ع ق ب
74ayette
80kez geçiyor
32/114surede
14farklı kelime
Mekkî / Medenî
Mekkî %69 · Medenî %31
İlk inen ayet (nüzul sırasıyla)
Şems 15
26. inen sure
En çok geçtiği sure
Ra’d
9 kez
Kelime ailesi
Bu kökten türeyen farklı kelimeler. Tıklayınca geçtiği ayetler listelenir.
| Kelime | Tür | Vezin | Anlam | Adet |
|---|---|---|---|---|
| عَاقِبَةُ | İsim | فَاعِلَةُ | Akıbet | 31 |
| الْعِقَابِ | İsim | الْفِعَالِ | Misilleme | 20 |
| عُقْبَى | İsim | فُعْلَى | Son | 8 |
| اَعْقَابِكُمْ | İsim | أَفْعَالِكُمْ | Ökçeleriniz | 4 |
| عَاقَبْتُمْ | Faale Babı | فَاعَلْتُمْ | Misilleme yaptınız | 4 |
| عُوقِبْتُمْ | Faale Babı | فُوعِلْتُمْ | Size misilleme yapıldı | 2 |
| عُقْباً۟ | İsim | فُعْلًا | Son | 2 |
| يُعَقِّبْۜ | Tef'il Babı | يُفَعِّلْ | Takip eder | 2 |
| الْعَقَبَةَۘ | İsim | الْفَعَلَةَ | Sarp yokuş | 2 |
| فَاَعْقَبَهُمْ | İfal Babı | فَأَفْعَلَهُمْ | Onların yerine koydu | 1 |
| مُعَقِّبَاتٌ | İsim | مُفَعِّلَاتٌ | Takip edenler | 1 |
| مُعَقِّبَ | İsim | مُفَعِّلَ | Takip eden | 1 |
| عَقِبِه۪ | İsim | فَعِلِهِ | Onun sonraki dönem | 1 |
| عَاقِبَتَهُمَٓا | İsim | فَاعِلَتَهُمَا | İkisinin akıbeti | 1 |
Anlam yelpazesi
Kökün kelimelerinin Türkçe karşılıkları.
Kavram ağı
Aynı ayette en çok birlikte geçtiği kökler (ayet sayısı). Tıklayınca ortak ayetler listelenir.
Sure dağılımı
Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
Vahiy sürecinde kullanım
Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.
← ilk inenson inen →
Ayetler
Ra’d suresi ✕ Süzgeci kaldır
8 ayet
وَيَسْتَعْجِلُونَكَ
بِالسَّيِّئَةِ
قَبْلَ
الْحَسَنَةِ
وَقَدْ
خَلَتْ
مِنْ
قَبْلِهِمُ
الْمَثُلَاتُۜ
وَاِنَّ
رَبَّكَ
لَذُو
مَغْفِرَةٍ
لِلنَّاسِ
عَلٰى
ظُلْمِهِمْۚ
وَاِنَّ
رَبَّكَ
لَشَد۪يدُ
الْعِقَابِ
Puta tapanlar senden, iyilikten önce kötülük isterler, oysa onlardan önce nice ibret alınacak cezalar verilmiştir. Doğrusu Rabbinin, insanların zulümlerine rağmen onlara mağfireti vardır. Rabbinin cezalandırması çetindir.[6]
لَهُ
مُعَقِّبَاتٌ
مِنْ
بَيْنِ
يَدَيْهِ
وَمِنْ
خَلْفِه۪
يَحْفَظُونَهُ
مِنْ
اَمْرِ
اللّٰهِۜ
اِنَّ
اللّٰهَ
لَا
يُغَيِّرُ
مَا
بِقَوْمٍ
حَتّٰى
يُغَيِّرُوا
مَا
بِاَنْفُسِهِمْۜ
وَاِذَٓا
اَرَادَ
اللّٰهُ
بِقَوْمٍ
سُٓوءاً
فَلَا
مَرَدَّ
لَهُۚ
وَمَا
لَهُمْ
مِنْ
دُونِه۪
مِنْ
وَالٍ
Ardında ve önünde insanoğlunu takip edenler vardır; Allah’ın emriyle onu gözetirler. Bir millet kendini bozmadıkça Allah onların durumunu değiştirmez. Allah bir milletin fenalığını dileyince artık onun önüne geçilmez. Onlar için Allah’tan başka hami de bulunmaz.[11]
وَالَّذ۪ينَ
صَبَرُوا
ابْتِغَٓاءَ
وَجْهِ
رَبِّهِمْ
وَاَقَامُوا
الصَّلٰوةَ
وَاَنْفَقُوا
مِمَّا
رَزَقْنَاهُمْ
سِراًّ
وَعَلَانِيَةً
وَيَدْرَؤُ۫نَ
بِالْحَسَنَةِ
السَّيِّئَةَ
اُو۬لٰٓئِكَ
لَهُمْ
عُقْبَى
الدَّارِۙ
Onlar, Rablerinin rızasını dileyerek sabrederler, namazı kılarlar; kendilerine verdiğimiz rızıktan, gizlice ve açıkça sarfederler; iyilik yaparak kötülüğü ortadan kaldırırlar; işte onlara bu dünyanın iyi sonucu, girecekleri Adn cennetleri vardır; babalarının, eşlerinin, çocuklarının iyi olanları da oraya girerler. Melekler her kapıdan yanlarına girip: «Sabretmenize karşılık size selam olsun; burası dünyanın ne güzel bir sonucudur!» derler.[22-24]
سَلَامٌ
عَلَيْكُمْ
بِمَا
صَبَرْتُمْ
فَنِعْمَ
عُقْبَى
الدَّارِۜ
Onlar, Rablerinin rızasını dileyerek sabrederler, namazı kılarlar; kendilerine verdiğimiz rızıktan, gizlice ve açıkça sarfederler; iyilik yaparak kötülüğü ortadan kaldırırlar; işte onlara bu dünyanın iyi sonucu, girecekleri Adn cennetleri vardır; babalarının, eşlerinin, çocuklarının iyi olanları da oraya girerler. Melekler her kapıdan yanlarına girip: «Sabretmenize karşılık size selam olsun; burası dünyanın ne güzel bir sonucudur!» derler.[22-24]
وَلَقَدِ
اسْتُهْزِئَ
بِرُسُلٍ
مِنْ
قَبْلِكَ
فَاَمْلَيْتُ
لِلَّذ۪ينَ
كَفَرُوا
ثُمَّ
اَخَذْتُهُمْ۠
فَكَيْفَ
كَانَ
عِقَابِ
And olsun ki, senden önce de nice peygamberler alaya alınmıştı. İnkar edenleri önce erteledim, sonra cezalarını verdim. Cezalandırmam nasıldı?[32]
مَثَلُ
الْجَنَّةِ
الَّت۪ي
وُعِدَ
الْمُتَّقُونَۜ
تَجْر۪ي
مِنْ
تَحْتِهَا
الْاَنْهَارُۜ
اُكُلُهَا
دَٓائِمٌ
وَظِلُّهَاۜ
تِلْكَ
عُقْبَى
الَّذ۪ينَ
اتَّقَوْاۗ
وَعُقْبَى
الْكَافِر۪ينَ
النَّارُ
Allah’a karşı gelmekten sakınanlara vadedilen cennetin altından ırmaklar akar; oranın yiyecekleri ve gölgeleri devamlıdır. Bu, sakınanların elde edeceği sonuçtur, inkarcıların varacağı sonuç ise ateştir.[35]
اَوَلَمْ
يَرَوْا
اَنَّا
نَأْتِي
الْاَرْضَ
نَنْقُصُهَا
مِنْ
اَطْرَافِهَاۜ
وَاللّٰهُ
يَحْكُمُ
لَا
مُعَقِّبَ
لِحُكْمِه۪ۜ
وَهُوَ
سَر۪يعُ
الْحِسَابِ
Görmüyorlar mı ki, Biz yeryüzünü etrafından gitgide eksiltmekteyiz. Hüküm Allah’ındır, O’nun hükmünü takip edip bozacak yoktur. O, hesabı çabuk görür.[41]
وَقَدْ
مَكَرَ
الَّذ۪ينَ
مِنْ
قَبْلِهِمْ
فَلِلّٰهِ
الْمَكْرُ
جَم۪يعاًۜ
يَعْلَمُ
مَا
تَكْسِبُ
كُلُّ
نَفْسٍۜ
وَسَيَعْلَمُ
الْكُفَّارُ
لِمَنْ
عُقْبَى
الدَّارِ
Onlardan öncekiler de tuzak kurdular, oysa bütün tuzaklar(ın cezası) Allah’ındır, Herkesin yaptığını bilir. İnkarcılar da, neticenin kimin olduğunu göreceklerdir.[42]
Yükleniyor...