ق و ل
1.383ayette
1.722kez geçiyor
84/114surede
23farklı kelime
Mekkî / Medenî
Mekkî %73 · Medenî %27
İlk inen ayet (nüzul sırasıyla)
Kalem 15
2. inen sure
En çok geçtiği sure
Bakara
139 kez
Kelime ailesi
Bu kökten türeyen farklı kelimeler. Tıklayınca geçtiği ayetler listelenir.
| Kelime | Tür | Vezin | Anlam | Adet |
|---|---|---|---|---|
| قَالَ | Feale-Yefulu | فَعَلَ | Söyledi | 866 |
| قُلْ | Feale-Yefulu | افْعُلْ | Söyle | 378 |
| يَقُولُونَ | Feale-Yefulu | يَفْعُلُونَ | Söylerler | 193 |
| الْقَوْلُ | İsim | الْفَعْلُ | Söz | 73 |
| ق۪يلَ | Feale-Yefulu | فُعِلَ | Söylendi | 49 |
| قَالَتْ | Feale-Yefulu | فَعَلَتْ | Söyledi | 43 |
| تَقُولُوا | Feale-Yefulu | تَفْعُلُوا | Söylersiniz | 40 |
| قَوْلاً | İsim | فَعْلًا | Söz | 19 |
| وَقُولُوا | Feale-Yefulu | وَافْعُلُوا | Ve söyleyin | 16 |
| نَقُولُ | Feale-Yefulu | نَفْعُلُ | Söyleriz | 12 |
| اَقُولُ | Feale-Yefulu | أَفْعُلُ | Söylerim | 9 |
| اَقُلْ | Feale-Yefulu | أَفْعُلْ | Söylerim | 6 |
| ق۪يلاً | İsim | فِعْلًا | Söylemek | 3 |
| قَٓائِلٌ | İsim | فَاعِلٌ | Söyleyen | 3 |
| يُقَالُ | Feale-Yefulu | يُفْعَلُ | Söylenir | 3 |
| تَقَوَّلَهُۚ | Tefe'ale Babı | تَفَعَّلَهُ | Onu söz olarak uydurdu | 2 |
| قَٓائِلٌ | İsim | فَاعِلٌ | Söyleyen | 1 |
| تَقُلْ | Feale-Yefulu | تَفْعُلْ | Söyleme | 1 |
| يَقُلْ | Feale-Yefulu | يَفْعُلْ | Söyler | 1 |
| وَقَالَا | Feale-Yefulu | وَفَعَلَا | Ve ikisi söyledi | 1 |
| وَالْقَٓائِل۪ينَ | İsim | وَالْفَاعِلِينَ | Ve söyleyenler | 1 |
| وَق۪يلِه۪ | İsim | وَفِعْلِهِ | Onun söylemesine andolsun ki | 1 |
| الْاَقَاو۪يلِۙ | İsim | الْأَفَاعِيلِ | Sözler | 1 |
Anlam yelpazesi
Kökün kelimelerinin Türkçe karşılıkları.
Söyledi 509
Söyle 299
Söylediler 281
Söylerler 78
Söz 65
Söyler 53
Ve söyledi 39
Söylendi 36
Ve söylediler 32
Hemen söyledi 22
Söyledik 18
Ve söylerler 18
Söylersiniz 16
Öyleyse söyle 15
Diğer 79 anlam
Söylerim 14
Ve söyle 13
Hemen söylediler 12
Ve söylendi 11
Kesinlikle söyleyecekler 10
Söylediniz 9
Onların sözü 9
Ve söyleyin 8
Hemen söyler 8
Söyleriz 8
Söylemeyin 6
Öyleyse söylediler 6
Yakında söyleyecekler 6
Ve söyledik 5
Kesinlikle söyleyecek 5
Ve söyler 5
Yakında söyleyecek 4
Söylersin 4
Söyledin 4
İkisi söyledi 4
Deki: 4
Onun sözü 3
Söylemek 3
Ve onların sözü 3
Söyler misiniz? 3
Söyleyen 3
Sözü 3
Söylenir 3
Söylendiği 2
Derler 2
Hemen söyledik 2
Söyleyin 2
Ve söyleriz 2
Söyledim 2
Öyleyse söyledi 2
Söylemeleri için 2
Söze 2
Hemen ikiniz söyleyin 2
Hemen söyle 2
Ve söylersiniz 2
Sözünüz 2
Öyleyse söyler 2
diyen 1
dediler 1
Dediler 1
SHemen söyledik 1
İkisi söyler 1
Öyleyse söyleyin 1
Ve söylesinler 1
Onu söyledim 1
Ve söylerim 1
Öyleyse söyledik 1
Öyleyse yakında söyleyecekler 1
Sözün 1
Hemen söyleyin 1
Sözümüz 1
Söyleme 1
Kesinlikle söyleme 1
Ve yakında söyleyeceğiz 1
Sözüm 1
Hemen söylersin 1
İkiniz söyleyin 1
-mak 1
Gözetirsin 1
Onu söyleyen 1
Hemen söylerler 1
Ve ikisi söyledi 1
Kesinlikle söyleyeceğiz 1
Öyleyse söylerler 1
Ve söyleyenler 1
Onu söyledi 1
Onun söylemesine andolsun ki 1
Hemen yakında söyleyecekler 1
Ve söz 1
Onu söz olarak uydurdu 1
Ölüm 1
Söz uydurdu 1
Sözler 1
Söylemesi için 1
Kavram ağı
Aynı ayette en çok birlikte geçtiği kökler (ayet sayısı). Tıklayınca ortak ayetler listelenir.
Sure dağılımı
Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
Vahiy sürecinde kullanım
Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.
← ilk inenson inen →
Ayetler
1383 ayet
فَقُلْتُ
اسْتَغْفِرُوا
رَبَّكُمْ
اِنَّهُ
كَانَ
غَفَّاراًۙ
Dedim ki: «Rabbinizden bağışlanma dileyin; doğrusu O, çok bağışlayandır. Size gökten bol bol yağmur indirsin.»[10-11]
قَالَ
نُوحٌ
رَبِّ
اِنَّهُمْ
عَصَوْن۪ي
وَاتَّبَعُوا
مَنْ
لَمْ
يَزِدْهُ
مَالُهُ
وَوَلَدُهُٓ
اِلَّا
خَسَاراًۚ
Nuh: «Rabbim! Doğrusu bunlar bana baş kaldırdılar ve malı, çocuğu kendisine sadece zarar getiren kimseye uydular; birbirinden büyük düzenler kurdular» dedi.[21-22]
وَقَالُوا
لَا
تَذَرُنَّ
اٰلِهَتَكُمْ
وَلَا
تَذَرُنَّ
وَداًّ
وَلَا
سُوَاعاًۙ
وَلَا
يَغُوثَ
وَيَعُوقَ
وَنَسْراًۚ
İnsanlara: «Sakın tanrılarınızı bırakmayın, Ved, Suva, Yağus,Yeuk ve Nesr putlarından asla vazgeçmeyin» dediler.[23]
وَقَالَ
نُوحٌ
رَبِّ
لَا
تَذَرْ
عَلَى
الْاَرْضِ
مِنَ
الْكَافِر۪ينَ
دَيَّاراً
Nuh dedi ki: «Rabbim! Yeryüzünde hiçbir inkarcı bırakma.»[26]
قُلْ
اُو۫حِيَ
اِلَيَّ
اَنَّهُ
اسْتَمَعَ
نَفَرٌ
مِنَ
الْجِنِّ
فَقَالُٓوا
اِنَّا
سَمِعْنَا
قُرْاٰناً
عَجَباًۙ
De ki: «Cinlerden bir topluluğun Kuran’ı dinlediği bana vahyolundu; onlar şöyle demişlerdir;» «Doğrusu biz, doğru yola götüren, hayrete düşüren bir Kuran dinledik de ona inandık; biz, Rabbimize hiçbir şeyi ortak koşmayacağız.»[1-2]
وَاَنَّهُ
كَانَ
يَقُولُ
سَف۪يهُنَا
عَلَى
اللّٰهِ
شَطَطاًۙ
«Doğrusu aramızdaki beyinsiz, Allah’a karşı yalanlar uyduruyordu.»[4]
وَاَنَّا
ظَنَنَّٓا
اَنْ
لَنْ
تَقُولَ
الْاِنْسُ
وَالْجِنُّ
عَلَى
اللّٰهِ
كَذِباًۙ
«Doğrusu insanların ve cinlerin Allah’a karşı yalan uydurabileceklerini sanmazdık.»[5]
قُلْ
اِنَّمَٓا
اَدْعُوا
رَبّ۪ي
وَلَٓا
اُشْرِكُ
بِه۪ٓ
اَحَداً
De ki: «Ben sadece Rabbime yalvarırım ve O’na kimseyi ortak koşmam.»[20]
قُلْ
اِنّ۪ي
لَٓا
اَمْلِكُ
لَكُمْ
ضَراًّ
وَلَا
رَشَداً
De ki: «Ben size zarar vermeye de iyilik yapmaya da kadir değilim.»[21]
قُلْ
اِنّ۪ي
لَنْ
يُج۪يرَن۪ي
مِنَ
اللّٰهِ
اَحَدٌ
وَلَنْ
اَجِدَ
مِنْ
دُونِه۪
مُلْتَحَداًۙ
De ki: «Beni kimse Allah’a karşı savunamaz ve ben O’ndan başka bir sığınak bulamam.»[22]
قُلْ
اِنْ
اَدْر۪ٓي
اَقَر۪يبٌ
مَا
تُوعَدُونَ
اَمْ
يَجْعَلُ
لَهُ
رَبّ۪ٓي
اَمَداً
De ki: Size söz verilen yakın mıdır, yoksa Rabbim onu uzun süreli mi kılmıştır ben bilmem.»[25]
اِنَّا
سَنُلْق۪ي
عَلَيْكَ
قَوْلاً
ثَق۪يلاًۜ
Doğrusu Biz, sana, taşıması ağır bir söz vahyedeceğiz.[5]
اِنَّ
نَاشِئَةَ
الَّيْلِ
هِيَ
اَشَدُّ
وَطْـٔاً
وَاَقْوَمُ
ق۪يلاًۜ
şüphesiz, gece kalkışı daha tesirli ve o zaman okumak daha elverişlidir.[6]
وَاصْبِرْ
عَلٰى
مَا
يَقُولُونَ
وَاهْجُرْهُمْ
هَجْراً
جَم۪يلاً
Onların söylediklerine sabret, yanlarından güzellikle ayrıl.[10]
فَقَالَ
اِنْ
هٰذَٓا
اِلَّا
سِحْرٌ
يُؤْثَرُۙ
«Bu sadece öğretilegelen bir sihirdir. Bu Kuran yalnızca bir insan sözüdür» dedi.[24-25]
اِنْ
هٰذَٓا
اِلَّا
قَوْلُ
الْبَشَرِۜ
«Bu sadece öğretilegelen bir sihirdir. Bu Kuran yalnızca bir insan sözüdür» dedi.[24-25]
وَمَا
جَعَلْنَٓا
اَصْحَابَ
النَّارِ
اِلَّا
مَلٰٓئِكَةًۖ
وَمَا
جَعَلْنَا
عِدَّتَهُمْ
اِلَّا
فِتْنَةً
لِلَّذ۪ينَ
كَـفَرُواۙ
لِيَسْتَيْقِنَ
الَّذ۪ينَ
اُو۫تُوا
الْـكِتَابَ
وَيَزْدَادَ
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُٓوا
ا۪يمَاناً
وَلَا
يَرْتَابَ
الَّذ۪ينَ
اُو۫تُوا
الْـكِتَابَ
وَالْمُؤْمِنُونَۙ
وَلِيَقُولَ
الَّذ۪ينَ
ف۪ي
قُلُوبِهِمْ
مَرَضٌ
وَالْـكَافِرُونَ
مَاذَٓا
اَرَادَ
اللّٰهُ
بِهٰذَا
مَثَلاًۜ
كَذٰلِكَ
يُضِلُّ
اللّٰهُ
مَنْ
يَشَٓاءُ
وَيَـهْد۪ي
مَنْ
يَشَٓاءُۜ
وَمَا
يَعْلَمُ
جُنُودَ
رَبِّكَ
اِلَّا
هُوَۜ
وَمَا
هِيَ
اِلَّا
ذِكْرٰى
لِلْبَشَرِ۟
Cehennemin bekçilerini yalnız meleklerden kılmışızdır. Sayılarını bildirmekle de, ancak inkar edenlerin denenmesini ve kendilerine kitap verilenlerin kesin bilgi edinmesini ve inananların da imanlarının artmasını sağladık. Kendilerine kitap verilenler ve inananlar şüpheye düşmesinler. Kalblerinde hastalık bulunanlar ve inkarcılar: «Allah bu misalle neyi muradetti?» desinler. İşte Allah, böylece, dilediğini saptırır, dilediğini de doğru yola eriştirir. Rabbinin ordularını kendisinden başkası bilmez. Bu, insanoğluna bir öğütten ibarettir.[31]
قَالُوا
لَمْ
نَكُ
مِنَ
الْمُصَلّ۪ينَۙ
Onlar derler ki: «Namaz kılanlardan değildik.»[43]
يَقُولُ
الْاِنْسَانُ
يَوْمَئِذٍ
اَيْنَ
الْمَفَرُّۚ
Gözün kamaştığı, ayın tutulduğu, güneş ve ayın bir araya getirildiği zaman, işte o gün insan: «kaçacak yer nerede?» der.[7-10]
وَق۪يلَ
مَنْ۔
رَاقٍۙ
Dikkat edin; can boğaza gelip köprücük kemiklerine dayandığı zaman: «Çare bulan yok mudur?» denir.[26-27]
Yükleniyor...