ن د و
50ayette
53kez geçiyor
26/114surede
15farklı kelime
Mekkî / Medenî
Mekkî %85 · Medenî %15
İlk inen ayet (nüzul sırasıyla)
Alak 17
1. inen sure
En çok geçtiği sure
A’râf
6 kez
Kelime ailesi
Bu kökten türeyen farklı kelimeler. Tıklayınca geçtiği ayetler listelenir.
| Kelime | Tür | Vezin | Anlam | Adet |
|---|---|---|---|---|
| نَادٰى | Faale Babı | فَاعَلَ | Çağırdı | 19 |
| يُنَاد۪يهِمْ | Faale Babı | يُفَاعِلُهُمْ | Onları çağırır | 5 |
| وَنَادَوْا | Faale Babı | وَفَاعَلُوا | Çağırdılar | 5 |
| يُنَادَوْنَ | Faale Babı | يُفَاعَلُونَ | Çağrılırlar | 5 |
| وَنَادٰيهُمَا | Faale Babı | وَفَاعَلَهُمَا | Onu çağırdı | 4 |
| نُودِيَ | Faale Babı | فُوعِلَ | Çağrıldı | 4 |
| وَنِدَٓاءًۜ | İsim | وَفِعَالًا | Ve çağırmak | 2 |
| نَاد۪يكُمُ | İsim | فَاعِلِكُمْ | Sizin toplantı yeriniz | 2 |
| فَنَادَتْهُ | Faale Babı | فَفَاعَلَتْهُ | Onu çağırdı | 1 |
| مُنَادِياً | İsim | مُفَاعِلًا | Çağıran | 1 |
| وَنُودُٓوا | Faale Babı | وَفُوعِلُوا | Çağrıldılar | 1 |
| نَدِياًّ | İsim | فَعِيلًا | Toplantı | 1 |
| التَّنَادِۙ | İsim | الْتَفَاعُلِ | Çağrışma | 1 |
| الْمُنَادِ | İsim | الْمُفَاعِلُ | Çağıran | 1 |
| فَتَنَادَوْا | Feale-Yefulu | فَتَفَاعَلُوا | Hemen çağrıştılar | 1 |
Anlam yelpazesi
Kökün kelimelerinin Türkçe karşılıkları.
Kavram ağı
Aynı ayette en çok birlikte geçtiği kökler (ayet sayısı). Tıklayınca ortak ayetler listelenir.
Sure dağılımı
Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
Vahiy sürecinde kullanım
Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.
← ilk inenson inen →
Ayetler
“Çağırdı” ✕ Süzgeci kaldır
11 ayet
وَنَادٰٓى
اَصْحَابُ
الْجَنَّةِ
اَصْحَابَ
النَّارِ
اَنْ
قَدْ
وَجَدْنَا
مَا
وَعَدَنَا
رَبُّنَا
حَقاًّ
فَهَلْ
وَجَدْتُمْ
مَا
وَعَدَ
رَبُّكُمْ
حَقاًّۜ
قَالُوا
نَعَمْۚ
فَاَذَّنَ
مُؤَذِّنٌ
بَيْنَهُمْ
اَنْ
لَعْنَةُ
اللّٰهِ
عَلَى
الظَّالِم۪ينَۙ
Cennetlikler, cehennemliklere: «Biz Rabbimizin bize vadettiğini gerçek bulduk, Rabbinizin size de vadettiğini gerçek buldunuz mu?» diye seslenirler, «Evet» derler. Aralarında bir münadi, «Allah’ın laneti Allah yolundan alıkoyan, o yolun eğriliğini isteyen ve ahireti inkar eden zalimleredir» diye seslenir.[44-45]
وَنَادٰٓى
اَصْحَابُ
الْاَعْرَافِ
رِجَالاً
يَعْرِفُونَهُمْ
بِس۪يمٰيهُمْ
قَالُوا
مَٓا
اَغْنٰى
عَنْكُمْ
جَمْعُكُمْ
وَمَا
كُنْتُمْ
تَسْتَكْبِرُونَ
Burçlarda olanlar, simalarından tanıdıkları adamlara; Topluluğunuz, topladığınız mal ve büyüklük taslamalarınız size fayda vermedi. Allah’ın rahmetine erdirmeyeceğine yemin ettikleriniz bunlar mıydı? Oysa Allah onlara şöyle der: «Cennete girin, size korku yoktur, sizler mahzun da olmayacaksınız.»[48-49]
وَنَادٰى
نُوحٌ
رَبَّهُ
فَقَالَ
رَبِّ
اِنَّ
ابْن۪ي
مِنْ
اَهْل۪ي
وَاِنَّ
وَعْدَكَ
الْحَقُّ
وَاَنْتَ
اَحْكَمُ
الْحَاكِم۪ينَ
Nuh Rabbine seslendi: «Rabbim! Oğlum benim ailemdendi. Doğrusu Senin vadin haktır. Sen hükmedenlerin en iyi hükmedenisin» dedi.[45]
وَنُوحاً
اِذْ
نَادٰى
مِنْ
قَبْلُ
فَاسْتَجَبْنَا
لَهُ
فَنَجَّيْنَاهُ
وَاَهْلَهُ
مِنَ
الْكَرْبِ
الْعَظ۪يمِۚ
Nuh da daha önceleri Bize yalvarmıştı, onun duasını kabul edip, kendisini ve ailesini büyük sıkıntıdan kurtardık.[76]
وَاَيُّوبَ
اِذْ
نَادٰى
رَبَّهُٓ
اَنّ۪ي
مَسَّنِيَ
الضُّرُّ
وَاَنْتَ
اَرْحَمُ
الرَّاحِم۪ينَۚ
Eyyub da: «Başıma bir bela geldi, (Sana sığındım), Sen merhametlilerin merhametlisisin» diye Rabbine nida etmişti.[83]
وَزَكَرِيَّٓا
اِذْ
نَادٰى
رَبَّهُ
رَبِّ
لَا
تَذَرْن۪ي
فَرْداً
وَاَنْتَ
خَيْرُ
الْوَارِث۪ينَۚ
Zekeriya da: «Rabbim! Beni tek Başıma bırakma, Sen varislerin en hayırlısısın» diye nida etmişti.[89]
وَاِذْ
نَادٰى
رَبُّكَ
مُوسٰٓى
اَنِ
ائْتِ
الْقَوْمَ
الظَّالِم۪ينَۙ
Rabbin Musa’ya: «Haksızlık eden millete, Firavun’un milletine git» diye nida etmişti. «Haksızlıktan sakınmazlar mı?»[10-11]
وَاذْكُرْ
عَبْدَنَٓا
اَيُّوبَۢ
اِذْ
نَادٰى
رَبَّهُٓ
اَنّ۪ي
مَسَّنِيَ
الشَّيْطَانُ
بِنُصْبٍ
وَعَذَابٍۜ
Kulumuz Eyyub’u da an; Rabbine: «Doğrusu şeytan bana yorgunluk ve azap verdi» diye seslenmişti.[41]
وَنَادٰى
فِرْعَوْنُ
ف۪ي
قَوْمِه۪
قَالَ
يَا قَوْمِ
اَلَيْسَ
ل۪ي
مُلْكُ
مِصْرَ
وَهٰذِهِ
الْاَنْهَارُ
تَجْر۪ي
مِنْ
تَحْت۪يۚ
اَفَلَا
تُبْصِرُونَۜ
Firavun, milletine şöyle seslendi: «Ey milletim! Mısır hükümdarlığı ve memleketimde akan bu ırmaklar benim değil mi? Görmüyor musunuz?»[51]
فَاصْبِرْ
لِحُكْمِ
رَبِّكَ
وَلَا
تَكُنْ
كَصَاحِبِ
الْحُوتِۢ
اِذْ
نَادٰى
وَهُوَ
مَكْظُومٌۜ
Sen Rabbinin hükmüne kadar sabret; balık sahibi (Yunus) gibi olma, o, pek üzgün olarak Rabbine seslenmişti.[48]
Yükleniyor...