlı iken avı öldürmeyin. Sizden bile bile onu öldürene, ehli hayvanlardan öldürdüğü kadar olduğuna içinizden iki adil kimsenin hükmedeceği, Kabe’ye ulaşacak bir kurbanı ödeme, yahut düşkünlere yemek yedirme şeklinde keffaret ya da yaptığının ağırlığını tatmak üzere bunlara denk oruç tutma vardır. Allah geçmiştekileri affetmiştir, kim tekrar yaparsa Allah ondan öç alır. Allah Güçlü’dür, Öçalıcı’dır.[95]
يَٓا اَيُّهَا
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
شَهَادَةُ
بَيْنِكُمْ
اِذَا
حَضَرَ
اَحَدَكُمُ
الْمَوْتُ
ح۪ينَ
الْوَصِيَّةِ
اثْنَانِ
ذَوَا
عَدْلٍ
مِنْكُمْ
اَوْ
اٰخَرَانِ
مِنْ
غَيْرِكُمْ
اِنْ
اَنْتُمْ
ضَرَبْتُمْ
فِي
الْاَرْضِ
فَاَصَابَتْكُمْ
مُص۪يبَةُ
الْمَوْتِۜ
تَحْبِسُونَهُمَا
مِنْ
بَعْدِ
الصَّلٰوةِ
فَيُقْسِمَانِ
بِاللّٰهِ
اِنِ
ارْتَبْتُمْ
لَا
نَشْتَر۪ي
بِه۪
ثَمَناً
وَلَوْ
كَانَ
ذَا
قُرْبٰىۙ
وَلَا
نَكْتُمُ
شَهَادَةَ
اللّٰهِ
اِنَّٓا
اِذاً
لَمِنَ
الْاٰثِم۪ينَ
Ey İnananlar! Ölüm birinize geldiği zaman vasiyet ederken içinizden iki adil kimseyi; şayet yolculukta olup başınıza da ölüm musibeti gelmişse, namazdan sonra alıkoyacağınız, şüpheleniyorsanız, «Akraba bile olsa yeminle hiçbir değeri değiştirmeyeceğiz, Allah’ın şahidliğini gizlemeyeceğiz, yoksa şüphesiz günahkarlardan oluruz» diye yemin eden sizden olmayan iki kişiyi şahid tutun.[106]
يَٓا اَيُّهَا
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُٓوا
اَط۪يعُوا
اللّٰهَ
وَرَسُولَهُ
وَلَا
تَوَلَّوْا
عَنْهُ
وَاَنْتُمْ
تَسْمَعُونَۚ
Ey inananlar! Allah’a ve Peygamberine itaat edin, Kuran’ı dinleyip dururken yüz çevirmeyin, dinlemedikleri halde «dinledik» diyenler gibi olmayın.[20-21]
يَٓا اَيُّهَا
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
لَا
تَخُونُوا
اللّٰهَ
وَالرَّسُولَ
وَتَخُونُٓوا
اَمَانَاتِكُمْ
وَاَنْتُمْ
تَعْلَمُونَ
Ey inananlar! Allah’a ve Peygambere karşı hainlik etmeyin, size güvenilen şeylere bile bile hıyanet etmiş olursunuz.[27]
اِنَّ
الَّذ۪ينَ
يُحِبُّونَ
اَنْ
تَش۪يعَ
الْفَاحِشَةُ
فِي
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
لَهُمْ
عَذَابٌ
اَل۪يمٌۙ
فِي
الدُّنْيَا
وَالْاٰخِرَةِۜ
وَاللّٰهُ
يَعْلَمُ
وَاَنْتُمْ
لَا
تَعْلَمُونَ
Müminler arasından hayasızlığın yayılmasını arzu edenlere, işte onlara, dünya ve ahirette can yakıcı azap vardır. Allah bilir, siz ise bilmezsiniz.[19]
وَقَالَ
الَّذ۪ينَ
كَفَرُوا
لَنْ
نُؤْمِنَ
بِهٰذَا
الْقُرْاٰنِ
وَلَا
بِالَّذ۪ي
بَيْنَ
يَدَيْهِۜ
وَلَوْ
تَرٰٓى
اِذِ
الظَّالِمُونَ
مَوْقُوفُونَ
عِنْدَ
رَبِّهِمْۚ
يَرْجِعُ
بَعْضُهُمْ
اِلٰى
بَعْضٍۨ
الْقَوْلَۚ
يَقُولُ
الَّذ۪ينَ
اسْتُضْعِفُوا
لِلَّذ۪ينَ
اسْتَكْبَرُوا
لَوْلَٓا
اَنْتُمْ
لَكُنَّا
مُؤْمِن۪ينَ
İnkar edenler: «Bu Kuran’a ve ondan öncekilere inanmayacağız» dediler. Sen bu zalimleri, Rablerinin huzurunda dikilmiş oldukları zaman, suçu birbirine atıp dururken bir görsen! Güçsüz sayılanlar, büyüklük taslayanlara: «Siz olmasaydınız biz inanmış olacaktık» derler.[31]
وَاِذَا
ق۪يلَ
لَهُمْ
اَنْفِقُوا
مِمَّا
رَزَقَكُمُ
اللّٰهُۙ
قَالَ
الَّذ۪ينَ
كَفَرُوا
لِلَّذ۪ينَ
اٰمَنُٓوا
اَنُطْعِمُ
مَنْ
لَوْ
يَشَٓاءُ
اللّٰهُ
اَطْعَمَهُۗ
اِنْ
اَنْتُمْ
اِلَّا
ف۪ي
ضَلَالٍ
مُب۪ينٍ
Onlara: «Allah’ın size verdiği rızıktan sarfedin» denince inkar edenler inananlara: «Allah dileseydi doyurabileceği bir kimseyi biz mi doyuralım? Doğrusu siz apaçık bir sapıklıktasınız» derler.[47]
يَٓا اَيُّهَا
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
لَا
تَرْفَعُٓوا
اَصْوَاتَكُمْ
فَوْقَ
صَوْتِ
النَّبِيِّ
وَلَا
تَجْهَرُوا
لَهُ
بِالْقَوْلِ
كَجَهْرِ
بَعْضِكُمْ
لِبَعْضٍ
اَنْ
تَحْبَطَ
اَعْمَالُكُمْ
وَاَنْتُمْ
لَا
تَشْعُرُونَ
Ey inananlar! Seslerinizi, Peygamberin sesini bastıracak şekilde yükseltmeyin. Farkına varmadan, işlediklerinizin boşa gitmemesi için, Peygambere birbirinize bağırdığınız gibi yüksek sesle bağırmayın.[2]
وَاِنْ
فَاتَكُمْ
شَيْءٌ
مِنْ
اَزْوَاجِكُمْ
اِلَى
الْـكُفَّارِ
فَعَاقَبْتُمْ
فَاٰتُوا
الَّذ۪ينَ
ذَهَبَتْ
اَزْوَاجُهُمْ
مِثْلَ
مَٓا
اَنْفَقُواۜ
وَاتَّقُوا
اللّٰهَ
الَّـذ۪ٓي
اَنْتُمْ
بِه۪
مُؤْمِنُونَ
Ey mümin erkekler! Eğer inkar eden (kafir olan) eşlerinize sarfettiklerinizden inkarcılara bir şey geçecek olursa ganimetten, eşleri giden mümin erkeklere sarfettikleri miktar kadarını verin. İnandığınız Allah’a karşı gelmekten sakının.[11]
Yükleniyor...