ق ض ي
59ayette
63kez geçiyor
29/114surede
11farklı kelime
Mekkî / Medenî
Mekkî %78 · Medenî %22
İlk inen ayet (nüzul sırasıyla)
Abese 23
24. inen sure
En çok geçtiği sure
Yûnus
6 kez
Kelime ailesi
Bu kökten türeyen farklı kelimeler. Tıklayınca geçtiği ayetler listelenir.
| Kelime | Tür | Vezin | Anlam | Adet |
|---|---|---|---|---|
| لَقُضِيَ | Feale-Yefilu | فَعَلَ | Gerçekleştirdi | 39 |
| يَقْض۪ي | Feale-Yefilu | يَفْعِلُ | Gerçekleştirir | 9 |
| لْيَقْضُوا | Feale-Yefilu | لِيَفْعِلُوا | Gerçekleştirsinler | 4 |
| اقْضُٓوا | Feale-Yefilu | افْعِلُوا | Gerçekleştirin | 2 |
| قَضٰيهَاۜ | Feale-Yefilu | فَعَلَهَا | Onu gerçekleştirdi | 2 |
| مَقْضِياًّ | Sıfat | مَفْعُولًا | Gerçekleştirilen | 2 |
| قَاضٍۜ | İsim | فَاعِلٌ | Gerçekleştiren | 1 |
| تَقْض۪ي | Feale-Yefilu | تَفْعِلُ | Gerçekleştirirsin | 1 |
| قَضَوْا | Feale-Yefilu | مِنْهُنَّ | Gerçekleştirdiler | 1 |
| قُضِيَتِ | Feale-Yefilu | فُعِلَتِ | Gerçekleştirildi | 1 |
| الْقَاضِيَةَۚ | İsim | الْفَاعِلَةَ | Gerçekleştiren | 1 |
Anlam yelpazesi
Kökün kelimelerinin Türkçe karşılıkları.
Kavram ağı
Aynı ayette en çok birlikte geçtiği kökler (ayet sayısı). Tıklayınca ortak ayetler listelenir.
Sure dağılımı
Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
Vahiy sürecinde kullanım
Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.
← ilk inenson inen →
Ayetler
+ ظ ل م ile birlikte ✕ Süzgeci kaldır
7 ayet
قُلْ
لَوْ
اَنَّ
عِنْد۪ي
مَا
تَسْتَعْجِلُونَ
بِه۪
لَقُضِيَ
الْاَمْرُ
بَيْن۪ي
وَبَيْنَكُمْۜ
وَاللّٰهُ
اَعْلَمُ
بِالظَّالِم۪ينَ
De ki: «Acele istediğiniz şey elimde olsaydı, benimle aranızdaki iş bitmiş olurdu.» Allah zulmedenleri en iyi bilendir.[58]
وَلِكُلِّ
اُمَّةٍ
رَسُولٌۚ
فَاِذَا
جَٓاءَ
رَسُولُهُمْ
قُضِيَ
بَيْنَهُمْ
بِالْقِسْطِ
وَهُمْ
لَا
يُظْلَمُونَ
Her ümmetin bir peygamberi vardır. Onlara peygamberleri geldiğinde aralarında adaletle hüküm verilmiş olur. Onların hakları yenmez.[47]
وَلَوْ
اَنَّ
لِكُلِّ
نَفْسٍ
ظَلَمَتْ
مَا
فِي
الْاَرْضِ
لَافْتَدَتْ
بِه۪ۜ
وَاَسَرُّوا
النَّدَامَةَ
لَمَّا
رَاَوُا
الْعَذَابَۚ
وَقُضِيَ
بَيْنَهُمْ
بِالْقِسْطِ
وَهُمْ
لَا
يُظْلَمُونَ
Haksızlık etmiş olan her kişi, yeryüzünde olan her şeye sahip olsa, onu azabın fidyesi olarak verirdi. Azabı görünce pişmanlık gösterdiler. Haksızlığa uğratılmadan aralarında adaletle hükmolunmuştur.[54]
وَق۪يلَ
يَٓا اَرْضُ
ابْلَع۪ي
مَٓاءَكِ
وَيَا سَمَٓاءُ
اَقْلِع۪ي
وَغ۪يضَ
الْمَٓاءُ
وَقُضِيَ
الْاَمْرُ
وَاسْتَوَتْ
عَلَى
الْجُودِيِّ
وَق۪يلَ
بُعْداً
لِلْقَوْمِ
الظَّالِم۪ينَ
Yere, «Suyunu çek!», göğe, «Ey gök sen de tut!» denildi. Su çekildi, iş de bitti; gemi Cudi’ye oturdu. «Haksızlık yapan millet Allah’ın rahmetinden uzak olsun» denildi.[44]
وَقَالَ
الشَّيْطَانُ
لَمَّا
قُضِيَ
الْاَمْرُ
اِنَّ
اللّٰهَ
وَعَدَكُمْ
وَعْدَ
الْحَقِّ
وَوَعَدْتُكُمْ
فَاَخْلَفْتُكُمْۜ
وَمَا
كَانَ
لِيَ
عَلَيْكُمْ
مِنْ
سُلْطَانٍ
اِلَّٓا
اَنْ
دَعَوْتُكُمْ
فَاسْتَجَبْتُمْ
ل۪يۚ
فَلَا
تَلُومُون۪ي
وَلُومُٓوا
اَنْفُسَكُمْۜ
مَٓا
اَنَا۬
بِمُصْرِخِكُمْ
وَمَٓا
اَنْتُمْ
بِمُصْرِخِيَّۜ
اِنّ۪ي
كَفَرْتُ
بِمَٓا
اَشْرَكْتُمُونِ
مِنْ
قَبْلُۜ
اِنَّ
الظَّالِم۪ينَ
لَهُمْ
عَذَابٌ
اَل۪يمٌ
İş olup bitince, şeytan: «Doğrusu Allah size gerçeği söz vermişti. Ben de size söz verdim ama, sonra caydım; esasen sizi zorlayacak bir nüfuzum yoktu; sadece çağırdım, siz de geldiniz. O halde, beni değil kendinizi kınayın. Artık ben sizi kurtaramam, siz de beni kurtaramazsınız. Beni Allah’a ortak koşmanızı daha önce kabul etmemiştim; doğrusu zalimlere can yakan bir azap vardır» der.[22]
وَاَشْرَقَتِ
الْاَرْضُ
بِنُورِ
رَبِّهَا
وَوُضِعَ
الْكِتَابُ
وَج۪ٓيءَ
بِالنَّبِيّ۪نَ
وَالشُّهَدَٓاءِ
وَقُضِيَ
بَيْنَهُمْ
بِالْحَقِّ
وَهُمْ
لَا
يُظْلَمُونَ
Yeryüzü Rabbinin nuruyla aydınlanır, kitap açılır, peygamberler ve şahidler getirilir ve onlara haksızlık yapılmadan, aralarında adaletle hüküm verilir.[69]
اَمْ
لَهُمْ
شُرَكٰٓؤُ۬ا
شَرَعُوا
لَهُمْ
مِنَ
الدّ۪ينِ
مَا
لَمْ
يَأْذَنْ
بِهِ
اللّٰهُۜ
وَلَوْلَا
كَلِمَةُ
الْفَصْلِ
لَقُضِيَ
بَيْنَهُمْۜ
وَاِنَّ
الظَّالِم۪ينَ
لَهُمْ
عَذَابٌ
اَل۪يمٌ
Yoksa, Allah’ın dinde izin vermediği bir şeyi onlara meşru kılacak ortakları mı vardır? Eğer kesin yargı bulunmayacak olsaydı aralarında hemen hükmedilirdi. Doğrusu, zalimlere can yakıcı azap vardır.[21]
Yükleniyor...