ب ش ر
119ayette
123kez geçiyor
47/114surede
20farklı kelime
Mekkî / Medenî
Mekkî %70 · Medenî %30
İlk inen ayet (nüzul sırasıyla)
Müddessir 25
4. inen sure
En çok geçtiği sure
Bakara
8 kez
Kelime ailesi
Bu kökten türeyen farklı kelimeler. Tıklayınca geçtiği ayetler listelenir.
| Kelime | Tür | Vezin | Anlam | Adet |
|---|---|---|---|---|
| وَبَشِّرِ | Tef'il Babı | وَفَعِّلْ | Müjdele | 28 |
| بَشَرٌ | İsim | فَعَلٌ | Ölümlü | 26 |
| وَبُشْرٰى | İsim | وَفُعْلَى | Ve müjdelemek | 14 |
| بَشَراً | İsim | فَعَلًا | Ölümlü | 14 |
| يُبَشِّرُكَ | Tef'il Babı | يُفَعِّلُكَ | Seni müjdeler | 6 |
| يَسْتَبْشِرُونَ | İstifal | يَسْتَفْعِلُونَ | Sevinirler | 6 |
| بَش۪يرٍ | İsim | فَعِيلٍ | Müjdeci | 5 |
| وَمُبَشِّراً | İsim | وَمُفَعِّلًا | Ve müjdeleyen | 5 |
| مُبَشِّر۪ينَ | İsim | مُفَعِّلِينَ | Müjdeleyenler | 4 |
| بَش۪يراً | İsim | فَعِيلًا | Müjdeci | 2 |
| نُبَشِّرُكَ | Tef'il Babı | نُفَعِّلُكَ | Seni müjdeleriz | 2 |
| تُبَشِّرُونَ | Tef'il Babı | تُفَعِّلُونَ | Müjdelersiniz | 2 |
| بَش۪يراً | Sıfat | فَعِيلًا | Müjdeci | 2 |
| بَاشِرُوهُنَّ | Faale Babı | فَاعِلُوهُنَّ | Onlarla temasta bulunun | 1 |
| تُبَاشِرُوهُنَّ | Faale Babı | تُفَاعِلُوهُنَّ | Onlarla temasta bulunmayın | 1 |
| فَاسْتَبْشِرُوا | İstifal | فَاسْتَفْعِلُوا | Öyleyse sevinin | 1 |
| لِبَشَرَيْنِ | İsim | لِفَعَلَيْنِ | İki ölümlü için | 1 |
| مُبَشِّرَاتٍ | İsim | مُفَعِّلَاتٍ | Müjdeleyenler | 1 |
| وَاَبْشِرُوا | İfal Babı | وَأَفْعِلُوا | Ve sevindirin | 1 |
| مُسْتَبْشِرَةٌۚ | İsim | مُسْتَفْعِلَةٌ | Sevinen | 1 |
Anlam yelpazesi
Kökün kelimelerinin Türkçe karşılıkları.
Ölümlü 30
Müjdele 10
Müjdeci 7
Ve müjdelemek 5
Müjdeleyenler 5
Sevinirler 5
Ölümlü için 4
Müjdelemek 4
Onları müjdele 3
Müjdeciler 3
Ve müjdele 3
Müjdelendi 3
Hemen onu müjdele 3
Ve müjdeleyen 3
Diğer 26 anlam
Seni müjdeler 2
Ve ölümlü 2
Müjde ile 2
Hemen onu müjdeledik 2
Müjde 2
Seni müjdeleriz 2
Ve müjdeler 2
Müjdeleyen 2
Ölümlü mü? 2
Onlarla temasta bulunun 1
Onlarla temasta bulunmayın 1
Ve sevinirler 1
Onları müjdeler 1
Öyleyse sevinin 1
Ey müjde 1
Beni müjdelediniz mi? 1
Müjdelersiniz 1
Seni müjdeledik 1
Müjdelemen için 1
İki ölümlü için 1
Ve onu müjdeledik 1
Ve sevindirin 1
Müjdeler 1
Ve onu müjdelediler 1
Müjdeniz 1
Sevinen 1
Kavram ağı
Aynı ayette en çok birlikte geçtiği kökler (ayet sayısı). Tıklayınca ortak ayetler listelenir.
Sure dağılımı
Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
Vahiy sürecinde kullanım
Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.
← ilk inenson inen →
Ayetler
+ ر س ل ile birlikte ✕ Süzgeci kaldır
29 ayet
اِنَّٓا
اَرْسَلْنَاكَ
بِالْحَقِّ
بَش۪يراً
وَنَذ۪يراًۙ
وَلَا
تُسْـَٔلُ
عَنْ
اَصْحَابِ
الْجَح۪يمِ
Doğrusu Biz, seni hak ile, müjdeci ve uyarıcı olarak göndermişizdir. Sen, cehennemliklerden sorumlu tutulmayacaksın.[119]
رُسُلاً
مُبَشِّر۪ينَ
وَمُنْذِر۪ينَ
لِئَلَّا
يَكُونَ
لِلنَّاسِ
عَلَى
اللّٰهِ
حُجَّةٌ
بَعْدَ
الرُّسُلِۜ
وَكَانَ
اللّٰهُ
عَز۪يزاً
حَك۪يماً
Peygamberlerden sonra, insanların Allah’a karşı bir hüccetleri olmaması için, gönderilen müjdeci ve uyarıcı peygamberlerden bir kısmını daha önce sana anlatmış, bir kısmını da anlatmamıştık. Allah, Musa’ya hitabetmişti. Allah güçlüdür, Hakim’dir.[164-165]
يَٓا اَهْلَ
الْكِتَابِ
قَدْ
جَٓاءَكُمْ
رَسُولُنَا
يُبَيِّنُ
لَكُمْ
عَلٰى
فَتْرَةٍ
مِنَ
الرُّسُلِ
اَنْ
تَقُولُوا
مَا
جَٓاءَنَا
مِنْ
بَش۪يرٍ
وَلَا
نَذ۪يرٍۘ
فَقَدْ
جَٓاءَكُمْ
بَش۪يرٌ
وَنَذ۪يرٌۜ
وَاللّٰهُ
عَلٰى
كُلِّ
شَيْءٍ
قَد۪يرٌ۟
Ey Kitap ehli! Peygamberlerin arası kesildiğinde, «Bize müjdeci ve uyarıcı gelmedi» dersiniz diye, size açıkça anlatacak peygamberimiz geldi. Şüphesiz O, size müjdeci ve uyarıcı olarak gelmiştir. Allah her şeye Kadir’dir.[19]
وَمَا
نُرْسِلُ
الْمُرْسَل۪ينَ
اِلَّا
مُبَشِّر۪ينَ
وَمُنْذِر۪ينَۚ
فَمَنْ
اٰمَنَ
وَاَصْلَحَ
فَلَا
خَوْفٌ
عَلَيْهِمْ
وَلَا
هُمْ
يَحْزَنُونَ
Peygamberleri ancak müjdeci ve uyarıcı olarak gönderiyoruz. Kim inanır ve nefsini ıslah ederse onlara korku yoktur, onlar üzülmeyeceklerdir.[48]
وَهُوَ
الَّذ۪ي
يُرْسِلُ
الرِّيَاحَ
بُشْراً
بَيْنَ
يَدَيْ
رَحْمَتِه۪ۜ
حَتّٰٓى
اِذَٓا
اَقَلَّتْ
سَحَاباً
ثِقَالاً
سُقْنَاهُ
لِبَلَدٍ
مَيِّتٍ
فَاَنْزَلْنَا
بِهِ
الْمَٓاءَ
فَاَخْرَجْنَا
بِه۪
مِنْ
كُلِّ
الثَّمَرَاتِۜ
كَذٰلِكَ
نُخْرِجُ
الْمَوْتٰى
لَعَلَّكُمْ
تَذَكَّرُونَ
Rahmetinin önünde, müjdeci olarak rüzgarları gönderen Allah’tır. Rüzgarlar, yağmur yüklü bulutları taşıdığında, onu ölü bir memlekete gönderir, su indirir ve onunla her türlü ürünü yetiştiririz; ölüleri de bunun gibi diriltip, çıkarırız; belki bundan ibret alırsınız.[57]
وَاَذَانٌ
مِنَ
اللّٰهِ
وَرَسُولِه۪ٓ
اِلَى
النَّاسِ
يَوْمَ
الْحَجِّ
الْاَكْبَرِ
اَنَّ
اللّٰهَ
بَر۪ٓيءٌ
مِنَ
الْمُشْرِك۪ينَۙ
وَرَسُولُهُۜ
فَاِنْ
تُبْتُمْ
فَهُوَ
خَيْرٌ
لَكُمْۚ
وَاِنْ
تَوَلَّيْتُمْ
فَاعْلَمُٓوا
اَنَّكُمْ
غَيْرُ
مُعْجِزِي
اللّٰهِۜ
وَبَشِّرِ
الَّذ۪ينَ
كَفَرُوا
بِعَذَابٍ
اَل۪يمٍۙ
Allah’ın ve Peygamberinin, ortak koşanlardan uzak olduğunu, büyük hac günü, Allah ve peygamberi insanlara ilan eder. Eğer tevbe ederseniz, bu sizin için daha hayırlı olur, yüz çevirirseniz, bilin ki siz Allah’ı aciz bırakamazsınız. İnkar edenlere can yakıcı azabı müjdele.[3]
وَلَقَدْ
جَٓاءَتْ
رُسُلُنَٓا
اِبْرٰه۪يمَ
بِالْبُشْرٰى
قَالُوا
سَلَاماًۜ
قَالَ
سَلَامٌۚ
فَمَا
لَبِثَ
اَنْ
جَٓاءَ
بِعِجْلٍ
حَن۪يذٍ
And olsun ki, elçilerimiz müjde ile İbrahim’e geldiler. «Selam sana» dediler, «Size de selam» dedi, hemen kızartılmış bir buzağı getirdi.[69]
وَجَٓاءَتْ
سَيَّارَةٌ
فَاَرْسَلُوا
وَارِدَهُمْ
فَاَدْلٰى
دَلْوَهُۜ
قَالَ
يَا بُشْرٰى
هٰذَا
غُلَامٌۜ
وَاَسَرُّوهُ
بِضَاعَةًۜ
وَاللّٰهُ
عَل۪يمٌ
بِمَا
يَعْمَلُونَ
Bir kervan geldi, sucularını gönderdiler; sucu kovasını kuyuya saldı, «Müjde! İşte bir oğlan» dedi. Yusuf’u alıp onu ticari bir mal olarak sakladılar. Oysa Allah yaptıklarını bilir.[19]
فَلَمَّا
سَمِعَتْ
بِمَكْرِهِنَّ
اَرْسَلَتْ
اِلَيْهِنَّ
وَاَعْتَدَتْ
لَهُنَّ
مُتَّكَـٔاً
وَاٰتَتْ
كُلَّ
وَاحِدَةٍ
مِنْهُنَّ
سِكّ۪يناً
وَقَالَتِ
اخْرُجْ
عَلَيْهِنَّۚ
فَلَمَّا
رَاَيْنَهُٓ
اَكْبَرْنَهُ
وَقَطَّعْنَ
اَيْدِيَهُنَّ
وَقُلْنَ
حَاشَ
لِلّٰهِ
مَا
هٰذَا
بَشَراًۜ
اِنْ
هٰذَٓا
اِلَّا
مَلَكٌ
كَر۪يمٌ
Kadınların kendisini yermesini işitince onları davet etti; koltuklar hazırladı; geldiklerinde her birine birer bıçak verdi. Yusuf’a: «Yanlarına çık» dedi. Kadınlar Yusuf’u görünce şaşıp ellerini kestiler ve «Allah’ı tenzih ederiz ama, bu insan değil ancak çok güzel bir melektir» dediler.[31]
قَالَتْ
رُسُلُهُمْ
اَفِي
اللّٰهِ
شَكٌّ
فَاطِرِ
السَّمٰوَاتِ
وَالْاَرْضِۜ
يَدْعُوكُمْ
لِيَغْفِرَ
لَكُمْ
مِنْ
ذُنُوبِكُمْ
وَيُؤَخِّرَكُمْ
اِلٰٓى
اَجَلٍ
مُسَمًّىۜ
قَالُٓوا
اِنْ
اَنْتُمْ
اِلَّا
بَشَرٌ
مِثْلُنَاۜ
تُر۪يدُونَ
اَنْ
تَصُدُّونَا
عَمَّا
كَانَ
يَعْبُدُ
اٰبَٓاؤُ۬نَا
فَأْتُونَا
بِسُلْطَانٍ
مُب۪ينٍ
Onların peygamberleri: «Gökleri ve yeri yaratan, günahlarınızı bağışlamaya çağıran ve bir süreye kadar sizi erteleyen Allah’tan mı şüphe ediyorsunuz?» dediler. Onlar da: «Siz de sadece bizim gibi birer insansınız; bizi babalarımızın taptıklarından alıkoymak istiyorsunuz. Öyleyse bize apaçık bir delil getirmelisiniz» dediler.[10]
قَالَتْ
لَهُمْ
رُسُلُهُمْ
اِنْ
نَحْنُ
اِلَّا
بَشَرٌ
مِثْلُكُمْ
وَلٰكِنَّ
اللّٰهَ
يَمُنُّ
عَلٰى
مَنْ
يَشَٓاءُ
مِنْ
عِبَادِه۪ۜ
وَمَا
كَانَ
لَـنَٓا
اَنْ
نَأْتِيَكُمْ
بِسُلْطَانٍ
اِلَّا
بِاِذْنِ
اللّٰهِۜ
وَعَلَى
اللّٰهِ
فَلْيَتَوَكَّلِ
الْمُؤْمِنُونَ
Peygamberleri onlara şöyle dedi: «Biz ancak sizin gibi birer insanız ama, Allah, kullarından dilediğine iyilikte bulunur. Allah’ın izni olmadıkça biz size delil getiremeyiz. İnananlar sadece Allah’a güvensin.»[11]
اَوْ
يَكُونَ
لَكَ
بَيْتٌ
مِنْ
زُخْرُفٍ
اَوْ
تَرْقٰى
فِي
السَّمَٓاءِۜ
وَلَنْ
نُؤْمِنَ
لِرُقِيِّكَ
حَتّٰى
تُنَزِّلَ
عَلَيْنَا
كِتَاباً
نَقْرَؤُ۬هُۜ
قُلْ
سُبْحَانَ
رَبّ۪ي
هَلْ
كُنْتُ
اِلَّا
بَشَراً
رَسُولاً۟
«Veya altın bir evin olmalı, yahut göğe yükselmelisin ama oradan okuyacağımız bir kitap indirmezsen yine o yükselmene inanmayacağız.» De ki: «Fesubhanallah! Ben peygamber olan bir insandan başka bir şey miyim? «[93]
وَمَا
مَنَعَ
النَّاسَ
اَنْ
يُؤْمِنُٓوا
اِذْ
جَٓاءَهُمُ
الْهُدٰٓى
اِلَّٓا
اَنْ
قَالُٓوا
اَبَعَثَ
اللّٰهُ
بَشَراً
رَسُولاً
İnsanlara doğruluk rehberi geldiği zaman, inanmalarına engel olan, sadece: «Allah peygamber olarak bir insan mı gönderdi?» demiş olmalarıdır.[94]
وَبِالْحَقِّ
اَنْزَلْنَاهُ
وَبِالْحَقِّ
نَزَلَۜ
وَمَٓا
اَرْسَلْنَاكَ
اِلَّا
مُبَشِّراً
وَنَذ۪يراًۢ
Kuran’ı ancak hak olarak indirdik ve o da indiği gibi hak olarak kaldı. Seni de yalnız müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik.[105]
وَمَا
نُرْسِلُ
الْمُرْسَل۪ينَ
اِلَّا
مُبَشِّر۪ينَ
وَمُنْذِر۪ينَۚ
وَيُجَادِلُ
الَّذ۪ينَ
كَفَرُوا
بِالْبَاطِلِ
لِيُدْحِضُوا
بِهِ
الْحَقَّ
وَاتَّخَذُٓوا
اٰيَات۪ي
وَمَٓا
اُنْذِرُوا
هُزُواً
Biz peygamberleri ancak müjdeci ve uyarıcı olarak göndeririz. Oysa inkarcılar hakkı batılla ortadan kaldırmak için çekişirler. Ayetlerimizi ve kendilerine yapılan uyarmaları alaya alırlar.[56]
فَاتَّخَذَتْ
مِنْ
دُونِهِمْ
حِجَاباً
فَاَرْسَلْـنَٓا
اِلَيْهَا
رُوحَنَا
فَتَمَثَّلَ
لَهَا
بَشَراً
سَوِياًّ
Sonra, insanlardan gizlenmek için bir perde germişti. Cebrail’i göndermiştik de ona tam bir insan olarak görünmüştü.[17]
وَهُوَ
الَّـذ۪ٓي
اَرْسَلَ
الرِّيَاحَ
بُشْراً
بَيْنَ
يَدَيْ
رَحْمَتِه۪ۚ
وَاَنْزَلْنَا
مِنَ
السَّمَٓاءِ
مَٓاءً
طَهُوراًۙ
Rüzgarları rahmetinin önünde müjdeci gönderen O’dur. Ölü bir yeri diriltmek ve yarattığımız nice hayvan ve insanları sulamak için gökten tertemiz su indirmişizdir.[48-49]
وَمَٓا
اَرْسَلْنَاكَ
اِلَّا
مُبَشِّراً
وَنَذ۪يراً
Biz seni sadece müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik.[56]
اَمَّنْ
يَهْد۪يكُمْ
ف۪ي
ظُلُمَاتِ
الْبَرِّ
وَالْبَحْرِ
وَمَنْ
يُرْسِلُ
الرِّيَاحَ
بُشْراً
بَيْنَ
يَدَيْ
رَحْمَتِه۪ۜ
ءَاِلٰهٌ
مَعَ
اللّٰهِۜ
تَعَالَى
اللّٰهُ
عَمَّا
يُشْرِكُونَۜ
Yoksa, karanın ve denizin karanlıklarında size yol bulduran, rüzgarları rahmetinin önünde müjdeci gönderen mi? Allah’ın yanında başka bir tanrı mı? Allah, koştukları eşlerden yücedir.[63]
وَلَمَّا
جَٓاءَتْ
رُسُلُـنَٓا
اِبْرٰه۪يمَ
بِالْبُشْرٰىۙ
قَالُٓوا
اِنَّا
مُهْلِكُٓوا
اَهْلِ
هٰذِهِ
الْقَرْيَةِۚ
اِنَّ
اَهْلَهَا
كَانُوا
ظَالِم۪ينَۚ
Elçilerimiz İbrahim’e müjde ile geldiklerinde: «Biz şu kent halkını yok edeceğiz, çünkü oranın halkı zalim kimselerdir» dediler.[31]
Yükleniyor...