أ ت ي
486ayette
549kez geçiyor
72/114surede
40farklı kelime
Mekkî / Medenî
Mekkî %62 · Medenî %38
İlk inen ayet (nüzul sırasıyla)
Kalem 41
2. inen sure
En çok geçtiği sure
Bakara
54 kez
Kelime ailesi
Bu kökten türeyen farklı kelimeler. Tıklayınca geçtiği ayetler listelenir.
| Kelime | Tür | Vezin | Anlam | Adet |
|---|---|---|---|---|
| اٰتَيْنَا | İfal Babı | أَفْعَلْنَا | Verdik | 90 |
| يَأْتِيَ | Feale-Yefilu | يَفْعِلَ | Gelir | 72 |
| يَأْتِ | Feale-Yefilu | يَفْعِلْ | Size gelir | 46 |
| اُو۫تُوا | İfal Babı | أُفْعِلُوا | Onlara verildi | 34 |
| وَاٰتُوا | İfal Babı | وَأَفْعِلُوا | Ve verin | 33 |
| اٰتٰيهُمُ | İfal Babı | أَفْعَلَهُمْ | Onlara verdi | 30 |
| فَأْتُوا | Feale-Yefilu | فَفْعِلُوا | Öyleyse getirin | 27 |
| تَأْت۪يهِمْ | Feale-Yefilu | تَفْعِلُهِمْ | Onlara gelir | 27 |
| اُو۫تِيَ | İfal Babı | أُفْعِلَ | Ona verildi | 25 |
| وَيُؤْتُونَ | İfal Babı | وَيُفْعِلُونَ | Ve verirler | 24 |
| اٰت۪يكُمْ | Feale-Yefilu | فَعَلَ | Geldi | 23 |
| اَتٰيكَ | Feale-Yefilu | فَعَلَكَ | Sana geldi | 21 |
| لَتَأْتُونَ | Feale-Yefilu | لَتَفْعِلُونَ | Gelirsiniz | 18 |
| يُؤْت۪ي | İfal Babı | يُفْعِلُ | Verir | 13 |
| ائْتِنَا | Feale-Yefilu | اِفْعِلْنَا | Bize getir | 11 |
| وَتُؤْتُوهَا | İfal Babı | وَتُفْعِلُوهَا | Ve ona verirsiniz | 5 |
| اَتَتْكُمُ | Feale-Yefilu | فَعَلَتْكُمُ | Size geldi | 5 |
| نَأْتِي | Feale-Yefilu | نَفْعِلُ | Geliriz | 5 |
| نُؤْتِه۪ | İfal Babı | نُفْعِلْهُ | Ona veririz | 4 |
| نُؤْت۪يهِ | İfal Babı | نُفْعِلُهُ | Ona veririz | 4 |
| لَاٰتِيَةٌ | İsim | لَفَاعِلَةٌ | Gelen | 4 |
| فَاٰتَتْ | İfal Babı | فَأَفْعَلَتْ | Hemen verdi | 3 |
| اٰت۪يهِمْ | İsim | فَاعِلُهُمْ | Onlara gelen | 3 |
| تُؤْتِي | İfal Babı | تُفْعِلُ | Verirsin | 2 |
| وَاٰتَيْنَاهُمْ | İfal Babı | وَأَفْعَلْنَاهُمْ | Ve onlara verdik | 2 |
| لَاٰتٍۙ | İsim | لَفَاعِلٌ | Gelen | 2 |
| ائْتُون۪ي | Feale-Yefilu | اِفْعِلُونِي | Bana getirin | 2 |
| وَا۪يتَٓاءَ | İsim | وَإِفْعَالَ | Ve vermek | 2 |
| فَأْتُوا | Feale-Yefilu | فَفْعِلُوا | Öyleyse getirin | 1 |
| يَأْتُوكُمْ | Feale-Yefilu | يَفْعِلُوكُمْ | Size gelirler | 1 |
| نَأْتِ | Feale-Yefilu | نَفْعِلْ | Getiririz | 1 |
| فَاٰتُوهُمْ | İfal Babı | فَأَفْعِلُوهُمْ | Hemen onlara verin | 1 |
| وَالْمُؤْتُونَ | İsim | وَالْمُفْعِلُونَ | Ve verenler | 1 |
| لَاٰتِيَنَّهُمْ | Feale-Yefilu | لَأَفْعِلَنَّهُمْ | Kesinlikle onlara geleceğim | 1 |
| يَأْتِيَنَّكُمْ | Feale-Yefilu | يَفْعِلَنَّكُمْ | Kesinlikle size gelecek | 1 |
| وَا۪يتَٓائِ | İsim | وَإِفْعَالِ | Ve vermek | 1 |
| مَأْتِياًّ | İsim | مَفْعُولًا | Getirilen | 1 |
| فَأْتِيَاهُ | Feale-Yefilu | فَفْعِلَاهُ | İkiniz ona gelin | 1 |
| وَاُو۫تِيَتْ | İfal Babı | وَأُفْعِلَتْ | Ve ona verildi | 1 |
| ائْتِيَا | Feale-Yefilu | اِفْعِلَا | İkiniz gelin | 1 |
Anlam yelpazesi
Kökün kelimelerinin Türkçe karşılıkları.
Onlara gelir 34
Onlara verildi 32
Gelir 23
Verdik 19
Onlara verdik 16
Ona verildi 14
Ve verdik 13
Ve verin 12
Getirir 10
Size gelir 10
Onlara verdi 9
Getirirler 9
Gelen 7
Geldi 7
Diğer 174 anlam
Sana geldi 7
Öyleyse getirin 6
Verir 6
Ona verir 6
Ona veririz 6
Size verdi 6
Ve verirler 6
Onlara geldi 6
Size getirir 6
Ona verdik 6
Ona gelir 6
Gelirsiniz 5
(Size) verildi 5
Gelirler 5
Bana getirin 5
Kesinlikle size gelecek 4
Ve verdi 4
Bize ver 4
Onlara verdiniz 4
Ona verilir 4
Hemen getir 4
Ve verdiler 4
Verirler 4
Ve onlara verdik 4
Ve ona verdik 4
Size geldi 4
Size verir 4
Size verdik 3
Verdiniz 3
Ona verdi 3
Sana gelirler 3
Geldiler 3
Ve onlara verin 3
Ve getirir 3
Öyleyse bize getir 3
Bize getir 3
Gelir misiniz? 3
Sana getirirler 3
Ona geldi 3
Ve vermek 3
Size getiririm 3
Bize gelir 2
Gelin 2
Hemen getirin 2
Bize getirir 2
Ve verdiniz 2
Öyleyse onlara verin 2
Ve verir 2
Onlara verir 2
Ve size verdi 2
İkisine verdi 2
Onlara getirirsin 2
Verdin 2
Ve bana verdi 2
İkinize gelir 2
Bana getirir 2
Geliriz 2
Sana verdik 2
Sana gelir 2
Bana verin 2
Bana verdi 2
Onlara getirdik 2
Ve bize verildi 2
Sana getiririm 2
Hemen onlara geldi 2
Ve onlara verildi 1
Size gelirler 1
Getiririz 1
Getirdin 1
Onlara o verildi 1
Öyleyse onlara gidin 1
Hemen gelin 1
Ve ona verdi 1
Hemen verdi 1
Ve ona verirsiniz 1
Verirsin 1
Size verdim 1
Ve size gelirler 1
Ve bize ver 1
Vermeyin 1
İkisi ona gelir 1
Getirdiler 1
Hemen onlara verin 1
Öyleyse kesinlikle onlara verdik 1
Ve gelsin 1
Onlara verirsiniz 1
Ve verenler 1
Onlara vereceğiz 1
Ona verilirsiniz 1
Hemen onlara getirirsin 1
Bize gel 1
Bize verilir 1
Kesinlikle onlara geleceğim 1
Hemen onlara ver 1
Bize gelirsin 1
Bize getirirsin 1
Hemen geldiler 1
Sana verdim 1
Bize verdin 1
Bize verecek 1
Bize verdi 1
Sana geldiler 1
Getir 1
Onlara gelen 1
Bana getirirsiniz 1
Bana verirsiniz 1
Kesinlikle bana getireceksiniz 1
Ona verdiler 1
Ve bana getirin 1
Bana verdin 1
Öyleyse bize getirin 1
Size getiririz 1
Ve ona gelir 1
Bize getir- 1
Ve sana getirdik 1
Hemen geldi 1
Ve onlara geldi 1
Ve ver 1
Getirirsin 1
Hemen size getirsin 1
Verdi 1
Bana verir 1
İkisi geldi 1
Getirdi 1
Bize gelirler 1
Getirilen 1
Kesinlikle bana verilecek 1
Ve bize gelir 1
Ona gelen 1
(Sana) verildi 1
İkiniz ona gelin 1
Kesinlikle sana getireceğiz 1
Hemen gelir misiniz? 1
Hemen bize getirsin 1
Getirdik 1
Verdiler 1
Hemen onlara gelecek 1
Git 1
Hemen ikiniz gelin 1
Hemen onlara gelir 1
Size getireceğim 1
Kesinlikle bana getirecek 1
Ve ona verildi 1
Ve bana gelin 1
Kesinlikle onlara getireceğiz 1
Bana gelirler 1
Ona geldiler 1
Onlara verilir 1
Sana verdi 1
Ona verildim 1
Ve gelirsiniz 1
Ve kesinlikle onlara gelecek 1
Ver 1
Öyleyse kesinlikle verdik 1
Öyleyse kesinlikle ona verdiler 1
Onlara verdin 1
Onlara ver 1
Bize gelirsiniz 1
Bana o verildi 1
İkiniz gelin 1
Geldik 1
Size getiren 1
Getirin 1
Ve onlara verdi 1
Öyleyse ona verecek 1
Getirsinler 1
Öyleyse getirsin 1
Hemen verdik 1
Öyleyse verin 1
-mak 1
Öyleyse getirsinler 1
Bana verilir 1
Bize geldi 1
Hemen gelirsiniz 1
Kavram ağı
Aynı ayette en çok birlikte geçtiği kökler (ayet sayısı). Tıklayınca ortak ayetler listelenir.
Sure dağılımı
Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
Vahiy sürecinde kullanım
Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.
← ilk inenson inen →
Ayetler
+ ر ب ب ile birlikte ✕ Süzgeci kaldır
78 ayet
قُولُٓوا
اٰمَنَّا
بِاللّٰهِ
وَمَٓا
اُنْزِلَ
اِلَيْنَا
وَمَٓا
اُنْزِلَ
اِلٰٓى
اِبْرٰه۪يمَ
وَاِسْمٰع۪يلَ
وَاِسْحٰقَ
وَيَعْقُوبَ
وَالْاَسْبَاطِ
وَمَٓا
اُو۫تِيَ
مُوسٰى
وَع۪يسٰى
وَمَٓا
اُو۫تِيَ
النَّبِيُّونَ
مِنْ
رَبِّهِمْۚ
لَا
نُفَرِّقُ
بَيْنَ
اَحَدٍ
مِنْهُمْۘ
وَنَحْنُ
لَهُ
مُسْلِمُونَ
«Allah’a, bize gönderilene, İbrahim’e, İsmail’e, İshak’a, Yakub’a ve torunlarına gönderilene, Musa ve İsa’ya verilene, Rableri tarafından peygamberlere verilene, onları birbirinden ayırt etmeyerek inandık, biz O’na teslim olanlarız» deyin.[136]
قَدْ
نَرٰى
تَقَلُّبَ
وَجْهِكَ
فِي
السَّمَٓاءِۚ
فَلَنُوَلِّيَنَّكَ
قِبْلَةً
تَرْضٰيهَاۖ
فَوَلِّ
وَجْهَكَ
شَطْرَ
الْمَسْجِدِ
الْحَرَامِۜ
وَحَيْثُ
مَا
كُنْتُمْ
فَوَلُّوا
وُجُوهَكُمْ
شَطْرَهُۜ
وَاِنَّ
الَّذ۪ينَ
اُو۫تُوا
الْكِتَابَ
لَيَعْلَمُونَ
اَنَّهُ
الْحَقُّ
مِنْ
رَبِّهِمْۜ
وَمَا
اللّٰهُ
بِغَافِلٍ
عَمَّا
يَعْمَلُونَ
Yüzünü göğe çevirip durduğunu görüyoruz. Hoşnud olacağın kıbleye seni elbette çevireceğiz. Artık yüzünü Mescid-i Haram semtine çevir; bulunduğunuz yerde yüzlerinizi o yöne çevirin. Doğrusu Kitap verilenler, bunun Rab’lerinden bir gerçek olduğunu bilirler. Allah onların yaptıklarından gafil değildir.[144]
فَاِذَا
قَضَيْتُمْ
مَنَاسِكَكُمْ
فَاذْكُرُوا
اللّٰهَ
كَذِكْرِكُمْ
اٰبَٓاءَكُمْ
اَوْ
اَشَدَّ
ذِكْراًۜ
فَمِنَ
النَّاسِ
مَنْ
يَقُولُ
رَبَّنَٓا
اٰتِنَا
فِي
الدُّنْيَا
وَمَا
لَهُ
فِي
الْاٰخِرَةِ
مِنْ
خَلَاقٍ
Hac ibadetinizi bitirdiğinizde, babalarınızı andığınız gibi, hatta ondan daha kuvvetli bir anışla Allah’ı anın. «Rabbimiz! Bize sadece dünyada ver» diyen insanlar vardır, öylesine, ahirette bir pay yoktur.[200]
وَمِنْهُمْ
مَنْ
يَقُولُ
رَبَّنَٓا
اٰتِنَا
فِي
الدُّنْيَا
حَسَنَةً
وَفِي
الْاٰخِرَةِ
حَسَنَةً
وَقِنَا
عَذَابَ
النَّارِ
«Rabbimiz! Bize dünyada iyiyi, ahirette de iyiyi ver, bizi ateşin azabından koru» diyenler vardır.[201]
وَقَالَ
لَهُمْ
نَبِيُّهُمْ
اِنَّ
اٰيَةَ
مُلْكِه۪ٓ
اَنْ
يَأْتِيَكُمُ
التَّابُوتُ
ف۪يهِ
سَك۪ينَةٌ
مِنْ
رَبِّكُمْ
وَبَقِيَّةٌ
مِمَّا
تَرَكَ
اٰلُ
مُوسٰى
وَاٰلُ
هٰرُونَ
تَحْمِلُهُ
الْمَلٰٓئِكَةُۜ
اِنَّ
ف۪ي
ذٰلِكَ
لَاٰيَةً
لَكُمْ
اِنْ
كُنْتُمْ
مُؤْمِن۪ينَ۟
Peygamberleri onlara, «Onun hükümdarlığının alameti, size sandığın gelmesidir, onda Rabbinizden gelen gönül rahatlığı ve Musa ailesinin ve Harun ailesinin bıraktıklarından kalanlar var; onu melekler taşır, eğer inanmışsanız bunda sizin için delil vardır» dedi.[248]
اَلَمْ
تَرَ
اِلَى
الَّذ۪ي
حَٓاجَّ
اِبْرٰه۪يمَ
ف۪ي
رَبِّه۪ٓ
اَنْ
اٰتٰيهُ
اللّٰهُ
الْمُلْكَۢ
اِذْ
قَالَ
اِبْرٰه۪يمُ
رَبِّيَ
الَّذ۪ي
يُحْـي۪
وَيُم۪يتُۙ
قَالَ
اَنَا۬
اُحْـي۪
وَاُم۪يتُۜ
قَالَ
اِبْرٰه۪يمُ
فَاِنَّ
اللّٰهَ
يَأْت۪ي
بِالشَّمْسِ
مِنَ
الْمَشْرِقِ
فَأْتِ
بِهَا
مِنَ
الْمَغْرِبِ
فَبُهِتَ
الَّذ۪ي
كَفَرَۜ
وَاللّٰهُ
لَا
يَهْدِي
الْقَوْمَ
الظَّالِم۪ينَۚ
Allah kendisine mülk verdi diye İbrahim ile Rabbi hakkında tartışanı görmedin mi? İbrahim: «Rabbim, dirilten ve öldürendir» demişti. «Ben de diriltir ve öldürürüm» dedi; İbrahim, «Şüphesiz Allah güneşi doğudan getiriyor, sen de batıdan getirsene» dedi. İnkar eden şaşırıp kaldı. Allah zulmeden kimseleri doğru yola eriştirmez.[258]
وَاِذْ
قَالَ
اِبْرٰه۪يمُ
رَبِّ
اَرِن۪ي
كَيْفَ
تُحْـيِ
الْمَوْتٰىۜ
قَالَ
اَوَلَمْ
تُؤْمِنْۜ
قَالَ
بَلٰى
وَلٰكِنْ
لِيَطْمَئِنَّ
قَلْب۪يۜ
قَالَ
فَخُذْ
اَرْبَعَةً
مِنَ
الطَّيْرِ
فَصُرْهُنَّ
اِلَيْكَ
ثُمَّ
اجْعَلْ
عَلٰى
كُلِّ
جَبَلٍ
مِنْهُنَّ
جُزْءاً
ثُمَّ
ادْعُهُنَّ
يَأْت۪ينَكَ
سَعْياًۜ
وَاعْلَمْ
اَنَّ
اللّٰهَ
عَز۪يزٌ
حَك۪يمٌ۟
İbrahim: «Rabbim! Ölüleri nasıl dirilttiğini bana göster» dediğinde, «İnanmıyor musun?» deyince de, «Hayır öyle değil, fakat kalbim iyice kansın» demişti. «Öyleyse dört çeşit kuş al, onları kendine alıştır, sonra onları parçalayıp her dağın üzerine bir parça koy, sonra onları çağır; koşarak sana gelirler. O halde Allah’ın güçlü ve Hakim olduğunu bil» demişti.[260]
اِنَّ
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
وَعَمِلُوا
الصَّالِحَاتِ
وَاَقَامُوا
الصَّلٰوةَ
وَاٰتَوُا
الزَّكٰوةَ
لَهُمْ
اَجْرُهُمْ
عِنْدَ
رَبِّهِمْۚ
وَلَا
خَوْفٌ
عَلَيْهِمْ
وَلَا
هُمْ
يَحْزَنُونَ
İnanıp yararlı işler işleyenlerin, namaz kılıp, zekat verenlerin Rab’leri katında ecirleri vardır. Onlara korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir.[277]
وَلَا
تُؤْمِنُٓوا
اِلَّا
لِمَنْ
تَبِـعَ
د۪ينَكُمْۜ
قُلْ
اِنَّ
الْهُدٰى
هُدَى
اللّٰهِۙ
اَنْ
يُؤْتٰٓى
اَحَدٌ
مِثْلَ
مَٓا
اُو۫ت۪يتُمْ
اَوْ
يُحَٓاجُّوكُمْ
عِنْدَ
رَبِّكُمْۜ
قُلْ
اِنَّ
الْفَضْلَ
بِيَدِ
اللّٰهِۚ
يُؤْت۪يهِ
مَنْ
يَشَٓاءُۜ
وَاللّٰهُ
وَاسِعٌ
عَل۪يمٌۚ
Kitap ehlinden bir takımı şöyle dedi: «İnananlara indirilene günün başında inanın, sonunda inkar edin ki, belki dönerler ve dininize uyanlardan başkasına inanmayın». De ki: «Doğru yol Allah’ın yoludur». Ve yine başkasına da verildiğine veya Rabbinizin katında Müslümanların karşı delil getirip sizi alt edeceğine inanmayın, derler. De ki: «Doğrusu bol nimet Allah’ın elindedir, onu dilediğine verir. Allah’ın fazlı her şeyi kaplar, O her şeyi bilir».[72-73]
مَا
كَانَ
لِبَشَرٍ
اَنْ
يُؤْتِيَهُ
اللّٰهُ
الْكِتَابَ
وَالْحُكْمَ
وَالنُّبُوَّةَ
ثُمَّ
يَقُولَ
لِلنَّاسِ
كُونُوا
عِبَاداً
ل۪ي
مِنْ
دُونِ
اللّٰهِ
وَلٰكِنْ
كُونُوا
رَبَّانِيّ۪نَ
بِمَا
كُنْتُمْ
تُعَلِّمُونَ
الْكِتَابَ
وَبِمَا
كُنْتُمْ
تَدْرُسُونَۙ
Allah’ın kendisine Kitap’ı, hükmü, peygamberliği verdiği insanoğluna: «Allah’ı bırakıp bana kulluk edin» demek yaraşmaz, fakat: «Kitabı öğrettiğinize, okuduğunuza göre Rabb’e kul olun» demek yaraşır.[79]
قُلْ
اٰمَنَّا
بِاللّٰهِ
وَمَٓا
اُنْزِلَ
عَلَيْنَا
وَمَٓا
اُنْزِلَ
عَلٰٓى
اِبْرٰه۪يمَ
وَاِسْمٰع۪يلَ
وَاِسْحٰقَ
وَيَعْقُوبَ
وَالْاَسْبَاطِ
وَمَٓا
اُو۫تِيَ
مُوسٰى
وَع۪يسٰى
وَالنَّبِيُّونَ
مِنْ
رَبِّهِمْۖ
لَا
نُفَرِّقُ
بَيْنَ
اَحَدٍ
مِنْهُمْۘ
وَنَحْنُ
لَهُ
مُسْلِمُونَ
«Allah’a, bize indirilene, İbrahim’e, İsmail’e, İshak’a, Yakub’a ve torunlarına indirilene, Rableri tarafından Musa, İsa ve peygamberlere verilene inandık, onları birbirinden ayırt etmeyiz, biz O’na teslim olanlarız» de.[84]
بَلٰٓىۙ
اِنْ
تَصْبِرُوا
وَتَتَّقُوا
وَيَأْتُوكُمْ
مِنْ
فَوْرِهِمْ
هٰذَا
يُمْدِدْكُمْ
رَبُّكُمْ
بِخَمْسَةِ
اٰلَافٍ
مِنَ
الْمَلٰٓئِكَةِ
مُسَوِّم۪ينَ
İnananlara: «Rabbinizin size gönderilmiş üç bin melekle yardım etmesi size yetmeyecek mi?» diyordun. Evet, eğer sabrederseniz, sakınırsanız ve onlar de hemen üzerinize gelirlerse Rabbiniz size, nişanlı beş bin melekle imdat edecektir.[124-125]
رَبَّنَا
وَاٰتِنَا
مَا
وَعَدْتَنَا
عَلٰى
رُسُلِكَ
وَلَا
تُخْزِنَا
يَوْمَ
الْقِيٰمَةِۜ
اِنَّكَ
لَا
تُخْلِفُ
الْم۪يعَادَ
«Rabbimiz! Peygamberlerinle vadettiklerini bize ver, kıyamet günü bizi rezil etme. Sen şüphesiz sözünden caymazsın».[194]
اَلَمْ
تَرَ
اِلَى
الَّذ۪ينَ
ق۪يلَ
لَهُمْ
كُفُّٓوا
اَيْدِيَكُمْ
وَاَق۪يمُوا
الصَّلٰوةَ
وَاٰتُوا
الزَّكٰوةَۚ
فَلَمَّا
كُتِبَ
عَلَيْهِمُ
الْقِتَالُ
اِذَا
فَر۪يقٌ
مِنْهُمْ
يَخْشَوْنَ
النَّاسَ
كَخَشْيَةِ
اللّٰهِ
اَوْ
اَشَدَّ
خَشْيَةًۚ
وَقَالُوا
رَبَّنَا
لِمَ
كَتَبْتَ
عَلَيْنَا
الْقِتَالَۚ
لَوْلَٓا
اَخَّرْتَنَٓا
اِلٰٓى
اَجَلٍ
قَر۪يبٍۜ
قُلْ
مَتَاعُ
الدُّنْيَا
قَل۪يلٌۚ
وَالْاٰخِرَةُ
خَيْرٌ
لِمَنِ
اتَّقٰى
وَلَا
تُظْلَمُونَ
فَت۪يلاً
Kendilerine: «Elinizi savaştan çekin, namaz kılın, zekat verin» denenleri görmedin mi? Onlara savaş farz kılındığında, içlerinden bir takımı hemen, insanlardan, Allah’tan korkar gibi, hatta daha çok korkarlar ve «Rabbimiz! Bize savaşı niçin farz kıldın, bizi yakın bir zamana kadar tehir edemez miydin?» derler. De ki: «Dünya geçimliği azdır, ahiret, Allah’a karşı gelmekten sakınan için hayırlıdır, size zerre kadar zulmedilmez».[77]
وَمَا
تَأْت۪يهِمْ
مِنْ
اٰيَةٍ
مِنْ
اٰيَاتِ
رَبِّهِمْ
اِلَّا
كَانُوا
عَنْهَا
مُعْرِض۪ينَ
Onlara Rablerinin ayetlerinden bir ayet geldikçe ondan yüz çevirirlerdi.[4]
قُلْ
اَنَدْعُوا
مِنْ
دُونِ
اللّٰهِ
مَا
لَا
يَنْفَعُنَا
وَلَا
يَضُرُّنَا
وَنُرَدُّ
عَلٰٓى
اَعْقَابِنَا
بَعْدَ
اِذْ
هَدٰينَا
اللّٰهُ
كَالَّذِي
اسْتَهْوَتْهُ
الشَّيَاط۪ينُ
فِي
الْاَرْضِ
حَيْرَانَۖ
لَهُٓ
اَصْحَابٌ
يَدْعُونَهُٓ
اِلَى
الْهُدَى
ائْتِنَاۜ
قُلْ
اِنَّ
هُدَى
اللّٰهِ
هُوَ
الْهُدٰىۜ
وَاُمِرْنَا
لِنُسْلِمَ
لِرَبِّ
الْعَالَم۪ينَۙ
De ki: «Arkadaşları bize gel diye doğru yola çağırırken, şeytanların yeryüzünde şaşırttıkları bir kimse gibi geriye mi dönelim. Allah bizi doğru yola eriştirdikten sonra, bize faydası olmayan, zarar da veremeyen Allah’tan başka şeylere mi yalvaralım?» De ki, «Doğru yol ancak Allah’ın yoludur. Alemlerin Rabbine teslim olarak namaz kılın, Allah’tan sakının diye emrolunduk.» Kendisine toplanacağınız O’dur.[71-72]
وَتِلْكَ
حُجَّتُنَٓا
اٰتَيْنَاهَٓا
اِبْرٰه۪يمَ
عَلٰى
قَوْمِه۪ۜ
نَرْفَعُ
دَرَجَاتٍ
مَنْ
نَشَٓاءُۜ
اِنَّ
رَبَّكَ
حَك۪يمٌ
عَل۪يمٌ
Bu, İbrahim’e, milletine karşı verdiğimiz hüccetimizdir. Dilediğimizi derecelerle yükseltiriz. Doğrusu Rabbin Hakim’dir, Bilen’dir.[83]
اَفَغَيْرَ
اللّٰهِ
اَبْتَغ۪ي
حَكَماً
وَهُوَ
الَّـذ۪ٓي
اَنْزَلَ
اِلَيْكُمُ
الْكِتَابَ
مُفَصَّلاًۜ
وَالَّذ۪ينَ
اٰتَيْنَاهُمُ
الْكِتَابَ
يَعْلَمُونَ
اَنَّهُ
مُنَزَّلٌ
مِنْ
رَبِّكَ
بِالْحَقِّ
فَلَا
تَكُونَنَّ
مِنَ
الْمُمْتَر۪ينَ
«Allah size Kitap’ı açık açık indirmişken O’ndan başka bir hakem mi isteyeyim?» Kendilerine Kitap verdiklerimiz, onun gerçekten Rableri katından indirilmiş olduğunu bilirler. Öyleyse, sen şüpheye düşenlerden olma![114]
ثُمَّ
اٰتَيْنَا
مُوسَى
الْكِتَابَ
تَمَاماً
عَلَى
الَّـذ۪ٓي
اَحْسَنَ
وَتَفْص۪يلاً
لِكُلِّ
شَيْءٍ
وَهُدًى
وَرَحْمَةً
لَعَلَّهُمْ
بِلِقَٓاءِ
رَبِّهِمْ
يُؤْمِنُونَ۟
Sonra, iyilik işleyenlere nimeti tamamlamak, her şeyi uzun uzadıya açıklamak, doğruyu göstermek ve rahmet olmak üzere Musa’ya Kitap’ı verdik. Rablerine kavuşacaklarına belki artık inanırlar.[154]
هَلْ
يَنْظُرُونَ
اِلَّٓا
اَنْ
تَأْتِيَهُمُ
الْمَلٰٓئِكَةُ
اَوْ
يَأْتِيَ
رَبُّكَ
اَوْ
يَأْتِيَ
بَعْضُ
اٰيَاتِ
رَبِّكَۜ
يَوْمَ
يَأْت۪ي
بَعْضُ
اٰيَاتِ
رَبِّكَ
لَا
يَنْفَعُ
نَفْساً
ا۪يمَانُهَا
لَمْ
تَكُنْ
اٰمَنَتْ
مِنْ
قَبْلُ
اَوْ
كَسَبَتْ
ف۪ٓي
ا۪يمَانِهَا
خَيْراًۜ
قُلِ
انْتَظِرُٓوا
اِنَّا
مُنْتَظِرُونَ
Onlar kendilerine meleklerin gelmesini mi, yoksa Rabbinin gelmesini mi, yahut Rablerinden bir takım mucizelerin gelmesini mi bekliyorlar? Rabbinin bir takım mucizeleri geldiği gün, bir kimse daha önce inanmamışsa veya imaniyle bir iyilik kazanmamışsa, imanı ona fayda vermez. Onlara: «Bekleyin, doğrusu biz de bekliyoruz» de.[158]
Yükleniyor...