ك ر ه
35ayette
41kez geçiyor
21/114surede
13farklı kelime
Mekkî / Medenî
Mekkî %37 · Medenî %63
İlk inen ayet (nüzul sırasıyla)
A’râf 88
39. inen sure
En çok geçtiği sure
Tevbe
7 kez
Kelime ailesi
Bu kökten türeyen farklı kelimeler. Tıklayınca geçtiği ayetler listelenir.
| Kelime | Tür | Vezin | Anlam | Adet |
|---|---|---|---|---|
| كَرِهَ | Feile-Yefalu | فَعِلَ | Hoşlanmadı | 14 |
| وَكَرْهاً | İsim | فَعْلًا | Hoşlanmamak | 7 |
| كَارِهُونَ | İsim | فَاعِلُونَ | Hoşlanmayanlar | 6 |
| تَكْرَهُوا | Feile-Yefalu | تَفْعَلُوا | Hoşlanmazsınız | 2 |
| اِكْرَاهَ | İsim | إِفْعَالَ | Zorlamak | 2 |
| تُكْرِهُ | İfal Babı | تُفْعِلُ | Zorlarsın | 2 |
| اُكْرِهَ | İfal Babı | أُفْعِلَ | Zorlanıldı | 2 |
| كُرْهٌ | İsim | فُعْلٌ | Hoşlanılmayan | 1 |
| كَارِه۪ينَ | İsim | فَاعِلِينَ | Hoşlanmayanlar | 1 |
| يَكْرَهُونَ | Feile-Yefalu | يَفْعَلُونَ | Hoşlanmazlar | 1 |
| مَكْرُوهاً | İsim | مَفْعُولًا | Hoşlanılmayan | 1 |
| يُكْرِهْهُنَّ | İfal Babı | يُفْعِلْهُنَّ | Onları zorlar | 1 |
| وَكَرَّهَ | Tef'il Babı | وَفَعَّلَ | Ve hoşlandırmadı | 1 |
Anlam yelpazesi
Kökün kelimelerinin Türkçe karşılıkları.
Kavram ağı
Aynı ayette en çok birlikte geçtiği kökler (ayet sayısı). Tıklayınca ortak ayetler listelenir.
Sure dağılımı
Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
Vahiy sürecinde kullanım
Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.
← ilk inenson inen →
Ayetler
+ ق و ل ile birlikte ✕ Süzgeci kaldır
9 ayet
قَالَ
الْمَلَأُ
الَّذ۪ينَ
اسْتَكْبَرُوا
مِنْ
قَوْمِه۪
لَنُخْرِجَنَّكَ
يَا شُعَيْبُ
وَالَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
مَعَكَ
مِنْ
قَرْيَتِنَٓا
اَوْ
لَتَعُودُنَّ
ف۪ي
مِلَّتِنَاۜ
قَالَ
اَوَلَوْ
كُنَّا
كَارِه۪ينَ
Milletinin büyüklük taslayan ileri gelenleri, «Ey Şuayb! Ya dinimize dönersiniz ya da, and olsun ki seni ve inananları seninle beraber kentimizden çıkarırız» dediler. Şuayb, onlara: «İstemezsek de mi? Allah bizi dininizden kurtardıktan sonra ona dönecek olursak, doğrusu Allah’a karşı yalan uydurmuş oluruz. Rabbimizin dilemesi bir yana, dininize dönmek bize yakışmaz. Rabbimizin ilmi her şeyi kuşatmıştır. Biz yalnız Allah’a güvendik. Rabbimiz! Bizimle milletimiz arasında hak ile Sen hüküm ver, Sen hükmedenlerin en hayırlısısın» dedi.[88-89]
وَلَوْ
اَرَادُوا
الْخُرُوجَ
لَاَعَدُّوا
لَهُ
عُدَّةً
وَلٰكِنْ
كَرِهَ
اللّٰهُ
انْبِعَاثَهُمْ
فَثَبَّطَهُمْ
وَق۪يلَ
اقْعُدُوا
مَعَ
الْقَاعِد۪ينَ
Eğer savaşa çıkmak isteselerdi bir hazırlık yaparlardı. Ama Allah davranışlarını beğenmedi de onları alıkoydu. «Acizlerle beraber oturun» denildi.[46]
قُلْ
اَنْفِقُوا
طَوْعاً
اَوْ
كَرْهاً
لَنْ
يُتَقَبَّلَ
مِنْكُمْۜ
اِنَّكُمْ
كُنْتُمْ
قَوْماً
فَاسِق۪ينَ
De ki: «İstekli yahut isteksiz olarak verin, nasıl olsa kabul edilmeyecektir. Siz şüphesiz fasık bir topluluksunuz.»[53]
فَرِحَ
الْمُخَلَّفُونَ
بِمَقْعَدِهِمْ
خِلَافَ
رَسُولِ
اللّٰهِ
وَكَرِهُٓوا
اَنْ
يُجَاهِدُوا
بِاَمْوَالِهِمْ
وَاَنْفُسِهِمْ
ف۪ي
سَب۪يلِ
اللّٰهِ
وَقَالُوا
لَا
تَنْفِرُوا
فِي
الْحَرِّۜ
قُلْ
نَارُ
جَهَنَّمَ
اَشَدُّ
حَراًّۜ
لَوْ
كَانُوا
يَفْقَهُونَ
Allah’ın Peygamberinin hilafına geri kalanlar, oturup kalmalarına sevindiler. Allah yolunda mallariyle ve canlariyle cihat hoşlarına gitmedi. «Sıcakta savaşa çıkmayın» dediler. De ki: «Cehennem ateşi daha sıcaktır.» Keşke bilseydiler![81]
قَالَ
يَا قَوْمِ
اَرَاَيْتُمْ
اِنْ
كُنْتُ
عَلٰى
بَيِّنَةٍ
مِنْ
رَبّ۪ي
وَاٰتٰين۪ي
رَحْمَةً
مِنْ
عِنْدِه۪
فَعُمِّيَتْ
عَلَيْكُمْۜ
اَنُلْزِمُكُمُوهَا
وَاَنْتُمْ
لَهَا
كَارِهُونَ
Nuh: «Ey milletim! Rabbimin katından bir delilim bulunsa ve bana yine katından bir rahmet vermiş de bunlar sizden gizlenmiş olsa, söyleyin bana, hoşlanmadığınız halde zorla sizi bunlara mecbur mu ederiz?» dedi.[28]
اَمْ
يَقُولُونَ
بِه۪
جِنَّةٌۜ
بَلْ
جَٓاءَهُمْ
بِالْحَقِّ
وَاَكْثَرُهُمْ
لِلْحَقِّ
كَارِهُونَ
Ya da: «Onda delilik var» diyorlar öyle mi? Hayır; onlara gerçeği getirmiştir, ama çoğu ondan hoşlanmamaktadır.[70]
ثُمَّ
اسْتَوٰٓى
اِلَى
السَّمَٓاءِ
وَهِيَ
دُخَانٌ
فَقَالَ
لَهَا
وَلِلْاَرْضِ
ائْتِيَا
طَوْعاً
اَوْ
كَرْهاًۜ
قَالَـتَٓا
اَتَيْنَا
طَٓائِع۪ينَ
Sonra, duman halinde bulunan göğe yöneldi, ona ve yeryüzüne: «İsteyerek veya istemeyerek buyruğuma gelin» dedi. İkisi de: «İsteyerek geldik» dediler.[11]
وَوَصَّيْنَا
الْاِنْسَانَ
بِوَالِدَيْهِ
اِحْسَاناًۜ
حَمَلَتْهُ
اُمُّهُ
كُرْهاً
وَوَضَعَتْهُ
كُرْهاًۜ
وَحَمْلُهُ
وَفِصَالُهُ
ثَلٰثُونَ
شَهْراًۜ
حَتّٰٓى
اِذَا
بَلَغَ
اَشُدَّهُ
وَبَلَغَ
اَرْبَع۪ينَ
سَنَةًۙ
قَالَ
رَبِّ
اَوْزِعْن۪ٓي
اَنْ
اَشْكُرَ
نِعْمَتَكَ
الَّت۪ٓي
اَنْعَمْتَ
عَلَيَّ
وَعَلٰى
وَالِدَيَّ
وَاَنْ
اَعْمَلَ
صَالِحاً
تَرْضٰيهُ
وَاَصْلِحْ
ل۪ي
ف۪ي
ذُرِّيَّت۪يۚ
اِنّ۪ي
تُبْتُ
اِلَيْكَ
وَاِنّ۪ي
مِنَ
الْمُسْلِم۪ينَ
Biz insana, anne ve babasına karşı iyi davranmasını tavsiye etmişizdir; zira annesi, onu, karnında, zorluğa uğrayarak taşımış; onu güçlükle doğurmuştur. Taşınması ve sütten kesilmesi otuz ay sürer. Sonunda erginlik çağına erince ve kırk yaşına varınca: «Rabbim! Bana ve anne babama verdiğin nimete şükretmemi ve benim hoşnut olacağın yararlı bir işi yapmamı sağla; bana verdiğin gibi soyuma da salah ver; doğrusu Sana yöneldim, ben, kendini Sana verenlerdenim» demesi gerekir.[15]
ذٰلِكَ
بِاَنَّهُمْ
قَالُوا
لِلَّذ۪ينَ
كَرِهُوا
مَا
نَزَّلَ
اللّٰهُ
سَنُط۪يعُكُمْ
ف۪ي
بَعْضِ
الْاَمْرِۚ
وَاللّٰهُ
يَعْلَمُ
اِسْرَارَهُمْ
Bu, Allah’ın indirdiğini beğenmeyen kimselerin: «Biz bazı işlerde size itaat edeceğiz» demelerindendir. Allah onların gizlediklerini bilir.[26]
Yükleniyor...