ق ل ل
74ayette
76kez geçiyor
33/114surede
10farklı kelime
Mekkî / Medenî
Mekkî %55 · Medenî %45
İlk inen ayet (nüzul sırasıyla)
Müzzemmil 2
3. inen sure
En çok geçtiği sure
Bakara
9 kez
Kelime ailesi
Bu kökten türeyen farklı kelimeler. Tıklayınca geçtiği ayetler listelenir.
| Kelime | Tür | Vezin | Anlam | Adet |
|---|---|---|---|---|
| قَل۪يلاً | İsim | فَعِيلًا | Az | 33 |
| قَل۪يلاً | Sıfat | فَعِيلًا | Az | 23 |
| قَل۪يلٌ | İsim | فَعِيلٌ | Az | 10 |
| قَل۪يلٌ | Sıfat | فَعِيلٌ | Az | 3 |
| اَقَلَّ | İsim | أَفْعَلَ | Daha az | 2 |
| قَل۪يلَةٍ | Sıfat | فَعِيلَةٍ | Az | 1 |
| قَلَّ | Feale-Yefulu | فَعَلَ | Azaldı | 1 |
| اَقَلَّتْ | İfal Babı | أَفْعَلَتْ | Azalttı | 1 |
| وَيُقَلِّلُكُمْ | Tef'il Babı | وَيُفَعِّلُكُمْ | Ve sizi azaltır | 1 |
| قَل۪يلُونَۙ | Sıfat | فَعِيلُونَ | Az olanlar | 1 |
Anlam yelpazesi
Kökün kelimelerinin Türkçe karşılıkları.
Kavram ağı
Aynı ayette en çok birlikte geçtiği kökler (ayet sayısı). Tıklayınca ortak ayetler listelenir.
Sure dağılımı
Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
Vahiy sürecinde kullanım
Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.
← ilk inenson inen →
Ayetler
+ أ م ن ile birlikte ✕ Süzgeci kaldır
14 ayet
وَاٰمِنُوا
بِمَٓا
اَنْزَلْتُ
مُصَدِّقاً
لِمَا
مَعَكُمْ
وَلَا
تَكُونُٓوا
اَوَّلَ
كَافِرٍ
بِه۪ۖ
وَلَا
تَشْتَرُوا
بِاٰيَات۪ي
ثَمَناً
قَل۪يلاًۘ
وَاِيَّايَ
فَاتَّقُونِ
Yanınızdaki Tevrat’ı tasdik ederek indirdiğim Kuran’a, inanın; onu ilk inkar edenler siz olmayın, ayetlerimi hiçbir değere karşılık değiştirmeyin ve bile bile hakkı gizlemeyin.[41]
وَقَالُوا
قُلُوبُنَا
غُلْفٌۜ
بَلْ
لَعَنَهُمُ
اللّٰهُ
بِكُفْرِهِمْ
فَقَل۪يلاً
مَا
يُؤْمِنُونَ
«Kalplerimiz perdelidir» dediler, hayır, Allah inkarlarından dolayı onları lanetlemiştir. Onların pek azı inanırlar.[88]
وَاِذْ
قَالَ
اِبْرٰه۪يمُ
رَبِّ
اجْعَلْ
هٰذَا
بَلَداً
اٰمِناً
وَارْزُقْ
اَهْلَهُ
مِنَ
الثَّمَرَاتِ
مَنْ
اٰمَنَ
مِنْهُمْ
بِاللّٰهِ
وَالْيَوْمِ
الْاٰخِرِۜ
قَالَ
وَمَنْ
كَفَرَ
فَاُمَتِّعُهُ
قَل۪يلاً
ثُمَّ
اَضْطَرُّهُٓ
اِلٰى
عَذَابِ
النَّارِۜ
وَبِئْسَ
الْمَص۪يرُ
İbrahim: «Rabbim! Burasını emin bir şehir kıl, halkından, Allah’a ve ahiret gününe inananları ürünlerle rızıklandır» demişti. Allah da: «İnkar edeni de az bir müddet geçindirir, sonra da onu ateşin azabına uğramak zorunda bırakırım, ne kötü sonuç» buyurmuştu.[126]
فَلَمَّا
فَصَلَ
طَالُوتُ
بِالْجُنُودِۙ
قَالَ
اِنَّ
اللّٰهَ
مُبْتَل۪يكُمْ
بِنَهَرٍۚ
فَمَنْ
شَرِبَ
مِنْهُ
فَلَيْسَ
مِنّ۪يۚ
وَمَنْ
لَمْ
يَطْعَمْهُ
فَاِنَّهُ
مِنّ۪ٓي
اِلَّا
مَنِ
اغْتَرَفَ
غُرْفَةً
بِيَدِه۪ۚ
فَشَرِبُوا
مِنْهُ
اِلَّا
قَل۪يلاً
مِنْهُمْۜ
فَلَمَّا
جَاوَزَهُ
هُوَ
وَالَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
مَعَهُۙ
قَالُوا
لَا
طَاقَةَ
لَنَا
الْيَوْمَ
بِجَالُوتَ
وَجُنُودِه۪ۜ
قَالَ
الَّذ۪ينَ
يَظُنُّونَ
اَنَّهُمْ
مُلَاقُوا
اللّٰهِۙ
كَمْ
مِنْ
فِئَةٍ
قَل۪يلَةٍ
غَلَبَتْ
فِئَةً
كَث۪يرَةً
بِاِذْنِ
اللّٰهِۜ
وَاللّٰهُ
مَعَ
الصَّابِر۪ينَ
Talut orduyla birlikte ayrıldıktan sonra, «Doğrusu Allah sizi bir ırmakla deneyecektir, ondan içen benden değildir, onu tatmayan eliyle sadece bir avuç avuçlayan müstesna şüphesiz bendendir» dedi. Onlardan pek azı hariç, sudan içtiler. Kendisi ve kendisiyle olan inananlar ırmağı geçince, «Bugün Calut ve ordusuna karşı koyacak gücümüz yok» dediler. Kendilerinin Allah’a kavuşacağını bilenler ise: «Nice az topluluk çok topluluğa Allah’ın izniyle üstün gelmiştir, Allah sabredenlerle beraberdir» dediler.[249]
وَاِنَّ
مِنْ
اَهْلِ
الْكِتَابِ
لَمَنْ
يُؤْمِنُ
بِاللّٰهِ
وَمَٓا
اُنْزِلَ
اِلَيْكُمْ
وَمَٓا
اُنْزِلَ
اِلَيْهِمْ
خَاشِع۪ينَ
لِلّٰهِۙ
لَا
يَشْتَرُونَ
بِاٰيَاتِ
اللّٰهِ
ثَمَناً
قَل۪يلاًۜ
اُو۬لٰٓئِكَ
لَهُمْ
اَجْرُهُمْ
عِنْدَ
رَبِّهِمْۜ
اِنَّ
اللّٰهَ
سَر۪يعُ
الْحِسَابِ
Kitap ehlinden Allah’a huşu duyarak inanıp, Allah’ın ayetlerini az bir değere değişmeyenler vardır. İşte onların ecirleri Rablerinin katındadır. Şüphesiz Allah’ın hesabı çabuktur.[199]
مِنَ
الَّذ۪ينَ
هَادُوا
يُحَرِّفُونَ
الْكَلِمَ
عَنْ
مَوَاضِعِه۪
وَيَقُولُونَ
سَمِعْنَا
وَعَصَيْنَا
وَاسْمَعْ
غَيْرَ
مُسْمَعٍ
وَرَاعِنَا
لَياًّ
بِاَلْسِنَتِهِمْ
وَطَعْناً
فِي
الدّ۪ينِۜ
وَلَوْ
اَنَّهُمْ
قَالُوا
سَمِعْنَا
وَاَطَعْنَا
وَاسْمَعْ
وَانْظُرْنَا
لَكَانَ
خَيْراً
لَهُمْ
وَاَقْوَمَۙ
وَلٰكِنْ
لَعَنَهُمُ
اللّٰهُ
بِكُفْرِهِمْ
فَلَا
يُؤْمِنُونَ
اِلَّا
قَل۪يلاً
Yahudilerden, sözleri yerlerinden değiştirip: «İşittik ve karşı geldik, kulak vermeyerek dinle» ve dillerini eğip bükerek ve dini yererek: «Bizi de dinle» diyenler vardır. Şayet: «İşittik ve itaat ettik, dinle ve bizi gözet» demiş olsalardı, onlar için daha iyi daha doğru olurdu. İşte Allah inkarları yüzünden onlara lanet etmiştir. Onların ancak pek azı inanır.[46]
وَاِذَا
جَٓاءَهُمْ
اَمْرٌ
مِنَ
الْاَمْنِ
اَوِ
الْخَوْفِ
اَذَاعُوا
بِه۪ۜ
وَلَوْ
رَدُّوهُ
اِلَى
الرَّسُولِ
وَاِلٰٓى
اُو۬لِي
الْاَمْرِ
مِنْهُمْ
لَعَلِمَهُ
الَّذ۪ينَ
يَسْتَنْبِطُونَهُ
مِنْهُمْۜ
وَلَوْلَا
فَضْلُ
اللّٰهِ
عَلَيْكُمْ
وَرَحْمَتُهُ
لَاتَّبَعْتُمُ
الشَّيْطَانَ
اِلَّا
قَل۪يلاً
Kendilerine güven veya korku hususunda bir haber geldiğinde onu yayarlar; halbuki o haberi Peygamber’e veya kendilerinden buyruk sahibi olanlara götürselerdi, onlardan sonuç çıkarmaya kadir olanlar onu bilirdi. Allah’ın size bol nimeti ve rahmeti olmasaydı, pek azınız bir yana, şeytana uyardınız.[83]
فَبِمَا
نَقْضِهِمْ
م۪يثَاقَهُمْ
وَكُفْرِهِمْ
بِاٰيَاتِ
اللّٰهِ
وَقَتْلِهِمُ
الْاَنْبِيَٓاءَ
بِغَيْرِ
حَقٍّ
وَقَوْلِهِمْ
قُلُوبُنَا
غُلْفٌۜ
بَلْ
طَبَعَ
اللّٰهُ
عَلَيْهَا
بِكُفْرِهِمْ
فَلَا
يُؤْمِنُونَ
اِلَّا
قَل۪يلاًۖ
Sözleşmelerini bozmaları, Allah’ın ayetlerini inkar etmeleri, peygamberleri haksız yere öldürmeleri, «Kalblerimiz perdelidir» demelerinden ötürü Allah, evet, inkarlarına karşılık onların kalblerini mühürledi, onun için bunların ancak pek azı inanır.[155]
وَلَا
تَقْعُدُوا
بِكُلِّ
صِرَاطٍ
تُوعِدُونَ
وَتَصُدُّونَ
عَنْ
سَب۪يلِ
اللّٰهِ
مَنْ
اٰمَنَ
بِه۪
وَتَبْغُونَهَا
عِوَجاًۚ
وَاذْكُرُٓوا
اِذْ
كُنْتُمْ
قَل۪يلاً
فَكَثَّرَكُمْۖ
وَانْظُرُوا
كَيْفَ
كَانَ
عَاقِبَةُ
الْمُفْسِد۪ينَ
«Allah’a inananları yolundan alıkoyup ve o yolun eğriliğini dileyerek tehdit edip her yolda pusu kurup oturmayın. Azken, Allah’ın sizi çoğalttığını hatırlayın; bozguncuların sonunun nasıl olduğuna bir bakın.»[86]
يَٓا اَيُّهَا
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
مَا
لَكُمْ
اِذَا
ق۪يلَ
لَكُمُ
انْفِرُوا
ف۪ي
سَب۪يلِ
اللّٰهِ
اثَّاقَلْتُمْ
اِلَى
الْاَرْضِۜ
اَرَض۪يتُمْ
بِالْحَيٰوةِ
الدُّنْيَا
مِنَ
الْاٰخِرَةِۚ
فَمَا
مَتَاعُ
الْحَيٰوةِ
الدُّنْيَا
فِي
الْاٰخِرَةِ
اِلَّا
قَل۪يلٌ
Ey inananlar! Size ne oldu ki, «Allah yolunda, savaşa çıkın» dendiği zaman yere çöküp kaldınız? Oysa dünya hayatının geçimi ahirete göre pek az bir şeydir.[38]
حَتّٰٓى
اِذَا
جَٓاءَ
اَمْرُنَا
وَفَارَ
التَّنُّورُۙ
قُلْنَا
احْمِلْ
ف۪يهَا
مِنْ
كُلٍّ
زَوْجَيْنِ
اثْنَيْنِ
وَاَهْلَكَ
اِلَّا
مَنْ
سَبَقَ
عَلَيْهِ
الْقَوْلُ
وَمَنْ
اٰمَنَۜ
وَمَٓا
اٰمَنَ
مَعَهُٓ
اِلَّا
قَل۪يلٌ
Buyruğumuz gelip tandırdan sular kaynamağa başlayınca, «Her cinsten birer çifti ve aleyhine hüküm verilmiş olanın dışında kalan çoluk çocuğunu ve inananları gemiye bindir» dedik. Pek az kimse onunla beraber inanmıştı.[40]
قَالَ
لَقَدْ
ظَلَمَكَ
بِسُؤَالِ
نَعْجَتِكَ
اِلٰى
نِعَاجِه۪ۜ
وَاِنَّ
كَث۪يراً
مِنَ
الْخُلَطَٓاءِ
لَيَبْغ۪ي
بَعْضُهُمْ
عَلٰى
بَعْضٍ
اِلَّا
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
وَعَمِلُوا
الصَّالِحَاتِ
وَقَل۪يلٌ
مَا
هُمْۜ
وَظَنَّ
دَاوُ۫دُ
اَنَّمَا
فَتَنَّاهُ
فَاسْتَغْفَرَ
رَبَّهُ
وَخَرَّ
رَاكِعاً
وَاَنَابَ ۩
Davud: «And olsun ki, senin dişi koyununu kendi dişi koyunlarına katmak istemekle sana haksızlıkta bulunmuştur. Doğrusu ortakçıların çoğu birbirlerinin haklarına tecavüz ederler. İnanıp yararlı iş işleyenler bunun dışındadır ki sayıları da ne kadar azdır!» demişti. Davud, Kendisini denediğimizi sanmıştı da, Rabbinden mağfiret dileyerek eğilip secdeye kapanmış, tevbe etmiş, Allah’a yönelmişti.[24]
وَمَا
يَسْتَوِي
الْاَعْمٰى
وَالْبَص۪يرُ
وَالَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
وَعَمِلُوا
الصَّالِحَاتِ
وَلَا
الْمُس۪ٓيءُۜ
قَل۪يلاً
مَا
تَـتَذَكَّرُونَ
Körle gören, inanıp yararlı iş işleyenlerle kötülük yapan bir değildir. Ne kadar az düşünüyorsunuz?[58]
وَمَا
هُوَ
بِقَوْلِ
شَاعِرٍۜ
قَل۪يلاً
مَا
تُـؤْمِنُونَۙ
O, şair sözü değildir; ne az inanıyorsunuz![41]
Yükleniyor...