م ن
2.558ayette
4.061kez geçiyor
100/114surede
4farklı kelime
Mekkî / Medenî
Mekkî %62 · Medenî %38
İlk inen ayet (nüzul sırasıyla)
Alak 2
1. inen sure
En çok geçtiği sure
Bakara
350 kez
Kelime ailesi
Bu kökten türeyen farklı kelimeler. Tıklayınca geçtiği ayetler listelenir.
Anlam yelpazesi
Kökün kelimelerinin Türkçe karşılıkları.
-den 2399
Kimse 313
Her kim 217
Ondan 176
Onlardan 173
Sizden 115
- şeyden 83
Ve -den 70
Kim 66
Kimse için 59
Ve kimse 53
Ve her kim 43
Kimseden 33
Bizden 33
Diğer 55 anlam
Ve onlardan 18
Kimse mi? 18
-masından - şeyden 16
Benden 10
İkisinden 10
Kimseyi 10
Hemen her kim 9
Ve - şeyden 9
Kimse gibi 9
Oysa kimse 9
Ve ondan 8
-dan 7
- şeyden dolayı 7
Senden 6
-masından dolayı 5
Sebebiyle 5
Öyleyse -den 5
Öyleyse kim 5
Hemen onlardan 4
Kimseyle beraber 4
-nden 4
Öyleyse her kim 3
Ve sizden 3
Ve kim 3
Ve kimseden 3
den 2
-den farkı 2
Kim için 2
Yerine 2
Öyleyse onlardan 2
Yoksa kimse 2
Hemen kimse 2
Ve bizden 2
şeylerden 1
kimseler vardır 1
-den önce 1
şeyden 1
Ve kimse için 1
hiçbir 1
-dendi 1
Ve kimseyle 1
Ve senden 1
Hemen ondan 1
-dendir 1
Kimin için? 1
kimse 1
ama içinizden 1
kimisi 1
ve kimse 1
-e mi? 1
Size rızık verdik 1
Ve olurum 1
Hemen sizden 1
Ve kimseyi 1
Neyden? 1
Kavram ağı
Aynı ayette en çok birlikte geçtiği kökler (ayet sayısı). Tıklayınca ortak ayetler listelenir.
Sure dağılımı
Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
Vahiy sürecinde kullanım
Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.
← ilk inenson inen →
Ayetler
+ ك ف ر ile birlikte ✕ Süzgeci kaldır
250 ayet
اَوْ
كَصَيِّبٍ
مِنَ
السَّمَٓاءِ
ف۪يهِ
ظُلُمَاتٌ
وَرَعْدٌ
وَبَرْقٌۚ
يَجْعَلُونَ
اَصَابِعَهُمْ
ف۪ٓي
اٰذَانِهِمْ
مِنَ
الصَّوَاعِقِ
حَذَرَ
الْمَوْتِۜ
وَاللّٰهُ
مُح۪يطٌ
بِالْكَافِر۪ينَ
Bir kısmı da, karanlıklarda, gök gürlemeleri ve şimşek arasında gökten boşanan sağanağa tutulup, yıldırımlardan ölmek korkusu ile parmaklarını kulaklarına tıkayan kimseye benzer.[19]
اِنَّ
اللّٰهَ
لَا
يَسْتَحْـي۪ٓ
اَنْ
يَضْرِبَ
مَثَلاً
مَا
بَعُوضَةً
فَمَا
فَوْقَهَاۜ
فَاَمَّا
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
فَيَعْلَمُونَ
اَنَّهُ
الْحَقُّ
مِنْ
رَبِّهِمْۚ
وَاَمَّا
الَّذ۪ينَ
كَفَرُوا
فَيَقُولُونَ
مَاذَٓا
اَرَادَ
اللّٰهُ
بِهٰذَا
مَثَلاًۢ
يُضِلُّ
بِه۪
كَث۪يراً
وَيَهْد۪ي
بِه۪
كَث۪يراًۜ
وَمَا
يُضِلُّ
بِه۪ٓ
اِلَّا
الْفَاسِق۪ينَۙ
Allah sivrisineği ve onun üstününü misal olarak vermekten çekinmez. İnananlar bunun Rablerinden bir gerçek olduğunu bilirler. İnkar edenler ise «Allah bu misalle neyi murad etti?» derler, O, bu misalle birçoğunu saptırır, birçoğunu da yola getirir. Onunla saptırdığı yalnız fasıklardır ki onlar Allah’la yapılan sözleşmeyi kabulden sonra bozarlar. Allah’ın birleştirilmesini buyurduğu şeyi ayırırlar ve yeryüzünde bozgunculuk yaparlar; zarara uğrayanlar işte onlardır.[26-27]
وَاِذْ
قُلْنَا
لِلْمَلٰٓئِكَةِ
اسْجُدُوا
لِاٰدَمَ
فَسَجَدُٓوا
اِلَّٓا
اِبْل۪يسَۜ
اَبٰى
وَاسْتَكْبَرَ
وَكَانَ
مِنَ
الْكَافِر۪ينَ
Meleklere, «Adem’e secde edin» demiştik, İblis müstesna hepsi secde ettiler, o ise kaçındı, büyüklük tasladı ve inkar edenlerden oldu.[34]
وَاِذْ
قُلْتُمْ
يَا مُوسٰى
لَنْ
نَصْبِرَ
عَلٰى
طَعَامٍ
وَاحِدٍ
فَادْعُ
لَنَا
رَبَّكَ
يُخْرِجْ
لَنَا
مِمَّا
تُنْبِتُ
الْاَرْضُ
مِنْ
بَقْلِهَا
وَقِثَّٓائِهَا
وَفُومِهَا
وَعَدَسِهَا
وَبَصَلِهَاۜ
قَالَ
اَتَسْتَبْدِلُونَ
الَّذ۪ي
هُوَ
اَدْنٰى
بِالَّذ۪ي
هُوَ
خَيْرٌۜ
اِهْبِطُوا
مِصْراً
فَاِنَّ
لَكُمْ
مَا
سَاَلْتُمْۜ
وَضُرِبَتْ
عَلَيْهِمُ
الذِّلَّةُ
وَالْمَسْكَنَةُ
وَبَٓاؤُ۫
بِغَضَبٍ
مِنَ
اللّٰهِۜ
ذٰلِكَ
بِاَنَّهُمْ
كَانُوا
يَكْفُرُونَ
بِاٰيَاتِ
اللّٰهِ
وَيَقْتُلُونَ
النَّبِيّ۪نَ
بِغَيْرِ
الْحَقِّۜ
ذٰلِكَ
بِمَا
عَصَوْا
وَكَانُوا
يَعْتَدُونَ۟
«Ey Musa! Bir çeşit yemeğe dayanamayacağız, bizim için Rabbine yalvar, bize, yerin bitirdiği sebze, hıyar, sarımsak, mercimek ve soğan yetiştirsin» demiştiniz de, «Hayırlı olanı daha düşük şeyle mi değiştirmek istiyorsunuz? Bir şehre inin, şüphesiz orada istediğiniz vardır» demişti. Onlara yoksulluk ve düşkünlük damgası vuruldu, Allah’ın gazabına uğradılar. Bu, Allah’ın ayetlerini inkar etmeleri ve haksız yere peygamberleri öldürmelerindendi; bu, karşı gelmeleri ve taşkınlık yapmalarındandı.[61]
ثُمَّ
اَنْتُمْ
هٰٓؤُ۬لَٓاءِ
تَقْتُلُونَ
اَنْفُسَكُمْ
وَتُخْرِجُونَ
فَر۪يقاً
مِنْكُمْ
مِنْ
دِيَارِهِمْۘ
تَظَاهَرُونَ
عَلَيْهِمْ
بِالْاِثْمِ
وَالْعُدْوَانِۜ
وَاِنْ
يَأْتُوكُمْ
اُسَارٰى
تُفَادُوهُمْ
وَهُوَ
مُحَرَّمٌ
عَلَيْكُمْ
اِخْرَاجُهُمْۜ
اَفَتُؤْمِنُونَ
بِبَعْضِ
الْكِتَابِ
وَتَكْفُرُونَ
بِبَعْضٍۚ
فَمَا
جَزَٓاءُ
مَنْ
يَفْعَلُ
ذٰلِكَ
مِنْكُمْ
اِلَّا
خِزْيٌ
فِي
الْحَيٰوةِ
الدُّنْيَاۚ
وَيَوْمَ
الْقِيٰمَةِ
يُرَدُّونَ
اِلٰٓى
اَشَدِّ
الْعَذَابِۜ
وَمَا
اللّٰهُ
بِغَافِلٍ
عَمَّا
تَعْمَلُونَ
Sonra siz, birbirinizi öldüren, aranızdan bir takımı memleketlerinden süren, onlara karşı günah ve düşmanlıkta birleşen, onları çıkarmak haramken size esir olarak geldiklerinde fidyelerini vermeye kalkan kimselersiniz. Kitabın bir kısmına inanıp, bir kısmını inkar mı ediyorsunuz? Aranızda böyle yapanın cezası ancak dünya hayatında rezil olmaktır. Ahiret gününde de azabın en şiddetlisine onlar uğratılırlar. Allah yaptıklarınızdan gafil değildir.[85]
وَلَمَّا
جَٓاءَهُمْ
كِتَابٌ
مِنْ
عِنْدِ
اللّٰهِ
مُصَدِّقٌ
لِمَا
مَعَهُمْۙ
وَكَانُوا
مِنْ
قَبْلُ
يَسْتَفْتِحُونَ
عَلَى
الَّذ۪ينَ
كَفَرُواۚ
فَلَمَّا
جَٓاءَهُمْ
مَا
عَرَفُوا
كَفَرُوا
بِه۪ۘ
فَلَعْنَةُ
اللّٰهِ
عَلَى
الْكَافِر۪ينَ
Vaktaki Allah katından onlara, kendilerinde olanı tasdik eden Kitap geldi ki onlar bundan önceleri, inkar edenlere karşı kendilerine yardım gelmesini beklerlerdi, bildikleri gelince onu inkar ettiler. Allah’ın laneti, inkar edenlerin üzerine olsun.[89]
بِئْسَمَا
اشْتَرَوْا
بِه۪ٓ
اَنْفُسَهُمْ
اَنْ
يَكْفُرُوا
بِمَٓا
اَنْزَلَ
اللّٰهُ
بَغْياً
اَنْ
يُنَزِّلَ
اللّٰهُ
مِنْ
فَضْلِه۪
عَلٰى
مَنْ
يَشَٓاءُ
مِنْ
عِبَادِه۪ۚ
فَبَٓاؤُ۫
بِغَضَبٍ
عَلٰى
غَضَبٍۜ
وَلِلْكَافِر۪ينَ
عَذَابٌ
مُه۪ينٌ
Allah’ın kullarından dilediğine, bol ihsanından indirmesini çekemeyerek, Allah’ın indirdiğini inkar etmekle, kendilerini ne kötü bir şey karşılığında sattılar. Bu yüzden gazab üstüne gazaba uğradılar. Kafirlere alçaltıcı bir azab vardır.[90]
وَاِذَا
ق۪يلَ
لَهُمْ
اٰمِنُوا
بِمَٓا
اَنْزَلَ
اللّٰهُ
قَالُوا
نُؤْمِنُ
بِمَٓا
اُنْزِلَ
عَلَيْنَا
وَيَكْفُرُونَ
بِمَا
وَرَٓاءَهُ
وَهُوَ
الْحَقُّ
مُصَدِّقاً
لِمَا
مَعَهُمْۜ
قُلْ
فَلِمَ
تَقْتُلُونَ
اَنْبِيَٓاءَ
اللّٰهِ
مِنْ
قَبْلُ
اِنْ
كُنْتُمْ
مُؤْمِن۪ينَ
Onlara, «Allah’ın indirdiğine inanın» denildiğinde «Bize indirilene inanırız» deyip ondan sonra gelen Kuran’ı inkar ederler; halbuki o, ellerinde bulunan Tevrat’ı tasdik eden hak bir Kitap’dır. Onlara «Eğer inanıyor idiyseniz niçin daha önce Allah’ın peygamberlerini öldürüyordunuz?» diye sor.[91]
مَنْ
كَانَ
عَدُواًّ
لِلّٰهِ
وَمَلٰٓئِكَتِه۪
وَرُسُلِه۪
وَجِبْر۪يلَ
وَم۪يكَالَ
فَاِنَّ
اللّٰهَ
عَدُوٌّ
لِلْكَافِر۪ينَ
Allah’a, meleklerine, peygamberlerine, Cebrail’e ve Mikail’e düşman olan kimse inkar etmiş olur. Allah şüphesiz, inkar edenlerin düşmanıdır.[98]
وَاتَّـبَعُوا
مَا
تَتْلُوا
الشَّيَاط۪ينُ
عَلٰى
مُلْكِ
سُلَيْمٰنَۚ
وَمَا
كَفَرَ
سُلَيْمٰنُ
وَلٰكِنَّ
الشَّيَاط۪ينَ
كَفَرُوا
يُعَلِّمُونَ
النَّاسَ
السِّحْرَۗ
وَمَٓا
اُنْزِلَ
عَلَى
الْمَلَكَيْنِ
بِبَابِلَ
هَارُوتَ
وَمَارُوتَۜ
وَمَا
يُعَلِّمَانِ
مِنْ
اَحَدٍ
حَتّٰى
يَقُولَٓا
اِنَّمَا
نَحْنُ
فِتْنَةٌ
فَلَا
تَكْفُرْۜ
فَيَتَعَلَّمُونَ
مِنْهُمَا
مَا
يُفَرِّقُونَ
بِه۪
بَيْنَ
الْمَرْءِ
وَزَوْجِه۪ۜ
وَمَا
هُمْ
بِضَٓارّ۪ينَ
بِه۪
مِنْ
اَحَدٍ
اِلَّا
بِاِذْنِ
اللّٰهِۜ
وَيَتَعَلَّمُونَ
مَا
يَضُرُّهُمْ
وَلَا
يَنْفَعُهُمْۜ
وَلَقَدْ
عَلِمُوا
لَمَنِ
اشْتَرٰيهُ
مَا
لَهُ
فِي
الْاٰخِرَةِ
مِنْ
خَلَاقٍ۠
وَلَبِئْسَ
مَا
شَرَوْا
بِه۪ٓ
اَنْفُسَهُمْۜ
لَوْ
كَانُوا
يَعْلَمُونَ
Şeytanların Süleyman’ın hükümdarlığı hakkında söylediklerine uydular. Oysa Süleyman kafir değildi, ama insanlara sihri öğreten şeytanlar kafir olmuşlardı. Babil’de, melek denilen Harut ve Marut’a bir şey indirilmemişti. Bu ikisi «Biz sadece imtihan ediyoruz, sakın inkar etme» demedikçe kimseye bir şey öğretmezlerdi. Halbuki bu ikisinden, koca ile karısının arasını ayıracak şeyler öğreniyorlardı. Oysa Allah’ın izni olmadıkça onlar kimseye zarar veremezlerdi. Kendilerine zarar verecek, faydalı olmayacak şeyler öğreniyorlardı. And olsun ki, onu satın alanın ahiretten bir nasibi olmadığını biliyorlardı. Kendilerini karşılığında sattıkları şeyin ne kötü olduğunu keşke bilselerdi![102]
مَا
يَوَدُّ
الَّذ۪ينَ
كَفَرُوا
مِنْ
اَهْلِ
الْكِتَابِ
وَلَا
الْمُشْرِك۪ينَ
اَنْ
يُنَزَّلَ
عَلَيْكُمْ
مِنْ
خَيْرٍ
مِنْ
رَبِّكُمْۜ
وَاللّٰهُ
يَخْتَصُّ
بِرَحْمَتِه۪
مَنْ
يَشَٓاءُۜ
وَاللّٰهُ
ذُو
الْفَضْلِ
الْعَظ۪يمِ
Kitap ehlinden ve Allah’a eş koşanlardan inkar edenler, Rabbinizden size bir iyilik gelmesini istemezler. Allah, rahmetini dilediğine tahsis eder. Allah büyük nimet sahibidir.[105]
اَمْ
تُر۪يدُونَ
اَنْ
تَسْـَٔلُوا
رَسُولَكُمْ
كَمَا
سُئِلَ
مُوسٰى
مِنْ
قَبْلُۜ
وَمَنْ
يَتَبَدَّلِ
الْكُفْرَ
بِالْا۪يمَانِ
فَقَدْ
ضَلَّ
سَوَٓاءَ
السَّب۪يلِ
Yoksa, daha önce Musa’nın sorguya çekildiği gibi, siz de peygamberinizi sorguya mı çekmek istiyorsunuz? İmanı inkarla değiştiren, şüphesiz doğru yoldan sapmış olur.[108]
وَدَّ
كَث۪يرٌ
مِنْ
اَهْلِ
الْكِتَابِ
لَوْ
يَرُدُّونَكُمْ
مِنْ
بَعْدِ
ا۪يمَانِكُمْ
كُفَّاراًۚ
حَسَداً
مِنْ
عِنْدِ
اَنْفُسِهِمْ
مِنْ
بَعْدِ
مَا
تَبَيَّنَ
لَهُمُ
الْحَقُّۚ
فَاعْفُوا
وَاصْفَحُوا
حَتّٰى
يَأْتِيَ
اللّٰهُ
بِاَمْرِه۪ۜ
اِنَّ
اللّٰهَ
عَلٰى
كُلِّ
شَيْءٍ
قَد۪يرٌ
Kitap ehlinin çoğu, hak kendilerine apaçık belli olduktan sonra, içlerindeki çekememezlikten ötürü, sizi, inandıktan sonra küfre döndürmeyi isterler. Allah’ın emri gelene kadar onları affedin, geçin. Allah muhakkak her şeye Kadir’dir.[109]
اَلَّذ۪ينَ
اٰتَيْنَاهُمُ
الْكِتَابَ
يَتْلُونَهُ
حَقَّ
تِلَاوَتِه۪ۜ
اُو۬لٰٓئِكَ
يُؤْمِنُونَ
بِه۪ۜ
وَمَنْ
يَكْفُرْ
بِه۪
فَاُو۬لٰٓئِكَ
هُمُ
الْخَاسِرُونَ۟
Kendilerine verdiğimiz Kitabı gereğince okuyanlar var ya, işte ona ancak onlar inanırlar. Onu inkar edenler ise kaybedenlerdir.[121]
وَاِذْ
قَالَ
اِبْرٰه۪يمُ
رَبِّ
اجْعَلْ
هٰذَا
بَلَداً
اٰمِناً
وَارْزُقْ
اَهْلَهُ
مِنَ
الثَّمَرَاتِ
مَنْ
اٰمَنَ
مِنْهُمْ
بِاللّٰهِ
وَالْيَوْمِ
الْاٰخِرِۜ
قَالَ
وَمَنْ
كَفَرَ
فَاُمَتِّعُهُ
قَل۪يلاً
ثُمَّ
اَضْطَرُّهُٓ
اِلٰى
عَذَابِ
النَّارِۜ
وَبِئْسَ
الْمَص۪يرُ
İbrahim: «Rabbim! Burasını emin bir şehir kıl, halkından, Allah’a ve ahiret gününe inananları ürünlerle rızıklandır» demişti. Allah da: «İnkar edeni de az bir müddet geçindirir, sonra da onu ateşin azabına uğramak zorunda bırakırım, ne kötü sonuç» buyurmuştu.[126]
وَاقْتُلُوهُمْ
حَيْثُ
ثَقِفْتُمُوهُمْ
وَاَخْرِجُوهُمْ
مِنْ
حَيْثُ
اَخْرَجُوكُمْ
وَالْفِتْنَةُ
اَشَدُّ
مِنَ
الْقَتْلِۚ
وَلَا
تُقَاتِلُوهُمْ
عِنْدَ
الْمَسْجِدِ
الْحَرَامِ
حَتّٰى
يُقَاتِلُوكُمْ
ف۪يهِۚ
فَاِنْ
قَاتَلُوكُمْ
فَاقْتُلُوهُمْۜ
كَذٰلِكَ
جَزَٓاءُ
الْكَافِر۪ينَ
Onları bulduğunuz yerde öldürün. Sizi çıkardıkları yerden siz de onları çıkarın. Fitne çıkarmak, adam öldürmekten daha kötüdür. Mescidi Haram’ın yanında, onlar savaşmadıkça siz de onlarla savaşmayın. Sizinle savaşırlarsa onları öldürün. İnkar edenlerin cezası böyledir.[191]
زُيِّنَ
لِلَّذ۪ينَ
كَفَرُوا
الْحَيٰوةُ
الدُّنْيَا
وَيَسْخَرُونَ
مِنَ
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُواۢ
وَالَّذ۪ينَ
اتَّقَوْا
فَوْقَهُمْ
يَوْمَ
الْقِيٰمَةِۜ
وَاللّٰهُ
يَرْزُقُ
مَنْ
يَشَٓاءُ
بِغَيْرِ
حِسَابٍ
İnkar edenlere, dünya hayatı güzel görünür, onlar, inananlarla alay ederler, oysa, Allah’a karşı gelmekten sakınanlar kıyamet günü onların üstünde olacaklardır. Allah dilediğini hesabsız şekilde rızıklandırır.[212]
يَسْـَٔلُونَكَ
عَنِ
الشَّهْرِ
الْحَرَامِ
قِتَالٍ
ف۪يهِۜ
قُلْ
قِتَالٌ
ف۪يهِ
كَب۪يرٌۜ
وَصَدٌّ
عَنْ
سَب۪يلِ
اللّٰهِ
وَكُفْرٌ
بِه۪
وَالْمَسْجِدِ
الْحَرَامِ
وَاِخْرَاجُ
اَهْلِه۪
مِنْهُ
اَكْبَرُ
عِنْدَ
اللّٰهِۚ
وَالْفِتْنَةُ
اَكْبَرُ
مِنَ
الْقَتْلِۜ
وَلَا
يَزَالُونَ
يُقَاتِلُونَكُمْ
حَتّٰى
يَرُدُّوكُمْ
عَنْ
د۪ينِكُمْ
اِنِ
اسْتَطَاعُواۜ
وَمَنْ
يَرْتَدِدْ
مِنْكُمْ
عَنْ
د۪ينِه۪
فَيَمُتْ
وَهُوَ
كَافِرٌ
فَاُو۬لٰٓئِكَ
حَبِطَتْ
اَعْمَالُهُمْ
فِي
الدُّنْيَا
وَالْاٰخِرَةِۚ
وَاُو۬لٰٓئِكَ
اَصْحَابُ
النَّارِۚ
هُمْ
ف۪يهَا
خَـالِدُونَ
Sana hürmet edilen ayı, o aydaki savaşı sorarlar. De ki: «O ayda savaşmak büyük suçtur. Allah yolundan alıkoymak, O’nu inkar etmek, Mescidi Haram’a engel olmak ve halkını oradan çıkarmak Allah katında daha büyük suçtur. Fitne çıkarmak ise öldürmekten daha büyüktür». Güçleri yeterse, dininizden döndürünceye kadar sizinle savaşa devam ederler. İçinizden dininden dönüp kafir olarak ölen olursa, bunların işleri dünya ve ahirette boşa gitmiş olur. İşte cehennemlikler onlardır, onlar orada temellidirler.[217]
تِلْكَ
الرُّسُلُ
فَضَّلْنَا
بَعْضَهُمْ
عَلٰى
بَعْضٍۢ
مِنْهُمْ
مَنْ
كَلَّمَ
اللّٰهُ
وَرَفَعَ
بَعْضَهُمْ
دَرَجَاتٍۜ
وَاٰتَيْنَا
ع۪يسَى
ابْنَ
مَرْيَمَ
الْبَيِّنَاتِ
وَاَيَّدْنَاهُ
بِرُوحِ
الْقُدُسِۜ
وَلَوْ
شَٓاءَ
اللّٰهُ
مَا
اقْتَتَلَ
الَّذ۪ينَ
مِنْ
بَعْدِهِمْ
مِنْ
بَعْدِ
مَا
جَٓاءَتْهُمُ
الْبَيِّنَاتُ
وَلٰكِنِ
اخْتَلَفُوا
فَمِنْهُمْ
مَنْ
اٰمَنَ
وَمِنْهُمْ
مَنْ
كَفَرَۜ
وَلَوْ
شَٓاءَ
اللّٰهُ
مَا
اقْتَتَلُوا
وَلٰكِنَّ
اللّٰهَ
يَفْعَلُ
مَا
يُر۪يدُ۟
İşte bu peygamberlerden bir kısmını diğerlerinden üstün kıldık. Onlardan Allah’ın kendilerine hitabettiği, derecelerle yükselttikleri vardır. Meryem oğlu İsa’ya belgeler verdik, onu Ruhul Kudüs’le destekledik. Allah dileseydi, belgeler kendilerine geldikten sonra, peygamberlerin ardından birbirlerini öldürmezlerdi. Fakat ayrılığa düştüler, kimi inandı, kimi inkar etti. Allah dileseydi birbirlerini öldürmezlerdi, lakin Allah istediğini yapar.[253]
يَٓا اَيُّهَا
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُٓوا
اَنْفِقُوا
مِمَّا
رَزَقْنَاكُمْ
مِنْ
قَبْلِ
اَنْ
يَأْتِيَ
يَوْمٌ
لَا
بَيْعٌ
ف۪يهِ
وَلَا
خُلَّةٌ
وَلَا
شَفَاعَةٌۜ
وَالْكَافِرُونَ
هُمُ
الظَّالِمُونَ
Ey inananlar! Alışverişin, dostluğun, şefaatin olmayacağı günün gelmesinden önce sizi rızıklandırdığımızdan hayra sarfedin. İnkar edenler ancak yazık edenlerdir.[254]
Yükleniyor...