ق د
388ayette
406kez geçiyor
65/114surede
1farklı kelime
Mekkî / Medenî
Mekkî %66 · Medenî %34
İlk inen ayet (nüzul sırasıyla)
Kalem 43
2. inen sure
En çok geçtiği sure
Âl-i İmrân
25 kez
Kelime ailesi
Bu kökten türeyen farklı kelimeler. Tıklayınca geçtiği ayetler listelenir.
| Kelime | Tür | Vezin | Anlam | Adet |
|---|---|---|---|---|
| وَلَقَدْ | Harfi Tahkik | وَلَقَدْ | Öyleyse | 406 |
Anlam yelpazesi
Kökün kelimelerinin Türkçe karşılıkları.
Kavram ağı
Aynı ayette en çok birlikte geçtiği kökler (ayet sayısı). Tıklayınca ortak ayetler listelenir.
Sure dağılımı
Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
Vahiy sürecinde kullanım
Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.
← ilk inenson inen →
Ayetler
388 ayet
وَلَقَدْ
صَرَّفْنَا
ف۪ي
هٰذَا
الْقُرْاٰنِ
لِلنَّاسِ
مِنْ
كُلِّ
مَثَلٍۜ
وَكَانَ
الْاِنْسَانُ
اَكْثَرَ
شَيْءٍ
جَدَلاً
And olsun ki, Biz bu Kuran’da insanlara türlü türlü misali gösterip açıkladık. İnsanın en çok yaptığı iş tartışmadır.[54]
فَلَمَّا
جَاوَزَا
قَالَ
لِفَتٰيهُ
اٰتِنَا
غَدَٓاءَنَاۘ
لَقَدْ
لَق۪ينَا
مِنْ
سَفَرِنَا
هٰذَا
نَصَباً
Oradan uzaklaştıklarında Musa, yanındaki gence: «Azığımızı çıkar, and olsun bu yolculuğumuzda yorgun düştük» dedi.[62]
فَانْطَلَقَا۠
حَتّٰٓى
اِذَا
رَكِبَا
فِي
السَّف۪ينَةِ
خَرَقَهَاۜ
قَالَ
اَخَرَقْتَهَا
لِتُغْرِقَ
اَهْلَهَاۚ
لَقَدْ
جِئْتَ
شَيْـٔاً
اِمْراً
Bunun üzerine kalkıp gittiler; sonunda bir gemiye bindiklerinde, o gemiyi deliverdi; Musa: «Gemiyi içindekileri boğmak için mi deldin? Doğrusu şaşılacak bir şey yaptın» dedi.[71]
فَانْطَلَقَا۠
حَتّٰٓى
اِذَا
لَقِيَا
غُلَاماً
فَقَتَلَهُۙ
قَالَ
اَقَتَلْتَ
نَفْساً
زَكِيَّةً
بِغَيْرِ
نَفْسٍۜ
لَقَدْ
جِئْتَ
شَيْـٔاً
نُكْراً
Yine gittiler; sonunda bir erkek çocuğa rastladılar, o hemen onu öldürdü. Musa: «Bir cana karşılık olmaksızın masum bir cana mı kıydın? Doğrusu pek kötü bir şey yaptın» dedi.[74]
قَالَ
اِنْ
سَاَلْتُكَ
عَنْ
شَيْءٍ
بَعْدَهَا
فَلَا
تُصَاحِبْن۪يۚ
قَدْ
بَلَغْتَ
مِنْ
لَدُنّ۪ي
عُذْراً
Musa: «Bundan sonra sana bir şey sorarsam bana arkadaş olma, o zaman benim tarafımdan mazur sayılırsın» dedi.[76]
كَذٰلِكَۜ
وَقَدْ
اَحَطْنَا
بِمَا
لَدَيْهِ
خُبْراً
İşte bunun gibi, onun yaptıklarının hepsini baştanbaşa biliyorduk.[91]
قَالَ
رَبِّ
اَنّٰى
يَكُونُ
ل۪ي
غُلَامٌ
وَكَانَتِ
امْرَاَت۪ي
عَاقِراً
وَقَدْ
بَلَغْتُ
مِنَ
الْكِبَرِ
عِتِياًّ
Zekeriya: «Rabbim! Karım kısır, ben de son derece kocamışken nasıl oğlum olabilir?» dedi.[8]
قَالَ
كَذٰلِكَۚ
قَالَ
رَبُّكَ
هُوَ
عَلَيَّ
هَيِّنٌ
وَقَدْ
خَلَقْتُكَ
مِنْ
قَبْلُ
وَلَمْ
تَكُ
شَيْـٔاً
Allah: «Rabbin böyle buyurdu; Çünkü bu bana kolaydır, nitekim sen yokken daha önce seni yaratmıştım» dedi.[9]
فَنَادٰيهَا
مِنْ
تَحْتِهَٓا
اَلَّا
تَحْزَن۪ي
قَدْ
جَعَلَ
رَبُّكِ
تَحْتَكِ
سَرِياًّ
Onun altından bir ses kendisine şöyle seslendi: «Sakın üzülme, Rabbin içinde bulunanı şerefli kılmıştır. Hurma ağacını kendine doğru silkele, üstüne taze hurma dökülsün.[24-25]
فَاَتَتْ
بِه۪
قَوْمَهَا
تَحْمِلُهُۜ
قَالُوا
يَا مَرْيَمُ
لَقَدْ
جِئْتِ
شَيْـٔاً
فَرِياًّ
Çocuğu alıp kavmine getirdi, onlar: «Meryem! Utanılacak bir şey yaptın. Ey Harun’un kızkardeşi! Baban kötü bir kimse değildi, annen de iffetsiz değildi» dediler.[27-28]
يَٓا اَبَتِ
اِنّ۪ي
قَدْ
جَٓاءَن۪ي
مِنَ
الْعِلْمِ
مَا
لَمْ
يَأْتِكَ
فَاتَّبِعْن۪ٓي
اَهْدِكَ
صِرَاطاً
سَوِياًّ
«Babacığım! Doğrusu sana gelmeyen bir ilim bana geldi. Bana uy, seni doğru yola eriştireyim.»[43]
لَقَدْ
جِئْتُمْ
شَيْـٔاً
اِداًّۙ
And olsun ki, ortaya pek kötü bir şey attınız.[89]
لَقَدْ
اَحْصٰيهُمْ
وَعَدَّهُمْ
عَداًّۜ
And olsun ki onların adedini bilmiş ve teker teker saymıştır.[94]
قَالَ
قَدْ
اُو۫ت۪يتَ
سُؤْلَكَ
يَا مُوسٰى
Allah: «Ey Musa! İstediğin sana verildi» dedi, «Zaten sana başka bir defa da iyilikte bulunmuş ve annene vahyedilmesi gerekeni vahyetmiştik: Musa’yı bir sandığa koy da suya bırak; su onu kıyıya atar, Bana da, ona da düşman olan biri onu alır. Ey Musa! Gözümün önünde yetişesin diye seni sevimli kıldım.»[36-39]
وَلَقَدْ
مَنَنَّا
عَلَيْكَ
مَرَّةً
اُخْرٰىۙ
Allah: «Ey Musa! İstediğin sana verildi» dedi, «Zaten sana başka bir defa da iyilikte bulunmuş ve annene vahyedilmesi gerekeni vahyetmiştik: Musa’yı bir sandığa koy da suya bırak; su onu kıyıya atar, Bana da, ona da düşman olan biri onu alır. Ey Musa! Gözümün önünde yetişesin diye seni sevimli kıldım.»[36-39]
فَأْتِيَاهُ
فَقُولَٓا
اِنَّا
رَسُولَا
رَبِّكَ
فَاَرْسِلْ
مَعَنَا
بَن۪ٓي
اِسْرَٓائ۪لَ
وَلَا
تُعَذِّبْهُمْۜ
قَدْ
جِئْنَاكَ
بِاٰيَةٍ
مِنْ
رَبِّكَۜ
وَالسَّلَامُ
عَلٰى
مَنِ
اتَّـبَعَ
الْهُدٰى
Allah: Korkmayın, dedi; Ben sizinle beraberim; görür ve işitirim. Ona gidin şöyle söyleyin: «Doğrusu biz senin Rabbinin elçileriyiz. İsrailoğullarını bizimle beraber gönder, onlara azabetme; Rabbinden sana bir mucize getirdik; selam, doğru yolda gidene olsun! Doğrusu bize, yalanlayıp sırt çevirene azap edileceği vahyolundu.»[46-48]
اِنَّا
قَدْ
اُو۫حِيَ
اِلَيْنَٓا
اَنَّ
الْعَذَابَ
عَلٰى
مَنْ
كَذَّبَ
وَتَوَلّٰى
Allah: Korkmayın, dedi; Ben sizinle beraberim; görür ve işitirim. Ona gidin şöyle söyleyin: «Doğrusu biz senin Rabbinin elçileriyiz. İsrailoğullarını bizimle beraber gönder, onlara azabetme; Rabbinden sana bir mucize getirdik; selam, doğru yolda gidene olsun! Doğrusu bize, yalanlayıp sırt çevirene azap edileceği vahyolundu.»[46-48]
وَلَقَدْ
اَرَيْنَاهُ
اٰيَاتِنَا
كُلَّهَا
فَكَذَّبَ
وَاَبٰى
And olsun ki Firavun’a bütün delillerimizi gösterdik de yalan sayıp kabulden çekindi ve: «Ey Musa! Sihirbazlığınla bizi yurdumuzdan çıkarmaya mı geldin? Şimdi biz de seninkinin benzeri bir sihri sana göstereceğiz. Bizimle senin aranda bir vakit tayin et ki sen de biz de düz bir yerde bulunalım da caymayalım» dedi.[56-58]
قَالَ
لَهُمْ
مُوسٰى
وَيْلَكُمْ
لَا
تَفْتَرُوا
عَلَى
اللّٰهِ
كَذِباً
فَيُسْحِتَكُمْ
بِعَذَابٍۚ
وَقَدْ
خَابَ
مَنِ
افْتَرٰى
Musa onlara: «Size yazıklar olsun! Allah’a karşı yalan uydurmayın, yoksa sizi azabla yok eder. Allah’a iftira eden hüsrana uğrar» dedi.[61]
فَاَجْمِعُوا
كَيْدَكُمْ
ثُمَّ
ائْتُوا
صَفاًّۚ
وَقَدْ
اَفْلَحَ
الْيَوْمَ
مَنِ
اسْتَعْلٰى
Musa ile Harun’u göstererek: «Bu iki sihirbaz, sihirleriyle sizi yurdunuzdan çıkarmak, sizin en üstün dininizi ortadan kaldırmak istiyorlar; onun için tuzaklarınızı bir araya getirin, sonra sırayla gelin. Bugün üstün gelen başarıya erecektir» dediler.[63-64]
Yükleniyor...