ن ع م
132ayette
144kez geçiyor
61/114surede
15farklı kelime
Mekkî / Medenî
Mekkî %66 · Medenî %34
İlk inen ayet (nüzul sırasıyla)
Kalem 2
2. inen sure
En çok geçtiği sure
Nahl
13 kez
Kelime ailesi
Bu kökten türeyen farklı kelimeler. Tıklayınca geçtiği ayetler listelenir.
| Kelime | Tür | Vezin | Anlam | Adet |
|---|---|---|---|---|
| الْاَنْعَامِ | İsim | الْأَفْعَالِ | Yararlı hayvanlar | 30 |
| نِعْمَةَ | İsim | فِعْلَةَ | Nimet | 25 |
| نِعْمَتَ | İsim | فِعْلَةَ | Nimet | 24 |
| اَنْعَمَ | İfal Babı | أَفْعَلَ | Nimet verdi | 17 |
| نِعْمَ | Feale-Yefulu | فِعْلَ | Ne iyi | 17 |
| النَّع۪يمِ | İsim | الْفَعِيلِ | Nimet | 16 |
| نَعَمْ | Harfi Cevap | فَعَلْ | Evet | 4 |
| النَّعَمِ | İsim | الْفَعَلِ | Yararlı hayvan | 2 |
| بِاَنْعُمِ | İsim | بِأَفْعُلِ | Nimetlere | 2 |
| اَنْعَاماً | İsim | أَفْعَالًا | Yararlı hayvanlar | 2 |
| فَنِعِمَّا | Feale-Yefulu | فَفِعْلَمَا | Öyleyse ne iyi | 1 |
| نَعْمَٓاءَ | İsim | فَعْلَاءَ | Nimet | 1 |
| نَع۪يماً | İsim | فَعِيلًا | Nimet | 1 |
| نَاعِمَةٌۙ | İsim | فَاعِلَةٌ | Nimetlenen | 1 |
| وَنَعَّمَهُ | Tef'il Babı | وَفَعَّلَهُ | Ve ona nimet verdi | 1 |
Anlam yelpazesi
Kökün kelimelerinin Türkçe karşılıkları.
Nimet 42
Yararlı hayvanlar 17
Ne iyi 10
Ve yararlı hayvanlar 8
Benim nimetim 6
Nimet verdi 5
Nimet verdin 4
Ve ne iyi 4
Nimet ile 4
Onun nimeti ile 4
Evet 4
Nimet verdim 3
Nimet verdik 3
Ve nimet 3
Diğer 21 anlam
Nimeti 2
Yararlı hayvanlar gibi 2
Hemen ne iyi 2
Ve nimete 2
Senin nimetin 2
Ve sizin yararlı hayvanlarınız için 2
Öyleyse ne iyi 1
Onun nimeti yardımıyla 1
Yararlı hayvan 1
Ona nimet verdi 1
Nimeti mi? 1
Nimetlere 1
Onun nimetlerine 1
Sizin yararlı hayvanlarınız 1
Yararlı hayvanlar ile 1
Onun nimetleri 1
Onların yararlı hayvanları 1
Ve nimet verdin 1
Hemen öyleyse ne iyi 1
Nimetlenen 1
Ve ona nimet verdi 1
Kavram ağı
Aynı ayette en çok birlikte geçtiği kökler (ayet sayısı). Tıklayınca ortak ayetler listelenir.
Sure dağılımı
Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
Vahiy sürecinde kullanım
Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.
← ilk inenson inen →
Ayetler
+ ع ل م ile birlikte ✕ Süzgeci kaldır
15 ayet
يَا بَن۪ٓي
اِسْرَٓائ۪لَ
اذْكُرُوا
نِعْمَتِيَ
الَّت۪ٓي
اَنْعَمْتُ
عَلَيْكُمْ
وَاَنّ۪ي
فَضَّلْتُكُمْ
عَلَى
الْعَالَم۪ينَ
Ey İsrailoğulları! Size verdiğim nimeti ve sizi bir zamanlar alemlere üstün kıldığımı hatırlayın.[47]
يَا بَن۪ٓي
اِسْرَٓائ۪لَ
اذْكُرُوا
نِعْمَتِيَ
الَّت۪ٓي
اَنْعَمْتُ
عَلَيْكُمْ
وَاَنّ۪ي
فَضَّلْتُكُمْ
عَلَى
الْعَالَم۪ينَ
Ey İsrailoğulları! Size verdiğim nimeti ve sizi bir zamanlar alemlere üstün tuttuğumu hatırlayın.[122]
وَاِذَا
طَلَّقْتُمُ
النِّسَٓاءَ
فَبَلَغْنَ
اَجَلَهُنَّ
فَاَمْسِكُوهُنَّ
بِمَعْرُوفٍ
اَوْ
سَرِّحُوهُنَّ
بِمَعْرُوفٍۖ
وَلَا
تُمْسِكُوهُنَّ
ضِرَاراً
لِتَعْتَدُواۚ
وَمَنْ
يَفْعَلْ
ذٰلِكَ
فَقَدْ
ظَلَمَ
نَفْسَهُۜ
وَلَا
تَتَّخِذُٓوا
اٰيَاتِ
اللّٰهِ
هُزُواًۘ
وَاذْكُرُوا
نِعْمَتَ
اللّٰهِ
عَلَيْكُمْ
وَمَٓا
اَنْزَلَ
عَلَيْكُمْ
مِنَ
الْكِتَابِ
وَالْحِكْمَةِ
يَعِظُـكُمْ
بِه۪ۜ
وَاتَّقُوا
اللّٰهَ
وَاعْلَمُٓوا
اَنَّ
اللّٰهَ
بِكُلِّ
شَيْءٍ
عَل۪يمٌ۟
Kadınları boşadığınızda, müddetleri sona ererken, onları güzellikle tutun, ya da güzellikle bırakın, haklarına tecavüz etmek için onlara zararlı olacak şekilde tutmayın; böyle yapan şüphesiz kendisine yazık etmiş olur. Allah’ın ayetlerini de alaya almayın; Allah’ın üzerinize olan nimetini, öğüt vermek üzere size indirdiği Kitap ve hikmeti anın, Allah’tan sakının, Allah’ın her şeyi bildiğini bilin.[231]
وَاذْكُرُوا
نِعْمَةَ
اللّٰهِ
عَلَيْكُمْ
وَم۪يثَاقَهُ
الَّذ۪ي
وَاثَقَكُمْ
بِه۪ٓۙ
اِذْ
قُلْتُمْ
سَمِعْنَا
وَاَطَعْنَاۘ
وَاتَّقُوا
اللّٰهَۜ
اِنَّ
اللّٰهَ
عَل۪يمٌ
بِذَاتِ
الصُّدُورِ
Allah’ın size olan nimetini ve «İşittik, itaat ettik» dediğinizde sizi andına bağladığı sözünü anın. Allah’tan sakının, Allah içinizde olanı elbette bilir.[7]
وَاِذْ
قَالَ
مُوسٰى
لِقَوْمِه۪
يَا قَوْمِ
اذْكُرُوا
نِعْمَةَ
اللّٰهِ
عَلَيْكُمْ
اِذْ
جَعَلَ
ف۪يكُمْ
اَنْبِيَٓاءَ
وَجَعَلَكُمْ
مُلُوكاًۗ
وَاٰتٰيكُمْ
مَا
لَمْ
يُؤْتِ
اَحَداً
مِنَ
الْعَالَم۪ينَ
Musa, milletine: «Ey milletim! Allah’ın size olan nimetini anın: içinizden peygamberler çıkarmış ve sizi hükümdar yapmıştır, dünyalarda kimseye vermediğini size vermiştir».[20]
اِذْ
قَالَ
اللّٰهُ
يَا ع۪يسَى
ابْنَ
مَرْيَمَ
اذْكُرْ
نِعْمَت۪ي
عَلَيْكَ
وَعَلٰى
وَالِدَتِكَۢ
اِذْ
اَيَّدْتُكَ
بِرُوحِ
الْقُدُسِ
تُكَلِّمُ
النَّاسَ
فِي
الْمَهْدِ
وَكَهْلاًۚ
وَاِذْ
عَلَّمْتُكَ
الْكِتَابَ
وَالْحِكْمَةَ
وَالتَّوْرٰيةَ
وَالْاِنْج۪يلَۚ
وَاِذْ
تَخْلُقُ
مِنَ
الطّ۪ينِ
كَـهَيْـَٔةِ
الطَّيْرِ
بِاِذْن۪ي
فَتَنْفُخُ
ف۪يهَا
فَتَكُونُ
طَيْراً
بِاِذْن۪ي
وَتُبْرِئُ
الْاَكْمَهَ
وَالْاَبْرَصَ
بِاِذْن۪يۚ
وَاِذْ
تُخْرِجُ
الْمَوْتٰى
بِاِذْن۪يۚ
وَاِذْ
كَفَفْتُ
بَن۪ٓي
اِسْرَٓائ۪لَ
عَنْكَ
اِذْ
جِئْتَهُمْ
بِالْبَيِّنَاتِ
فَقَالَ
الَّذ۪ينَ
كَفَرُوا
مِنْهُمْ
اِنْ
هٰذَٓا
اِلَّا
سِحْرٌ
مُب۪ينٌ
Allah, «Ey Meryem oğlu İsa! Sana ve anana olan nimetimi an» demişti, «Seni Ruhul Kudüs ile desteklemiştim; beşikte ve yetişkin iken insanlarla konuşuyordun; sana Kitap’ı, hikmeti, Tevrat’ı ve İncil’i öğretmiştim. Sen iznimle, çamurdan kuş gibi bir şey yapmış ona üflemiştin de iznimle kuş olmuştu; anadan doğma körü, alacalıyı iznimle iyi etmiştin. Ölüleri iznimle diriltiyordun. İsrailoğullarına belgelerle geldiğinde, onlardan inkar edenler, ’Bu apaçık bir büyüdür’ demişlerdi de Ben onların sana zarar vermelerini önlemiştim.»[110]
وَقَالُوا
مَا
ف۪ي
بُطُونِ
هٰذِهِ
الْاَنْعَامِ
خَالِصَةٌ
لِذُكُورِنَا
وَمُحَرَّمٌ
عَلٰٓى
اَزْوَاجِنَاۚ
وَاِنْ
يَكُنْ
مَيْتَةً
فَهُمْ
ف۪يهِ
شُرَكَٓاءُۜ
سَيَجْز۪يهِمْ
وَصْفَهُمْۜ
اِنَّهُ
حَك۪يمٌ
عَل۪يمٌ
«Bu hayvanların karınlarında olan yavrular yalnız erkeklerimize mahsus olup, eşlerimize yasaktır. Ölü doğacak olursa hepsi ona ortak olurlar» dediler. Allah bu türlü sözlerin cezasını verecektir, çünkü O hakimdir, bilendir.[139]
وَاِنْ
تَوَلَّوْا
فَاعْلَمُٓوا
اَنَّ
اللّٰهَ
مَوْلٰيكُمْۜ
نِعْمَ
الْمَوْلٰى
وَنِعْمَ
النَّص۪يرُ
Eğer yüz çevirirlerse Allah’ın sizin dostunuz olduğunu bilin; O ne güzel dost, ne güzel yardımcıdır![40]
ذٰلِكَ
بِاَنَّ
اللّٰهَ
لَمْ
يَكُ
مُغَيِّراً
نِعْمَةً
اَنْعَمَهَا
عَلٰى
قَوْمٍ
حَتّٰى
يُغَيِّرُوا
مَا
بِاَنْفُسِهِمْۙ
وَاَنَّ
اللّٰهَ
سَم۪يعٌ
عَل۪يمٌۙ
Bu, bir topluluk iyi gidişini değiştirmedikçe Allah’ın da verdiği nimeti değiştirmeyeceğinden ve Allah’ın işiten, bilen olmasındandır.[53]
وَكَذٰلِكَ
يَجْتَب۪يكَ
رَبُّكَ
وَيُعَلِّمُكَ
مِنْ
تَأْو۪يلِ
الْاَحَاد۪يثِ
وَيُتِمُّ
نِعْمَتَهُ
عَلَيْكَ
وَعَلٰٓى
اٰلِ
يَعْقُوبَ
كَمَٓا
اَتَمَّهَا
عَلٰٓى
اَبَوَيْكَ
مِنْ
قَبْلُ
اِبْرٰه۪يمَ
وَاِسْحٰقَۜ
اِنَّ
رَبَّكَ
عَل۪يمٌ
حَك۪يمٌ۟
«Rabbin seni böylece rüyandaki gibi seçecek, sana rüyaları yorumlamayı öğretecek; daha önce, ataların İbrahim ve İshak’a nimetlerini tamamladığı gibi, sana ve Yakub soyuna da tamamlayacaktır. Doğrusu Rabbin bilir, hakimdir.»[6]
لِيَشْهَدُوا
مَنَافِـعَ
لَهُمْ
وَيَذْكُرُوا
اسْمَ
اللّٰهِ
ف۪ٓي
اَيَّامٍ
مَعْلُومَاتٍ
عَلٰى
مَا
رَزَقَهُمْ
مِنْ
بَه۪يمَةِ
الْاَنْعَامِۚ
فَكُلُوا
مِنْهَا
وَاَطْعِمُوا
الْـبَٓائِسَ
الْفَق۪يرَۘ
Taki kendi menfaatlerine şahid olsunlar; Allah’ın onlara rızık olarak verdiği hayvanları belli günlerde kurban ederken O’nun adını ansınlar. Siz de bunlardan yiyin, çaresiz kalmış yoksulu da doyurun.[28]
اَلَمْ
تَرَوْا
اَنَّ
اللّٰهَ
سَخَّرَ
لَكُمْ
مَا
فِي
السَّمٰوَاتِ
وَمَا
فِي
الْاَرْضِ
وَاَسْبَغَ
عَلَيْكُمْ
نِعَمَهُ
ظَاهِرَةً
وَبَاطِنَةًۜ
وَمِنَ
النَّاسِ
مَنْ
يُجَادِلُ
فِي
اللّٰهِ
بِغَيْرِ
عِلْمٍ
وَلَا
هُدًى
وَلَا
كِتَابٍ
مُن۪يرٍ
Allah’ın göklerde olanları da, yerde olanları da buyruğunuz altına verdiğini, nimetlerini açık ve gizli olarak size bolca ihsan ettiğini görmez misiniz? İnsanlardan, Allah hakkında hiçbir bilgisi olmadan, doğruluk rehberi ve aydınlatıcı bir Kitap bulunmadan tartışanlar vardır.[20]
وَمِنَ
النَّاسِ
وَالدَّوَٓابِّ
وَالْاَنْعَامِ
مُخْتَلِفٌ
اَلْوَانُهُ
كَذٰلِكَۜ
اِنَّمَا
يَخْشَى
اللّٰهَ
مِنْ
عِبَادِهِ
الْعُلَمٰٓؤُ۬اۜ
اِنَّ
اللّٰهَ
عَز۪يزٌ
غَفُورٌ
İnsanlar, yerde yürüyenler ve davarlar da böyle türlü türlü renktedirler. Allah’ın kulları arasında O’ndan korkan, ancak bilginlerdir. Doğrusu Allah güçlüdür, bağışlayandır.[28]
فَاِذَا
مَسَّ
الْاِنْسَانَ
ضُرٌّ
دَعَانَاۘ
ثُمَّ
اِذَا
خَوَّلْنَاهُ
نِعْمَةً
مِنَّاۙ
قَالَ
اِنَّـمَٓا
اُو۫ت۪يتُهُ
عَلٰى
عِلْمٍۜ
بَلْ
هِيَ
فِتْنَةٌ
وَلٰكِنَّ
اَكْثَرَهُمْ
لَا
يَعْلَمُونَ
İnsanın başına bir sıkıntı gelince Bize yalvarır. Sonra katımızdan ona bir nimet verdiğimiz zaman: «Bu bana bilgimden dolayı verilmiştir» der. Hayır; o bir imtihandır, fakat çokları bilmezler.[49]
فَضْلاً
مِنَ
اللّٰهِ
وَنِعْمَةًۜ
وَاللّٰهُ
عَل۪يمٌ
حَك۪يمٌ
Bilin ki, içinizde Allah’ın Peygamberi bulunmaktadır. Eğer o, bir çok işlerde size uymuş olsaydı şüphesiz kötü duruma düşerdiniz; ama Allah size imanı sevdirmiş, onu gönüllerinize güzel göstermiş; inkarcılığı, yoldan çıkmayı ve baş kaldırmayı size iğrenç göstermiştir. İşte böyle olanlar, Allah katından bir lütuf ve nimet sayesinde doğru yolda bulunanlardır. Allah bilendir, Hakim’dir.[7-8]
Yükleniyor...