ب

1.898ayette
2.544kez geçiyor
103/114surede
1farklı kelime
Mekkî / Medenî
Mekkî %62 · Medenî %38
İlk inen ayet (nüzul sırasıyla) Alak 1 1. inen sure En çok geçtiği sure Bakara 224 kez

Kelime ailesi

Bu kökten türeyen farklı kelimeler. Tıklayınca geçtiği ayetler listelenir.

KelimeTürVezinAnlamAdet
بِمَا Harfi Cer بِهِ Onu 2544

Anlam yelpazesi

Kökün kelimelerinin Türkçe karşılıkları.

Diğer 694 anlam
İspatları 24 İzniyle 23 Hakkı 22 Onları 21 Sona 19 Tanınan ile 17 Allah 17 Onlarla 15 Allah’a andolsun ki 14 Onun emriyle 12 Sahibi 12 Hamd ile 11 Doğru bölüştürme ile 11 Ayeti 11 -ması ile 10 -dığı şeye 10 Kesinlikle sebebiyle 10 Bazısıyla 10 Azap ile 10 Kimseyi 10 Gafil 9 Onun izniyle 9 Sözü 9 O 9 Kayıp ile 9 Onların Rabbine 9 Size 9 Kuvvet ile 8 Hayrı 8 Kötülük 8 Tanınanı 8 Onların malları ile 8 Ayetlerimize 8 Bana 8 Gece ile 7 Onlara 7 -dığı ile 7 Karşılaşmak ile 7 Aciz bırakanlar 7 Bunu 7 Ayetlerimizle 7 Allah’dan 6 Sana 6 Onların ağızları ile 6 -dığı şeye karşılık 6 Günü 6 İnananlar 6 Azabı 6 İsimle 6 Allah’ın yardımıyla 6 Ölçü ile 6 Güç 6 Onun kulları 6 Batıl 5 -an kimseye 5 Ona karşılık 5 Bazısını 5 Zalimleri 5 Benzer ile 5 Kulları 5 Onların simasıyla 5 Onların yüz kızartıcı suçları sebebiyle 5 Ve -ması sebebiyle 5 Zalim 5 Vekil 5 İyi 5 Kötü 5 -an kimseyi 5 Rabbe 5 Vadide 5 İnananlara 5 Kızgınlık ile 4 Ve anne-babaya 4 Ruh ile 4 Onların küfrü sebebiyle 4 Şey ile 4 Batıl ile 4 Adaletle 4 Akşam 4 Biz 4 Güç ile 4 Nimet ile 4 Cehaletle beraber 4 Hayasızlık 4 Kesinlikle 4 Şer ile 4 Benim iznimle 4 Zarar 4 Yolu bulanları 4 -an kimse ile 4 Kitabı 4 Rahmetle 4 -dığı şey ile 4 Oğullar ile 4 Dün 4 Etkin 4 Su ile 4 Oğlan ile 4 Senle 4 Senin Rabbin 4 Rabbime 4 Onun anne-babasına 4 Ayetlerimi 3 Sabır ile 3 Onların elleri ile 3 İnanmayla 3 İyi davranmak ile 3 -mak 3 Boş söz ile 3 Onun iradesi ile 3 Hayasızlığı 3 Onun yardımı ile 3 Kitaba 3 Sizin Rabbinize 3 Mallarınız ile 3 Onun ilmiyle 3 Hak 3 Elçiler 3 -an kimselere 3 Onun ayetlerini 3 Öyleyse -ması sebeiyle 3 Öyleyse hangisine? 3 Sabah ile 3 Onun kelimeleri ile 3 Yol göstermek ile 3 Hayata 3 Onun benzeri ile 3 Selamet ile 3 Onun tevilini 3 Onun hamdını 3 Rahmana 3 Daha iyiyle 3 -an kimsenin yardımıyla 3 Namazı 3 Kullarımı 3 Kalp ile 3 Azap edilenler 3 Gücü yeten 3 Uyarıcıları 3 Söz 3 Dini 3 Bunun yardımıyla 2 Onların isimleri ile 2 İyiliği 2 Kötülükle 2 Sona karşılık 2 Şeyi 2 Onun rahmetini 2 İnsanlara 2 Uyan 2 Çıkanlar 2 Sizinle 2 Beni 2 Elleriniz ile 2 Onların canları için 2 Onun çocuğu için 2 Kulpu 2 Doğru bölüştürme 2 Kelimeyi 2 Bozanları 2 Onun sözünü 2 İpe 2 Sığınanları 2 -ması sebeiyle 2 -dığı şey sebebiyle 2 -an kimseleri 2 Nimeti 2 Cimriliği 2 Sizin yüzlerinizi 2 Onların dilleri ile 2 Cehennem 2 İkisine 2 Onların zulmü için 2 İsayı 2 Gönderilenler 2 Zorluk ile 2 Sabah 2 Daha bilen 2 Gündüz 2 Örtenler 2 Koruyucu 2 Onların canlarına 2 Zulüm yardımıyla 2 Onların iddiasıyla 2 İlim ile 2 Rahmete 2 Benimle 2 Kötülük ile 2 İspatı 2 Sihir 2 Ve onunla 2 Asân ile 2 Onların canları ile 2 Ordularla 2 Bize 2 Senin rahmetinle 2 Kovan 2 Bizim gözetimim 2 Müjde ile 2 Buzağı 2 İshak ile 2 Senin halkın 2 Parçada 2 Uzak 2 Onların donanımını 2 Uyumlulara 2 Kavimi 2 Anmanın yardımıyla 2 Dil ile 2 Yaratmak 2 Söze 2 Batıla mı? 2 Ve nimete 2 Adaleti 2 Mallar ile 2 Yüz kızartıcı suçları 2 Ölçütle 2 Onun sağ eliyle 2 Onun yanıyla 2 Ve hak ile 2 Buna 2 Kayıp olana 2 Emirle 2 Onların kulluğunu 2 Senin dilin ile 2 Azap yardımıyla 2 Rabbimize 2 Kuranı 2 İlahlarımıza 2 Emrimizle 2 Dört 2 Saati 2 Azabımızı mı? 2 Haberi 2 Yol gösteren 2 Yol göstermek 2 Yan tarafta 2 Onların ortaklarını 2 -masını 2 Suç işleyenleri 2 Alanda 2 Yemişi 2 O sebebiyle 2 Aydınlatma araçları ile 2 Huriler ile 2 Ufukta 2 Geçilenler 2 Ve onların sağları 2 Sevgi ile 2 Cinlenmiş 2 En iyiyi 2 adıyla 1 gayba 1 şeye 1 Ve Ahirete de 1 Ve gününe 1 İnanmadıkları halde 1 sebebiyle 1 hidayete karşılık 1 Onların ışığını 1 Kafirleri 1 İşitmelerini 1 Onun ile 1 bir Sûre 1 Hepsini / Her 1 İsimleri 1 Benim sözümü 1 Sözünüzü 1 Sizin edinmeniz sebebiyle 1 Asân yardımıyla 1 Onun bazısıyla 1 Elçileri 1 Onu uzaklaştıran 1 Bâbile 1 Zarar verenler 1 Kelimelerle 1 İkisini 1 Yol göstermeğe karşılık 1 Bağışlamaya karşılık 1 Onların sözünu 1 Hüre karşılık 1 Kula karşılık 1 Kadına karşılık 1 Tanınana 1 Ay ile 1 Umreyi 1 Kötülük sebebiyle 1 Onları geri döndürmeğe 1 Mülk ile 1 Ordularıyla 1 Nehir ile 1 Onun eliyle 1 Câlut’a 1 Taşkınlaştırana 1 Güneşi 1 Başa kakmakla 1 Tepe 1 Onu alanlar 1 Savaşa 1 Borç ile 1 Seherlerde 1 Senin iraden ile 1 Kabul ile 1 Yahya’yı 1 İbrahime 1 Bir kantar malı 1 Dinarı 1 Küfretmeyi 1 Tevrat’ı 1 Bekkede 1 Onun nimeti yardımıyla 1 Öfkeniz sebebiyle 1 Bedir 1 Üç ile 1 Beş ile 1 Gamla 1 Hoşnutsuzluk 1 İzinle 1 İnanmaya karşılık 1 Adak 1 Ve -an kimse ile 1 Kurtulup başardıkları için 1 İyi ile 1 İnanmanızı 1 Ve sahip ile 1 Yanında 1 Şahidi 1 Düşmanlarınızı 1 Hayırsız şeriat 1 Sağlık dilemeyi 1 Daha iyiyi 1 Sadakayı 1 Sizin kuruntularınız ile 1 Diğerlerini 1 Size azap etmek için 1 Onların anlaşmaları sebebiyle 1 Sebeiyle 1 Ve onların küfretmelei sebebiyle 1 Zulüm için 1 Ve onların alıkoyması sebebiyle 1 Sözleşmeleri 1 Zarlar yardımıyla 1 İnanmayı 1 Başlarınızla 1 Elçilerime 1 Sizin yüz kızartıcı suçlarınız sebebiyle 1 Uzatan 1 Benim kötülüğümle 1 Cana karşılık 1 Göze karşılık 1 Buruna karşılık 1 Kulağa karşılık 1 Dişe 1 Fetih ile 1 Kavim 1 Küfür ile 1 Şahitliği 1 Ve benim elçime 1 Onların yüz kızartıcı suçları için 1 Ayetle 1 Onun iki kanadıyla 1 Şükredenler 1 Emniyetle 1 Zulüme 1 Hemen onların yol göstermesine 1 Onun ayetlerine 1 Onların heveslerinin yardımıyla 1 Sınırı aşanları 1 Çıkan 1 İlim 1 Kemiğe 1 Onların azmasıyla 1 Ve sözü 1 Aldatma ile 1 Doğru bölüştürmeyi 1 Ayetlerimiz ile 1 Seneler 1 Musa ile 1 On ile 1 Mesajlarımla 1 Ve kelamımla 1 Onun en iyisini 1 Başı 1 İyiler ile 1 Sizin Rabbiniz 1 Onların arkadaşında 1 Örf ile 1 Binle 1 Azap 1 Ve inananların yardımıyla 1 Çıkarmak ile 1 Küfrüne 1 Örtenleri 1 Ellerimiz ile 1 Ve onun elçisine 1 Allah’la mı? 1 Tanınmayanı 1 Payları ile 1 Payınız ile 1 Paylarından 1 Onların oturmasına 1 Oturmayı 1 Onların yüz kızartıcı suçlarını 1 Sizin alışverişinizle 1 İnanmaları sebebiyle 1 Bir kuranı 1 Rüzgar ile 1 Sûreyi 1 Onun ilmini 1 Fazlalık ile 1 Ve onun rahmetine 1 Hemen ona 1 Bununla beraber 1 Mısırda 1 Bedeninle 1 On 1 Bırakanlar 1 Onun perçemini 1 Yakın 1 Olgun 1 Onların emrini 1 Güvenen 1 Kan 1 Fiyat 1 Senin ailen 1 Onların gizli planı 1 Tevil 1 İlim adamları 1 Onların tuzağını 1 Rahmetimizi 1 Erkek kardeş 1 Onların kapları ile 1 Parayla 1 Yusuf 1 Gömleğimi 1 Sizin halkınız 1 Ona ulaşan 1 Onun ölçüsüyle 1 -dığı şey ile beraber 1 Görüneni 1 Günleri 1 Ölü 1 Sizin imdadınıza yetişen 1 Benim imdadıma yetişenler 1 Vadiye 1 Melekleri 1 Rızık verenler 1 Depolayanlar ile 1 Çıkarılanlar 1 Hemen ne ile? 1 Yolda 1 Önderle 1 Zorlukla 1 Ve yıldız yardımıyla 1 Kadın ile 1 Geri döndürenler 1 Nimeti mi? 1 Küfre 1 Nimetlere 1 Hikmet ile 1 Onun kulunu 1 Canın 1 İnsanları 1 Sesinle 1 Senin atınla 1 Onların önderiyle 1 Namazında 1 Eşikte 1 Gümüş paralarınız ile 1 Rızkı 1 Onların sayısı ile 1 Hurma ağacı yardımıyla 1 Onun meyvesiyle 1 Tevili 1 En büyük zarara uğrayanları 1 Kulluğa 1 Senin çağırman sebebiyle 1 Kütükle 1 Anneme 1 Onlar 1 Çağırma sebebiyle 1 Tutuşmuş odun 1 Sağ elin 1 Sahil ile 1 Ayetlerimle 1 Senin sihrin yardımıyla 1 İkisinin sihrinin yardımıyla 1 Sizin yolunuz 1 Onun orduları ile 1 Bizim gücümüzle 1 Tutma 1 Ve -mazlar/-mezler 1 Anmak 1 Vahiy yardımıyla 1 Sarhoşlar 1 Aracı 1 Eğriliğe yöneltmek ile 1 Zulüm ile 1 Hacı 1 Ev ile 1 Yağı 1 -masına karşılık 1 Onların anması 1 Saptırma 1 Kendi kendilerine 1 Şahitleri 1 Sizin dilleriniz ile 1 Sizin ağızlarınız ile 1 Onların baş örtülerini 1 Ayaklarını 1 Geniş arazilerde 1 Görme organlarını 1 Ve elçi ile 1 Süsü 1 Bulut ile 1 Örnek ile 1 Onun sihri yardımyla 1 Etkinliğe andolsun ki 1 Yararlı hayvanlar ile 1 Ateş parçasıyla 1 Haber 1 Kitabımı 1 Hediye ile 1 Neyle? 1 Mal ile 1 Sizin hediyenize 1 Onun tahtını 1 Ve kimseyle 1 Onun hükmünü 1 Şey yardımıyla 1 Onun halkıyla 1 Kardeşinle 1 Hepsini 1 Işık kaynağı 1 Birbirine bağlı topluluk 1 Ve onun yurdunu 1 Bizi 1 Taşıyanlar 1 Onun yüz kızartıcı suçu için 1 Sağ elinle 1 Yardım ile 1 Hangisini? 1 Sizin ağızlarınızla 1 Ayıplı 1 Diller ile 1 Onların doğru sözlerine 1 Onların öfkesi ile 1 Onların iki bahçesine karşılık 1 -an kimse 1 Bir ile 1 Sizin arakdaşınızda 1 Onların dayandığı kimseler ile 1 Sizin şirkiniz 1 İşittiren 1 Ve kayıt defterleri 1 Ve kitap ile 1 Hayırlarda 1 Onun halkına 1 Bağışlama 1 Üçüncüyle 1 Onun iradesiyle 1 Süs ile 1 Kase ile 1 Ölüler 1 Rabbin hakkında 1 Kurbanlık hayvanı 1 Ve gece ile 1 Kitabınızı 1 Fitneleyenler 1 Onların sahalarına 1 İstediği için 1 Perdeyle 1 Bacakları 1 Yorgunluk ile 1 Ayağını 1 Senin elinle 1 Saf olan ile 1 İleri gelenler 1 İrademle 1 Öyleyse senin etkinliğine andolsun ki 1 Küfrün ile 1 Onun yüzünü 1 Doğruluğu 1 Doğruluk 1 Yeten 1 -an kimseler ile 1 Rahmeti 1 Onların kurtulup başarmaları 1 Onun kuvvetiyle 1 Aydınlık yarmımıyla 1 Nebiler 1 Onların elçisini 1 Bizim yüz kızartıcı suçlarımızı 1 Şey 1 Soya 1 Ona ulaşanlar 1 Ve -şeyi 1 -dığı şey karşılığında 1 Sizin Rabbinizi 1 Bahçe ile 1 Zikri 1 En doğru rehberi 1 Hikmeti 1 Tepsiler yardımıyla 1 Duman 1 Yayılanlar 1 Atalarımızı 1 Atalarınmızı 1 Kesin inanır hale gelenler 1 Siz sebebiyle 1 Kum fırtınaları yardımıyla 1 Aciz bırakan 1 Onların yaratmasında 1 Merkezinde 1 Haber ile 1 Lakaplar ile 1 Sizin dininizi 1 Yaratırken 1 Tehdit 1 Zorlayan 1 Ve seherler ile 1 Onun dayanağıyla 1 Kuvvetler ile 1 Kınanan ile 1 Kahin 1 Bizim gözetimimiz ile 1 En iyiyle 1 Bizim gözetimimiz 1 Seherde 1 Görme organı ile 1 Hesap ile 1 Perçemleri 1 Kaplarla 1 Mevkilere andolsun ki 1 Bununla mı? 1 Sur yardımıyla 1 Elçilerimizi 1 Onun elçisi 1 Onlara zarar veren 1 Ruh yardımıyla 1 Öyleyse izinle 1 İnanmanın yardımıyla 1 İnanmalarını 1 Eşlik akitlerini 1 Suçlamayla 1 Elçiyi 1 Kelimeler ile 1 Onların yüz kızartıcı suçu 1 Hanginizle 1 Abartmayla 1 Onların görme organları ile 1 Patlama sesini 1 Taşan yardımıyla 1 Rüzgar yardımıyla 1 Yanlış yapan ile 1 Onun sağ eline 1 Onun sol eline 1 Onun oğullar ile 1 Onların şahitlikleriyle 1 Rabbime andolsun ki 1 Adamlara 1 Onun Rabbine 1 Gününe 1 Cana andolsun ki 1 Bacağa 1 Adağı 1 Kepçelerle 1 Kıvılcımı 1 Meydanda 1 Eller ile 1 Hangisi sebebiyle? 1 Büzülüp kalanlara andolsun ki 1 Cimrilik eden 1 Senin Rabbinin yardımıyla 1 Kaybolanlar 1 Şafak ile 1 Fıkra 1 Zorlayıcı ile 1 Ad’a 1 Gözetleme aracıyla 1 Buna andolsun ki 1 Burada 1 Sabrı 1 Merhameti 1 Onun taşkınlığı sebebiyle 1 Onların yüz kızartıcı suçunu 1 Daha iyi hükmeden 1 Kalem yardımıyla 1 Sığınmayı 1 Perçemi 1 Arkadaşlarına 1 Taşları 1 hamd ile 1 Rabbine 1

Kavram ağı

Aynı ayette en çok birlikte geçtiği kökler (ayet sayısı). Tıklayınca ortak ayetler listelenir.

Sure dağılımı

Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî

Vahiy sürecinde kullanım

Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.

1. inen: Alak — 5 kez 2. inen: Kalem — 11 kez 3. inen: Müzzemmil — 1 kez 4. inen: Müddessir — 3 kez 5. inen: Fâtiha — 1 kez 6. inen: Tebbet — 0 kez 7. inen: Tekvîr — 6 kez 8. inen: A’lâ — 0 kez 9. inen: Leyl — 2 kez 10. inen: Fecr — 4 kez 11. inen: Duhâ — 1 kez 12. inen: İnşirâh — 0 kez 13. inen: Asr — 2 kez 14. inen: Âdiyât — 3 kez 15. inen: Kevser — 0 kez 16. inen: Tekâsür — 0 kez 17. inen: Mâ’ûn — 1 kez 18. inen: Kâfirûn — 0 kez 19. inen: Fil — 2 kez 20. inen: Felâk — 1 kez 21. inen: Nâs — 1 kez 22. inen: İhlâs — 0 kez 23. inen: Necm — 12 kez 24. inen: Abese — 1 kez 25. inen: Kadr — 1 kez 26. inen: Şems — 2 kez 27. inen: Bürûc — 2 kez 28. inen: Tîn — 2 kez 29. inen: Kureyş — 0 kez 30. inen: Kâri’a — 0 kez 31. inen: Kıyâme — 8 kez 32. inen: Hümeze — 0 kez 33. inen: Mürselât — 5 kez 34. inen: Kâf — 16 kez 35. inen: Beled — 5 kez 36. inen: Târık — 1 kez 37. inen: Kamer — 9 kez 38. inen: Sâd — 22 kez 39. inen: A’râf — 129 kez 40. inen: Cin — 9 kez 41. inen: Yâsîn — 13 kez 42. inen: Furkân — 20 kez 43. inen: Fâtır — 22 kez 44. inen: Meryem — 23 kez 45. inen: Tâ-Hâ — 37 kez 46. inen: Vâkı’a — 7 kez 47. inen: Şu’arâ — 29 kez 48. inen: Neml — 39 kez 49. inen: Kasas — 39 kez 50. inen: İsrâ — 56 kez 51. inen: Yûnus — 65 kez 52. inen: Hûd — 58 kez 53. inen: Yûsuf — 49 kez 54. inen: Hicr — 24 kez 55. inen: En’âm — 124 kez 56. inen: Sâffât — 21 kez 57. inen: Lokman — 22 kez 58. inen: Sebe’ — 28 kez 59. inen: Zümer — 36 kez 60. inen: Mü’min — 51 kez 61. inen: Fussilet — 25 kez 62. inen: Şûrâ — 24 kez 63. inen: Zuhruf — 26 kez 64. inen: Duhân — 11 kez 65. inen: Câsiye — 16 kez 66. inen: Ahkâf — 29 kez 67. inen: Zâriyât — 9 kez 68. inen: Gâşiye — 1 kez 69. inen: Kehf — 40 kez 70. inen: Nahl — 61 kez 71. inen: Nûh — 1 kez 72. inen: İbrahim — 27 kez 73. inen: Enbiyâ — 27 kez 74. inen: Mü’minûn — 39 kez 75. inen: Secde — 14 kez 76. inen: Tûr — 16 kez 77. inen: Mülk — 12 kez 78. inen: Hâkka — 13 kez 79. inen: Me’âric — 6 kez 80. inen: Nebe’ — 2 kez 81. inen: Nâzi’ât — 2 kez 82. inen: İnfitâr — 3 kez 83. inen: İnşikâk — 5 kez 84. inen: Rûm — 26 kez 85. inen: Ankebût — 41 kez 86. inen: Mutaffifîn — 5 kez 87. inen: Bakara — 224 kez 88. inen: Enfâl — 36 kez 89. inen: Âl-i İmrân — 132 kez 90. inen: Ahzâb — 28 kez 91. inen: Mümtehine — 14 kez 92. inen: Nisâ — 129 kez 93. inen: Zilzâl — 1 kez 94. inen: Hadîd — 24 kez 95. inen: Muhammed — 8 kez 96. inen: Ra’d — 41 kez 97. inen: Rahmân — 37 kez 98. inen: İnsan — 4 kez 99. inen: Talâk — 8 kez 100. inen: Beyyine — 0 kez 101. inen: Haşr — 8 kez 102. inen: Nûr — 37 kez 103. inen: Hac — 39 kez 104. inen: Münâfikûn — 2 kez 105. inen: Mücâdele — 18 kez 106. inen: Hucurât — 10 kez 107. inen: Tahrîm — 4 kez 108. inen: Teğâbun — 13 kez 109. inen: Saff — 6 kez 110. inen: Cum’a — 5 kez 111. inen: Fetih — 18 kez 112. inen: Mâide — 93 kez 113. inen: Tevbe — 92 kez 114. inen: Nasr — 1 kez
← ilk inenson inen →

Ayetler

+ ك و ن ile birlikte ✕ Süzgeci kaldır

484 ayet

وَاَتِمُّوا الْحَجَّ وَالْعُمْرَةَ لِلّٰهِۜ فَاِنْ اُحْصِرْتُمْ فَمَا اسْتَيْسَرَ مِنَ الْهَدْيِۚ وَلَا تَحْلِقُوا رُؤُ۫سَكُمْ حَتّٰى يَبْلُغَ الْهَدْيُ مَحِلَّهُۜ فَمَنْ كَانَ مِنْكُمْ مَر۪يضاً اَوْ بِه۪ٓ اَذًى مِنْ رَأْسِه۪ فَفِدْيَةٌ مِنْ صِيَامٍ اَوْ صَدَقَةٍ اَوْ نُسُكٍۚ فَاِذَٓا اَمِنْتُمْ۠ فَمَنْ تَمَتَّعَ بِالْعُمْرَةِ اِلَى الْحَجِّ فَمَا اسْتَيْسَرَ مِنَ الْهَدْيِۚ فَمَنْ لَمْ يَجِدْ فَصِيَامُ ثَلٰثَةِ اَيَّامٍ فِي الْحَجِّ وَسَبْعَةٍ اِذَا رَجَعْتُمْۜ تِلْكَ عَشَرَةٌ كَامِلَةٌۜ ذٰلِكَ لِمَنْ لَمْ يَكُنْ اَهْلُهُ حَاضِرِي الْمَسْجِدِ الْحَرَامِۜ وَاتَّقُوا اللّٰهَ وَاعْلَمُٓوا اَنَّ اللّٰهَ شَد۪يدُ الْعِقَابِ۟
Başladığınız hac ve umreyi Allah için tamamlayın. Alıkonursanız, kolayınıza gelen bir kurban gönderin. Kurban, yerine ulaşıncaya kadar, başlarınızı tıraş etmeyin. İçinizde hasta olan veya başından rahatsız bulunan varsa fidye olarak ya oruç tutması, ya sadaka vermesi ya da kurban kesmesi gerekir. Güven içinde olursanız, hacca kadar umreden faydalanabilen kimseye kolayına gelen bir kurban kesmek, bulamayana, hac esnasında üç gün ve döndüğünüzde yedi gün, ki o tam on gündür oruç tutmak gerekir. Bu, ailesi Mescidi Haram’da oturmayan kimseler içindir. Allah’tan sakının ve Allah’ın cezasının şiddetli olacağını bilin.[196]
كَانَ النَّاسُ اُمَّةً وَاحِدَةً فَبَعَثَ اللّٰهُ النَّبِيّ۪نَ مُبَشِّر۪ينَ وَمُنْذِر۪ينَۖ وَاَنْزَلَ مَعَهُمُ الْكِتَابَ بِالْحَقِّ لِيَحْكُمَ بَيْنَ النَّاسِ ف۪يمَا اخْتَلَفُوا ف۪يهِۜ وَمَا اخْتَلَفَ ف۪يهِ اِلَّا الَّذ۪ينَ اُو۫تُوهُ مِنْ بَعْدِ مَا جَٓاءَتْهُمُ الْبَيِّنَاتُ بَغْياً بَيْنَهُمْۚ فَهَدَى اللّٰهُ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا لِمَا اخْتَلَفُوا ف۪يهِ مِنَ الْحَقِّ بِاِذْنِه۪ۜ وَاللّٰهُ يَهْد۪ي مَنْ يَشَٓاءُ اِلٰى صِرَاطٍ مُسْتَق۪يمٍ
İnsanlar bir tek ümmetti. Allah peygamberleri müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdi; insanların ayrılığa düşecekleri hususlarda aralarında hüküm vermek için onlarla birlikte hak Kitaplar indirdi. Ancak Kitap verilenler, kendilerine belgeler geldikten sonra, aralarındaki ihtiras yüzünden onda ayrılığa düştüler. Allah, inananları, ayrılığa düştükleri gerçeğe kendi izni ile eriştirdi. Allah dilediğini doğru yola eriştirir.[213]
وَالْمُطَلَّقَاتُ يَتَرَبَّصْنَ بِاَنْفُسِهِنَّ ثَلٰثَةَ قُرُٓوءٍۜ وَلَا يَحِلُّ لَهُنَّ اَنْ يَكْتُمْنَ مَا خَلَقَ اللّٰهُ ف۪ٓي اَرْحَامِهِنَّ اِنْ كُنَّ يُؤْمِنَّ بِاللّٰهِ وَالْيَوْمِ الْاٰخِرِۜ وَبُعُولَتُهُنَّ اَحَقُّ بِرَدِّهِنَّ ف۪ي ذٰلِكَ اِنْ اَرَادُٓوا اِصْلَاحاًۜ وَلَهُنَّ مِثْلُ الَّذ۪ي عَلَيْهِنَّ بِالْمَعْرُوفِۖ وَلِلرِّجَالِ عَلَيْهِنَّ دَرَجَةٌۜ وَاللّٰهُ عَز۪يزٌ حَك۪يمٌ۟
Boşanan kadınlar, kendi kendilerine üç aybaşı hali beklerler, eğer Allah’a ve ahiret gününe inanmışlarsa, rahimlerinde Allah’ın yarattığını gizlemeleri kendilerine helal değildir. Kocaları bu arada barışmak isterlerse, karılarını geri almakta daha çok hak sahibidirler. Kadınların hakları, örfe uygun bir şekilde vazifelerine denktir. Erkeklerin onlardan bir üstün derecesi vardır. Allah güçlüdür. Hakim’dir.[228]
وَاِذَا طَلَّقْتُمُ النِّسَٓاءَ فَبَلَغْنَ اَجَلَهُنَّ فَلَا تَعْضُلُوهُنَّ اَنْ يَنْكِحْنَ اَزْوَاجَهُنَّ اِذَا تَرَاضَوْا بَيْنَهُمْ بِالْمَعْرُوفِۜ ذٰلِكَ يُوعَظُ بِه۪ مَنْ كَانَ مِنْكُمْ يُؤْمِنُ بِاللّٰهِ وَالْيَوْمِ الْاٰخِرِۜ ذٰلِكُمْ اَزْكٰى لَكُمْ وَاَطْهَرُۜ وَاللّٰهُ يَعْلَمُ وَاَنْتُمْ لَا تَعْلَمُونَ
Kadınları boşadığınızda, müddetleri sona ermişse, kocaları ile birbirleriyle güzellikle anlaşmışlarsa evlenmelerine engel olmayın. İçinizden Allah’a ve ahiret gününe inanan kimse bundan ibret alır. Bu sizin için daha nezih ve daha paktır. Allah bilir, siz bilmezsiniz.[232]
وَقَالَ لَهُمْ نَبِيُّهُمْ اِنَّ اللّٰهَ قَدْ بَعَثَ لَكُمْ طَالُوتَ مَلِكاًۜ قَالُٓوا اَنّٰى يَكُونُ لَهُ الْمُلْكُ عَلَيْنَا وَنَحْنُ اَحَقُّ بِالْمُلْكِ مِنْهُ وَلَمْ يُؤْتَ سَعَةً مِنَ الْمَالِۜ قَالَ اِنَّ اللّٰهَ اصْطَفٰيهُ عَلَيْكُمْ وَزَادَهُ بَسْطَةً فِي الْعِلْمِ وَالْجِسْمِۜ وَاللّٰهُ يُؤْت۪ي مُلْكَهُ مَنْ يَشَٓاءُۜ وَاللّٰهُ وَاسِعٌ عَل۪يمٌ
Peygamberleri onlara «Allah size şüphesiz, Talut’u hükümdar olarak gönderdi» dedi. «Biz hükümdarlığa ondan layık iken ve ona malca da bir bolluk verilmemişken bize hükümdar olmağa o nasıl layık olabilir?» dediler, «Doğrusu Allah size onu seçti, bilgice ve vücutça gücünü artırdı» dedi. Allah mülkü dilediğine verir. Allah her şeyi kaplar ve bilir.[247]
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اِذَا تَدَايَنْتُمْ بِدَيْنٍ اِلٰٓى اَجَلٍ مُسَمًّى فَاكْتُبُوهُۜ وَلْيَكْتُبْ بَيْنَكُمْ كَاتِبٌ بِالْعَدْلِۖ وَلَا يَأْبَ كَاتِبٌ اَنْ يَكْتُبَ كَمَا عَلَّمَهُ اللّٰهُ فَلْيَكْتُبْۚ وَلْيُمْلِلِ الَّذ۪ي عَلَيْهِ الْحَقُّ وَلْيَتَّقِ اللّٰهَ رَبَّهُ وَلَا يَبْخَسْ مِنْهُ شَيْـٔاًۜ فَاِنْ كَانَ الَّذ۪ي عَلَيْهِ الْحَقُّ سَف۪يهاً اَوْ ضَع۪يفاً اَوْ لَا يَسْتَط۪يعُ اَنْ يُمِلَّ هُوَ فَلْيُمْلِلْ وَلِيُّهُ بِالْعَدْلِۜ وَاسْتَشْهِدُوا شَه۪يدَيْنِ مِنْ رِجَالِكُمْۚ فَاِنْ لَمْ يَكُونَا رَجُلَيْنِ فَرَجُلٌ وَامْرَاَتَانِ مِمَّنْ تَرْضَوْنَ مِنَ الشُّهَدَٓاءِ اَنْ تَضِلَّ اِحْدٰيهُمَا فَتُذَكِّرَ اِحْدٰيهُمَا الْاُخْرٰىۜ وَلَا يَأْبَ الشُّهَدَٓاءُ اِذَا مَا دُعُواۜ وَلَا تَسْـَٔمُٓوا اَنْ تَكْتُبُوهُ صَغ۪يراً اَوْ كَب۪يراً اِلٰٓى اَجَلِه۪ۜ ذٰلِكُمْ اَقْسَطُ عِنْدَ اللّٰهِ وَاَقْوَمُ لِلشَّهَادَةِ وَاَدْنٰٓى اَلَّا تَرْتَابُٓوا اِلَّٓا اَنْ تَكُونَ تِجَارَةً حَاضِرَةً تُد۪يرُونَهَا بَيْنَكُمْ فَلَيْسَ عَلَيْكُمْ جُنَاحٌ اَلَّا تَكْتُبُوهَاۜ وَاَشْهِدُٓوا اِذَا تَبَايَعْتُمْۖ وَلَا يُضَٓارَّ كَاتِبٌ وَلَا شَه۪يدٌۜ وَاِنْ تَفْعَلُوا فَاِنَّهُ فُسُوقٌ بِكُمْۜ وَاتَّقُوا اللّٰهَۜ وَيُعَلِّمُكُمُ اللّٰهُۜ وَاللّٰهُ بِكُلِّ شَيْءٍ عَل۪يمٌ
Ey İnananlar! Birbirinize belirli bir süre için borçlandığınız zaman onu yazınız. İçinizden bir katip doğru olarak yazsın; katip onu Allah’ın kendisine öğrettiği gibi yazmaktan çekinmesin, yazsın. Borçlu olan da yazdırsın, Rabbi olan Allah’tan sakınsın, ondan bir şey eksiltmesin. Eğer borçlu, aptal veya aciz, ya da yazdıramıyacak durumda ise, velisi, doğru olarak yazdırsın. Erkeklerinizden iki şahid tutun; eğer iki erkek bulunmazsa, şahidlerden razı olacağınız bir erkek, biri unuttuğunda diğeri ona hatırlatacak iki kadın olabilir. Şahidler çağırıldıklarında çekinmesinler. Borç büyük veya küçük olsun, onu süresiyle beraber yazmaya üşenmeyin; bu, Allah katında en doğru, şahidlik için en sağlam ve şüphelenmenizden en uzak olandır. Ancak aranızdaki alışveriş peşin olursa, onu yazmamanızda size bir sorumluluk yoktur. Alışveriş yaptığınızda şahid tutun. Katibe de şahide de zarar verilmesin; eğer zarar verirseniz, o zaman doğru yoldan çıkmış olursunuz. Allah’tan sakının, Allah size öğretiyor; Allah her şeyi bilir.[282]
وَاِنْ كُنْتُمْ عَلٰى سَفَرٍ وَلَمْ تَجِدُوا كَاتِباً فَرِهَانٌ مَقْبُوضَةٌۜ فَاِنْ اَمِنَ بَعْضُكُمْ بَعْضاً فَلْيُؤَدِّ الَّذِي اؤْتُمِنَ اَمَانَتَهُ وَلْيَتَّقِ اللّٰهَ رَبَّهُۜ وَلَا تَكْتُمُوا الشَّهَادَةَۜ وَمَنْ يَكْتُمْهَا فَاِنَّهُٓ اٰثِمٌ قَلْبُهُۜ وَاللّٰهُ بِمَا تَعْمَلُونَ عَل۪يمٌ۟
Eğer yolculukta olup katip bulamazsanız alınan rehin yeter. Şayet birbirinize güvenirseniz, güvenilen kimse borcunu ödesin. Rabbi olan Allah’tan sakınsın. Şahidliği gizlemeyin, onu kim gizlerse şüphesiz kalbi günah işlemiş olur. Allah işlediklerinizi bilir.[283]
قَدْ كَانَ لَكُمْ اٰيَةٌ ف۪ي فِئَتَيْنِ الْتَقَتَاۜ فِئَةٌ تُقَاتِلُ ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِ وَاُخْرٰى كَافِرَةٌ يَرَوْنَهُمْ مِثْلَيْهِمْ رَأْيَ الْعَيْنِۜ وَاللّٰهُ يُؤَيِّدُ بِنَصْرِه۪ مَنْ يَشَٓاءُۜ اِنَّ ف۪ي ذٰلِكَ لَعِبْرَةً لِاُو۬لِي الْاَبْصَارِ
Karşı karşıya gelen iki topluluğun durumlarında sizin için ibret vardır; biri Allah yolunda savaşanlardır, diğeri inkarcılardır ki, bunlar karşı tarafı gözleriyle kendilerinin iki misli görüyorlardı. Allah dilediğini yardımıyla destekler. Bunda görebilenler için ibret vardır.[13]
ذٰلِكَ بِاَنَّهُمْ قَالُوا لَنْ تَمَسَّنَا النَّارُ اِلَّٓا اَيَّاماً مَعْدُودَاتٍۖ وَغَرَّهُمْ ف۪ي د۪ينِهِمْ مَا كَانُوا يَفْتَرُونَ
Bu, onların: «Bize ateş sadece sayılı birkaç gün değecektir» demelerindendir. Uydurup durdukları şeyler, onları dinlerinde yanıltmıştır.[24]
وَرَسُولاً اِلٰى بَن۪ٓي اِسْرَٓائ۪لَ اَنّ۪ي قَدْ جِئْتُكُمْ بِاٰيَةٍ مِنْ رَبِّكُمْۙ اَنّ۪ٓي اَخْلُقُ لَكُمْ مِنَ الطّ۪ينِ كَهَيْـَٔةِ الطَّيْرِ فَاَنْفُخُ ف۪يهِ فَيَكُونُ طَيْراً بِاِذْنِ اللّٰهِۚ وَاُبْرِئُ الْاَكْمَهَ وَالْاَبْرَصَ وَاُحْـيِ الْمَوْتٰى بِاِذْنِ اللّٰهِۚ وَاُنَبِّئُكُمْ بِمَا تَأْكُلُونَ وَمَا تَدَّخِرُونَۙ ف۪ي بُيُوتِكُمْۜ اِنَّ ف۪ي ذٰلِكَ لَاٰيَةً لَكُمْ اِنْ كُنْتُمْ مُؤْمِن۪ينَۚ
Ona Kitabı, hikmeti, Tevrat’ı ve İncil’i öğretecek, İsrailoğullarına şöyle diyen bir peygamber kılacak: «Ben size Rabbinizden bir ayet getirdim. Ben size çamurdan kuş gibi bir şey yapıp ona üfleyeceğim, Allah’ın izniyle, hemen kuş olacaktır; anadan doğma körleri, alacalıları iyi edeceğim; Allah’ın izniyle, ölüleri dirilteceğim; yediklerinizi ve evlerinizde sakladıklarınızı da size haber vereceğim. İnanmışsanız bunda size delil vardır».[48-49]
مَا كَانَ لِبَشَرٍ اَنْ يُؤْتِيَهُ اللّٰهُ الْكِتَابَ وَالْحُكْمَ وَالنُّبُوَّةَ ثُمَّ يَقُولَ لِلنَّاسِ كُونُوا عِبَاداً ل۪ي مِنْ دُونِ اللّٰهِ وَلٰكِنْ كُونُوا رَبَّانِيّ۪نَ بِمَا كُنْتُمْ تُعَلِّمُونَ الْكِتَابَ وَبِمَا كُنْتُمْ تَدْرُسُونَۙ
Allah’ın kendisine Kitap’ı, hükmü, peygamberliği verdiği insanoğluna: «Allah’ı bırakıp bana kulluk edin» demek yaraşmaz, fakat: «Kitabı öğrettiğinize, okuduğunuza göre Rabb’e kul olun» demek yaraşır.[79]
كُلُّ الطَّعَامِ كَانَ حِلاًّ لِبَن۪ٓي اِسْرَٓائ۪لَ اِلَّا مَا حَرَّمَ اِسْرَٓائ۪لُ عَلٰى نَفْسِه۪ مِنْ قَبْلِ اَنْ تُنَزَّلَ التَّوْرٰيةُۜ قُلْ فَأْتُوا بِالتَّوْرٰيةِ فَاتْلُوهَٓا اِنْ كُنْتُمْ صَادِق۪ينَ
Tevrat’ın indirilmesinden önce İsrail’in kendisine haram ettiğinden başka bütün yiyecekler İsrailoğullarına helal idi. De ki: «Doğru sözlü iseniz Tevrat’ı getirip okuyun».[93]
وَاعْتَصِمُوا بِحَبْلِ اللّٰهِ جَم۪يعاً وَلَا تَفَرَّقُواۖ وَاذْكُرُوا نِعْمَتَ اللّٰهِ عَلَيْكُمْ اِذْ كُنْتُمْ اَعْدَٓاءً فَاَلَّفَ بَيْنَ قُلُوبِكُمْ فَاَصْبَحْتُمْ بِنِعْمَتِه۪ٓ اِخْوَاناًۚ وَكُنْتُمْ عَلٰى شَفَا حُفْرَةٍ مِنَ النَّارِ فَاَنْقَذَكُمْ مِنْهَاۜ كَذٰلِكَ يُبَيِّنُ اللّٰهُ لَكُمْ اٰيَاتِه۪ لَعَلَّكُمْ تَهْتَدُونَ
Toptan Allah’ın ipine sarılın, ayrılmayın. Allah’ın size olan nimetini anın: Düşmandınız, kalblerinizin arasını uzlaştırdı da onun nimeti sayesinde kardeş oldunuz. Bir ateş çukurunun kenarında idiniz, sizi oradan kurtardı. Allah, doğru yola erişesiniz diye size böylece ayetlerini açıklar.[103]
وَلْتَكُنْ مِنْكُمْ اُمَّةٌ يَدْعُونَ اِلَى الْخَيْرِ وَيَأْمُرُونَ بِالْمَعْرُوفِ وَيَنْهَوْنَ عَنِ الْمُنْكَرِۜ وَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَ
Sizden, iyiye çağıran, doğruluğu emreden ve fenalıktan meneden bir cemaat olsun. İşte başarıya erişenler yalnız onlardır.[104]
يَوْمَ تَبْيَضُّ وُجُوهٌ وَتَسْوَدُّ وُجُوهٌۚ فَاَمَّا الَّذ۪ينَ اسْوَدَّتْ وُجُوهُهُمْ۠ اَكَفَرْتُمْ بَعْدَ ا۪يمَانِكُمْ فَذُوقُوا الْعَذَابَ بِمَا كُنْتُمْ تَكْفُرُونَ
Kendilerine belgeler geldikten sonra ayrılan ve ayrılığa düşenler gibi olmayın. Bir takım yüzlerin ağaracağı ve bir takım yüzlerin kararacağı günde büyük azab onlaradır. Yüzleri kararanlara: «İnanmanızdan sonra inkar eder misiniz? İnkar etmenizden dolayı tadın azabı» denecektir.[105-106]
كُنْتُمْ خَيْرَ اُمَّةٍ اُخْرِجَتْ لِلنَّاسِ تَأْمُرُونَ بِالْمَعْرُوفِ وَتَنْهَوْنَ عَنِ الْمُنْكَرِ وَتُؤْمِنُونَ بِاللّٰهِۜ وَلَوْ اٰمَنَ اَهْلُ الْكِتَابِ لَكَانَ خَيْراً لَهُمْۜ مِنْهُمُ الْمُؤْمِنُونَ وَاَكْثَرُهُمُ الْفَاسِقُونَ
Siz, insanlar için ortaya çıkarılan, doğruluğu emreden, fenalıktan alıkoyan, Allah’a inanan hayırlı bir ümmetsiniz. Kitap ehli inanmış olsalardı, kendileri için daha hayırlı olurdu; içlerinde inananlar olmakla beraber, çoğu yoldan çıkmıştır.[110]
ضُرِبَتْ عَلَيْهِمُ الذِّلَّةُ اَيْنَ مَا ثُقِفُٓوا اِلَّا بِحَبْلٍ مِنَ اللّٰهِ وَحَبْلٍ مِنَ النَّاسِ وَبَٓاؤُ۫ بِغَضَبٍ مِنَ اللّٰهِ وَضُرِبَتْ عَلَيْهِمُ الْمَسْكَنَةُۜ ذٰلِكَ بِاَنَّهُمْ كَانُوا يَكْفُرُونَ بِاٰيَاتِ اللّٰهِ وَيَقْتُلُونَ الْاَنْبِيَٓاءَ بِغَيْرِ حَقٍّۜ ذٰلِكَ بِمَا عَصَوْا وَكَانُوا يَعْتَدُونَ۠
Nerede bulunsalar Allah’ın ve inanan insanların himayesinde olanlar müstesna onlara alçaklık damgası vurulmuştur. Allah’tan bir gazaba uğradılar, onlara aşağılık damgası vuruldu. Bu, Allah’ın ayetlerini inkar etmeleri ve haksız yere peygamberleri öldürmelerindendir. Bu, karşı gelmeleri ve taşkınlık yapmalarındandır.[112]
وَمَا كَانَ لِنَفْسٍ اَنْ تَمُوتَ اِلَّا بِاِذْنِ اللّٰهِ كِتَاباً مُؤَجَّلاًۜ وَمَنْ يُرِدْ ثَوَابَ الدُّنْيَا نُؤْتِه۪ مِنْهَاۚ وَمَنْ يُرِدْ ثَوَابَ الْاٰخِرَةِ نُؤْتِه۪ مِنْهَاۜ وَسَنَجْزِي الشَّاكِر۪ينَ
Hiçbir kimse Allah’ın izni olmadan ölmez; o, belli bir vakte bağlanmıştır. Kim dünya nimetini isterse ona ondan veririz; ve kim ahiret nimetini isterse ona ondan veririz. Şükredenlerin mükafatını vereceğiz.[145]
ثُمَّ اَنْزَلَ عَلَيْكُمْ مِنْ بَعْدِ الْغَمِّ اَمَنَةً نُعَاساً يَغْشٰى طَٓائِفَةً مِنْكُمْۙ وَطَٓائِفَةٌ قَدْ اَهَمَّتْهُمْ اَنْفُسُهُمْ يَظُنُّونَ بِاللّٰهِ غَيْرَ الْحَقِّ ظَنَّ الْجَاهِلِيَّةِۜ يَقُولُونَ هَلْ لَنَا مِنَ الْاَمْرِ مِنْ شَيْءٍۜ قُلْ اِنَّ الْاَمْرَ كُلَّهُ لِلّٰهِۜ يُخْفُونَ ف۪ٓي اَنْفُسِهِمْ مَا لَا يُبْدُونَ لَكَۜ يَقُولُونَ لَوْ كَانَ لَنَا مِنَ الْاَمْرِ شَيْءٌ مَا قُتِلْنَا هٰهُنَاۜ قُلْ لَوْ كُنْتُمْ ف۪ي بُيُوتِكُمْ لَبَرَزَ الَّذ۪ينَ كُتِبَ عَلَيْهِمُ الْقَتْلُ اِلٰى مَضَاجِعِهِمْۚ وَلِيَبْتَلِيَ اللّٰهُ مَا ف۪ي صُدُورِكُمْ وَلِيُمَحِّصَ مَا ف۪ي قُلُوبِكُمْۜ وَاللّٰهُ عَل۪يمٌ بِذَاتِ الصُّدُورِ
Kederden sonra, bir takımınızı kendinden geçirecek şekilde size huzur ve emniyet indirdi; oysa bir takımınız da kendi derdlerine düşmüşlerdi. Haksız yere Allah hakkında, cahiliye devrinde olduğu gibi inanıyorlar. «Bu işte bizim bir fikrimiz var mı?» diyorlardı; De ki: «Buyruğun hepsi Allah’ındır». Sana açmadıklarını içlerinde gizliyorlar. «Bu işte bizim fikrimiz alınsaydı, burada öldürülmezdik» diyorlar. De ki: Evlerinizde olsaydınız, haklarında ölüm yazılı olan kimseler, yine de devrilecekleri yere varırlardı. Bu, Allah’ın içinizde olanı denemesi, kalblerinizde olanı arıtması içindir. Allah gönüllerde olanı bilir.[154]
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا لَا تَكُونُوا كَالَّذ۪ينَ كَفَرُوا وَقَالُوا لِاِخْوَانِهِمْ اِذَا ضَرَبُوا فِي الْاَرْضِ اَوْ كَانُوا غُزًّى لَوْ كَانُوا عِنْدَنَا مَا مَاتُوا وَمَا قُتِلُواۚ لِيَجْعَلَ اللّٰهُ ذٰلِكَ حَسْرَةً ف۪ي قُلُوبِهِمْۜ وَاللّٰهُ يُحْـي۪ وَيُم۪يتُۜ وَاللّٰهُ بِمَا تَعْمَلُونَ بَص۪يرٌ
Ey İnananlar! Yolculuğa çıkan veya savaşa giden kardeşleri hakkında: «Onlar yanımızda olsalardı ölmezler ve öldürülmezlerdi» diyen inkarcılar gibi olmayın ki, Allah bunu onların kalblerinde bir hasret olarak bıraksın. Dirilten de öldüren de Allah’tır. Allah işlediklerinizi görür.[156]
Yükleniyor...