ف ج ر
21ayette
24kez geçiyor
16/114surede
14farklı kelime
Mekkî / Medenî
Mekkî %75 · Medenî %25
İlk inen ayet (nüzul sırasıyla)
Fecr 1
10. inen sure
En çok geçtiği sure
İsrâ
5 kez
Kelime ailesi
Bu kökten türeyen farklı kelimeler. Tıklayınca geçtiği ayetler listelenir.
| Kelime | Tür | Vezin | Anlam | Adet |
|---|---|---|---|---|
| الْفَجْرِ | İsim | الْفَعْلِ | Şafak | 6 |
| وَفَجَّرْنَا | Tef'il Babı | وَفَعَّلْنَا | Ve yardık | 3 |
| كَالْفُجَّارِ | İsim | كَالْفُعَّالِ | Ahlaksızlar | 3 |
| تَفْج۪يراًۙ | İsim | تَفْعِيلًا | Yarmak | 2 |
| فَانْفَجَرَتْ | İnfial Babı | فَانْفَعَلَتْ | Hemen yarıldı | 1 |
| يَتَفَجَّرُ | Tefe'ale Babı | يَتَفَعَّلُ | Fışkırır | 1 |
| تَفْجُرَ | Feale-Yefulu | تَفْعُلَ | Yararsın | 1 |
| فَتُفَجِّرَ | Tef'il Babı | فَتُفَعِّلَ | Hemen yararsın | 1 |
| فَاجِراً | İsim | فَاعِلًا | Ahlaksız | 1 |
| لِيَفْجُرَ | Feale-Yefulu | لِيَفْعُلَ | Ahlaksızlık yapması için | 1 |
| يُفَجِّرُونَهَا | Tef'il Babı | يُفَعِّلُونَهَا | Onu yararlar | 1 |
| الْفَجَرَةُ | Sıfat | الْفَعَلَةُ | Ahlaksızlar | 1 |
| فُجِّرَتْۙ | Tef'il Babı | فُعِّلَتْ | Yarıldı | 1 |
| فُجُورَهَا | İsim | فُعُولَهَا | Onun ahlaksızlığı | 1 |
Anlam yelpazesi
Kökün kelimelerinin Türkçe karşılıkları.
Şafak 5
Ve yardık 3
Ahlaksızlar 3
Yarmak 2
Hemen yarıldı 1
Fışkırır 1
Yararsın 1
Hemen yararsın 1
Ahlaksızlar gibi 1
Ahlaksız 1
Ahlaksızlık yapması için 1
Onu yararlar 1
Yarıldı 1
Şafağa yemin olsun 1
Diğer 1 anlam
Kavram ağı
Aynı ayette en çok birlikte geçtiği kökler (ayet sayısı). Tıklayınca ortak ayetler listelenir.
Sure dağılımı
Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî
96
68
73
74
1
111
81
87
92
89
93
94
103
100
108
102
107
109
105
113
114
112
53
80
97
91
85
95
106
101
75
104
77
50
90
86
54
38
7
72
36
25
35
19
20
56
26
27
28
17
10
11
12
15
6
37
31
34
39
40
41
42
43
44
45
46
51
88
18
16
71
14
21
23
32
52
67
69
70
78
79
82
84
30
29
83
2
8
3
33
60
4
99
57
47
13
55
76
65
98
59
24
22
63
58
49
66
64
61
62
48
5
9
110
Vahiy sürecinde kullanım
Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.
← ilk inenson inen →
Ayetler
21 ayet
وَاِذِ
اسْتَسْقٰى
مُوسٰى
لِقَوْمِه۪
فَقُلْنَا
اضْرِبْ
بِعَصَاكَ
الْحَجَرَۜ
فَانْفَجَرَتْ
مِنْهُ
اثْنَتَا
عَشْرَةَ
عَيْناًۜ
قَدْ
عَلِمَ
كُلُّ
اُنَاسٍ
مَشْرَبَهُمْۜ
كُلُوا
وَاشْرَبُوا
مِنْ
رِزْقِ
اللّٰهِ
وَلَا
تَعْثَوْا
فِي
الْاَرْضِ
مُفْسِد۪ينَ
Musa, milleti için su aramıştı; «Asanla taşa vur» dedik; ondan on iki pınar fışkırdı, herkes içeceği yeri bildi. Allah’ın rızkından yiyin, için, yalnız yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın.[60]
ثُمَّ
قَسَتْ
قُلُوبُكُمْ
مِنْ
بَعْدِ
ذٰلِكَ
فَهِيَ
كَالْحِجَارَةِ
اَوْ
اَشَدُّ
قَسْوَةًۜ
وَاِنَّ
مِنَ
الْحِجَارَةِ
لَمَا
يَتَفَجَّرُ
مِنْهُ
الْاَنْهَارُۜ
وَاِنَّ
مِنْهَا
لَمَا
يَشَّقَّقُ
فَيَخْرُجُ
مِنْهُ
الْمَٓاءُۜ
وَاِنَّ
مِنْهَا
لَمَا
يَهْبِطُ
مِنْ
خَشْيَةِ
اللّٰهِۜ
وَمَا
اللّٰهُ
بِغَافِلٍ
عَمَّا
تَعْمَلُونَ
Sonra kalbleriniz yine katılaştı, taş gibi, hatta daha da katı oldu. Nitekim taşlar arasında kendisinden ırmaklar fışkıran vardır; yarılıp su çıkan vardır; Allah korkusundan yuvarlananlar vardır. Allah yaptıklarınızı bilmez değildir.[74]
اُحِلَّ
لَكُمْ
لَيْلَةَ
الصِّيَامِ
الرَّفَثُ
اِلٰى
نِسَٓائِكُمْۜ
هُنَّ
لِبَاسٌ
لَكُمْ
وَاَنْتُمْ
لِبَاسٌ
لَهُنَّۜ
عَلِمَ
اللّٰهُ
اَنَّكُمْ
كُنْتُمْ
تَخْتَانُونَ
اَنْفُسَكُمْ
فَتَابَ
عَلَيْكُمْ
وَعَفَا
عَنْكُمْۚ
فَالْـٰٔنَ
بَاشِرُوهُنَّ
وَابْتَغُوا
مَا
كَتَبَ
اللّٰهُ
لَكُمْۖ
وَكُلُوا
وَاشْرَبُوا
حَتّٰى
يَتَبَيَّنَ
لَكُمُ
الْخَيْطُ
الْاَبْيَضُ
مِنَ
الْخَيْطِ
الْاَسْوَدِ
مِنَ
الْفَجْرِۖ
ثُمَّ
اَتِمُّوا
الصِّيَامَ
اِلَى
الَّيْلِۚ
وَلَا
تُبَاشِرُوهُنَّ
وَاَنْتُمْ
عَاكِفُونَۙ
فِي
الْمَسَاجِدِۜ
تِلْكَ
حُدُودُ
اللّٰهِ
فَلَا
تَقْرَبُوهَاۜ
كَذٰلِكَ
يُبَيِّنُ
اللّٰهُ
اٰيَاتِه۪
لِلنَّاسِ
لَعَلَّهُمْ
يَتَّقُونَ
Oruç tuttuğunuz günlerin gecesi kadınlarınıza yaklaşmanız size helal kılındı, onlar sizin örtünüz, siz de onların örtülerisiniz. Allah, nefsinize güvenemiyeceğinizi biliyordu, bu sebeple tevbenizi kabul edip sizi affetti; artık onlara yaklaşabilirsiniz. Allah’ın sizin için takdir ettiğini dileyin. Tan yerinde, beyaz iplik siyah iplikten sizce ayırdedilinceye kadar, yiyin için, sonra orucu geceye kadar tamamlayın. Mescidlerde itikafa çekildiğinizde kadınlarınıza yaklaşmayın. Allah insanlara yasaklardan sakınsınlar diye ayetlerini böylece apaçık bildirir.[187]
اَقِمِ
الصَّلٰوةَ
لِدُلُوكِ
الشَّمْسِ
اِلٰى
غَسَقِ
الَّيْلِ
وَقُرْاٰنَ
الْفَجْرِۜ
اِنَّ
قُرْاٰنَ
الْفَجْرِ
كَانَ
مَشْهُوداً
Güneşin batıya yönelmesinden gecenin kararmasına kadar namaz kıl; sabah vakti de namaz kıl, zira sabah namazına melekler şahit olur.[78]
وَقَالُوا
لَنْ
نُؤْمِنَ
لَكَ
حَتّٰى
تَفْجُرَ
لَنَا
مِنَ
الْاَرْضِ
يَنْبُوعاًۙ
Şöyle söylediler: «Bize, yerden kaynaklar fışkırtmadıkça sana inanmayacağız»,[90]
اَوْ
تَكُونَ
لَكَ
جَنَّةٌ
مِنْ
نَخ۪يلٍ
وَعِنَبٍ
فَتُفَجِّرَ
الْاَنْهَارَ
خِلَالَهَا
تَفْج۪يراًۙ
«Veya hurmalıkların, bağların olup, aralarında ırmaklar akıtmalısın.»[91]
كِلْتَا
الْجَنَّتَيْنِ
اٰتَتْ
اُكُلَهَا
وَلَمْ
تَظْلِمْ
مِنْهُ
شَيْـٔاًۙ
وَفَجَّرْنَا
خِلَالَهُمَا
نَهَراًۙ
Her iki bahçe de ürünlerini vermişlerdi, hiçbir şeyi de eksik bırakmamışlardı. İkisinin arasından bir de ırmak akıtmıştık.[33]
يَٓا اَيُّهَا
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
لِيَسْتَأْذِنْكُمُ
الَّذ۪ينَ
مَلَكَتْ
اَيْمَانُكُمْ
وَالَّذ۪ينَ
لَمْ
يَبْلُغُوا
الْحُلُمَ
مِنْكُمْ
ثَلٰثَ
مَرَّاتٍۜ
مِنْ
قَبْلِ
صَلٰوةِ
الْفَجْرِ
وَح۪ينَ
تَضَعُونَ
ثِيَابَكُمْ
مِنَ
الظَّه۪يرَةِ
وَمِنْ
بَعْدِ
صَلٰوةِ
الْعِشَٓاءِ۠
ثَلٰثُ
عَوْرَاتٍ
لَكُمْۜ
لَيْسَ
عَلَيْكُمْ
وَلَا
عَلَيْهِمْ
جُنَاحٌ
بَعْدَهُنَّۜ
طَوَّافُونَ
عَلَيْكُمْ
بَعْضُكُمْ
عَلٰى
بَعْضٍۜ
كَذٰلِكَ
يُبَيِّنُ
اللّٰهُ
لَكُمُ
الْاٰيَاتِۜ
وَاللّٰهُ
عَل۪يمٌ
حَك۪يمٌ
Ey inananlar! Ellerinizin altında olan köle ve cariyeler ve sizden henüz erginliğe ermemiş olanlar, sabah namazından önce, öğle sıcağında soyunduğunuzda ve yatsı namazından sonra yanınıza gireceklerinde üç defa izin istesinler. Bunlar, sizin açık bulunabileceğiniz üç vakittir. Bu vakitlerin dışında birbirinizin yanına girip çıkmakta size de, onlara da bir sorumluluk yoktur. Allah size ayetlerini böylece açıklar. Allah bilendir, Hakim’dir.[58]
وَجَعَلْنَا
ف۪يهَا
جَنَّاتٍ
مِنْ
نَخ۪يلٍ
وَاَعْنَابٍ
وَفَجَّرْنَا
ف۪يهَا
مِنَ
الْعُيُونِۙ
Orada hurmalıklar ve üzüm bağları var ederiz, aralarında pınarlar fışkırtırız.[34]
اَمْ
نَجْعَلُ
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
وَعَمِلُوا
الصَّالِحَاتِ
كَالْمُفْسِد۪ينَ
فِي
الْاَرْضِۘ
اَمْ
نَجْعَلُ
الْمُتَّق۪ينَ
كَالْفُجَّارِ
Yoksa, inanıp yararlı iş işleyenleri, yeryüzünde, bozguncular gibi mi tutarız? Yoksa, Allah’a karşı gelmekten sakınanları yoldan çıkanlar gibi mi tutarız?[28]
وَفَجَّرْنَا
الْاَرْضَ
عُيُوناً
فَالْتَقَى
الْمَٓاءُ
عَلٰٓى
اَمْرٍ
قَدْ
قُدِرَۚ
Yeryüzünde kaynaklar fışkırttık; her iki su, takdir edilen bir ölçüye göre birleşti.[12]
اِنَّكَ
اِنْ
تَذَرْهُمْ
يُضِلُّوا
عِبَادَكَ
وَلَا
يَلِدُٓوا
اِلَّا
فَاجِراً
كَفَّاراً
«Doğrusu Sen onları bırakırsan kullarını saptırırlar; sadece ahlaksız ve çok inkarcıdan başkasını doğurup yetiştirmezler.»[27]
بَلْ
يُر۪يدُ
الْاِنْسَانُ
لِيَفْجُرَ
اَمَامَهُۚ
Ama, insanoğlu gelecekte de suç işlemek ister de: «Kıyamet günü ne zamanmış! « der.[5-6]
عَيْناً
يَشْرَبُ
بِهَا
عِبَادُ
اللّٰهِ
يُفَجِّرُونَهَا
تَفْج۪يراً
Bu ancak Allah’ın kullarının taşıra taşıra içebileceği bir pınardır.[6]
اُو۬لٰٓئِكَ
هُـمُ
الْكَفَرَةُ
الْفَجَرَةُ
İşte bunlar inkarcı olanlar, Allah’ın buyruğundan çıkanlardır.[42]
وَاِنَّ
الْفُجَّارَ
لَف۪ي
جَح۪يمٍۚ
Allah’ın buyruğundan çıkanlar cehennemdedirler.[14]
كَلَّٓا
اِنَّ
كِتَابَ
الْفُجَّارِ
لَف۪ي
سِجّ۪ينٍۜ
Sakının; Allah’ın buyruğundan dışarı çıkanlar, muhakkak «Siccin» adlı defterde yazılıdır.[7]
فَاَلْهَمَهَا
فُجُورَهَا
وَتَقْوٰيهَاۙۖ
Sonra da ona iyilik ve kötülük kabiliyeti verene and olsun ki:[8]
Yükleniyor...