ق و ل

1.383ayette
1.722kez geçiyor
84/114surede
23farklı kelime
Mekkî / Medenî
Mekkî %73 · Medenî %27
İlk inen ayet (nüzul sırasıyla) Kalem 15 2. inen sure En çok geçtiği sure Bakara 139 kez

Kelime ailesi

Bu kökten türeyen farklı kelimeler. Tıklayınca geçtiği ayetler listelenir.

KelimeTürVezinAnlamAdet
قَالَ Feale-Yefulu فَعَلَ Söyledi 866
قُلْ Feale-Yefulu افْعُلْ Söyle 378
يَقُولُونَ Feale-Yefulu يَفْعُلُونَ Söylerler 193
الْقَوْلُ İsim الْفَعْلُ Söz 73
ق۪يلَ Feale-Yefulu فُعِلَ Söylendi 49
قَالَتْ Feale-Yefulu فَعَلَتْ Söyledi 43
تَقُولُوا Feale-Yefulu تَفْعُلُوا Söylersiniz 40
قَوْلاً İsim فَعْلًا Söz 19
وَقُولُوا Feale-Yefulu وَافْعُلُوا Ve söyleyin 16
نَقُولُ Feale-Yefulu نَفْعُلُ Söyleriz 12
اَقُولُ Feale-Yefulu أَفْعُلُ Söylerim 9
اَقُلْ Feale-Yefulu أَفْعُلْ Söylerim 6
ق۪يلاً İsim فِعْلًا Söylemek 3
قَٓائِلٌ İsim فَاعِلٌ Söyleyen 3
يُقَالُ Feale-Yefulu يُفْعَلُ Söylenir 3
تَقَوَّلَهُۚ Tefe'ale Babı تَفَعَّلَهُ Onu söz olarak uydurdu 2
قَٓائِلٌ İsim فَاعِلٌ Söyleyen 1
تَقُلْ Feale-Yefulu تَفْعُلْ Söyleme 1
يَقُلْ Feale-Yefulu يَفْعُلْ Söyler 1
وَقَالَا Feale-Yefulu وَفَعَلَا Ve ikisi söyledi 1
وَالْقَٓائِل۪ينَ İsim وَالْفَاعِلِينَ Ve söyleyenler 1
وَق۪يلِه۪ İsim وَفِعْلِهِ Onun söylemesine andolsun ki 1
الْاَقَاو۪يلِۙ İsim الْأَفَاعِيلِ Sözler 1

Anlam yelpazesi

Kökün kelimelerinin Türkçe karşılıkları.

Diğer 79 anlam

Kavram ağı

Aynı ayette en çok birlikte geçtiği kökler (ayet sayısı). Tıklayınca ortak ayetler listelenir.

Sure dağılımı

Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî

Vahiy sürecinde kullanım

Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.

1. inen: Alak — 0 kez 2. inen: Kalem — 7 kez 3. inen: Müzzemmil — 3 kez 4. inen: Müddessir — 4 kez 5. inen: Fâtiha — 0 kez 6. inen: Tebbet — 0 kez 7. inen: Tekvîr — 2 kez 8. inen: A’lâ — 0 kez 9. inen: Leyl — 0 kez 10. inen: Fecr — 3 kez 11. inen: Duhâ — 0 kez 12. inen: İnşirâh — 0 kez 13. inen: Asr — 0 kez 14. inen: Âdiyât — 0 kez 15. inen: Kevser — 0 kez 16. inen: Tekâsür — 0 kez 17. inen: Mâ’ûn — 0 kez 18. inen: Kâfirûn — 1 kez 19. inen: Fil — 0 kez 20. inen: Felâk — 1 kez 21. inen: Nâs — 1 kez 22. inen: İhlâs — 1 kez 23. inen: Necm — 0 kez 24. inen: Abese — 0 kez 25. inen: Kadr — 0 kez 26. inen: Şems — 1 kez 27. inen: Bürûc — 0 kez 28. inen: Tîn — 0 kez 29. inen: Kureyş — 0 kez 30. inen: Kâri’a — 0 kez 31. inen: Kıyâme — 2 kez 32. inen: Hümeze — 0 kez 33. inen: Mürselât — 1 kez 34. inen: Kâf — 10 kez 35. inen: Beled — 1 kez 36. inen: Târık — 1 kez 37. inen: Kamer — 5 kez 38. inen: Sâd — 23 kez 39. inen: A’râf — 110 kez 40. inen: Cin — 8 kez 41. inen: Yâsîn — 20 kez 42. inen: Furkân — 22 kez 43. inen: Fâtır — 2 kez 44. inen: Meryem — 28 kez 45. inen: Tâ-Hâ — 59 kez 46. inen: Vâkı’a — 3 kez 47. inen: Şu’arâ — 52 kez 48. inen: Neml — 44 kez 49. inen: Kasas — 50 kez 50. inen: İsrâ — 46 kez 51. inen: Yûnus — 50 kez 52. inen: Hûd — 55 kez 53. inen: Yûsuf — 79 kez 54. inen: Hicr — 25 kez 55. inen: En’âm — 87 kez 56. inen: Sâffât — 24 kez 57. inen: Lokman — 5 kez 58. inen: Sebe’ — 36 kez 59. inen: Zümer — 29 kez 60. inen: Mü’min — 25 kez 61. inen: Fussilet — 23 kez 62. inen: Şûrâ — 5 kez 63. inen: Zuhruf — 21 kez 64. inen: Duhân — 2 kez 65. inen: Câsiye — 7 kez 66. inen: Ahkâf — 20 kez 67. inen: Zâriyât — 13 kez 68. inen: Gâşiye — 0 kez 69. inen: Kehf — 58 kez 70. inen: Nahl — 17 kez 71. inen: Nûh — 6 kez 72. inen: İbrahim — 15 kez 73. inen: Enbiyâ — 31 kez 74. inen: Mü’minûn — 35 kez 75. inen: Secde — 7 kez 76. inen: Tûr — 6 kez 77. inen: Mülk — 12 kez 78. inen: Hâkka — 7 kez 79. inen: Me’âric — 0 kez 80. inen: Nebe’ — 2 kez 81. inen: Nâzi’ât — 4 kez 82. inen: İnfitâr — 0 kez 83. inen: İnşikâk — 0 kez 84. inen: Rûm — 3 kez 85. inen: Ankebût — 25 kez 86. inen: Mutaffifîn — 3 kez 87. inen: Bakara — 139 kez 88. inen: Enfâl — 10 kez 89. inen: Âl-i İmrân — 74 kez 90. inen: Ahzâb — 21 kez 91. inen: Mümtehine — 2 kez 92. inen: Nisâ — 46 kez 93. inen: Zilzâl — 1 kez 94. inen: Hadîd — 3 kez 95. inen: Muhammed — 6 kez 96. inen: Ra’d — 16 kez 97. inen: Rahmân — 0 kez 98. inen: İnsan — 0 kez 99. inen: Talâk — 0 kez 100. inen: Beyyine — 0 kez 101. inen: Haşr — 4 kez 102. inen: Nûr — 12 kez 103. inen: Hac — 6 kez 104. inen: Münâfikûn — 7 kez 105. inen: Mücâdele — 8 kez 106. inen: Hucurât — 6 kez 107. inen: Tahrîm — 5 kez 108. inen: Teğâbun — 2 kez 109. inen: Saff — 7 kez 110. inen: Cum’a — 3 kez 111. inen: Fetih — 8 kez 112. inen: Mâide — 58 kez 113. inen: Tevbe — 30 kez 114. inen: Nasr — 0 kez
← ilk inenson inen →

Ayetler

“Söylerler” ✕ Süzgeci kaldır

76 ayet

اِنَّ اللّٰهَ لَا يَسْتَحْـي۪ٓ اَنْ يَضْرِبَ مَثَلاً مَا بَعُوضَةً فَمَا فَوْقَهَاۜ فَاَمَّا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا فَيَعْلَمُونَ اَنَّهُ الْحَقُّ مِنْ رَبِّهِمْۚ وَاَمَّا الَّذ۪ينَ كَفَرُوا فَيَقُولُونَ مَاذَٓا اَرَادَ اللّٰهُ بِهٰذَا مَثَلاًۢ يُضِلُّ بِه۪ كَث۪يراً وَيَهْد۪ي بِه۪ كَث۪يراًۜ وَمَا يُضِلُّ بِه۪ٓ اِلَّا الْفَاسِق۪ينَۙ
Allah sivrisineği ve onun üstününü misal olarak vermekten çekinmez. İnananlar bunun Rablerinden bir gerçek olduğunu bilirler. İnkar edenler ise «Allah bu misalle neyi murad etti?» derler, O, bu misalle birçoğunu saptırır, birçoğunu da yola getirir. Onunla saptırdığı yalnız fasıklardır ki onlar Allah’la yapılan sözleşmeyi kabulden sonra bozarlar. Allah’ın birleştirilmesini buyurduğu şeyi ayırırlar ve yeryüzünde bozgunculuk yaparlar; zarara uğrayanlar işte onlardır.[26-27]
فَوَيْلٌ لِلَّذ۪ينَ يَكْتُبُونَ الْكِتَابَ بِاَيْد۪يهِمْ ثُمَّ يَقُولُونَ هٰذَا مِنْ عِنْدِ اللّٰهِ لِيَشْتَرُوا بِه۪ ثَمَناً قَل۪يلاًۜ فَوَيْلٌ لَهُمْ مِمَّا كَتَبَتْ اَيْد۪يهِمْ وَوَيْلٌ لَهُمْ مِمَّا يَكْسِبُونَ
Vay, Kitabı elleriyle yazıp, sonra da onu az bir değere satmak için, «Bu Allah katındandır» diyenlere! Vay ellerinin yazdıklarına! Vay kazandıklarına![79]
هُوَ الَّـذ۪ٓي اَنْزَلَ عَلَيْكَ الْكِتَابَ مِنْهُ اٰيَاتٌ مُحْكَمَاتٌ هُنَّ اُمُّ الْكِتَابِ وَاُخَرُ مُتَشَابِهَاتٌۜ فَاَمَّا الَّذ۪ينَ ف۪ي قُلُوبِهِمْ زَيْغٌ فَيَتَّبِعُونَ مَا تَشَابَهَ مِنْهُ ابْتِغَٓاءَ الْفِتْنَةِ وَابْتِغَٓاءَ تَأْو۪يلِه۪ۚ وَمَا يَعْلَمُ تَأْو۪يلَهُٓ اِلَّا اللّٰهُۢ وَالرَّاسِخُونَ فِي الْعِلْمِ يَقُولُونَ اٰمَنَّا بِه۪ۙ كُلٌّ مِنْ عِنْدِ رَبِّنَاۚ وَمَا يَذَّكَّرُ اِلَّٓا اُو۬لُوا الْاَلْبَابِ
Sana Kitap’ı indiren O’dur. Onda Kitap’ın temeli olan kesin anlamlı ayetler vardır, diğerleri de çeşitli anlamlıdırlar. Kalblerinde eğrilik olan kimseler, fitne çıkarmak, kendilerine göre yorumlamak için onların çeşitli anlamlı olanlarına uyarlar. Oysa onların yorumunu ancak Allah bilir. İlimde derinleşmiş olanlar: «Ona inandık, hepsi Rabbimiz’in katındandır» derler. Bunu ancak akıl sahipleri düşünür;[7]
اَلَّذ۪ينَ يَقُولُونَ رَبَّنَٓا اِنَّـنَٓا اٰمَنَّا فَاغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَقِنَا عَذَابَ النَّارِۚ
Onlar ki, «Rabbimiz! Biz şüphesiz inandık, bunun için günahlarımızı bize bağışla ve bizi ateşin azabından koru» diyen, sabreden, doğru olan, gönülden kulluk eden, hayra sarfeden ve seher vakitlerinde bağışlanma dileyenlerdir.[16-17]
وَمِنْ اَهْلِ الْكِتَابِ مَنْ اِنْ تَأْمَنْهُ بِقِنْطَارٍ يُؤَدِّه۪ٓ اِلَيْكَۚ وَمِنْهُمْ مَنْ اِنْ تَأْمَنْهُ بِد۪ينَارٍ لَا يُؤَدِّه۪ٓ اِلَيْكَ اِلَّا مَا دُمْتَ عَلَيْهِ قَٓائِماًۜ ذٰلِكَ بِاَنَّهُمْ قَالُوا لَيْسَ عَلَيْنَا فِي الْاُمِّيّ۪نَ سَب۪يلٌۚ وَيَقُولُونَ عَلَى اللّٰهِ الْكَذِبَ وَهُمْ يَعْلَمُونَ
Kitap ehli arasında kantarla emanet bıraksan onu sana ödeyen ve bir lira emanet etsen, tepesine dikilmedikçe onu sana ödemeyen vardır. Bu, onların: «Kitapsızlara karşı üzerimize bir sorumluluk yoktur» demelerindendir. Onlar bile bile Allah’a karşı yalan söylemektedirler.[75]
ثُمَّ اَنْزَلَ عَلَيْكُمْ مِنْ بَعْدِ الْغَمِّ اَمَنَةً نُعَاساً يَغْشٰى طَٓائِفَةً مِنْكُمْۙ وَطَٓائِفَةٌ قَدْ اَهَمَّتْهُمْ اَنْفُسُهُمْ يَظُنُّونَ بِاللّٰهِ غَيْرَ الْحَقِّ ظَنَّ الْجَاهِلِيَّةِۜ يَقُولُونَ هَلْ لَنَا مِنَ الْاَمْرِ مِنْ شَيْءٍۜ قُلْ اِنَّ الْاَمْرَ كُلَّهُ لِلّٰهِۜ يُخْفُونَ ف۪ٓي اَنْفُسِهِمْ مَا لَا يُبْدُونَ لَكَۜ يَقُولُونَ لَوْ كَانَ لَنَا مِنَ الْاَمْرِ شَيْءٌ مَا قُتِلْنَا هٰهُنَاۜ قُلْ لَوْ كُنْتُمْ ف۪ي بُيُوتِكُمْ لَبَرَزَ الَّذ۪ينَ كُتِبَ عَلَيْهِمُ الْقَتْلُ اِلٰى مَضَاجِعِهِمْۚ وَلِيَبْتَلِيَ اللّٰهُ مَا ف۪ي صُدُورِكُمْ وَلِيُمَحِّصَ مَا ف۪ي قُلُوبِكُمْۜ وَاللّٰهُ عَل۪يمٌ بِذَاتِ الصُّدُورِ
Kederden sonra, bir takımınızı kendinden geçirecek şekilde size huzur ve emniyet indirdi; oysa bir takımınız da kendi derdlerine düşmüşlerdi. Haksız yere Allah hakkında, cahiliye devrinde olduğu gibi inanıyorlar. «Bu işte bizim bir fikrimiz var mı?» diyorlardı; De ki: «Buyruğun hepsi Allah’ındır». Sana açmadıklarını içlerinde gizliyorlar. «Bu işte bizim fikrimiz alınsaydı, burada öldürülmezdik» diyorlar. De ki: Evlerinizde olsaydınız, haklarında ölüm yazılı olan kimseler, yine de devrilecekleri yere varırlardı. Bu, Allah’ın içinizde olanı denemesi, kalblerinizde olanı arıtması içindir. Allah gönüllerde olanı bilir.[154]
وَلِيَعْلَمَ الَّذ۪ينَ نَافَقُواۚ وَق۪يلَ لَهُمْ تَعَالَوْا قَاتِلُوا ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِ اَوِ ادْفَعُواۜ قَالُوا لَوْ نَعْلَمُ قِتَالاً لَاتَّبَعْنَاكُمْۜ هُمْ لِلْكُفْرِ يَوْمَئِذٍ اَقْرَبُ مِنْهُمْ لِلْا۪يمَانِۚ يَقُولُونَ بِاَفْوَاهِهِمْ مَا لَيْسَ ف۪ي قُلُوبِهِمْۜ وَاللّٰهُ اَعْلَمُ بِمَا يَكْتُمُونَۚ
İki topluluğun karşılaştığı günde başınıza gelen, Allah’ın izniyledir. Bu, inananları da, münafıklık edenleri de belirtmesi içindir. Münafıklık edenlere: «gelin, Allah yolunda savaşın, veya hiç olmazsa savunmada bulunun» dendiği zaman: «Eğer savaşmayı bilseydik, ardınızdan gelirdik» dediler. O gün, onlar imandan çok inkara yakındılar. Kalblerinde olmayanı ağızlarıyla söylüyorlar. Allah gizlediklerini onlardan iyi bilir.[166-167]
وَمَا لَكُمْ لَا تُقَاتِلُونَ ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِ وَالْمُسْتَضْعَف۪ينَ مِنَ الرِّجَالِ وَالنِّسَٓاءِ وَالْوِلْدَانِ الَّذ۪ينَ يَقُولُونَ رَبَّنَٓا اَخْرِجْنَا مِنْ هٰذِهِ الْقَرْيَةِ الظَّالِمِ اَهْلُهَاۚ وَاجْعَلْ لَنَا مِنْ لَدُنْكَ وَلِياًّۚ وَاجْعَلْ لَنَا مِنْ لَدُنْكَ نَص۪يراًۜ
Size ne oluyor da: «Rabbimiz! Bizi halkı zalim olan bu şehirden çıkar, katından bize bir sahip çıkan gönder, katından bize bir yardımcı lutfet» diyen zavallı çocuklar, erkekler ve kadınlar uğrunda ve Allah yolunda savaşmıyorsunuz?[75]
اَيْنَ مَا تَكُونُوا يُدْرِكْكُمُ الْمَوْتُ وَلَوْ كُنْتُمْ ف۪ي بُرُوجٍ مُشَيَّدَةٍۜ وَاِنْ تُصِبْهُمْ حَسَنَةٌ يَقُولُوا هٰذِه۪ مِنْ عِنْدِ اللّٰهِۚ وَاِنْ تُصِبْهُمْ سَيِّئَةٌ يَقُولُوا هٰذِه۪ مِنْ عِنْدِكَۜ قُلْ كُلٌّ مِنْ عِنْدِ اللّٰهِۜ فَمَالِ هٰٓؤُ۬لَٓاءِ الْقَوْمِ لَا يَكَادُونَ يَفْقَهُونَ حَد۪يثًا
Nerede olursaniz olun, sağlam kaleler içinde bulunsanız bile, ölüm size yetişecektir. Onlara bir iyilik gelirse: «Bu Allah’tandır» derler, bir kötülüğe uğrarlarsa «Bu, senin tarafındandır» derler. De ki: «Hepsi Allah’tandır». Bunlara ne oluyor ki, hiçbir sözü anlamaya yanaşmıyorlar?[78]
وَيَقُولُونَ طَاعَةٌۘ فَاِذَا بَرَزُوا مِنْ عِنْدِكَ بَيَّتَ طَٓائِفَةٌ مِنْهُمْ غَيْرَ الَّذ۪ي تَقُولُۜ وَاللّٰهُ يَكْتُبُ مَا يُبَيِّتُونَۚ فَاَعْرِضْ عَنْهُمْ وَتَوَكَّلْ عَلَى اللّٰهِۜ وَكَفٰى بِاللّٰهِ وَك۪يلاً
«Peki» derler, fakat senin yanından çıktıklarında, içlerinden bir takımı, geceleyin senin dediklerinden başka bir şey kurarlar. Allah gece tasarladıklarını yazıyor, onlara aldırış etme. Allah’a güven, vekil olarak Allah yeter.[81]
يَٓا اَيُّهَا الرَّسُولُ لَا يَحْزُنْكَ الَّذ۪ينَ يُسَارِعُونَ فِي الْكُفْرِ مِنَ الَّذ۪ينَ قَالُٓوا اٰمَنَّا بِاَفْوَاهِهِمْ وَلَمْ تُؤْمِنْ قُلُوبُهُمْۚ وَمِنَ الَّذ۪ينَ هَادُوا سَمَّاعُونَ لِلْكَذِبِ سَمَّاعُونَ لِقَوْمٍ اٰخَر۪ينَۙ لَمْ يَأْتُوكَۜ يُحَرِّفُونَ الْكَلِمَ مِنْ بَعْدِ مَوَاضِعِه۪ۚ يَقُولُونَ اِنْ اُو۫ت۪يتُمْ هٰذَا فَخُذُوهُ وَاِنْ لَمْ تُؤْتَوْهُ فَاحْذَرُواۜ وَمَنْ يُرِدِ اللّٰهُ فِتْنَتَهُ فَلَنْ تَمْلِكَ لَهُ مِنَ اللّٰهِ شَيْـٔاًۜ اُو۬لٰٓئِكَ الَّذ۪ينَ لَمْ يُرِدِ اللّٰهُ اَنْ يُطَهِّرَ قُلُوبَهُمْۜ لَهُمْ فِي الدُّنْيَا خِزْيٌ وَلَهُمْ فِي الْاٰخِرَةِ عَذَابٌ عَظ۪يمٌ
Kalbleri inanmamışken, ağızlarıyla, «İnandık» diyenler, yahudilerden yalana kulak verenler ve başka bir topluluk hesabına casusluk edenlerden inkara koşanlar seni üzmesin. Sözleri asıl yerlerinden değiştirirler de, «Böyle bir fetva size verilirse alın, verilmezse kaçının» derler. Allah’ın fitneye düşmesini dilediği kimse için Allah’a karşı senin elinden bir şey gelmez. İşte onlar Allah’ın, kalblerini arıtmak istemediği kimselerdir. Dünyada rezillik onlaradır. Onlara ahirette de büyük azab vardır.[41]
فَتَرَى الَّذ۪ينَ ف۪ي قُلُوبِهِمْ مَرَضٌ يُسَارِعُونَ ف۪يهِمْ يَقُولُونَ نَخْشٰٓى اَنْ تُص۪يبَنَا دَٓائِرَةٌۜ فَعَسَى اللّٰهُ اَنْ يَأْتِيَ بِالْفَتْحِ اَوْ اَمْرٍ مِنْ عِنْدِه۪ فَيُصْبِحُوا عَلٰى مَٓا اَسَرُّوا ف۪ٓي اَنْفُسِهِمْ نَادِم۪ينَۜ
Kalblerinde hastalık olanların, «Bize bir felaket gelmesinden korkuyoruz» diyerek onlara koştuğunu görürsün. Olur ki Allah bir zafer verir veya katından bir emir getirir de kalblerinde gizlediklerine içleri yananlara dönerler.[52]
لَقَدْ كَفَرَ الَّذ۪ينَ قَالُٓوا اِنَّ اللّٰهَ ثَالِثُ ثَلٰثَةٍۢ وَمَا مِنْ اِلٰهٍ اِلَّٓا اِلٰهٌ وَاحِدٌۜ وَاِنْ لَمْ يَنْتَهُوا عَمَّا يَقُولُونَ لَيَمَسَّنَّ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا مِنْهُمْ عَذَابٌ اَل۪يمٌ
And olsun ki, «Allah üçten biridir» diyenler kafir olmuştur; oysa tanrı ancak bir tek Tanrı’dır. Dediklerinden vazgeçmezlerse, and olsun onlardan inkar edenler elem verici bir azaba uğrayacaktır.[73]
وَاِذَا سَمِعُوا مَٓا اُنْزِلَ اِلَى الرَّسُولِ تَرٰٓى اَعْيُنَهُمْ تَف۪يضُ مِنَ الدَّمْعِ مِمَّا عَرَفُوا مِنَ الْحَقِّۚ يَقُولُونَ رَبَّنَٓا اٰمَنَّا فَاكْتُبْنَا مَعَ الشَّاهِد۪ينَ
Peygambere indirilen Kuran’ı işittiklerinde, gerçeği öğrenmelerinden gözlerinin yaşla dolarak, «Rabbimiz! İnandık, bizi de şahidlerden yaz. Rabbimizin bizi iyi milletle birlikte bulundurmasını umarken niçin Allah’a ve bize gelen gerçeğe inanmayalım?» dediklerini görürsün.[83-84]
قَدْ نَعْلَمُ اِنَّهُ لَيَحْزُنُكَ الَّذ۪ي يَقُولُونَ فَاِنَّهُمْ لَا يُكَذِّبُونَكَ وَلٰكِنَّ الظَّالِم۪ينَ بِاٰيَاتِ اللّٰهِ يَجْحَدُونَ
Onların söylediklerinin seni üzeceğini elbette biliyoruz; doğrusu onlar seni yalancı saymıyorlar, fakat zalimler Allah’ın ayetlerini bile bile inkar ediyorlar.[33]
فَخَلَفَ مِنْ بَعْدِهِمْ خَلْفٌ وَرِثُوا الْكِتَابَ يَأْخُذُونَ عَرَضَ هٰذَا الْاَدْنٰى وَيَقُولُونَ سَيُغْفَرُ لَنَاۚ وَاِنْ يَأْتِهِمْ عَرَضٌ مِثْلُهُ يَأْخُذُوهُۜ اَلَمْ يُؤْخَذْ عَلَيْهِمْ م۪يثَاقُ الْكِتَابِ اَنْ لَا يَقُولُوا عَلَى اللّٰهِ اِلَّا الْحَقَّ وَدَرَسُوا مَا ف۪يهِۜ وَالدَّارُ الْاٰخِرَةُ خَيْرٌ لِلَّذ۪ينَ يَتَّقُونَۜ اَفَلَا تَعْقِلُونَ
Ardlarından yerlerine gelen bir takım kötüler, Kitap’a mirasçı oldular. «Biz nasıl olsa affedileceğiz» diyerek Kitap’ın hükümlerini değiştirme karşılığı bu değersiz dünyanın mallarını alırlar; yine ona benzer geçici bir şey kendilerine gelince onu da kabul ederlerdi. Onlardan, Allah’a karşı ancak gerçeği söyleyeceklerine dair Kitap üzerine söz alınmamış mıydı? Kitap’da olanları okumamışlar mıydı? Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için, ahiret yurdu vardır, düşünmüyor musunuz? Biz, iyiliğe çalışanların ecrini elbette zayi etmeyiz.[169-170]
اِنْ تُصِبْكَ حَسَنَةٌ تَسُؤْهُمْۚ وَاِنْ تُصِبْكَ مُص۪يبَةٌ يَقُولُوا قَدْ اَخَذْنَٓا اَمْرَنَا مِنْ قَبْلُ وَيَتَوَلَّوْا وَهُمْ فَرِحُونَ
Sana bir iyilik gelince onların fenasına gider; bir kötülük gelse, «Biz önceden ihtiyatlı davrandık» derler, sevinerek dönüp giderler.[50]
وَيَقُولُونَ لَوْلَٓا اُنْزِلَ عَلَيْهِ اٰيَةٌ مِنْ رَبِّه۪ۚ فَقُلْ اِنَّمَا الْغَيْبُ لِلّٰهِ فَانْتَظِرُواۚ اِنّ۪ي مَعَكُمْ مِنَ الْمُنْتَظِر۪ينَ۟
«Rabbinden ona (Muhammed’e) bir mucize indirilse ne olur!» derler. Onlara de ki: «Gaybı bilmek Allah’a mahsustur; bekleyin, doğrusu ben de sizinle birlikte beklemekteyim.»[20]
اَمْ يَقُولُونَ افْتَرٰيهُۜ قُلْ فَأْتُوا بِسُورَةٍ مِثْلِه۪ وَادْعُوا مَنِ اسْتَطَعْتُمْ مِنْ دُونِ اللّٰهِ اِنْ كُنْتُمْ صَادِق۪ينَ
Senin için, «Onu uydurdu mu?» diyorlar. De ki: «Onun surelerine benzer bir sure meydana getirin, iddianızda samimi iseniz, Allah’tan başka çağırabileceklerinizi de çağırın.»[38]
وَيَقُولُونَ مَتٰى هٰذَا الْوَعْدُ اِنْ كُنْتُمْ صَادِق۪ينَ
«Bu iddiada samimi iseniz, bu azabın gerçekleşmesi ne zamandır? söyle» derler.[48]
Yükleniyor...