ن ف ق
86ayette
111kez geçiyor
31/114surede
14farklı kelime
Mekkî / Medenî
Mekkî %13 · Medenî %87
İlk inen ayet (nüzul sırasıyla)
Yâsîn 47
41. inen sure
En çok geçtiği sure
Tevbe
21 kez
Kelime ailesi
Bu kökten türeyen farklı kelimeler. Tıklayınca geçtiği ayetler listelenir.
| Kelime | Tür | Vezin | Anlam | Adet |
|---|---|---|---|---|
| يُنْفِقُونَ | İfal Babı | يُفْعِلُونَ | Harcarlar | 30 |
| وَاَنْفِقُوا | İfal Babı | أَفْعَلُوا | Harcadılar | 27 |
| الْمُنَافِق۪ينَ | İsim | الْمُفَاعِلِينَ | İki yüzlüler | 19 |
| تُنْفِقُوا | İfal Babı | تُفْعِلُوا | Harcarsınız | 11 |
| الْمُنَافِقُونَ | İsim | الْمُفَاعِلُونَ | İki yüzlüler | 8 |
| وَالْمُنَافِقَاتِ | İsim | وَالْمُفَاعِلَاتِ | Ve iki yüzlüler | 5 |
| نَفَقَةٍ | İsim | فَعَلَةٍ | Harcama | 2 |
| نَافَقُواۚ | Faale Babı | فَاعَلُوا | İkili oynadılar | 2 |
| نِفَاقاً | İsim | فِعَالًا | İki yüzlülük | 2 |
| وَالْمُنْفِق۪ينَ | İsim | وَالْمُفْعِلِينَ | Ve harcayanlar | 1 |
| نَفَقاً | İsim | فَعَلًا | Tünel | 1 |
| نَفَقَاتُهُمْ | İsim | فَعَلَاتُهُمْ | Onların harcamaları | 1 |
| النِّفَاقِ | İsim | الْفِعَالِ | İki yüzlülük | 1 |
| الْاِنْفَاقِۜ | İsim | الْإِفْعَالِ | Harcamak | 1 |
Anlam yelpazesi
Kökün kelimelerinin Türkçe karşılıkları.
Kavram ağı
Aynı ayette en çok birlikte geçtiği kökler (ayet sayısı). Tıklayınca ortak ayetler listelenir.
Sure dağılımı
Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
Vahiy sürecinde kullanım
Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.
← ilk inenson inen →
Ayetler
+ أ ل ه ile birlikte ✕ Süzgeci kaldır
61 ayet
وَاَنْفِقُوا
ف۪ي
سَب۪يلِ
اللّٰهِ
وَلَا
تُلْقُوا
بِاَيْد۪يكُمْ
اِلَى
التَّهْلُكَةِۚۛ
وَاَحْسِنُواۚۛ
اِنَّ
اللّٰهَ
يُحِبُّ
الْمُحْسِن۪ينَ
Allah yolunda sarf edin, kendinizi kendi elinizle tehlikeye atmayın, işlerinizi iyi yapın. Şüphesiz Allah iyi iş yapanları sever.[195]
يَسْـَٔلُونَكَ
مَاذَا
يُنْفِقُونَۜ
قُلْ
مَٓا
اَنْفَقْتُمْ
مِنْ
خَيْرٍ
فَلِلْوَالِدَيْنِ
وَالْاَقْرَب۪ينَ
وَالْيَتَامٰى
وَالْمَسَاك۪ينِ
وَابْنِ
السَّب۪يلِۜ
وَمَا
تَفْعَلُوا
مِنْ
خَيْرٍ
فَاِنَّ
اللّٰهَ
بِه۪
عَل۪يمٌ
Sana, ne sarfedeceklerini sorarlar, de ki: «Sarfedeceğiniz mal, ana baba, yakınlar, yetimler, düşkünler, yolcular içindir. Yaptığınız her iyiliği Allah şüphesiz bilir».[215]
يَسْـَٔلُونَكَ
عَنِ
الْخَمْرِ
وَالْمَيْسِرِۜ
قُلْ
ف۪يهِمَٓا
اِثْمٌ
كَب۪يرٌ
وَمَنَافِـعُ
لِلنَّاسِۘ
وَاِثْمُهُمَٓا
اَكْبَرُ
مِنْ
نَفْعِهِمَاۜ
وَيَسْـَٔلُونَكَ
مَاذَا
يُنْفِقُونَۜ
قُلِ
الْعَفْوَۜ
كَذٰلِكَ
يُبَيِّنُ
اللّٰهُ
لَكُمُ
الْاٰيَاتِ
لَعَلَّكُمْ
تَتَفَكَّرُونَۙ
Sana içki ve kumarı sorarlar, de ki: «İkisinde hem büyük günah ve hem insanlara bazı faydalar vardır. Günahları faydasından daha büyüktür». Ne sarfedeceklerini sana sorarlar, de ki: «Artanı». Böylece Allah, dünya ve ahiret hususunda düşünesiniz diye size ayetleri açıklar.[219]
مَثَلُ
الَّذ۪ينَ
يُنْفِقُونَ
اَمْوَالَهُمْ
ف۪ي
سَب۪يلِ
اللّٰهِ
كَمَثَلِ
حَبَّةٍ
اَنْبَتَتْ
سَبْعَ
سَنَابِلَ
ف۪ي
كُلِّ
سُنْبُلَةٍ
مِائَةُ
حَبَّةٍۜ
وَاللّٰهُ
يُضَاعِفُ
لِمَنْ
يَشَٓاءُۜ
وَاللّٰهُ
وَاسِعٌ
عَل۪يمٌ
Mallarını Allah yolunda sarfedenlerin durumu, her başağında yüz tane olmak üzere yedi başak veren tanenin durumu gibidir. Allah dilediğine kat kat verir. Allah’ın lütfü geniştir, O her şeyi bilendir.[261]
اَلَّذ۪ينَ
يُنْفِقُونَ
اَمْوَالَهُمْ
ف۪ي
سَب۪يلِ
اللّٰهِ
ثُمَّ
لَا
يُتْبِعُونَ
مَٓا
اَنْفَقُوا
مَناًّ
وَلَٓا
اَذًۙى
لَهُمْ
اَجْرُهُمْ
عِنْدَ
رَبِّهِمْۚ
وَلَا
خَوْفٌ
عَلَيْهِمْ
وَلَا
هُمْ
يَحْزَنُونَ
Mallarını Allah yolunda sarfedip sonra sarfettikleri şeyin ardından başa kakmayan ve eza etmeyenlerin ecirleri Rablerinin katındadır. Onlara korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir.[262]
يَٓا اَيُّهَا
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
لَا
تُبْطِلُوا
صَدَقَاتِكُمْ
بِالْمَنِّ
وَالْاَذٰىۙ
كَالَّذ۪ي
يُنْفِقُ
مَالَهُ
رِئَٓاءَ
النَّاسِ
وَلَا
يُؤْمِنُ
بِاللّٰهِ
وَالْيَوْمِ
الْاٰخِرِۜ
فَمَثَلُهُ
كَمَثَلِ
صَفْوَانٍ
عَلَيْهِ
تُرَابٌ
فَاَصَابَهُ
وَابِلٌ
فَتَرَكَهُ
صَلْداًۜ
لَا
يَقْدِرُونَ
عَلٰى
شَيْءٍ
مِمَّا
كَسَبُواۜ
وَاللّٰهُ
لَا
يَهْدِي
الْقَوْمَ
الْكَافِر۪ينَ
Ey İnananlar! Allah’a ve ahiret gününe inanmayıp, insanlara gösteriş için malını sarfeden kimse gibi, sadakalarınızı başa kakma ve eza etmekle boşa çıkarmayın. Onun durumu, üzerinde toprak bulunan kayanın durumu gibidir, üzerine bol yağmur yağdığında onu cascavlak bırakır. Kazandıklarından hiçbir şey elde edemezler. Allah inkar eden kimseleri doğru yola eriştirmez.[264]
وَمَثَلُ
الَّذ۪ينَ
يُنْفِقُونَ
اَمْوَالَهُمُ
ابْتِغَٓاءَ
مَرْضَاتِ
اللّٰهِ
وَتَثْب۪يتاً
مِنْ
اَنْفُسِهِمْ
كَمَثَلِ
جَنَّةٍ
بِرَبْوَةٍ
اَصَابَهَا
وَابِلٌ
فَاٰتَتْ
اُكُلَهَا
ضِعْفَيْنِۚ
فَاِنْ
لَمْ
يُصِبْهَا
وَابِلٌ
فَطَلٌّۜ
وَاللّٰهُ
بِمَا
تَعْمَلُونَ
بَص۪يرٌ
Allah’ın rızasını kazanmak ve kalblerini sağlamlaştırmak için mallarını sarfedenlerin durumu, yüksekçe bir tepede bulunan, bol yağmur aldığında yemişlerini iki kat veren, bol yağmur yağmasa bile çisentisi düşen bir bahçenin durumu gibidir. Allah işlediklerinizi görür.[265]
يَٓا اَيُّهَا
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُٓوا
اَنْفِقُوا
مِنْ
طَيِّبَاتِ
مَا
كَسَبْتُمْ
وَمِمَّٓا
اَخْرَجْنَا
لَكُمْ
مِنَ
الْاَرْضِۖ
وَلَا
تَيَمَّمُوا
الْخَب۪يثَ
مِنْهُ
تُنْفِقُونَ
وَلَسْتُمْ
بِاٰخِذ۪يهِ
اِلَّٓا
اَنْ
تُغْمِضُوا
ف۪يهِۜ
وَاعْلَمُٓوا
اَنَّ
اللّٰهَ
غَنِيٌّ
حَم۪يدٌ
Ey İnananlar! Kazandıklarınızın temizlerinden ve size yerden çıkardıklarımızdan sarfedin; iğrenmeden alamıyacağınız pis şeyleri vermeye kalkmayın. Allah’ın müstağni ve övülmeye layık olduğunu bilin.[267]
وَمَٓا
اَنْفَقْتُمْ
مِنْ
نَفَقَةٍ
اَوْ
نَذَرْتُمْ
مِنْ
نَذْرٍ
فَاِنَّ
اللّٰهَ
يَعْلَمُهُۜ
وَمَا
لِلظَّالِم۪ينَ
مِنْ
اَنْصَارٍ
Sarfettiğiniz harcı ve adadığınız adağı şüphesiz Allah bilir. Zulmedenlerin hiç yardımcıları yoktur.[270]
لَيْسَ
عَلَيْكَ
هُدٰيهُمْ
وَلٰكِنَّ
اللّٰهَ
يَهْد۪ي
مَنْ
يَشَٓاءُۜ
وَمَا
تُنْفِقُوا
مِنْ
خَيْرٍ
فَلِاَنْفُسِكُمْۜ
وَمَا
تُنْفِقُونَ
اِلَّا
ابْتِغَٓاءَ
وَجْهِ
اللّٰهِۜ
وَمَا
تُنْفِقُوا
مِنْ
خَيْرٍ
يُوَفَّ
اِلَيْكُمْ
وَاَنْتُمْ
لَا
تُظْلَمُونَ
Onların doğru yola iletilmeleri sana düşmez, fakat Allah dilediğini doğru yola eriştirir. Sarfettiğiniz iyi şey kendinizedir, zaten ancak Allah’ın rızasını kazanmak için sarfedersiniz. Sarfettiğiniz iyi bir şeyin karşılığı haksızlığa uğratılmaksızın size verilir.[272]
لِلْفُقَـرَٓاءِ
الَّذ۪ينَ
اُحْصِرُوا
ف۪ي
سَب۪يلِ
اللّٰهِ
لَا
يَسْتَط۪يعُونَ
ضَـرْباً
فِي
الْاَرْضِۘ
يَحْسَبُهُمُ
الْجَاهِلُ
اَغْنِيَٓاءَ
مِنَ
التَّعَفُّفِۚ
تَعْرِفُهُمْ
بِس۪يمٰيهُمْۚ
لَا
يَسْـَٔلُونَ
النَّاسَ
اِلْحَافاًۜ
وَمَا
تُنْفِقُوا
مِنْ
خَيْرٍ
فَاِنَّ
اللّٰهَ
بِه۪
عَل۪يمٌ۟
Sadakalarınızı, kendilerini Allah yoluna adayıp yeryüzünde dolaşamayanlara, hayalarından dolayı, kendilerini tanımayanların zengin saydıkları yoksullara verin. Onları yüzlerinden tanırsın, insanlardan yüzsüzlük ederek bir şey istemezler. Sarfettiğiniz iyi bir şeyi Allah şüphesiz bilir.[273]
لَنْ
تَنَالُوا
الْبِرَّ
حَتّٰى
تُنْفِقُوا
مِمَّا
تُحِبُّونَۜ
وَمَا
تُنْفِقُوا
مِنْ
شَيْءٍ
فَاِنَّ
اللّٰهَ
بِه۪
عَل۪يمٌ
Sevdiğiniz şeylerden sarfetmedikçe iyiliğe erişemezsiniz. Her ne sarfederseniz, şüphesiz Allah onu bilir.[92]
مَثَلُ
مَا
يُنْفِقُونَ
ف۪ي
هٰذِهِ
الْحَيٰوةِ
الدُّنْيَا
كَمَثَلِ
ر۪يحٍ
ف۪يهَا
صِرٌّ
اَصَابَتْ
حَرْثَ
قَوْمٍ
ظَلَمُٓوا
اَنْفُسَهُمْ
فَاَهْلَكَتْهُۜ
وَمَا
ظَلَمَهُمُ
اللّٰهُ
وَلٰكِنْ
اَنْفُسَهُمْ
يَظْلِمُونَ
Bu dünya hayatında sarfettiklerinin durumu, kendilerine zulmeden kimselerin ekinlerine isabetle kavurup mahveden soğuk bir rüzgarın durumu gibidir. Allah onlara zulmetmedi, onlar kendilerine yazık ettiler.[117]
اَلَّذ۪ينَ
يُنْفِقُونَ
فِي
السَّرَّٓاءِ
وَالضَّرَّٓاءِ
وَالْكَاظِم۪ينَ
الْغَيْظَ
وَالْعَاف۪ينَ
عَنِ
النَّاسِۜ
وَاللّٰهُ
يُحِبُّ
الْمُحْسِن۪ينَۚ
Onlar bollukta ve darlıkta sarfederler, öfkelerini yenerler, insanların kusurlarını affederler. Allah iyilik yapanları sever.[134]
وَلِيَعْلَمَ
الَّذ۪ينَ
نَافَقُواۚ
وَق۪يلَ
لَهُمْ
تَعَالَوْا
قَاتِلُوا
ف۪ي
سَب۪يلِ
اللّٰهِ
اَوِ
ادْفَعُواۜ
قَالُوا
لَوْ
نَعْلَمُ
قِتَالاً
لَاتَّبَعْنَاكُمْۜ
هُمْ
لِلْكُفْرِ
يَوْمَئِذٍ
اَقْرَبُ
مِنْهُمْ
لِلْا۪يمَانِۚ
يَقُولُونَ
بِاَفْوَاهِهِمْ
مَا
لَيْسَ
ف۪ي
قُلُوبِهِمْۜ
وَاللّٰهُ
اَعْلَمُ
بِمَا
يَكْتُمُونَۚ
İki topluluğun karşılaştığı günde başınıza gelen, Allah’ın izniyledir. Bu, inananları da, münafıklık edenleri de belirtmesi içindir. Münafıklık edenlere: «gelin, Allah yolunda savaşın, veya hiç olmazsa savunmada bulunun» dendiği zaman: «Eğer savaşmayı bilseydik, ardınızdan gelirdik» dediler. O gün, onlar imandan çok inkara yakındılar. Kalblerinde olmayanı ağızlarıyla söylüyorlar. Allah gizlediklerini onlardan iyi bilir.[166-167]
اَلرِّجَالُ
قَوَّامُونَ
عَلَى
النِّسَٓاءِ
بِمَا
فَضَّلَ
اللّٰهُ
بَعْضَهُمْ
عَلٰى
بَعْضٍ
وَبِمَٓا
اَنْفَقُوا
مِنْ
اَمْوَالِهِمْۜ
فَالصَّالِحَاتُ
قَانِتَاتٌ
حَافِظَاتٌ
لِلْغَيْبِ
بِمَا
حَفِظَ
اللّٰهُۜ
وَالّٰت۪ي
تَخَافُونَ
نُشُوزَهُنَّ
فَعِظُوهُنَّ
وَاهْجُرُوهُنَّ
فِي
الْمَضَاجِعِ
وَاضْرِبُوهُنَّۚ
فَاِنْ
اَطَعْنَكُمْ
فَلَا
تَبْغُوا
عَلَيْهِنَّ
سَب۪يلاًۜ
اِنَّ
اللّٰهَ
كَانَ
عَلِياًّ
كَب۪يراً
Allah’ın kimini kimine üstün kılmasından ötürü ve erkeklerin, mallarından sarfetmelerinden dolayı erkekler kadınlar üzerine hakimdirler. İyi kadınlar, gönülden boyun eğenler ve Allah’ın korunmasını emrettiğini, kocasının bulunmadığı zaman da koruyanlardır. Serkeşlik etmelerinden endişelendiğiniz kadınlara öğüt verin, yataklarında onları yalnız bırakın, nihayet dövün. Size itaat ediyorlarsa aleyhlerine yol aramayın. Doğrusu Allah Yüce’dir, Büyük’tür.[34]
وَالَّذ۪ينَ
يُنْفِقُونَ
اَمْوَالَهُمْ
رِئَٓاءَ
النَّاسِ
وَلَا
يُؤْمِنُونَ
بِاللّٰهِ
وَلَا
بِالْيَوْمِ
الْاٰخِرِۜ
وَمَنْ
يَكُنِ
الشَّيْطَانُ
لَهُ
قَر۪يناً
فَسَٓاءَ
قَر۪يناً
Mallarını insanlara gösteriş için sarfedip, Allah’a ve ahiret gününe inanmayanları da Allah sevmez. Şeytanın arkadaş olduğu kimsenin ne fena arkadaşı vardır![38]
وَمَاذَا
عَلَيْهِمْ
لَوْ
اٰمَنُوا
بِاللّٰهِ
وَالْيَوْمِ
الْاٰخِرِ
وَاَنْفَقُوا
مِمَّا
رَزَقَهُمُ
اللّٰهُۜ
وَكَانَ
اللّٰهُ
بِهِمْ
عَل۪يماً
Bunlar Allah’a, ahiret gününe inanmış, Allah’ın verdiği rızıklardan sarfetmiş olsalardı ne zararı olurdu? Oysa Allah onları bilir.[39]
وَاِذَا
ق۪يلَ
لَهُمْ
تَعَالَوْا
اِلٰى
مَٓا
اَنْزَلَ
اللّٰهُ
وَاِلَى
الرَّسُولِ
رَاَيْتَ
الْمُنَافِق۪ينَ
يَصُدُّونَ
عَنْكَ
صُدُوداًۚ
Onlara: «Allah’ın indirdiğine ve Peygambere gelin» dendiği zaman, münafıkların senden büsbütün uzaklaştıklarını görürsün.[61]
فَمَا
لَكُمْ
فِي
الْمُنَافِق۪ينَ
فِئَتَيْنِ
وَاللّٰهُ
اَرْكَسَهُمْ
بِمَا
كَسَبُواۜ
اَتُر۪يدُونَ
اَنْ
تَهْدُوا
مَنْ
اَضَلَّ
اللّٰهُۜ
وَمَنْ
يُضْلِلِ
اللّٰهُ
فَلَنْ
تَجِدَ
لَهُ
سَب۪يلاً
Ey müslümanlar! Münafıklar hakkında iki fırka olmanız da niye? Allah onları, yaptıklarından dolayı başaşağı etmiştir. Allah’ın saptırdığını siz mi yola getirmek istiyorsunuz? Allah’ın saptırdığı kimseye sen hiç yol bulamayacaksın.[88]
Yükleniyor...