ك س ب
60ayette
67kez geçiyor
27/114surede
5farklı kelime
Mekkî / Medenî
Mekkî %60 · Medenî %40
İlk inen ayet (nüzul sırasıyla)
Müddessir 38
4. inen sure
En çok geçtiği sure
Bakara
13 kez
Kelime ailesi
Bu kökten türeyen farklı kelimeler. Tıklayınca geçtiği ayetler listelenir.
| Kelime | Tür | Vezin | Anlam | Adet |
|---|---|---|---|---|
| كَسَبُوا | Feale-Yefilu | فَعَلُوا | Kazandılar | 22 |
| يَكْسِبُونَ | Feale-Yefilu | يَفْعِلُونَ | Kazanırlar | 17 |
| كَسَبَتْ | Feale-Yefilu | فَعَلَتْ | Kazandı | 16 |
| تَكْسِبُونَ | Feale-Yefilu | تَفْعِلُونَ | Kazanırsınız | 7 |
| اكْتَسَبُوا | İftial Babı | افْتَعَلُوا | Çabalayarak kazandılar | 5 |
Anlam yelpazesi
Kökün kelimelerinin Türkçe karşılıkları.
Kavram ağı
Aynı ayette en çok birlikte geçtiği kökler (ayet sayısı). Tıklayınca ortak ayetler listelenir.
Sure dağılımı
Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
Vahiy sürecinde kullanım
Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.
← ilk inenson inen →
Ayetler
+ ظ ل م ile birlikte ✕ Süzgeci kaldır
11 ayet
وَاتَّقُوا
يَوْماً
تُرْجَعُونَ
ف۪يهِ
اِلَى
اللّٰهِ
ثُمَّ
تُوَفّٰى
كُلُّ
نَفْسٍ
مَا
كَسَبَتْ
وَهُمْ
لَا
يُظْلَمُونَ۟
Allah’a döneceğiniz ve sonra haksızlığa uğramadan herkesin kazancının kendisine eksiksiz verileceği günden korkunuz.[281]
فَكَيْفَ
اِذَا
جَمَعْنَاهُمْ
لِيَوْمٍ
لَا
رَيْبَ
ف۪يهِ
وَوُفِّيَتْ
كُلُّ
نَفْسٍ
مَا
كَسَبَتْ
وَهُمْ
لَا
يُظْلَمُونَ
Geleceğinden şüphe olmayan günde, onları topladığımız ve haksızlık yapılmayarak herkese kazandığı eksiksiz verildiği zaman, nasıl olacak?[25]
وَمَا
كَانَ
لِنَبِيٍّ
اَنْ
يَغُلَّۜ
وَمَنْ
يَغْلُلْ
يَأْتِ
بِمَا
غَلَّ
يَوْمَ
الْقِيٰمَةِۚ
ثُمَّ
تُوَفّٰى
كُلُّ
نَفْسٍ
مَا
كَسَبَتْ
وَهُمْ
لَا
يُظْلَمُونَ
Hiçbir peygambere ganimete ve millet malına hiyanet yaraşmaz; haksızlık kim yaparsa, kıyamet günü yaptığı ile gelir, sonra, haksızlık yapılmaksızın herkese kazanmış olduğu ödenir.[161]
وَكَذٰلِكَ
نُوَلّ۪ي
بَعْضَ
الظَّالِم۪ينَ
بَعْضاً
بِمَا
كَانُوا
يَكْسِبُونَ۟
Zalimlerin bir kısmını, kazandıklarından ötürü diğer bir kısmına böylece musallat ederiz.[129]
وَالَّذ۪ينَ
كَسَبُوا
السَّيِّـَٔاتِ
جَزَٓاءُ
سَيِّئَةٍ
بِمِثْلِهَاۙ
وَتَرْهَقُهُمْ
ذِلَّةٌۜ
مَا
لَهُمْ
مِنَ
اللّٰهِ
مِنْ
عَاصِمٍۚ
كَاَنَّـمَٓا
اُغْشِيَتْ
وُجُوهُهُمْ
قِطَعاً
مِنَ
الَّيْلِ
مُظْلِماًۜ
اُو۬لٰٓئِكَ
اَصْحَابُ
النَّارِۚ
هُمْ
ف۪يهَا
خَالِدُونَ
Kötülük işleyenlere kötülükleri kadar ceza verilir; onların yüzlerini zillet bürür; Allah’a karşı onları savunacak yoktur; yüzleri, geceden kara bir parçayla örtülmüş gibidir. Bunlar cehennemliklerdir, orada temelli kalırlar.[27]
ثُمَّ
ق۪يلَ
لِلَّذ۪ينَ
ظَلَمُوا
ذُوقُوا
عَذَابَ
الْخُلْدِۚ
هَلْ
تُجْزَوْنَ
اِلَّا
بِمَا
كُنْتُمْ
تَكْسِبُونَ
Haksızlık edenlere de: «Sürekli azabı tadın, ancak yaptığınıza karşılık ceza çekiyorsunuz» denir.[52]
اَفَمَنْ
يَتَّق۪ي
بِوَجْهِه۪
سُٓوءَ
الْعَذَابِ
يَوْمَ
الْقِيٰمَةِۜ
وَق۪يلَ
لِلظَّالِم۪ينَ
ذُوقُوا
مَا
كُنْتُمْ
تَكْسِبُونَ
Kıyamet günü kötü azaptan yüzünü korumaya çalışan kimse, güven içinde olan kimse gibi midir? Zalimlere: «Kazandıklarınızın karşılığını tadın» denir.[24]
فَاَصَابَهُمْ
سَيِّـَٔاتُ
مَا
كَسَبُواۜ
وَالَّذ۪ينَ
ظَلَمُوا
مِنْ
هٰٓؤُ۬لَٓاءِ
سَيُص۪يبُهُمْ
سَيِّـَٔاتُ
مَا
كَسَبُواۙ
وَمَا
هُمْ
بِمُعْجِز۪ينَ
Bunun için, işledikleri kötülükler başlarına geldi. Bunlar içinde zulmedenlerin de kazandıkları kötülükler başlarına gelecektir. Bu hususta Allah’ı aciz bırakamazlar.[51]
اَلْيَوْمَ
تُجْزٰى
كُلُّ
نَفْسٍ
بِمَا
كَسَبَتْۜ
لَا
ظُلْمَ
الْيَوْمَۜ
اِنَّ
اللّٰهَ
سَر۪يعُ
الْحِسَابِ
Bugün herkese, kazandığının karşılığı verilir. Bugün haksızlık yoktur. Doğrusu Allah, hesabı çabuk görendir.[17]
تَرَى
الظَّالِم۪ينَ
مُشْفِق۪ينَ
مِمَّا
كَسَبُوا
وَهُوَ
وَاقِـعٌ
بِهِمْۜ
وَالَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
وَعَمِلُوا
الصَّالِحَاتِ
ف۪ي
رَوْضَاتِ
الْجَنَّاتِۚ
لَهُمْ
مَا
يَشَٓاؤُ۫نَ
عِنْدَ
رَبِّهِمْۜ
ذٰلِكَ
هُوَ
الْفَضْلُ
الْكَب۪يرُ
Yaptıkları şeyler başlarına gelirken, zalimlerin korkudan titrediklerini görürsün. İnanıp yararlı işler işleyenler cennet bahçelerindedirler. Rablerinin katında, onlara diledikleri verilir. İşte büyük lütuf budur.[22]
وَخَلَقَ
اللّٰهُ
السَّمٰوَاتِ
وَالْاَرْضَ
بِالْحَقِّ
وَلِتُجْزٰى
كُلُّ
نَفْسٍ
بِمَا
كَسَبَتْ
وَهُمْ
لَا
يُظْلَمُونَ
Allah gökleri ve yeri gerçekle yaratmıştır; her cana, kazandığının karşılığı verilir, onlara zulmedilmez.[22]
Yükleniyor...