م ن
2.558ayette
4.061kez geçiyor
100/114surede
4farklı kelime
Mekkî / Medenî
Mekkî %62 · Medenî %38
İlk inen ayet (nüzul sırasıyla)
Alak 2
1. inen sure
En çok geçtiği sure
Bakara
350 kez
Kelime ailesi
Bu kökten türeyen farklı kelimeler. Tıklayınca geçtiği ayetler listelenir.
Anlam yelpazesi
Kökün kelimelerinin Türkçe karşılıkları.
-den 2399
Kimse 313
Her kim 217
Ondan 176
Onlardan 173
Sizden 115
- şeyden 83
Ve -den 70
Kim 66
Kimse için 59
Ve kimse 53
Ve her kim 43
Kimseden 33
Bizden 33
Diğer 55 anlam
Ve onlardan 18
Kimse mi? 18
-masından - şeyden 16
Benden 10
İkisinden 10
Kimseyi 10
Hemen her kim 9
Ve - şeyden 9
Kimse gibi 9
Oysa kimse 9
Ve ondan 8
-dan 7
- şeyden dolayı 7
Senden 6
-masından dolayı 5
Sebebiyle 5
Öyleyse -den 5
Öyleyse kim 5
Hemen onlardan 4
Kimseyle beraber 4
-nden 4
Öyleyse her kim 3
Ve sizden 3
Ve kim 3
Ve kimseden 3
den 2
-den farkı 2
Kim için 2
Yerine 2
Öyleyse onlardan 2
Yoksa kimse 2
Hemen kimse 2
Ve bizden 2
şeylerden 1
kimseler vardır 1
-den önce 1
şeyden 1
Ve kimse için 1
hiçbir 1
-dendi 1
Ve kimseyle 1
Ve senden 1
Hemen ondan 1
-dendir 1
Kimin için? 1
kimse 1
ama içinizden 1
kimisi 1
ve kimse 1
-e mi? 1
Size rızık verdik 1
Ve olurum 1
Hemen sizden 1
Ve kimseyi 1
Neyden? 1
Kavram ağı
Aynı ayette en çok birlikte geçtiği kökler (ayet sayısı). Tıklayınca ortak ayetler listelenir.
Sure dağılımı
Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
Vahiy sürecinde kullanım
Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.
← ilk inenson inen →
Ayetler
+ أ م ن ile birlikte ✕ Süzgeci kaldır
396 ayet
يَٓا اَيُّهَا
النَّاسُ
قَدْ
جَٓاءَكُمُ
الرَّسُولُ
بِالْحَقِّ
مِنْ
رَبِّكُمْ
فَاٰمِنُوا
خَيْراً
لَكُمْۜ
وَاِنْ
تَكْفُرُوا
فَاِنَّ
لِلّٰهِ
مَا
فِي
السَّمٰوَاتِ
وَالْاَرْضِۜ
وَكَانَ
اللّٰهُ
عَل۪يماً
حَك۪يماً
Ey İnsanlar! Peygamber Rabbiniz’den size gerçekle geldi, inanın, bu sizin hayrınızadır. İnkar ederseniz, bilin ki, göklerde ve yerde olanlar Allah’ındır. Allah bilendir. Hakim’dir.[170]
يَٓا اَهْلَ
الْكِتَابِ
لَا
تَغْلُوا
ف۪ي
د۪ينِكُمْ
وَلَا
تَقُولُوا
عَلَى
اللّٰهِ
اِلَّا
الْحَقَّۜ
اِنَّمَا
الْمَس۪يحُ
ع۪يسَى
ابْنُ
مَرْيَمَ
رَسُولُ
اللّٰهِ
وَكَلِمَتُهُۚ
اَلْقٰيهَٓا
اِلٰى
مَرْيَمَ
وَرُوحٌ
مِنْهُۘ
فَاٰمِنُوا
بِاللّٰهِ
وَرُسُلِه۪ۚ
وَلَا
تَقُولُوا
ثَلٰثَةٌۜ
اِنْتَهُوا
خَيْراً
لَكُمْۜ
اِنَّمَا
اللّٰهُ
اِلٰهٌ
وَاحِدٌۜ
سُبْحَانَهُٓ
اَنْ
يَكُونَ
لَهُ
وَلَدٌۢ
لَهُ
مَا
فِي
السَّمٰوَاتِ
وَمَا
فِي
الْاَرْضِۜ
وَكَفٰى
بِاللّٰهِ
وَك۪يلاً۟
Ey Kitap ehli! Dininizde taşkınlık etmeyin. Allah hakkında ancak gerçeği söyleyin. Meryem oğlu İsa Mesih, Allah’ın peygamberi, Meryem’e ulaştırdığı kelimesi ve kendinden bir ruhtur. Allah’a ve peygamberlerine inanın, «üçtür» demeyin, vazgeçin, bu hayrınızadır. Allah ancak bir tek Tanrı’dır, çocuğu olmaktan münezzehtir, göklerde olanlar da yerde olanlar da O’nundur. Vekil olarak Allah yeter.[171]
فَاَمَّا
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
وَعَمِلُوا
الصَّالِحَاتِ
فَيُوَفّ۪يهِمْ
اُجُورَهُمْ
وَيَز۪يدُهُمْ
مِنْ
فَضْلِه۪ۚ
وَاَمَّا
الَّذ۪ينَ
اسْتَنْكَفُوا
وَاسْتَكْبَرُوا
فَيُعَذِّبُهُمْ
عَذَاباً
اَل۪يماًۙ
وَلَا
يَجِدُونَ
لَهُمْ
مِنْ
دُونِ
اللّٰهِ
وَلِياًّ
وَلَا
نَص۪يراً
İnananlara ve yararlı iş işleyenlere, ecirlerini ödeyecek, onlara olan bol nimetini daha da artıracaktır. Kulluk etmekten çekinenleri ve büyüklük taslayanları elem verici bir azaba uğratacaktır. Onlar kendilerine Allah’tan başka bir dost ve yardımcı bulamazlar.[173]
فَاَمَّا
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
بِاللّٰهِ
وَاعْتَصَمُوا
بِه۪
فَسَيُدْخِلُهُمْ
ف۪ي
رَحْمَةٍ
مِنْهُ
وَفَضْلٍۙ
وَيَهْد۪يهِمْ
اِلَيْهِ
صِرَاطاً
مُسْتَق۪يماًۜ
Allah kendisine inananları ve Kitabına sarılanları rahmetine ve bol nimetine kavuşturacak, onları Kendisine götüren doğru yola eriştirecektir.[175]
يَٓا اَيُّهَا
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
لَا
تُحِلُّوا
شَعَٓائِرَ
اللّٰهِ
وَلَا
الشَّهْرَ
الْحَرَامَ
وَلَا
الْهَدْيَ
وَلَا
الْقَلَٓائِدَ
وَلَٓا
آٰمّ۪ينَ
الْبَيْتَ
الْحَرَامَ
يَبْتَغُونَ
فَضْلاً
مِنْ
رَبِّهِمْ
وَرِضْوَاناًۜ
وَاِذَا
حَلَلْتُمْ
فَاصْطَادُواۜ
وَلَا
يَجْرِمَنَّكُمْ
شَنَاٰنُ
قَوْمٍ
اَنْ
صَدُّوكُمْ
عَنِ
الْمَسْجِدِ
الْحَرَامِ
اَنْ
تَعْتَدُواۢ
وَتَعَاوَنُوا
عَلَى
الْبِرِّ
وَالتَّقْوٰىۖ
وَلَا
تَعَاوَنُوا
عَلَى
الْاِثْمِ
وَالْعُدْوَانِۖ
وَاتَّقُوا
اللّٰهَۜ
اِنَّ
اللّٰهَ
شَد۪يدُ
الْعِقَابِ
Ey İnananlar! Allah’ın nişanelerine, hürmet edilen aya, hediye olan kurbanlığa, gerdanlıklar takılan hayvanlara, Rab’lerinden bol nimet ve rıza talep ederek Beyt-i Haram’a gelenlere sakın hürmetsizlik etmeyin. İhramdan çıktığınız zaman avlanabilirsiniz. Sizi Mescid-i Haram’dan menettiği için bir topluluğa olan kininiz, aşırı gitmenize sebep olmasın; iyilikte ve fenalıktan sakınmakta yardımlaşın, günah işlemek ve aşırı gitmekte yardımlaşmayın. Allah’tan sakının, Allah’ın cezası şiddetlidir.[2]
اَلْيَوْمَ
اُحِلَّ
لَكُمُ
الطَّيِّبَاتُۜ
وَطَعَامُ
الَّذ۪ينَ
اُو۫تُوا
الْكِتَابَ
حِلٌّ
لَكُمْۖ
وَطَعَامُكُمْ
حِلٌّ
لَهُمْۘ
وَالْمُحْصَنَاتُ
مِنَ
الْمُؤْمِنَاتِ
وَالْمُحْصَنَاتُ
مِنَ
الَّذ۪ينَ
اُو۫تُوا
الْكِتَابَ
مِنْ
قَبْلِكُمْ
اِذَٓا
اٰتَيْتُمُوهُنَّ
اُجُورَهُنَّ
مُحْصِن۪ينَ
غَيْرَ
مُسَافِح۪ينَ
وَلَا
مُتَّخِذ۪ٓي
اَخْدَانٍۜ
وَمَنْ
يَكْفُرْ
بِالْا۪يمَانِ
فَقَدْ
حَبِطَ
عَمَلُهُۘ
وَهُوَ
فِي
الْاٰخِرَةِ
مِنَ
الْخَاسِر۪ينَ۟
Bugün, size temiz olanlar helal kılındı. Kitap verilenlerin yemeği size helal, sizin yemeğiniz de onlara helaldir. İnanan hür ve iffetli kadınlar ve sizden önce kitap verilenlerin hür ve iffetli kadınları -zina etmeksizin, gizli dost tutmaksızın ve mehirlerini verdiğiniz takdirde- size helaldir. Kim imanı inkar ederse, şüphesiz amelleri boşa gider. O, ahirette de kaybedenlerdendir.[5]
يَٓا اَيُّهَا
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُٓوا
اِذَا
قُمْتُمْ
اِلَى
الصَّلٰوةِ
فَاغْسِلُوا
وُجُوهَكُمْ
وَاَيْدِيَكُمْ
اِلَى
الْمَرَافِقِ
وَامْسَحُوا
بِرُؤُ۫سِكُمْ
وَاَرْجُلَكُمْ
اِلَى
الْكَعْبَيْنِۜ
وَاِنْ
كُنْتُمْ
جُنُباً
فَاطَّهَّرُواۜ
وَاِنْ
كُنْتُمْ
مَرْضٰٓى
اَوْ
عَلٰى
سَفَرٍ
اَوْ
جَٓاءَ
اَحَدٌ
مِنْكُمْ
مِنَ
الْغَٓائِطِ
اَوْ
لٰمَسْتُمُ
النِّسَٓاءَ
فَلَمْ
تَجِدُوا
مَٓاءً
فَتَيَمَّمُوا
صَع۪يداً
طَيِّباً
فَامْسَحُوا
بِوُجُوهِكُمْ
وَاَيْد۪يكُمْ
مِنْهُۜ
مَا
يُر۪يدُ
اللّٰهُ
لِيَجْعَلَ
عَلَيْكُمْ
مِنْ
حَرَجٍ
وَلٰكِنْ
يُر۪يدُ
لِيُطَهِّرَكُمْ
وَلِيُتِمَّ
نِعْمَتَهُ
عَلَيْكُمْ
لَعَلَّكُمْ
تَشْكُرُونَ
Ey İnananlar! Namaza kalktığınızda yüzlerinizi, dirseklere kadar ellerinizi, -başlarınızı meshedip- topuk kemiklerine kadar ayaklarınızı yıkayın. Eğer cünüpseniz yıkanıp temizlenin; şayet hasta veya yolculukta iseniz veya ayak yolundan gelmişseniz yahut kadınlara yaklaşmışsanız ve su bulamamışsanız temiz bir toprağa teyemmüm edin, yüzlerinizi, ellerinizi onunla meshedin. Allah sizi zorlamak istemez, Allah sizi arıtıp üzerinize olan nimetini tamamlamak ister ki şükredesiniz.[6]
وَلَقَدْ
اَخَذَ
اللّٰهُ
م۪يثَاقَ
بَن۪ٓي
اِسْرَٓائ۪لَۚ
وَبَعَثْنَا
مِنْهُمُ
اثْنَيْ
عَشَرَ
نَق۪يباًۜ
وَقَالَ
اللّٰهُ
اِنّ۪ي
مَعَكُمْۜ
لَئِنْ
اَقَمْتُمُ
الصَّلٰوةَ
وَاٰتَيْتُمُ
الزَّكٰوةَ
وَاٰمَنْتُمْ
بِرُسُل۪ي
وَعَزَّرْتُمُوهُمْ
وَاَقْرَضْتُمُ
اللّٰهَ
قَرْضاً
حَسَناً
لَاُكَفِّرَنَّ
عَنْكُمْ
سَيِّـَٔاتِكُمْ
وَلَاُدْخِلَنَّكُمْ
جَنَّاتٍ
تَجْر۪ي
مِنْ
تَحْتِهَا
الْاَنْهَارُۚ
فَمَنْ
كَفَرَ
بَعْدَ
ذٰلِكَ
مِنْكُمْ
فَقَدْ
ضَلَّ
سَوَٓاءَ
السَّب۪يلِ
And olsun ki, Allah, İsrailoğullarından söz almıştı. Onlardan oniki reis seçtik. Allah: «Ben şüphesiz sizinleyim, namaz kılarsanız, zekat verirseniz, peygamberlerime inanır ve onlara yardım ederseniz, Allah uğrunda güzel bir takdimede bulunursanız, and olsun ki kötülüklerinizi örterim. And olsun ki, sizi içlerinden ırmaklar akan cennetlere koyarım. Bundan sonra sizden kim inkar ederse şüphesiz doğru yoldan sapmış olur» dedi.[12]
قَالَ
رَجُلَانِ
مِنَ
الَّذ۪ينَ
يَخَافُونَ
اَنْعَمَ
اللّٰهُ
عَلَيْهِمَا
ادْخُلُوا
عَلَيْهِمُ
الْبَابَۚ
فَاِذَا
دَخَلْتُمُوهُ
فَاِنَّكُمْ
غَالِبُونَ
وَعَلَى
اللّٰهِ
فَتَوَكَّلُٓوا
اِنْ
كُنْتُمْ
مُؤْمِن۪ينَ
Korkanlar arasında bulunan, Allah’ın nimete erdirdiği iki adam: «Üstlerine kapıdan yürüyün, oradan girerseniz şüphesiz galip gelirsiniz; eğer inanıyorsanız Allah’a güvenin» demişlerdi.[23]
يَٓا اَيُّهَا
الرَّسُولُ
لَا
يَحْزُنْكَ
الَّذ۪ينَ
يُسَارِعُونَ
فِي
الْكُفْرِ
مِنَ
الَّذ۪ينَ
قَالُٓوا
اٰمَنَّا
بِاَفْوَاهِهِمْ
وَلَمْ
تُؤْمِنْ
قُلُوبُهُمْۚ
وَمِنَ
الَّذ۪ينَ
هَادُوا
سَمَّاعُونَ
لِلْكَذِبِ
سَمَّاعُونَ
لِقَوْمٍ
اٰخَر۪ينَۙ
لَمْ
يَأْتُوكَۜ
يُحَرِّفُونَ
الْكَلِمَ
مِنْ
بَعْدِ
مَوَاضِعِه۪ۚ
يَقُولُونَ
اِنْ
اُو۫ت۪يتُمْ
هٰذَا
فَخُذُوهُ
وَاِنْ
لَمْ
تُؤْتَوْهُ
فَاحْذَرُواۜ
وَمَنْ
يُرِدِ
اللّٰهُ
فِتْنَتَهُ
فَلَنْ
تَمْلِكَ
لَهُ
مِنَ
اللّٰهِ
شَيْـٔاًۜ
اُو۬لٰٓئِكَ
الَّذ۪ينَ
لَمْ
يُرِدِ
اللّٰهُ
اَنْ
يُطَهِّرَ
قُلُوبَهُمْۜ
لَهُمْ
فِي
الدُّنْيَا
خِزْيٌ
وَلَهُمْ
فِي
الْاٰخِرَةِ
عَذَابٌ
عَظ۪يمٌ
Kalbleri inanmamışken, ağızlarıyla, «İnandık» diyenler, yahudilerden yalana kulak verenler ve başka bir topluluk hesabına casusluk edenlerden inkara koşanlar seni üzmesin. Sözleri asıl yerlerinden değiştirirler de, «Böyle bir fetva size verilirse alın, verilmezse kaçının» derler. Allah’ın fitneye düşmesini dilediği kimse için Allah’a karşı senin elinden bir şey gelmez. İşte onlar Allah’ın, kalblerini arıtmak istemediği kimselerdir. Dünyada rezillik onlaradır. Onlara ahirette de büyük azab vardır.[41]
وَكَيْفَ
يُحَكِّمُونَكَ
وَعِنْدَهُمُ
التَّوْرٰيةُ
ف۪يهَا
حُكْمُ
اللّٰهِ
ثُمَّ
يَتَوَلَّوْنَ
مِنْ
بَعْدِ
ذٰلِكَۜ
وَمَٓا
اُو۬لٰٓئِكَ
بِالْمُؤْمِن۪ينَ۟
Allah’ın hükmünün bulunduğu Tevrat yanlarında iken, ne yüzle seni hakem tayin ediyorlar da sonra bundan yüz çeviriyorlar? İşte onlar inanmış değillerdir.[43]
يَٓا اَيُّهَا
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
لَا
تَتَّخِذُوا
الْيَهُودَ
وَالنَّصَارٰٓى
اَوْلِيَٓاءَۢ
بَعْضُهُمْ
اَوْلِيَٓاءُ
بَعْضٍۜ
وَمَنْ
يَتَوَلَّهُمْ
مِنْكُمْ
فَاِنَّهُ
مِنْهُمْۜ
اِنَّ
اللّٰهَ
لَا
يَهْدِي
الْقَوْمَ
الظَّالِم۪ينَ
Ey İnananlar! Yahudileri ve hıristiyanları dost olarak benimsemeyin, onlar birbirlerinin dostudurlar. Sizden kim onlara dost olursa o da onlardandır. Allah zulmeden kimseleri doğru yola eriştirmez.[51]
يَٓا اَيُّهَا
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
مَنْ
يَرْتَدَّ
مِنْكُمْ
عَنْ
د۪ينِه۪
فَسَوْفَ
يَأْتِي
اللّٰهُ
بِقَوْمٍ
يُحِبُّهُمْ
وَيُحِبُّونَهُٓ
اَذِلَّةٍ
عَلَى
الْمُؤْمِن۪ينَ
اَعِزَّةٍ
عَلَى
الْكَافِر۪ينَۘ
يُجَاهِدُونَ
ف۪ي
سَب۪يلِ
اللّٰهِ
وَلَا
يَخَافُونَ
لَوْمَةَ
لَٓائِمٍۜ
ذٰلِكَ
فَضْلُ
اللّٰهِ
يُؤْت۪يهِ
مَنْ
يَشَٓاءُۜ
وَاللّٰهُ
وَاسِعٌ
عَل۪يمٌ
Ey İnananlar! Aranızda dininden kim dönerse bilsin ki, Allah, sevdiği ve onların O’nu sevdiği, inananlara karşı alçak gönüllü, inkarcılara karşı güçlü, Allah yolunda cihad eden, yerenin yermesinden korkmayan bir millet getirir. Bu, Allah’ın dilediğine verdiği bol nimetidir. Allah her şeyi kaplar ve bilir.[54]
وَمَنْ
يَتَوَلَّ
اللّٰهَ
وَرَسُولَهُ
وَالَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
فَاِنَّ
حِزْبَ
اللّٰهِ
هُمُ
الْغَالِبُونَ۟
Kim Allah’ı, Peygamberini ve inananları dost edinirse bilsin ki, şüphesiz Allah’tan yana olanlar üstün gelirler.[56]
يَٓا اَيُّهَا
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
لَا
تَتَّخِذُوا
الَّذ۪ينَ
اتَّخَذُوا
د۪ينَكُمْ
هُزُواً
وَلَعِباً
مِنَ
الَّذ۪ينَ
اُو۫تُوا
الْكِتَابَ
مِنْ
قَبْلِكُمْ
وَالْكُفَّارَ
اَوْلِيَٓاءَۚ
وَاتَّقُوا
اللّٰهَ
اِنْ
كُنْتُمْ
مُؤْمِن۪ينَ
Ey İnananlar! Kendilerine sizden önce kitap verilenlerden, dininizi alaya ve eğlenceye alanları ve inkarcıları dost olarak benimsemeyin. İnanıyorsanız Allah’tan sakının.[57]
قُلْ
يَٓا اَهْلَ
الْكِتَابِ
هَلْ
تَنْقِمُونَ
مِنَّٓا
اِلَّٓا
اَنْ
اٰمَنَّا
بِاللّٰهِ
وَمَٓا
اُنْزِلَ
اِلَيْنَا
وَمَٓا
اُنْزِلَ
مِنْ
قَبْلُۙ
وَاَنَّ
اَكْثَرَكُمْ
فَاسِقُونَ
De ki, «Ey kitap ehli! Allah’a, bize indirilene ve daha önce indirilene inanmamızdan ve çoğunuzun fasık olmasından ötürü mü bizden hoşlanmıyorsunuz?»[59]
اِنَّ
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
وَالَّذ۪ينَ
هَادُوا
وَالصَّابِـؤُ۫نَ
وَالنَّصَارٰى
مَنْ
اٰمَنَ
بِاللّٰهِ
وَالْيَوْمِ
الْاٰخِرِ
وَعَمِلَ
صَالِحاً
فَلَا
خَوْفٌ
عَلَيْهِمْ
وَلَا
هُمْ
يَحْزَنُونَ
Doğrusu inananlar, yahudiler, sabiiler ve hıristiyanlardan Allah’a ve ahiret gününe inanan, yararlı iş yapan kimselere korku yoktur, onlar üzülmeyeceklerdir.[69]
وَلَوْ
كَانُوا
يُؤْمِنُونَ
بِاللّٰهِ
وَالنَّبِيِّ
وَمَٓا
اُنْزِلَ
اِلَيْهِ
مَا
اتَّخَذُوهُمْ
اَوْلِيَٓاءَ
وَلٰكِنَّ
كَث۪يراً
مِنْهُمْ
فَاسِقُونَ
Eğer Allah’a, Peygambere ve ona indirilen Kuran’a inanmış olsalardı, onları dost edinmezlerdi, fakat onların çoğu fasıktır.[81]
لَتَجِدَنَّ
اَشَدَّ
النَّاسِ
عَدَاوَةً
لِلَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
الْيَهُودَ
وَالَّذ۪ينَ
اَشْرَكُواۚ
وَلَتَجِدَنَّ
اَقْرَبَهُمْ
مَوَدَّةً
لِلَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
الَّذ۪ينَ
قَالُٓوا
اِنَّا
نَصَارٰىۜ
ذٰلِكَ
بِاَنَّ
مِنْهُمْ
قِسّ۪يس۪ينَ
وَرُهْبَاناً
وَاَنَّهُمْ
لَا
يَسْتَكْبِرُونَ
İnananlara en şiddetli düşman olarak, insanlardan yahudileri ve Allah’a eş koşanları bulursun. Onlardan, inananlara sevgice en yakın «Biz hıristiyanız» diyenleri bulursun. Bu, onların içinde bilginler ve rahibler bulunmasından ve büyüklük taslamamalarındandır.[82]
وَاِذَا
سَمِعُوا
مَٓا
اُنْزِلَ
اِلَى
الرَّسُولِ
تَرٰٓى
اَعْيُنَهُمْ
تَف۪يضُ
مِنَ
الدَّمْعِ
مِمَّا
عَرَفُوا
مِنَ
الْحَقِّۚ
يَقُولُونَ
رَبَّنَٓا
اٰمَنَّا
فَاكْتُبْنَا
مَعَ
الشَّاهِد۪ينَ
Peygambere indirilen Kuran’ı işittiklerinde, gerçeği öğrenmelerinden gözlerinin yaşla dolarak, «Rabbimiz! İnandık, bizi de şahidlerden yaz. Rabbimizin bizi iyi milletle birlikte bulundurmasını umarken niçin Allah’a ve bize gelen gerçeğe inanmayalım?» dediklerini görürsün.[83-84]
Yükleniyor...