ف ص ل
42ayette
43kez geçiyor
24/114surede
17farklı kelime
Mekkî / Medenî
Mekkî %88 · Medenî %12
İlk inen ayet (nüzul sırasıyla)
Mürselât 13
33. inen sure
En çok geçtiği sure
En’âm
8 kez
Kelime ailesi
Bu kökten türeyen farklı kelimeler. Tıklayınca geçtiği ayetler listelenir.
| Kelime | Tür | Vezin | Anlam | Adet |
|---|---|---|---|---|
| الْفَصْلِ | İsim | الْفَعْلِ | Ayırma | 8 |
| نُفَصِّلُ | Tef'il Babı | نُفَعِّلُ | Tafsil ederiz | 6 |
| فَصَّلْنَا | Tef'il Babı | فَعَّلْنَا | Tafsil ettik | 6 |
| وَتَفْص۪يلاً | İsim | وَتَفْعِيلًا | Ve tafsil etmek | 3 |
| فُصِّلَتْ | Tef'il Babı | فُعِّلَتْ | Tafsil edildi | 3 |
| يَفْصِلُ | Feale-Yefilu | يَفْعِلُ | Ayırır | 3 |
| يُفَصِّلُ | Tef'il Babı | يُفَعِّلُ | Tafsil eder | 2 |
| وَتَفْص۪يلَ | İsim | وَتَفْعِيلَ | Ve tafsil etmek | 2 |
| وَفِصَالُهُ | İsim | وَفِعَالُهُ | Onu sütten kesmek | 2 |
| فِصَالاً | İsim | فِعَالًا | Sütten kesmek | 1 |
| فَصَلَ | Feale-Yefilu | فَعَلَ | Ayrıldı | 1 |
| الْفَاصِل۪ينَ | İsim | الْفَاعِلِينَ | Ayıranlar | 1 |
| مُفَصَّلاًۜ | İsim | مُفَعَّلًا | Tafsil edilen | 1 |
| مُفَصَّلَاتٍ | Sıfat | مُفَعَّلَاتٍ | Tafsil edilenler | 1 |
| فَصَلَتِ | Feale-Yefilu | فَعَلَتِ | Ayrıldı | 1 |
| وَفَص۪يلَتِهِ | İsim | وَفَعِيلَتِهِ | Ve onun sülalesi | 1 |
| فَصْلٌۙ | Sıfat | فَعْلٌ | Ayırıcı | 1 |
Anlam yelpazesi
Kökün kelimelerinin Türkçe karşılıkları.
Kavram ağı
Aynı ayette en çok birlikte geçtiği kökler (ayet sayısı). Tıklayınca ortak ayetler listelenir.
Sure dağılımı
Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
Vahiy sürecinde kullanım
Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.
← ilk inenson inen →
Ayetler
+ ك و ن ile birlikte ✕ Süzgeci kaldır
8 ayet
اَفَغَيْرَ
اللّٰهِ
اَبْتَغ۪ي
حَكَماً
وَهُوَ
الَّـذ۪ٓي
اَنْزَلَ
اِلَيْكُمُ
الْكِتَابَ
مُفَصَّلاًۜ
وَالَّذ۪ينَ
اٰتَيْنَاهُمُ
الْكِتَابَ
يَعْلَمُونَ
اَنَّهُ
مُنَزَّلٌ
مِنْ
رَبِّكَ
بِالْحَقِّ
فَلَا
تَكُونَنَّ
مِنَ
الْمُمْتَر۪ينَ
«Allah size Kitap’ı açık açık indirmişken O’ndan başka bir hakem mi isteyeyim?» Kendilerine Kitap verdiklerimiz, onun gerçekten Rableri katından indirilmiş olduğunu bilirler. Öyleyse, sen şüpheye düşenlerden olma![114]
فَاَرْسَلْنَا
عَلَيْهِمُ
الطُّوفَانَ
وَالْجَرَادَ
وَالْقُمَّلَ
وَالضَّفَادِعَ
وَالدَّمَ
اٰيَاتٍ
مُفَصَّلَاتٍ
فَاسْتَكْبَرُوا
وَكَانُوا
قَوْماً
مُجْرِم۪ينَ
Bunun üzerine su baskınını, çekirgeyi, haşeratı, kurbağaları ve kanı birbirinden ayrı mucizeler olarak onlara musallat kıldık; yine de büyüklük taslayıp suçlu bir millet oldular.[133]
وَمَا
كَانَ
هٰذَا
الْقُرْاٰنُ
اَنْ
يُفْتَرٰى
مِنْ
دُونِ
اللّٰهِ
وَلٰكِنْ
تَصْد۪يقَ
الَّذ۪ي
بَيْنَ
يَدَيْهِ
وَتَفْص۪يلَ
الْكِتَابِ
لَا
رَيْبَ
ف۪يهِ
مِنْ
رَبِّ
الْعَالَم۪ينَ۠
Bu Kuran, Allah’tandır, başkası tarafından uydurulmuş değildir. Ancak kendinden öncekini doğrular ve O Kitap’ı açıklar. Alemlerin Rabbinden geldiğinden şüphe yoktur.[37]
لَقَدْ
كَانَ
ف۪ي
قَصَصِهِمْ
عِبْرَةٌ
لِاُو۬لِي
الْاَلْبَابِۜ
مَا
كَانَ
حَد۪يثاً
يُفْتَرٰى
وَلٰكِنْ
تَصْد۪يقَ
الَّذ۪ي
بَيْنَ
يَدَيْهِ
وَتَفْص۪يلَ
كُلِّ
شَيْءٍ
وَهُدًى
وَرَحْمَةً
لِقَوْمٍ
يُؤْمِنُونَ
And olsun ki, peygamberlerin kıssalarında, aklı olanlar için ibretler vardır. Kuran uydurulabilen bir söz değildir. Fakat kendinden önceki Kitapları tasdik eden, inanan millete her şeyi açıklayan, doğru yolu gösteren bir rehber ve rahmettir.[111]
اِنَّ
رَبَّكَ
هُوَ
يَفْصِلُ
بَيْنَهُمْ
يَوْمَ
الْقِيٰمَةِ
ف۪يمَا
كَانُوا
ف۪يهِ
يَخْتَلِفُونَ
Muhakkak ki Rabbin ayrılığa düştükleri şeylerde kıyamet günü aralarında hükmedecektir.[25]
هٰذَا
يَوْمُ
الْفَصْلِ
الَّذ۪ي
كُنْتُمْ
بِه۪
تُكَذِّبُونَ۟
Onlara: «İşte bu, yalanladığınız hüküm günüdür» denir.[21]
وَلَوْ
جَعَلْنَاهُ
قُرْاٰناً
اَعْجَمِياًّ
لَقَالُوا
لَوْلَا
فُصِّلَتْ
اٰيَاتُهُۜ
ءَاَۭۘعْجَمِيٌّ
وَعَرَبِيٌّۜ
قُلْ
هُوَ
لِلَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
هُدًى
وَشِفَٓاءٌۜ
وَالَّذ۪ينَ
لَا
يُؤْمِنُونَ
ف۪ٓي
اٰذَانِهِمْ
وَقْرٌ
وَهُوَ
عَلَيْهِمْ
عَمًىۜ
اُو۬لٰٓئِكَ
يُنَادَوْنَ
مِنْ
مَكَانٍ
بَع۪يدٍ۟
Biz bu Kuran’ı yabancı bir dil ile ortaya koysaydık: «Ayetleri uzun açıklanmalı değil miydi? Araba yabancı bir dille söylenir mi?» derlerdi. De ki: «Bu, inananlara doğruluk rehberi ve gönüllerine şifadır.» İnanmayanların kulaklarında ağırlık vardır ve onlara kapalıdır; sanki bunlara uzak bir mesafeden sesleniliyor da anlamıyorlar.[44]
اِنَّ
يَوْمَ
الْفَصْلِ
كَانَ
م۪يقَاتاًۙ
Doğrusu, hüküm gününün vakti elbette tesbit edilmiştir.[17]
Yükleniyor...