غ ن ي
72ayette
73kez geçiyor
44/114surede
16farklı kelime
Mekkî / Medenî
Mekkî %63 · Medenî %37
İlk inen ayet (nüzul sırasıyla)
Alak 7
1. inen sure
En çok geçtiği sure
Âl-i İmrân
4 kez
Kelime ailesi
Bu kökten türeyen farklı kelimeler. Tıklayınca geçtiği ayetler listelenir.
| Kelime | Tür | Vezin | Anlam | Adet |
|---|---|---|---|---|
| يُغْن۪ي | İfal Babı | يُفْعِلُ | Zenginleştirir | 14 |
| الْغَنِيُّ | İsim | الْفَعِيلُ | Zengin | 13 |
| اَغْنٰى | Feile-Yefalu | أَفْعَلَ | Zenginleştirdi | 10 |
| تُغْنِيَ | İfal Babı | تُفْعِلَ | Zenginleştirir | 6 |
| اَغْنِيَٓاءَ | İsim | أَفْعِلَاءُ | Zenginler | 4 |
| غَنِيٌّ | Sıfat | فَعِيلٌ | Zengin | 4 |
| وَاسْتَغْنَى | İstifal | وَاسْتَفْعَلَ | İhtiyaç duymadı | 4 |
| غَنِياًّ | İsim | فَعِيلًا | Zengin | 3 |
| يُغْنِ | İfal Babı | يُفْعِلْ | Korur | 3 |
| يَغْنَوْا | Feile-Yefalu | يَفْعَلُوا | Zengin olurlar | 3 |
| تُغْنِ | İfal Babı | تُفْعِلْ | Zenginleştirir | 3 |
| مُغْنُونَ | İsim | مُفْعِلُونَ | Koruyanlar | 2 |
| اَغْنٰيهُمُ | Feile-Yefalu | أَفْعَلَهُمُ | Onları zenginleştirdi | 1 |
| تَغْنَ | Feile-Yefalu | تَفْعَلْ | Zengin olur | 1 |
| اَغْنَتْ | İfal Babı | أَفْعَلَتْ | Zenginleştirdi | 1 |
| اُغْن۪ي | İfal Babı | أُفْعِلُ | Korurum | 1 |
Anlam yelpazesi
Kökün kelimelerinin Türkçe karşılıkları.
Kavram ağı
Aynı ayette en çok birlikte geçtiği kökler (ayet sayısı). Tıklayınca ortak ayetler listelenir.
Sure dağılımı
Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
Vahiy sürecinde kullanım
Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.
← ilk inenson inen →
Ayetler
“Zengin” ✕ Süzgeci kaldır
19 ayet
قَوْلٌ
مَعْرُوفٌ
وَمَغْفِرَةٌ
خَيْرٌ
مِنْ
صَدَقَةٍ
يَتْبَعُهَٓا
اَذًىۜ
وَاللّٰهُ
غَنِيٌّ
حَل۪يمٌ
Güzel bir söz ve bağışlama, peşinden eza gelen bir sadakadan daha iyidir. Allah müstağnidir, Halim’dir.[263]
يَٓا اَيُّهَا
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُٓوا
اَنْفِقُوا
مِنْ
طَيِّبَاتِ
مَا
كَسَبْتُمْ
وَمِمَّٓا
اَخْرَجْنَا
لَكُمْ
مِنَ
الْاَرْضِۖ
وَلَا
تَيَمَّمُوا
الْخَب۪يثَ
مِنْهُ
تُنْفِقُونَ
وَلَسْتُمْ
بِاٰخِذ۪يهِ
اِلَّٓا
اَنْ
تُغْمِضُوا
ف۪يهِۜ
وَاعْلَمُٓوا
اَنَّ
اللّٰهَ
غَنِيٌّ
حَم۪يدٌ
Ey İnananlar! Kazandıklarınızın temizlerinden ve size yerden çıkardıklarımızdan sarfedin; iğrenmeden alamıyacağınız pis şeyleri vermeye kalkmayın. Allah’ın müstağni ve övülmeye layık olduğunu bilin.[267]
ف۪يهِ
اٰيَاتٌ
بَيِّنَاتٌ
مَقَامُ
اِبْرٰه۪يمَۚ
وَمَنْ
دَخَلَهُ
كَانَ
اٰمِناًۜ
وَلِلّٰهِ
عَلَى
النَّاسِ
حِجُّ
الْبَيْتِ
مَنِ
اسْتَطَاعَ
اِلَيْهِ
سَب۪يلاًۜ
وَمَنْ
كَفَرَ
فَاِنَّ
اللّٰهَ
غَنِيٌّ
عَنِ
الْعَالَم۪ينَ
Orada apaçık deliller vardır, İbrahim’in makamı vardır; kim oraya girerse, güvenlik içinde olur; oraya yol bulabilen insana Allah için Kabe’yi haccetmesi gereklidir. Kim inkar ederse, bilsin ki; doğrusu Allah alemlerden müstağnidir.[97]
وَابْتَلُوا
الْيَتَامٰى
حَتّٰٓى
اِذَا
بَلَغُوا
النِّكَاحَۚ
فَاِنْ
اٰنَسْتُمْ
مِنْهُمْ
رُشْداً
فَادْفَعُٓوا
اِلَيْهِمْ
اَمْوَالَهُمْۚ
وَلَا
تَأْكُلُوهَٓا
اِسْرَافاً
وَبِدَاراً
اَنْ
يَكْـبَرُواۜ
وَمَنْ
كَانَ
غَنِياًّ
فَلْيَسْتَعْفِفْۚ
وَمَنْ
كَانَ
فَق۪يراً
فَلْيَأْكُلْ
بِالْمَعْرُوفِۜ
فَاِذَا
دَفَعْتُمْ
اِلَيْهِمْ
اَمْوَالَهُمْ
فَاَشْهِدُوا
عَلَيْهِمْۜ
وَكَفٰى
بِاللّٰهِ
حَس۪يباً
Yetimleri, evlenme çağına gelene kadar deneyin; onlarda olgunlaşma görürseniz mallarını kendilerine verin; büyüyecekler de geri alacaklar diye onları israf ederek ve tez elden yemeyin. Zengin olan, iffetli olmağa çalışsın, yoksul olan uygun bir şekilde yesin. Mallarını kendilerine verdiğiniz zaman, yanlarında şahid bulundurun. Hesap sormak için Allah yeter.[6]
وَلِلّٰهِ
مَا
فِي
السَّمٰوَاتِ
وَمَا
فِي
الْاَرْضِۜ
وَلَقَدْ
وَصَّيْنَا
الَّذ۪ينَ
اُو۫تُوا
الْكِتَابَ
مِنْ
قَبْلِكُمْ
وَاِيَّاكُمْ
اَنِ
اتَّقُوا
اللّٰهَۜ
وَاِنْ
تَكْفُرُوا
فَاِنَّ
لِلّٰهِ
مَا
فِي
السَّمٰوَاتِ
وَمَا
فِي
الْاَرْضِۜ
وَكَانَ
اللّٰهُ
غَنِياًّ
حَم۪يداً
Göklerde olanlar da, yerde olanlar da Allah’ındır. And olsun ki, sizden önce Kitap verilenlere ve size, Allah’tan sakınmanızı tavsiye ettik. İnkar ederseniz bilin ki, göklerde olanlar da yerde olanlar da Allah’ındır. Vekil olarak Allah yeter.[131]
يَٓا اَيُّهَا
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
كُونُوا
قَوَّام۪ينَ
بِالْقِسْطِ
شُهَدَٓاءَ
لِلّٰهِ
وَلَوْ
عَلٰٓى
اَنْفُسِكُمْ
اَوِ
الْوَالِدَيْنِ
وَالْاَقْرَب۪ينَۚ
اِنْ
يَكُنْ
غَنِياًّ
اَوْ
فَق۪يراً
فَاللّٰهُ
اَوْلٰى
بِهِمَا
فَلَا
تَتَّبِعُوا
الْهَوٰٓى
اَنْ
تَعْدِلُواۚ
وَاِنْ
تَلْـوُٓ۫ا
اَوْ
تُعْرِضُوا
فَاِنَّ
اللّٰهَ
كَانَ
بِمَا
تَعْمَلُونَ
خَب۪يراً
Ey İnananlar! Kendiniz, ana babanız ve yakınlarınız aleyhlerine de olsa, Allah için şahit olarak adaleti gözetin; ister zengin, ister fakir olsun, Allah onlara daha yakındır. Adaletinizde heveslere uymayın. Eğer eğriltirseniz veya yüz çevirirseniz bilin ki, Allah işlediklerinizden şüphesiz haberdardır.[135]
وَرَبُّكَ
الْغَنِيُّ
ذُو
الرَّحْمَةِۜ
اِنْ
يَشَأْ
يُذْهِبْكُمْ
وَيَسْتَخْلِفْ
مِنْ
بَعْدِكُمْ
مَا
يَشَٓاءُ
كَمَٓا
اَنْشَاَكُمْ
مِنْ
ذُرِّيَّةِ
قَوْمٍ
اٰخَر۪ينَۜ
Rabbin müstağni ve rahmet sahibidir. Dilerse, sizi başka bir milletin soyundan getirdiği gibi, sizi yok eder, dilediğini yerinize getirir.[133]
قَالُوا
اتَّخَذَ
اللّٰهُ
وَلَداً
سُبْحَانَهُۜ
هُوَ
الْغَنِيُّۜ
لَهُ
مَا
فِي
السَّمٰوَاتِ
وَمَا
فِي
الْاَرْضِۜ
اِنْ
عِنْدَكُمْ
مِنْ
سُلْطَانٍ
بِهٰذَاۜ
اَتَقُولُونَ
عَلَى
اللّٰهِ
مَا
لَا
تَعْلَمُونَ
«Allah çocuk edindi» dediler; haşa; O müstağnidir; göklerde ve yerde olanlara sahiptir. Elinizde, onun çocuk edindiğine dair bir delil yoktur, bilmediğiniz şeyi Allah’a karşı nasıl söylüyorsunuz?[68]
وَقَالَ
مُوسٰٓى
اِنْ
تَكْفُرُٓوا
اَنْتُمْ
وَمَنْ
فِي
الْاَرْضِ
جَم۪يعاًۙ
فَاِنَّ
اللّٰهَ
لَغَنِيٌّ
حَم۪يدٌ
Musa: «Siz ve yeryüzünde olanlar, hepiniz nankörlük etseniz, Allah yine de müstağni ve övülmeğe layık olandır» demişti.[8]
لَهُ
مَا
فِي
السَّمٰوَاتِ
وَمَا
فِي
الْاَرْضِۜ
وَاِنَّ
اللّٰهَ
لَهُوَ
الْغَنِيُّ
الْحَم۪يدُ۟
Göklerde olanlar, yerde olanlar O’nundur. Doğrusu Allah müstağnidir, övülmeğe layık olandır.[64]
قَالَ
الَّذ۪ي
عِنْدَهُ
عِلْمٌ
مِنَ
الْكِتَابِ
اَنَا۬
اٰت۪يكَ
بِه۪
قَبْلَ
اَنْ
يَرْتَدَّ
اِلَيْكَ
طَرْفُكَۜ
فَلَمَّا
رَاٰهُ
مُسْتَقِراًّ
عِنْدَهُ
قَالَ
هٰذَا
مِنْ
فَضْلِ
رَبّ۪ي۠
لِيَبْلُوَن۪ٓي
ءَاَشْكُرُ
اَمْ
اَكْفُرُۜ
وَمَنْ
شَكَرَ
فَاِنَّمَا
يَشْكُرُ
لِنَفْسِه۪ۚ
وَمَنْ
كَفَرَ
فَاِنَّ
رَبّ۪ي
غَنِيٌّ
كَر۪يمٌ
Kitabın bilgisine sahip olan biri: «Gözünü açıp kapamadan ben onu sana getiririm» dedi. Süleyman, tahtı yanına yerleşivermiş görünce: «Bu, şükür mü edeceğim yoksa nankörlük mü edeceğim diye beni sınayan Rabbimin lütfundandır. Şükreden ancak kendisi için şükretmiş olur; fakat nankörlük eden bilsin ki Rabbim müstağnidir, kerem sahibidir» dedi.[40]
وَمَنْ
جَاهَدَ
فَاِنَّمَا
يُجَاهِدُ
لِنَفْسِه۪ۜ
اِنَّ
اللّٰهَ
لَغَنِيٌّ
عَنِ
الْعَالَم۪ينَ
Hak uğrunda cihat eden, ancak kendisi için cihat etmiş olur. Doğrusu Allah, alemlerden müstağnidir.[6]
وَلَقَدْ
اٰتَيْنَا
لُقْمٰنَ
الْحِكْمَةَ
اَنِ
اشْكُرْ
لِلّٰهِۜ
وَمَنْ
يَشْكُرْ
فَاِنَّمَا
يَشْكُرُ
لِنَفْسِه۪ۚ
وَمَنْ
كَفَرَ
فَاِنَّ
اللّٰهَ
غَنِيٌّ
حَم۪يدٌ
And olsun ki, Lokman’a, Allah’a şükretmesi için hikmet verdik. Şükreden kimse ancak kendisi için şükretmiş olur. Nankörlük eden ise, bilsin ki, Allah her şeyden müstağnidir, övülmeğe layık olandır.[12]
لِلّٰهِ
مَا
فِي
السَّمٰوَاتِ
وَالْاَرْضِۜ
اِنَّ
اللّٰهَ
هُوَ
الْغَنِيُّ
الْحَم۪يدُ
Göklerde ve yerde olanlar Allah’ındır. Şüphesiz Allah müstağnidir, övülmeğe layıktır.[26]
يَٓا اَيُّهَا
النَّاسُ
اَنْتُمُ
الْفُقَـرَٓاءُ
اِلَى
اللّٰهِۚ
وَاللّٰهُ
هُوَ
الْغَنِيُّ
الْحَم۪يدُ
Ey insanlar! Siz Allah’a muhtaçsınız, Allah ise müstağnidir, övülmeğe layık olandır.[15]
اِنْ
تَكْفُرُوا
فَاِنَّ
اللّٰهَ
غَنِيٌّ
عَنْكُمْ
وَلَا
يَرْضٰى
لِعِبَادِهِ
الْكُفْرَۚ
وَاِنْ
تَشْكُرُوا
يَرْضَهُ۬
لَكُمْۜ
وَلَا
تَزِرُ
وَازِرَةٌ
وِزْرَ
اُخْرٰىۜ
ثُمَّ
اِلٰى
رَبِّكُمْ
مَرْجِعُكُمْ
فَيُنَبِّئُكُمْ
بِمَا
كُنْتُمْ
تَعْمَلُونَۜ
اِنَّهُ
عَل۪يمٌ
بِذَاتِ
الصُّدُورِ
Eğer inkar ederseniz bilin ki Allah sizden müstağnidir. Kullarının inkarından hoşnut olmaz. Eğer şükrederseniz sizden hoşnut olur. Hiçbir günahkar diğerinin günahını yüklenmez. Sonunda dönüşünüz Rabbinizedir; yaptıklarınızı o zaman size haber verir; çünkü O, kalblerde olanı bilir.[7]
اَلَّذ۪ينَ
يَبْخَلُونَ
وَيَأْمُرُونَ
النَّاسَ
بِالْبُخْلِۜ
وَمَنْ
يَتَوَلَّ
فَاِنَّ
اللّٰهَ
هُوَ
الْغَنِيُّ
الْحَم۪يدُ
Bunlar cimrilik ederler ve insanlara da cimrilik yapmalarını söylerler. Allah’ın buyruğundan kim yüz çevirirse bilsin ki, Allah şüphesiz müstağni ve övülmeğe layık olandır.[24]
لَقَدْ
كَانَ
لَـكُمْ
ف۪يهِمْ
اُسْوَةٌ
حَسَنَةٌ
لِمَنْ
كَانَ
يَرْجُوا
اللّٰهَ
وَالْيَوْمَ
الْاٰخِرَۜ
وَمَنْ
يَتَوَلَّ
فَاِنَّ
اللّٰهَ
هُوَ
الْغَنِيُّ
الْحَم۪يدُ۟
And olsun ki, sizlerden, Allah’ı ve ahiret gününü uman kimse için, bunlarda güzel örnekler vardır. Kim yüz çevirirse kendi aleyhine olur, doğrusu Allah müstağnidir, övülmeğe layıktır.[6]
ذٰلِكَ
بِاَنَّهُ
كَانَتْ
تَأْت۪يهِمْ
رُسُلُهُمْ
بِالْبَيِّنَاتِ
فَقَالُٓوا
اَبَشَرٌ
يَهْدُونَنَاۘ
فَكَفَرُوا
وَتَوَلَّوْا
وَاسْتَغْنَى
اللّٰهُۜ
وَاللّٰهُ
غَنِيٌّ
حَم۪يدٌ
Bu, kendilerine peygamberleri belgelerle geldiğinde: «Bizi doğru yola bir insan mı eriştirecek?» diyerek inkar edip gerçeğe yüz çevirmelerinden ötürüdür. Allah hiçbir şeye muhtaç olmadığını ortaya koymuştur. Allah müstağnidir, övülmeğe layık olandır.[6]
Yükleniyor...