أ ت ي
486ayette
549kez geçiyor
72/114surede
40farklı kelime
Mekkî / Medenî
Mekkî %62 · Medenî %38
İlk inen ayet (nüzul sırasıyla)
Kalem 41
2. inen sure
En çok geçtiği sure
Bakara
54 kez
Kelime ailesi
Bu kökten türeyen farklı kelimeler. Tıklayınca geçtiği ayetler listelenir.
| Kelime | Tür | Vezin | Anlam | Adet |
|---|---|---|---|---|
| اٰتَيْنَا | İfal Babı | أَفْعَلْنَا | Verdik | 90 |
| يَأْتِيَ | Feale-Yefilu | يَفْعِلَ | Gelir | 72 |
| يَأْتِ | Feale-Yefilu | يَفْعِلْ | Size gelir | 46 |
| اُو۫تُوا | İfal Babı | أُفْعِلُوا | Onlara verildi | 34 |
| وَاٰتُوا | İfal Babı | وَأَفْعِلُوا | Ve verin | 33 |
| اٰتٰيهُمُ | İfal Babı | أَفْعَلَهُمْ | Onlara verdi | 30 |
| فَأْتُوا | Feale-Yefilu | فَفْعِلُوا | Öyleyse getirin | 27 |
| تَأْت۪يهِمْ | Feale-Yefilu | تَفْعِلُهِمْ | Onlara gelir | 27 |
| اُو۫تِيَ | İfal Babı | أُفْعِلَ | Ona verildi | 25 |
| وَيُؤْتُونَ | İfal Babı | وَيُفْعِلُونَ | Ve verirler | 24 |
| اٰت۪يكُمْ | Feale-Yefilu | فَعَلَ | Geldi | 23 |
| اَتٰيكَ | Feale-Yefilu | فَعَلَكَ | Sana geldi | 21 |
| لَتَأْتُونَ | Feale-Yefilu | لَتَفْعِلُونَ | Gelirsiniz | 18 |
| يُؤْت۪ي | İfal Babı | يُفْعِلُ | Verir | 13 |
| ائْتِنَا | Feale-Yefilu | اِفْعِلْنَا | Bize getir | 11 |
| وَتُؤْتُوهَا | İfal Babı | وَتُفْعِلُوهَا | Ve ona verirsiniz | 5 |
| اَتَتْكُمُ | Feale-Yefilu | فَعَلَتْكُمُ | Size geldi | 5 |
| نَأْتِي | Feale-Yefilu | نَفْعِلُ | Geliriz | 5 |
| نُؤْتِه۪ | İfal Babı | نُفْعِلْهُ | Ona veririz | 4 |
| نُؤْت۪يهِ | İfal Babı | نُفْعِلُهُ | Ona veririz | 4 |
| لَاٰتِيَةٌ | İsim | لَفَاعِلَةٌ | Gelen | 4 |
| فَاٰتَتْ | İfal Babı | فَأَفْعَلَتْ | Hemen verdi | 3 |
| اٰت۪يهِمْ | İsim | فَاعِلُهُمْ | Onlara gelen | 3 |
| تُؤْتِي | İfal Babı | تُفْعِلُ | Verirsin | 2 |
| وَاٰتَيْنَاهُمْ | İfal Babı | وَأَفْعَلْنَاهُمْ | Ve onlara verdik | 2 |
| لَاٰتٍۙ | İsim | لَفَاعِلٌ | Gelen | 2 |
| ائْتُون۪ي | Feale-Yefilu | اِفْعِلُونِي | Bana getirin | 2 |
| وَا۪يتَٓاءَ | İsim | وَإِفْعَالَ | Ve vermek | 2 |
| فَأْتُوا | Feale-Yefilu | فَفْعِلُوا | Öyleyse getirin | 1 |
| يَأْتُوكُمْ | Feale-Yefilu | يَفْعِلُوكُمْ | Size gelirler | 1 |
| نَأْتِ | Feale-Yefilu | نَفْعِلْ | Getiririz | 1 |
| فَاٰتُوهُمْ | İfal Babı | فَأَفْعِلُوهُمْ | Hemen onlara verin | 1 |
| وَالْمُؤْتُونَ | İsim | وَالْمُفْعِلُونَ | Ve verenler | 1 |
| لَاٰتِيَنَّهُمْ | Feale-Yefilu | لَأَفْعِلَنَّهُمْ | Kesinlikle onlara geleceğim | 1 |
| يَأْتِيَنَّكُمْ | Feale-Yefilu | يَفْعِلَنَّكُمْ | Kesinlikle size gelecek | 1 |
| وَا۪يتَٓائِ | İsim | وَإِفْعَالِ | Ve vermek | 1 |
| مَأْتِياًّ | İsim | مَفْعُولًا | Getirilen | 1 |
| فَأْتِيَاهُ | Feale-Yefilu | فَفْعِلَاهُ | İkiniz ona gelin | 1 |
| وَاُو۫تِيَتْ | İfal Babı | وَأُفْعِلَتْ | Ve ona verildi | 1 |
| ائْتِيَا | Feale-Yefilu | اِفْعِلَا | İkiniz gelin | 1 |
Anlam yelpazesi
Kökün kelimelerinin Türkçe karşılıkları.
Onlara gelir 34
Onlara verildi 32
Gelir 23
Verdik 19
Onlara verdik 16
Ona verildi 14
Ve verdik 13
Ve verin 12
Getirir 10
Size gelir 10
Onlara verdi 9
Getirirler 9
Gelen 7
Geldi 7
Diğer 174 anlam
Sana geldi 7
Öyleyse getirin 6
Verir 6
Ona verir 6
Ona veririz 6
Size verdi 6
Ve verirler 6
Onlara geldi 6
Size getirir 6
Ona verdik 6
Ona gelir 6
Gelirsiniz 5
(Size) verildi 5
Gelirler 5
Bana getirin 5
Kesinlikle size gelecek 4
Ve verdi 4
Bize ver 4
Onlara verdiniz 4
Ona verilir 4
Hemen getir 4
Ve verdiler 4
Verirler 4
Ve onlara verdik 4
Ve ona verdik 4
Size geldi 4
Size verir 4
Size verdik 3
Verdiniz 3
Ona verdi 3
Sana gelirler 3
Geldiler 3
Ve onlara verin 3
Ve getirir 3
Öyleyse bize getir 3
Bize getir 3
Gelir misiniz? 3
Sana getirirler 3
Ona geldi 3
Ve vermek 3
Size getiririm 3
Bize gelir 2
Gelin 2
Hemen getirin 2
Bize getirir 2
Ve verdiniz 2
Öyleyse onlara verin 2
Ve verir 2
Onlara verir 2
Ve size verdi 2
İkisine verdi 2
Onlara getirirsin 2
Verdin 2
Ve bana verdi 2
İkinize gelir 2
Bana getirir 2
Geliriz 2
Sana verdik 2
Sana gelir 2
Bana verin 2
Bana verdi 2
Onlara getirdik 2
Ve bize verildi 2
Sana getiririm 2
Hemen onlara geldi 2
Ve onlara verildi 1
Size gelirler 1
Getiririz 1
Getirdin 1
Onlara o verildi 1
Öyleyse onlara gidin 1
Hemen gelin 1
Ve ona verdi 1
Hemen verdi 1
Ve ona verirsiniz 1
Verirsin 1
Size verdim 1
Ve size gelirler 1
Ve bize ver 1
Vermeyin 1
İkisi ona gelir 1
Getirdiler 1
Hemen onlara verin 1
Öyleyse kesinlikle onlara verdik 1
Ve gelsin 1
Onlara verirsiniz 1
Ve verenler 1
Onlara vereceğiz 1
Ona verilirsiniz 1
Hemen onlara getirirsin 1
Bize gel 1
Bize verilir 1
Kesinlikle onlara geleceğim 1
Hemen onlara ver 1
Bize gelirsin 1
Bize getirirsin 1
Hemen geldiler 1
Sana verdim 1
Bize verdin 1
Bize verecek 1
Bize verdi 1
Sana geldiler 1
Getir 1
Onlara gelen 1
Bana getirirsiniz 1
Bana verirsiniz 1
Kesinlikle bana getireceksiniz 1
Ona verdiler 1
Ve bana getirin 1
Bana verdin 1
Öyleyse bize getirin 1
Size getiririz 1
Ve ona gelir 1
Bize getir- 1
Ve sana getirdik 1
Hemen geldi 1
Ve onlara geldi 1
Ve ver 1
Getirirsin 1
Hemen size getirsin 1
Verdi 1
Bana verir 1
İkisi geldi 1
Getirdi 1
Bize gelirler 1
Getirilen 1
Kesinlikle bana verilecek 1
Ve bize gelir 1
Ona gelen 1
(Sana) verildi 1
İkiniz ona gelin 1
Kesinlikle sana getireceğiz 1
Hemen gelir misiniz? 1
Hemen bize getirsin 1
Getirdik 1
Verdiler 1
Hemen onlara gelecek 1
Git 1
Hemen ikiniz gelin 1
Hemen onlara gelir 1
Size getireceğim 1
Kesinlikle bana getirecek 1
Ve ona verildi 1
Ve bana gelin 1
Kesinlikle onlara getireceğiz 1
Bana gelirler 1
Ona geldiler 1
Onlara verilir 1
Sana verdi 1
Ona verildim 1
Ve gelirsiniz 1
Ve kesinlikle onlara gelecek 1
Ver 1
Öyleyse kesinlikle verdik 1
Öyleyse kesinlikle ona verdiler 1
Onlara verdin 1
Onlara ver 1
Bize gelirsiniz 1
Bana o verildi 1
İkiniz gelin 1
Geldik 1
Size getiren 1
Getirin 1
Ve onlara verdi 1
Öyleyse ona verecek 1
Getirsinler 1
Öyleyse getirsin 1
Hemen verdik 1
Öyleyse verin 1
-mak 1
Öyleyse getirsinler 1
Bana verilir 1
Bize geldi 1
Hemen gelirsiniz 1
Kavram ağı
Aynı ayette en çok birlikte geçtiği kökler (ayet sayısı). Tıklayınca ortak ayetler listelenir.
Sure dağılımı
Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
Vahiy sürecinde kullanım
Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.
← ilk inenson inen →
Ayetler
+ أ ل ه ile birlikte ✕ Süzgeci kaldır
198 ayet
وَيَوْمَ
يُنْفَخُ
فِي
الصُّورِ
فَفَزِعَ
مَنْ
فِي
السَّمٰوَاتِ
وَمَنْ
فِي
الْاَرْضِ
اِلَّا
مَنْ
شَٓاءَ
اللّٰهُۜ
وَكُلٌّ
اَتَوْهُ
دَاخِر۪ينَ
Sura üfürüldüğü gün, Allah’ın diledikleri bir yana, göklerde olanlar da yerde olanlar da, korku içinde kalırlar. Hepsi Allah’a boyunları bükülmüş olarak gelirler.[87]
فَلَمَّٓا
اَتٰيهَا
نُودِيَ
مِنْ
شَاطِئِ
الْوَادِ
الْاَيْمَنِ
فِي
الْبُقْعَةِ
الْمُبَارَكَةِ
مِنَ
الشَّجَرَةِ
اَنْ
يَا مُوسٰٓى
اِنّ۪ٓي
اَنَا
اللّٰهُ
رَبُّ
الْعَالَم۪ينَۙ
Oraya gelince, kutlu yerdeki vadinin sağ yanındaki ağaç cihetinden: «Ey Musa! Şüphesiz Ben, Alemlerin Rabbi olan Allah’ım» diye seslenildi.[30]
قُلْ
فَأْتُوا
بِكِتَابٍ
مِنْ
عِنْدِ
اللّٰهِ
هُوَ
اَهْدٰى
مِنْهُمَٓا
اَتَّبِعْهُ
اِنْ
كُنْتُمْ
صَادِق۪ينَ
De ki «Eğer doğru sözlü iseniz, Allah katından, bu ikisinden daha doğru bir Kitap getirin de ona uyayım.»[49]
وَمَٓا
اُو۫ت۪يتُمْ
مِنْ
شَيْءٍ
فَمَتَاعُ
الْحَيٰوةِ
الدُّنْيَا
وَز۪ينَتُهَاۚ
وَمَا
عِنْدَ
اللّٰهِ
خَيْرٌ
وَاَبْقٰىۜ
اَفَلَا
تَعْقِلُونَ۟
Size verilen herhangi bir şey, dünya hayatının bir geçimliği ve süsüdür. Allah katında olan daha iyi ve devamlıdır. Akletmez misiniz?[60]
قُلْ
اَرَاَيْتُمْ
اِنْ
جَعَلَ
اللّٰهُ
عَلَيْكُمُ
الَّيْلَ
سَرْمَداً
اِلٰى
يَوْمِ
الْقِيٰمَةِ
مَنْ
اِلٰهٌ
غَيْرُ
اللّٰهِ
يَأْت۪يكُمْ
بِضِيَٓاءٍۜ
اَفَلَا
تَسْمَعُونَ
De ki: «Söyler misiniz? Eğer Allah geceyi üzerinize kıyamete kadar uzatsaydı, Allah’tan başka hangi tanrı size bir ışık getirebilir? Dinlemez misiniz?»[71]
قُلْ
اَرَاَيْتُمْ
اِنْ
جَعَلَ
اللّٰهُ
عَلَيْكُمُ
النَّهَارَ
سَرْمَداً
اِلٰى
يَوْمِ
الْقِيٰمَةِ
مَنْ
اِلٰهٌ
غَيْرُ
اللّٰهِ
يَأْت۪يكُمْ
بِلَيْلٍ
تَسْكُنُونَ
ف۪يهِۜ
اَفَلَا
تُبْصِرُونَ
De ki: «Söyleyin: Eğer Allah gündüzü üzerinize kıyamete kadar uzatsaydı, Allah’tan başka hangi tanrı, içinde istirahat edeceğiniz geceyi size getirebilir? Görmez misiniz?»[72]
اِنَّ
قَارُونَ
كَانَ
مِنْ
قَوْمِ
مُوسٰى
فَبَغٰى
عَلَيْهِمْۖ
وَاٰتَيْنَاهُ
مِنَ
الْكُنُوزِ
مَٓا
اِنَّ
مَفَاتِحَهُ
لَتَنُٓوأُ
بِالْعُصْبَةِ
اُو۬لِي
الْقُوَّةِۗ
اِذْ
قَالَ
لَهُ
قَوْمُهُ
لَا
تَفْرَحْ
اِنَّ
اللّٰهَ
لَا
يُحِبُّ
الْفَرِح۪ينَ
Karun, Musa’nın milletindendi; ama onlara karşı azdı. Biz ona, anahtarlarını güçlü bir topluluğun zor taşıdığı hazineler vermiştik. Milleti ona: «Böbürlenme, Allah şüphesiz ki böbürlenenleri sevmez. Allah’ın sana verdiği şeylerde, ahiret yurdunu gözet, dünyadaki payını da unutma; Allah’ın sana yaptığı iyilik gibi, sen de iyilik yap; yeryüzünde bozgunculuk isteme; doğrusu Allah bozguncuları sevmez» demişlerdi.[76-77]
وَابْتَغِ
ف۪يمَٓا
اٰتٰيكَ
اللّٰهُ
الدَّارَ
الْاٰخِرَةَ
وَلَا
تَنْسَ
نَص۪يبَكَ
مِنَ
الدُّنْيَا
وَاَحْسِنْ
كَمَٓا
اَحْسَنَ
اللّٰهُ
اِلَيْكَ
وَلَا
تَبْغِ
الْفَسَادَ
فِي
الْاَرْضِۜ
اِنَّ
اللّٰهَ
لَا
يُحِبُّ
الْمُفْسِد۪ينَ
Karun, Musa’nın milletindendi; ama onlara karşı azdı. Biz ona, anahtarlarını güçlü bir topluluğun zor taşıdığı hazineler vermiştik. Milleti ona: «Böbürlenme, Allah şüphesiz ki böbürlenenleri sevmez. Allah’ın sana verdiği şeylerde, ahiret yurdunu gözet, dünyadaki payını da unutma; Allah’ın sana yaptığı iyilik gibi, sen de iyilik yap; yeryüzünde bozgunculuk isteme; doğrusu Allah bozguncuları sevmez» demişlerdi.[76-77]
قَالَ
اِنَّـمَٓا
اُو۫ت۪يتُهُ
عَلٰى
عِلْمٍ
عِنْد۪يۜ
اَوَلَمْ
يَعْلَمْ
اَنَّ
اللّٰهَ
قَدْ
اَهْلَكَ
مِنْ
قَبْلِه۪
مِنَ
الْقُرُونِ
مَنْ
هُوَ
اَشَدُّ
مِنْهُ
قُوَّةً
وَاَكْثَرُ
جَمْعاًۜ
وَلَا
يُسْـَٔلُ
عَنْ
ذُنُوبِهِمُ
الْمُجْرِمُونَ
Karun: «Bu servet ancak, bende mevcut bir ilimden ötürü bana verilmiştir» demişti. Allah’ın, önceleri, ondan daha güçlü ve topladığı şey daha fazla olan nice nesilleri yok ettiğini bilmez mi? Suçluların suçları kendilerinden sorulmaz.[78]
وَقَالَ
الَّذ۪ينَ
اُو۫تُوا
الْعِلْمَ
وَيْلَكُمْ
ثَوَابُ
اللّٰهِ
خَيْرٌ
لِمَنْ
اٰمَنَ
وَعَمِلَ
صَالِحاًۚ
وَلَا
يُلَقّٰيهَٓا
اِلَّا
الصَّابِرُونَ
Kendilerine ilim verilmiş olanlar ise: «Size yazıklar olsun; Allah’ın mükafatı, inanıp yararlı iş işleyenler için daha iyidir. Ona da ancak sabredenler kavuşabilir» demişlerdi.[80]
مَنْ
كَانَ
يَرْجُوا
لِقَٓاءَ
اللّٰهِ
فَاِنَّ
اَجَلَ
اللّٰهِ
لَاٰتٍۜ
وَهُوَ
السَّم۪يعُ
الْعَل۪يمُ
Allah’la karşılaşmayı uman bilsin ki, Allah’ın bunun için belirttiği vakit gelecektir. O, işitir ve bilir.[5]
اَئِنَّكُمْ
لَتَأْتُونَ
الرِّجَالَ
وَتَقْطَعُونَ
السَّب۪يلَ
وَتَأْتُونَ
ف۪ي
نَاد۪يكُمُ
الْمُنْكَرَۜ
فَمَا
كَانَ
جَوَابَ
قَوْمِه۪ٓ
اِلَّٓا
اَنْ
قَالُوا
ائْتِنَا
بِعَذَابِ
اللّٰهِ
اِنْ
كُنْتَ
مِنَ
الصَّادِق۪ينَ
«Erkeklere yaklaşıyor, yol kesiyor ve toplantılarınızda fena şeyler yapmıyor musunuz?» Milletinin cevabı: «Doğru sözlü isen bize Allah’ın azabını getir» demek oldu.[29]
فَاٰتِ
ذَا
الْقُرْبٰى
حَقَّهُ
وَالْمِسْك۪ينَ
وَابْنَ
السَّب۪يلِۜ
ذٰلِكَ
خَيْرٌ
لِلَّذ۪ينَ
يُر۪يدُونَ
وَجْهَ
اللّٰهِۘ
وَاُو۬لٰٓئِكَ
هُمُ
الْمُفْلِحُونَ
Yakınlığı olana, yoksula, yolda kalmışa hakkını ver. Allah’ın rızasını dileyenler için bu daha hayırlıdır. İşte onlar saadete erenlerdir.[38]
وَمَٓا
اٰتَيْتُمْ
مِنْ
رِباً
لِيَرْبُوَ۬ا
ف۪ٓي
اَمْوَالِ
النَّاسِ
فَلَا
يَرْبُوا
عِنْدَ
اللّٰهِۚ
وَمَٓا
اٰتَيْتُمْ
مِنْ
زَكٰوةٍ
تُر۪يدُونَ
وَجْهَ
اللّٰهِ
فَاُو۬لٰٓئِكَ
هُمُ
الْمُضْعِفُونَ
İnsanların malları içinde artsın diye verdiğiniz her hangi bir faiz Allah katında artmaz; fakat, Allah’ın rızasını dileyerek verdiğiniz herhangi bir sadaka (zekat) böyle değildir. İşte onlar sevablarını kat kat artıranlardır.[39]
فَاَقِمْ
وَجْهَكَ
لِلدّ۪ينِ
الْقَيِّمِ
مِنْ
قَبْلِ
اَنْ
يَأْتِيَ
يَوْمٌ
لَا
مَرَدَّ
لَهُ
مِنَ
اللّٰهِ
يَوْمَئِذٍ
يَصَّدَّعُونَ
İnsanların fırka fırka olacağı, Allah katından kaçınılmaz o günün gelmesinden önce, kendini dosdoğru dine yönelt.[43]
وَقَالَ
الَّذ۪ينَ
اُو۫تُوا
الْعِلْمَ
وَالْا۪يمَانَ
لَقَدْ
لَبِثْتُمْ
ف۪ي
كِتَابِ
اللّٰهِ
اِلٰى
يَوْمِ
الْبَعْثِۘ
فَهٰذَا
يَوْمُ
الْبَعْثِ
وَلٰكِنَّكُمْ
كُنْتُمْ
لَا
تَعْلَمُونَ
Kendilerine ilim ve iman verilenler; «And olsun ki, siz Allah’ın yazısında mevcut yeniden dirilme gününe kadar kaldınız. İşte bu yeniden dirilme günüdür, fakat sizler anlamıyordunuz» derler.[56]
وَلَقَدْ
اٰتَيْنَا
لُقْمٰنَ
الْحِكْمَةَ
اَنِ
اشْكُرْ
لِلّٰهِۜ
وَمَنْ
يَشْكُرْ
فَاِنَّمَا
يَشْكُرُ
لِنَفْسِه۪ۚ
وَمَنْ
كَفَرَ
فَاِنَّ
اللّٰهَ
غَنِيٌّ
حَم۪يدٌ
And olsun ki, Lokman’a, Allah’a şükretmesi için hikmet verdik. Şükreden kimse ancak kendisi için şükretmiş olur. Nankörlük eden ise, bilsin ki, Allah her şeyden müstağnidir, övülmeğe layık olandır.[12]
يَا بُنَيَّ
اِنَّـهَٓا
اِنْ
تَكُ
مِثْقَالَ
حَبَّةٍ
مِنْ
خَرْدَلٍ
فَتَكُنْ
ف۪ي
صَخْرَةٍ
اَوْ
فِي
السَّمٰوَاتِ
اَوْ
فِي
الْاَرْضِ
يَأْتِ
بِهَا
اللّٰهُۜ
اِنَّ
اللّٰهَ
لَط۪يفٌ
خَب۪يرٌ
Lokman: «Ey oğulcuğum! İşlediğin şey, bir hardal tanesi ağırlığınca olsa da, bir kayanın içinde veya göklerde yahut yerin derinliklerinde bulunsa, Allah onu getirip meydana kor. Doğrusu Allah Latif’tir, haberdardır».[16]
قَدْ
يَعْلَمُ
اللّٰهُ
الْمُعَوِّق۪ينَ
مِنْكُمْ
وَالْقَٓائِل۪ينَ
لِاِخْوَانِهِمْ
هَلُمَّ
اِلَيْنَاۚ
وَلَا
يَأْتُونَ
الْبَأْسَ
اِلَّا
قَل۪يلاًۙ
Allah, içinizden sizi alıkoyanları, size Allah’ın yardımını kıskanarak, kardeşlerine «Bize gelin, zorlanmadıkça savaşa gitmeyin» diyenleri bilir. Kalblerine korku gelince ölüm baygınlığı geçiren kimse gibi gözleri dönerek, sana baktıklarını görürsün. Korkuları gidince iyiliğinize olanı çekemeyip sivri dilleriyle sizi incitirler. Bunlar inanmamışlardır, Allah, bu sebeple işlerini boşa çıkarmıştır; bu, Allah için kolaydır.[18-19]
يَا نِسَٓاءَ
النَّبِيِّ
مَنْ
يَأْتِ
مِنْكُنَّ
بِفَاحِشَةٍ
مُبَيِّنَةٍ
يُضَاعَفْ
لَهَا
الْعَذَابُ
ضِعْفَيْنِۜ
وَكَانَ
ذٰلِكَ
عَلَى
اللّٰهِ
يَس۪يراً
Ey Peygamber’in hanımları! Sizlerden biri açık bir hayasızlık yapacak olursa, onun azabı iki kat olur. Bu Allah’a kolaydır.[30]
Yükleniyor...