م ن
2.558ayette
4.061kez geçiyor
100/114surede
4farklı kelime
Mekkî / Medenî
Mekkî %62 · Medenî %38
İlk inen ayet (nüzul sırasıyla)
Alak 2
1. inen sure
En çok geçtiği sure
Bakara
350 kez
Kelime ailesi
Bu kökten türeyen farklı kelimeler. Tıklayınca geçtiği ayetler listelenir.
Anlam yelpazesi
Kökün kelimelerinin Türkçe karşılıkları.
-den 2399
Kimse 313
Her kim 217
Ondan 176
Onlardan 173
Sizden 115
- şeyden 83
Ve -den 70
Kim 66
Kimse için 59
Ve kimse 53
Ve her kim 43
Kimseden 33
Bizden 33
Diğer 55 anlam
Ve onlardan 18
Kimse mi? 18
-masından - şeyden 16
Benden 10
İkisinden 10
Kimseyi 10
Hemen her kim 9
Ve - şeyden 9
Kimse gibi 9
Oysa kimse 9
Ve ondan 8
-dan 7
- şeyden dolayı 7
Senden 6
-masından dolayı 5
Sebebiyle 5
Öyleyse -den 5
Öyleyse kim 5
Hemen onlardan 4
Kimseyle beraber 4
-nden 4
Öyleyse her kim 3
Ve sizden 3
Ve kim 3
Ve kimseden 3
den 2
-den farkı 2
Kim için 2
Yerine 2
Öyleyse onlardan 2
Yoksa kimse 2
Hemen kimse 2
Ve bizden 2
şeylerden 1
kimseler vardır 1
-den önce 1
şeyden 1
Ve kimse için 1
hiçbir 1
-dendi 1
Ve kimseyle 1
Ve senden 1
Hemen ondan 1
-dendir 1
Kimin için? 1
kimse 1
ama içinizden 1
kimisi 1
ve kimse 1
-e mi? 1
Size rızık verdik 1
Ve olurum 1
Hemen sizden 1
Ve kimseyi 1
Neyden? 1
Kavram ağı
Aynı ayette en çok birlikte geçtiği kökler (ayet sayısı). Tıklayınca ortak ayetler listelenir.
Sure dağılımı
Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
Vahiy sürecinde kullanım
Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.
← ilk inenson inen →
Ayetler
+ أ ر ض ile birlikte ✕ Süzgeci kaldır
240 ayet
قُلْ
اَنَدْعُوا
مِنْ
دُونِ
اللّٰهِ
مَا
لَا
يَنْفَعُنَا
وَلَا
يَضُرُّنَا
وَنُرَدُّ
عَلٰٓى
اَعْقَابِنَا
بَعْدَ
اِذْ
هَدٰينَا
اللّٰهُ
كَالَّذِي
اسْتَهْوَتْهُ
الشَّيَاط۪ينُ
فِي
الْاَرْضِ
حَيْرَانَۖ
لَهُٓ
اَصْحَابٌ
يَدْعُونَهُٓ
اِلَى
الْهُدَى
ائْتِنَاۜ
قُلْ
اِنَّ
هُدَى
اللّٰهِ
هُوَ
الْهُدٰىۜ
وَاُمِرْنَا
لِنُسْلِمَ
لِرَبِّ
الْعَالَم۪ينَۙ
De ki: «Arkadaşları bize gel diye doğru yola çağırırken, şeytanların yeryüzünde şaşırttıkları bir kimse gibi geriye mi dönelim. Allah bizi doğru yola eriştirdikten sonra, bize faydası olmayan, zarar da veremeyen Allah’tan başka şeylere mi yalvaralım?» De ki, «Doğru yol ancak Allah’ın yoludur. Alemlerin Rabbine teslim olarak namaz kılın, Allah’tan sakının diye emrolunduk.» Kendisine toplanacağınız O’dur.[71-72]
وَكَذٰلِكَ
نُر۪ٓي
اِبْرٰه۪يمَ
مَلَكُوتَ
السَّمٰوَاتِ
وَالْاَرْضِ
وَلِيَكُونَ
مِنَ
الْمُوقِن۪ينَ
Yakinen bilenlerden olması için İbrahim’e göklerin ve yerin hükümranlığını şöylece gösteriyorduk:[75]
اِنّ۪ي
وَجَّهْتُ
وَجْهِيَ
لِلَّذ۪ي
فَطَرَ
السَّمٰوَاتِ
وَالْاَرْضَ
حَن۪يفاً
وَمَٓا
اَنَا۬
مِنَ
الْمُشْرِك۪ينَۚ
«Doğrusu ben yüzümü, gökleri ve yeri yaratana, doğruya yönelerek çevirdim, ben ortak koşanlardan değilim.»[79]
وَاِنْ
تُطِـعْ
اَكْثَرَ
مَنْ
فِي
الْاَرْضِ
يُضِلُّوكَ
عَنْ
سَب۪يلِ
اللّٰهِۜ
اِنْ
يَتَّبِعُونَ
اِلَّا
الظَّنَّ
وَاِنْ
هُمْ
اِلَّا
يَخْرُصُونَ
Yeryüzündekilerin çoğunluğuna itaat edersen seni Allah yolundan saptırırlar. Onlar ancak zanna uyarlar, sadece tahminde bulunurlar.[116]
وَلَا
تُفْسِدُوا
فِي
الْاَرْضِ
بَعْدَ
اِصْلَاحِهَا
وَادْعُوهُ
خَوْفاً
وَطَمَعاًۜ
اِنَّ
رَحْمَتَ
اللّٰهِ
قَر۪يبٌ
مِنَ
الْمُحْسِن۪ينَ
Düzeltilmişken, yeryüzünde bozgunculuk yapmayın. Allah’a korkarak ve umutla yalvarın. Doğrusu Allah’ın rahmeti iyi davrananlara yakındır.[56]
وَاِلٰى
ثَمُودَ
اَخَاهُمْ
صَـالِـحاًۢ
قَالَ
يَا قَوْمِ
اعْبُدُوا
اللّٰهَ
مَا
لَكُمْ
مِنْ
اِلٰهٍ
غَيْرُهُۜ
قَدْ
جَٓاءَتْكُمْ
بَيِّنَةٌ
مِنْ
رَبِّكُمْۜ
هٰذِه۪
نَاقَةُ
اللّٰهِ
لَكُمْ
اٰيَةً
فَذَرُوهَا
تَأْكُلْ
ف۪ٓي
اَرْضِ
اللّٰهِ
وَلَا
تَمَسُّوهَا
بِسُٓوءٍ
فَيَأْخُذَكُمْ
عَذَابٌ
اَل۪يمٌ
Semud milletine de kardeşleri Salih’i gönderdik. «Ey milletim! Allah’a kulluk edin, O’ndan başka tanrınız yoktur. Rabbinizden size bir belge geldi: Allah’ın bu dişi devesi size bir delildir, onu bırakın, Allah’ın toprağında otlasın; ona kötülük etmeyin, yoksa can yakıcı azaba uğrarsınız.[73]
وَاذْكُرُٓوا
اِذْ
جَعَلَكُمْ
خُلَـفَٓاءَ
مِنْ
بَعْدِ
عَادٍ
وَبَوَّاَكُمْ
فِي
الْاَرْضِ
تَتَّخِذُونَ
مِنْ
سُهُولِهَا
قُصُوراً
وَتَنْحِتُونَ
الْجِبَالَ
بُيُوتاًۚ
فَاذْكُـرُٓوا
اٰلَٓاءَ
اللّٰهِ
وَلَا
تَعْثَوْا
فِي
الْاَرْضِ
مُفْسِد۪ينَ
Allah’ın sizi Ad milleti yerine getirdiğini, ovalarında köşkler kurup dağlarında kayadan evler yonttuğunuz yeryüzünde yerleştirdiğini hatırlayın; Allah’ın nimetlerini anın, yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın» dedi.[74]
وَاِلٰى
مَدْيَنَ
اَخَاهُمْ
شُعَيْباًۜ
قَالَ
يَا قَوْمِ
اعْبُدُوا
اللّٰهَ
مَا
لَكُمْ
مِنْ
اِلٰهٍ
غَيْرُهُۜ
قَدْ
جَٓاءَتْكُمْ
بَيِّنَةٌ
مِنْ
رَبِّكُمْ
فَاَوْفُوا
الْكَيْلَ
وَالْم۪يزَانَ
وَلَا
تَبْخَسُوا
النَّاسَ
اَشْيَٓاءَهُمْ
وَلَا
تُفْسِدُوا
فِي
الْاَرْضِ
بَعْدَ
اِصْلَاحِهَاۜ
ذٰلِكُمْ
خَيْرٌ
لَكُمْ
اِنْ
كُنْتُمْ
مُؤْمِن۪ينَۚ
Medyen halkına da kardeşleri Şuayb’ı gönderdik, onlara şöyle dedi: «Ey milletim! Allah’a kulluk edin, O’ndan başka tanrınız yoktur. Rabbinizden size bir belge geldi. Ölçü ve tartıyı tam yapın, insanların eşyasını eksik vermeyin, düzelttikten sonra yeryüzünde bozgunculuk etmeyin; inanıyorsanız bilin ki, bunlar sizin için hayırlıdır.»[85]
وَلَوْ
اَنَّ
اَهْلَ
الْقُرٰٓى
اٰمَنُوا
وَاتَّقَوْا
لَفَتَحْنَا
عَلَيْهِمْ
بَرَكَاتٍ
مِنَ
السَّمَٓاءِ
وَالْاَرْضِ
وَلٰكِنْ
كَذَّبُوا
فَاَخَذْنَاهُمْ
بِمَا
كَانُوا
يَكْسِبُونَ
Eğer kentlerin halkı inanmış ve Bize karşı gelmekten sakınmış olsalardı, onlara göğün ve yerin bolluklarını verirdik. Ama yalanladılar; bu yüzden onları, yaptıklarına karşılık yakalayıverdik.[96]
اَوَلَمْ
يَهْدِ
لِلَّذ۪ينَ
يَرِثُونَ
الْاَرْضَ
مِنْ
بَعْدِ
اَهْلِهَٓا
اَنْ
لَوْ
نَشَٓاءُ
اَصَبْنَاهُمْ
بِذُنُوبِهِمْۚ
وَنَطْبَعُ
عَلٰى
قُلُوبِهِمْ
فَهُمْ
لَا
يَسْمَعُونَ
Kalblerini kapatıp mühürleriz de birşey duymazlar.[100]
يُر۪يدُ
اَنْ
يُخْرِجَكُمْ
مِنْ
اَرْضِكُمْۚ
فَمَاذَا
تَأْمُرُونَ
Firavun milletinin ileri gelenleri, «Doğrusu bu bilgin bir sihirbazdır, sizi memleketinizden çıkarmak istiyor» dediler. Firavun: «Ne buyurursunuz?» dedi.[109-110]
وَقَالَ
الْمَلَأُ
مِنْ
قَوْمِ
فِرْعَوْنَ
اَتَذَرُ
مُوسٰى
وَقَوْمَهُ
لِيُفْسِدُوا
فِي
الْاَرْضِ
وَيَذَرَكَ
وَاٰلِهَتَكَۜ
قَالَ
سَنُقَتِّلُ
اَبْنَٓاءَهُمْ
وَنَسْتَحْـي۪
نِسَٓاءَهُمْۚ
وَاِنَّا
فَوْقَهُمْ
قَاهِرُونَ
Firavun milletinin ileri gelenleri: «Musa’yı ve milletini yeryüzünde bozgunculuk yapsınlar, seni ve tanrılarını bıraksınlar diye mi koyveriyorsun?» dediler. Firavun: «Onların oğullarını öldüreceğiz, kadınlarını sağ bırakacağız. Elbette biz onları ezecek üstünlükteyiz» dedi.[127]
قَالَ
مُوسٰى
لِقَوْمِهِ
اسْتَع۪ينُوا
بِاللّٰهِ
وَاصْبِرُواۚ
اِنَّ
الْاَرْضَ
لِلّٰهِۚ
يُورِثُهَا
مَنْ
يَشَٓاءُ
مِنْ
عِبَادِه۪ۜ
وَالْعَاقِبَةُ
لِلْمُتَّق۪ينَ
Musa milletine: «Allah’tan yardım dileyin ve sabredin; yeryüzü şüphesiz Allah’ındır, kullarından dilediğini ona mirasçı kılar; sonuç Allah’a karşı gelmekten sakınanlarındır» dedi.[128]
قَالُٓوا
اُو۫ذ۪ينَا
مِنْ
قَبْلِ
اَنْ
تَأْتِيَنَا
وَمِنْ
بَعْدِ
مَا
جِئْتَنَاۜ
قَالَ
عَسٰى
رَبُّكُمْ
اَنْ
يُهْلِكَ
عَدُوَّكُمْ
وَيَسْتَخْلِفَكُمْ
فِي
الْاَرْضِ
فَيَنْظُرَ
كَيْفَ
تَعْمَلُونَ۟
Milleti: «Sen bize gelmeden önce de, geldikten sonra da eziyet çektik» dediler. Musa da: «Rabbinizin düşmanlarınızı yok etmesi ve yeryüzünde sizi onların yerine geçirmesi umulur. O zaman nasıl davranacağınıza bakar» dedi.[129]
وَقَطَّعْنَاهُمْ
فِي
الْاَرْضِ
اُمَماًۚ
مِنْهُمُ
الصَّالِحُونَ
وَمِنْهُمْ
دُونَ
ذٰلِكَۘ
وَبَلَوْنَاهُمْ
بِالْحَسَنَاتِ
وَالسَّيِّـَٔاتِ
لَعَلَّهُمْ
يَرْجِعُونَ
Biz onları yeryüzünde iyiler ve aşağılıklar olarak bölük bölük ayırdık; iyiliğe dönerler diye onları güzellikler ve kötülüklerle sınadık.[168]
اَوَلَمْ
يَنْظُرُوا
ف۪ي
مَلَكُوتِ
السَّمٰوَاتِ
وَالْاَرْضِ
وَمَا
خَلَقَ
اللّٰهُ
مِنْ
شَيْءٍۙ
وَاَنْ
عَسٰٓى
اَنْ
يَكُونَ
قَدِ
اقْتَرَبَ
اَجَلُهُمْۚ
فَبِاَيِّ
حَد۪يثٍ
بَعْدَهُ
يُؤْمِنُونَ
Göklerin ve yerin hükümranlığını, Allah’ın yarattığı her şeyi ve ecellerinin yaklaşmış olması ihtimalini düşünmüyorlar mı? Bundan sonra hangi söze inanacaklar?[185]
وَاذْكُـرُٓوا
اِذْ
اَنْتُمْ
قَل۪يلٌ
مُسْتَضْعَفُونَ
فِي
الْاَرْضِ
تَخَافُونَ
اَنْ
يَتَخَطَّفَكُمُ
النَّاسُ
فَاٰوٰيكُمْ
وَاَيَّدَكُمْ
بِنَصْرِه۪
وَرَزَقَكُمْ
مِنَ
الطَّيِّبَاتِ
لَعَلَّكُمْ
تَشْكُرُونَ
Yeryüzünde az sayıda olduğunuz ve zayıf sayıldığınız için insanların sizi esir olarak alıp götürmesinden korktuğunuz zamanları, hatırlayın. Allah, şükredesiniz diye sizi barındırmış, yardımıyla desteklemiş, temiz şeylerle rızıklandırmıştır.[26]
اِنَّ
عِدَّةَ
الشُّهُورِ
عِنْدَ
اللّٰهِ
اثْنَا
عَشَرَ
شَهْراً
ف۪ي
كِتَابِ
اللّٰهِ
يَوْمَ
خَلَقَ
السَّمٰوَاتِ
وَالْاَرْضَ
مِنْهَٓا
اَرْبَعَةٌ
حُرُمٌۜ
ذٰلِكَ
الدّ۪ينُ
الْقَيِّمُ
فَلَا
تَظْلِمُوا
ف۪يهِنَّ
اَنْفُسَكُمْ
وَقَاتِلُوا
الْمُشْرِك۪ينَ
كَٓافَّةً
كَمَا
يُقَاتِلُونَكُمْ
كَٓافَّةًۜ
وَاعْلَمُٓوا
اَنَّ
اللّٰهَ
مَعَ
الْمُتَّق۪ينَ
Allah’ın gökleri ve yeri yarattığı günkü yazısında, Allah’a göre ayların sayısı onikidir. Bunlardan dördü hürmetli aydır. Bu dosdoğru bir nizamdır. Öyleyse o aylar içinde kendinize yazık etmeyin, topyekun sizinle savaşan putperestlerle siz de topyekun savaşın, Allah’ın sakınanlarla beraber olduğunu bilin.[36]
يَٓا اَيُّهَا
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
مَا
لَكُمْ
اِذَا
ق۪يلَ
لَكُمُ
انْفِرُوا
ف۪ي
سَب۪يلِ
اللّٰهِ
اثَّاقَلْتُمْ
اِلَى
الْاَرْضِۜ
اَرَض۪يتُمْ
بِالْحَيٰوةِ
الدُّنْيَا
مِنَ
الْاٰخِرَةِۚ
فَمَا
مَتَاعُ
الْحَيٰوةِ
الدُّنْيَا
فِي
الْاٰخِرَةِ
اِلَّا
قَل۪يلٌ
Ey inananlar! Size ne oldu ki, «Allah yolunda, savaşa çıkın» dendiği zaman yere çöküp kaldınız? Oysa dünya hayatının geçimi ahirete göre pek az bir şeydir.[38]
يَحْلِفُونَ
بِاللّٰهِ
مَا
قَالُواۜ
وَلَقَدْ
قَالُوا
كَلِمَةَ
الْكُفْرِ
وَكَفَرُوا
بَعْدَ
اِسْلَامِهِمْ
وَهَمُّوا
بِمَا
لَمْ
يَنَالُواۚ
وَمَا
نَقَمُٓوا
اِلَّٓا
اَنْ
اَغْنٰيهُمُ
اللّٰهُ
وَرَسُولُهُ
مِنْ
فَضْلِه۪ۚ
فَاِنْ
يَتُوبُوا
يَكُ
خَيْراً
لَهُمْۚ
وَاِنْ
يَتَوَلَّوْا
يُعَذِّبْهُمُ
اللّٰهُ
عَذَاباً
اَل۪يماً
فِي
الدُّنْيَا
وَالْاٰخِرَةِۚ
وَمَا
لَهُمْ
فِي
الْاَرْضِ
مِنْ
وَلِيٍّ
وَلَا
نَص۪يرٍ
And olsun ki, müslüman olduktan sonra inkar edip küfür sözünü söylemişler iken, söylemedik diye Allah’a yemin ettiler, başaramayacakları bir şeye giriştiler; Allah ve Peygamberi bol nimetinden onları zenginleştirdi ve öç almaya kalktılar. Eğer tevbe ederlerse iyiliklerine olur; şayet yüz çevirirlerse, Allah onları dünya ve ahirette can yakıcı azaba uğratır. Yeryüzünde bir dost ve yardımcıları yoktur.[74]
Yükleniyor...