ف ر ع و ن
67ayette
74kez geçiyor
27/114surede
1farklı kelime
Mekkî / Medenî
Mekkî %89 · Medenî %11
İlk inen ayet (nüzul sırasıyla)
Müzzemmil 15
3. inen sure
En çok geçtiği sure
A’râf
9 kez
Kelime ailesi
Bu kökten türeyen farklı kelimeler. Tıklayınca geçtiği ayetler listelenir.
| Kelime | Tür | Vezin | Anlam | Adet |
|---|---|---|---|---|
| فِرْعَوْنَ | İsmi Alem | فِرْعَوْلَ | Firavun | 74 |
Anlam yelpazesi
Kökün kelimelerinin Türkçe karşılıkları.
Kavram ağı
Aynı ayette en çok birlikte geçtiği kökler (ayet sayısı). Tıklayınca ortak ayetler listelenir.
Sure dağılımı
Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
Vahiy sürecinde kullanım
Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.
← ilk inenson inen →
Ayetler
+ أ ر ض ile birlikte ✕ Süzgeci kaldır
9 ayet
وَقَالَ
الْمَلَأُ
مِنْ
قَوْمِ
فِرْعَوْنَ
اَتَذَرُ
مُوسٰى
وَقَوْمَهُ
لِيُفْسِدُوا
فِي
الْاَرْضِ
وَيَذَرَكَ
وَاٰلِهَتَكَۜ
قَالَ
سَنُقَتِّلُ
اَبْنَٓاءَهُمْ
وَنَسْتَحْـي۪
نِسَٓاءَهُمْۚ
وَاِنَّا
فَوْقَهُمْ
قَاهِرُونَ
Firavun milletinin ileri gelenleri: «Musa’yı ve milletini yeryüzünde bozgunculuk yapsınlar, seni ve tanrılarını bıraksınlar diye mi koyveriyorsun?» dediler. Firavun: «Onların oğullarını öldüreceğiz, kadınlarını sağ bırakacağız. Elbette biz onları ezecek üstünlükteyiz» dedi.[127]
وَاَوْرَثْنَا
الْقَوْمَ
الَّذ۪ينَ
كَانُوا
يُسْتَضْعَفُونَ
مَشَارِقَ
الْاَرْضِ
وَمَغَارِبَهَا
الَّت۪ي
بَارَكْنَا
ف۪يهَاۜ
وَتَمَّتْ
كَلِمَتُ
رَبِّكَ
الْحُسْنٰى
عَلٰى
بَن۪ٓي
اِسْرَٓائ۪لَ
بِمَا
صَبَرُواۜ
وَدَمَّرْنَا
مَا
كَانَ
يَصْنَعُ
فِرْعَوْنُ
وَقَوْمُهُ
وَمَا
كَانُوا
يَعْرِشُونَ
Hor görülen yahudileri, bereketlendirdiğimiz yerin doğularına ve batılarına mirasçı kıldık. Rabbinin İsrailoğullarına verdiği güzel söz, sabırlarına karşılık yerine geldi. Firavun ve milletinin yaptığını ve yükselttiklerini yıktık.[137]
فَمَٓا
اٰمَنَ
لِمُوسٰٓى
اِلَّا
ذُرِّيَّةٌ
مِنْ
قَوْمِه۪
عَلٰى
خَوْفٍ
مِنْ
فِرْعَوْنَ
وَمَلَا۬ئِهِمْ
اَنْ
يَفْتِنَهُمْۜ
وَاِنَّ
فِرْعَوْنَ
لَعَالٍ
فِي
الْاَرْضِۚ
وَاِنَّهُ
لَمِنَ
الْمُسْرِف۪ينَ
Firavun ve erkanının kendilerine fenalık yapmasından korktuklarından, milletinin bir kısım gençleri dışında, kimse Musa’ya inanmamıştı, çünkü Firavun o yerde hakimdi. O, gerçekten aşırı gidenlerdendi.[83]
قَالَ
لَقَدْ
عَلِمْتَ
مَٓا
اَنْزَلَ
هٰٓؤُ۬لَٓاءِ
اِلَّا
رَبُّ
السَّمٰوَاتِ
وَالْاَرْضِ
بَصَٓائِرَۚ
وَاِنّ۪ي
لَاَظُنُّكَ
يَا فِرْعَوْن
مَثْبُوراً
Musa da: «And olsun ki, bunları göklerin ve yerin Rabbinin açık belgeler olarak indirdiğini biliyorsun. Ey Firavun! Doğrusu senin mahvolacağını sanıyorum» demişti.[102]
اِنَّ
فِرْعَوْنَ
عَلَا
فِي
الْاَرْضِ
وَجَعَلَ
اَهْلَهَا
شِيَعاً
يَسْتَضْعِفُ
طَٓائِفَةً
مِنْهُمْ
يُذَبِّـحُ
اَبْنَٓاءَهُمْ
وَيَسْتَحْـي۪
نِسَٓاءَهُمْۜ
اِنَّهُ
كَانَ
مِنَ
الْمُفْسِد۪ينَ
Firavun memleketin başına geçti ve halkını fırkalara ayırdı. İçlerinden bir topluluğu güçsüz bularak onların oğullarını boğazlıyor, kadınları sağ bırakıyordu; çünkü o, bozguncunun biriydi.[4]
وَنُمَكِّنَ
لَهُمْ
فِي
الْاَرْضِ
وَنُرِيَ
فِرْعَوْنَ
وَهَامَانَ
وَجُنُودَهُمَا
مِنْهُمْ
مَا
كَانُوا
يَحْذَرُونَ
Biz, memlekette güçsüz sayılanlara iyilikte bulunmak, onları önderler kılmak, onları varis yapmak, memlekete yerleştirmek; Firavun, Haman ve her ikisinin askerlerine, çekinmekte oldukları şeyleri göstermek istiyorduk.[5-6]
وَقَارُونَ
وَفِرْعَوْنَ
وَهَامَانَ
وَلَقَدْ
جَٓاءَهُمْ
مُوسٰى
بِالْبَيِّنَاتِ
فَاسْتَكْبَرُوا
فِي
الْاَرْضِ
وَمَا
كَانُوا
سَابِق۪ينَۚ
Karun’u, Firavun’u ve Haman’ı da yok ettik. And olsun ki Musa kendilerine belgelerle gelmişti de onlar yeryüzünde büyüklük taslamışlardı. Oysa azabımızdan kurtulamazlardı.[39]
وَقَالَ
فِرْعَوْنُ
ذَرُون۪ٓي
اَقْتُلْ
مُوسٰى
وَلْيَدْعُ
رَبَّهُۚ
اِنّ۪ٓي
اَخَافُ
اَنْ
يُبَدِّلَ
د۪ينَكُمْ
اَوْ
اَنْ
يُظْهِرَ
فِي
الْاَرْضِ
الْفَسَادَ
Firavun: «Beni bırakın da Musa’yı öldüreyim, o, Rabbine yalvaradursun. Onun, sizin dininizi değiştireceğinden veya yeryüzünde bozgun çıkaracağından korkuyorum» dedi.[26]
يَا قَوْمِ
لَكُمُ
الْمُلْكُ
الْيَوْمَ
ظَاهِر۪ينَ
فِي
الْاَرْضِۘ
فَمَنْ
يَنْصُرُنَا
مِنْ
بَأْسِ
اللّٰهِ
اِنْ
جَٓاءَنَاۜ
قَالَ
فِرْعَوْنُ
مَٓا
اُر۪يكُمْ
اِلَّا
مَٓا
اَرٰى
وَمَٓا
اَهْد۪يكُمْ
اِلَّا
سَب۪يلَ
الرَّشَادِ
«Ey milletim; Bugün memlekette hükümranlık sizindir, galip olanlar sizsiniz. Ama Allah’ın baskını bize çatınca, O’na karşı bize kim yardım eder?» Firavun: «Ben size kendi görüşümden başkasını söylemiyorum. Ben size ancak doğru yolu gösteriyorum» dedi.[29]
Yükleniyor...