و ح د
67ayette
68kez geçiyor
35/114surede
8farklı kelime
Mekkî / Medenî
Mekkî %75 · Medenî %25
İlk inen ayet (nüzul sırasıyla)
Müddessir 11
4. inen sure
En çok geçtiği sure
Nisâ
7 kez
Kelime ailesi
Bu kökten türeyen farklı kelimeler. Tıklayınca geçtiği ayetler listelenir.
Anlam yelpazesi
Kökün kelimelerinin Türkçe karşılıkları.
Kavram ağı
Aynı ayette en çok birlikte geçtiği kökler (ayet sayısı). Tıklayınca ortak ayetler listelenir.
Sure dağılımı
Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
Vahiy sürecinde kullanım
Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.
← ilk inenson inen →
Ayetler
+ أ م م ile birlikte ✕ Süzgeci kaldır
12 ayet
كَانَ
النَّاسُ
اُمَّةً
وَاحِدَةً
فَبَعَثَ
اللّٰهُ
النَّبِيّ۪نَ
مُبَشِّر۪ينَ
وَمُنْذِر۪ينَۖ
وَاَنْزَلَ
مَعَهُمُ
الْكِتَابَ
بِالْحَقِّ
لِيَحْكُمَ
بَيْنَ
النَّاسِ
ف۪يمَا
اخْتَلَفُوا
ف۪يهِۜ
وَمَا
اخْتَلَفَ
ف۪يهِ
اِلَّا
الَّذ۪ينَ
اُو۫تُوهُ
مِنْ
بَعْدِ
مَا
جَٓاءَتْهُمُ
الْبَيِّنَاتُ
بَغْياً
بَيْنَهُمْۚ
فَهَدَى
اللّٰهُ
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
لِمَا
اخْتَلَفُوا
ف۪يهِ
مِنَ
الْحَقِّ
بِاِذْنِه۪ۜ
وَاللّٰهُ
يَهْد۪ي
مَنْ
يَشَٓاءُ
اِلٰى
صِرَاطٍ
مُسْتَق۪يمٍ
İnsanlar bir tek ümmetti. Allah peygamberleri müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdi; insanların ayrılığa düşecekleri hususlarda aralarında hüküm vermek için onlarla birlikte hak Kitaplar indirdi. Ancak Kitap verilenler, kendilerine belgeler geldikten sonra, aralarındaki ihtiras yüzünden onda ayrılığa düştüler. Allah, inananları, ayrılığa düştükleri gerçeğe kendi izni ile eriştirdi. Allah dilediğini doğru yola eriştirir.[213]
يُوص۪يكُمُ
اللّٰهُ
ف۪ٓي
اَوْلَادِكُمْ
لِلذَّكَرِ
مِثْلُ
حَظِّ
الْاُنْثَيَيْنِۚ
فَاِنْ
كُنَّ
نِسَٓاءً
فَوْقَ
اثْنَتَيْنِ
فَلَهُنَّ
ثُلُثَا
مَا
تَرَكَۚ
وَاِنْ
كَانَتْ
وَاحِدَةً
فَلَهَا
النِّصْفُۜ
وَلِاَبَوَيْهِ
لِكُلِّ
وَاحِدٍ
مِنْهُمَا
السُّدُسُ
مِمَّا
تَرَكَ
اِنْ
كَانَ
لَهُ
وَلَدٌۚ
فَاِنْ
لَمْ
يَكُنْ
لَهُ
وَلَدٌ
وَوَرِثَهُٓ
اَبَوَاهُ
فَلِاُمِّهِ
الثُّلُثُۚ
فَاِنْ
كَانَ
لَهُٓ
اِخْوَةٌ
فَلِاُمِّهِ
السُّدُسُ
مِنْ
بَعْدِ
وَصِيَّةٍ
يُوص۪ي
بِهَٓا
اَوْ
دَيْنٍۜ
اٰبَٓاؤُ۬كُمْ
وَاَبْنَٓاؤُ۬كُمْۚ
لَا
تَدْرُونَ
اَيُّهُمْ
اَقْرَبُ
لَكُمْ
نَفْعاًۚ
فَر۪يضَةً
مِنَ
اللّٰهِۜ
اِنَّ
اللّٰهَ
كَانَ
عَل۪يماً
حَك۪يماً
Allah çocuklarınız hakkında, erkeğe iki dişinin hissesi kadar tavsiye eder. Eğer kadınlar ikinin üstünde ise, bırakılanın üçte ikisi onlarındır; şayet bir ise yarısı onundur. Ana babadan her birine, ölenin çocuğu varsa yaptığı vasiyetten veya borcundan arta kalanın altıda biri, çocuğu yoksa, anası babası ona varis olur, anasına üçte bir düşer. Kardeşleri varsa, altıda biri annesinindir; babalarınız ve oğullarınızdan menfaatçe hangisinin size daha yakın olduğunu siz bilmezsiniz. Bunlar Allah tarafından tesbit edilmiştir. Doğrusu Allah bilendir, Hakim olandır.[11]
وَاَنْزَلْـنَٓا
اِلَيْكَ
الْكِتَابَ
بِالْحَقِّ
مُصَدِّقاً
لِمَا
بَيْنَ
يَدَيْهِ
مِنَ
الْكِتَابِ
وَمُهَيْمِناً
عَلَيْهِ
فَاحْكُمْ
بَيْنَهُمْ
بِمَٓا
اَنْزَلَ
اللّٰهُ
وَلَا
تَتَّبِعْ
اَهْوَٓاءَهُمْ
عَمَّا
جَٓاءَكَ
مِنَ
الْحَقِّۜ
لِكُلٍّ
جَعَلْنَا
مِنْكُمْ
شِرْعَةً
وَمِنْهَاجاًۜ
وَلَوْ
شَٓاءَ
اللّٰهُ
لَجَعَلَكُمْ
اُمَّةً
وَاحِدَةً
وَلٰكِنْ
لِيَبْلُوَكُمْ
ف۪ي
مَٓا
اٰتٰيكُمْ
فَاسْتَبِقُوا
الْخَيْرَاتِۜ
اِلَى
اللّٰهِ
مَرْجِعُكُمْ
جَم۪يعاً
فَيُنَبِّئُكُمْ
بِمَا
كُنْتُمْ
ف۪يهِ
تَخْتَلِفُونَۙ
Kuran’ı, önce gelen Kitap’ı tasdik ederek ve ona şahid olarak gerçekle sana indirdik. Allah’ın indirdiği ile aralarında hükmet; gerçek olan sana gelmiş bulunduğuna göre, onların heveslerine uyma! Her biriniz için bir yol ve bir yöntem kıldık; eğer Allah dileseydi sizi bir tek ümmet yapardı, fakat bu, verdikleriyle sizi denemesi içindir; o halde iyiliklere koşuşun, hepinizin dönüşü Allah’adır. O, ayrılığa düştüğünüz şeyleri size bildirir.[48]
وَمَا
كَانَ
النَّاسُ
اِلَّٓا
اُمَّةً
وَاحِدَةً
فَاخْتَلَفُواۜ
وَلَوْلَا
كَلِمَةٌ
سَبَقَتْ
مِنْ
رَبِّكَ
لَقُضِيَ
بَيْنَهُمْ
ف۪يمَا
ف۪يهِ
يَخْتَلِفُونَ
İnsanlar bir tek ümmettiler, sonra ayrılığa düştüler; şayet Rabbinden, daha önce bir takdir geçmemiş olsaydı, aralarında ihtilafa düştükleri şeyler hakkında hüküm çoktan verilmiş olurdu.[19]
وَلَوْ
شَٓاءَ
رَبُّكَ
لَجَعَلَ
النَّاسَ
اُمَّةً
وَاحِدَةً
وَلَا
يَزَالُونَ
مُخْتَلِف۪ينَۙ
Eğer Rabbin dileseydi insanları tek bir ümmet kılardı. Fakat, Rabbinin merhamet ettikleri bir yana, hala ayrılıktadırlar, esasen onları bunun için yaratmıştır. Rabbinin «And olsun ki cehennemi hep insan ve cin ile dolduracağım» sözü yerine gelmiştir.[118-119]
وَلَوْ
شَٓاءَ
اللّٰهُ
لَجَعَلَكُمْ
اُمَّةً
وَاحِدَةً
وَلٰكِنْ
يُضِلُّ
مَنْ
يَشَٓاءُ
وَيَهْد۪ي
مَنْ
يَشَٓاءُۜ
وَلَتُسْـَٔلُنَّ
عَمَّا
كُنْتُمْ
تَعْمَلُونَ
Allah dileseydi sizi tek bir ümmet yapardı. Ama O, istediğini saptırır, istediğini doğru yola eriştirir. İşlediklerinizden, and olsun ki, sorumlu tutulacaksınız.[93]
اِنَّ
هٰذِه۪ٓ
اُمَّتُكُمْ
اُمَّةً
وَاحِدَةًۘ
وَاَنَا۬
رَبُّكُمْ
فَاعْبُدُونِ
Doğrusu tevhid dini olan Müslümanlık, bir tek din olarak sizin dininizdir ve Ben de Rabbinizim, artık Bana kulluk edin.[92]
وَلِكُلِّ
اُمَّةٍ
جَعَلْنَا
مَنْسَكاً
لِيَذْكُرُوا
اسْمَ
اللّٰهِ
عَلٰى
مَا
رَزَقَهُمْ
مِنْ
بَه۪يمَةِ
الْاَنْعَامِۜ
فَاِلٰهُكُمْ
اِلٰهٌ
وَاحِدٌ
فَلَـهُٓ
اَسْلِمُواۜ
وَبَشِّرِ
الْمُخْبِت۪ينَۙ
Her ümmet için, Allah’ın kendilerine rızk olarak verdiği kurbanlık hayvanların üzerlerine O’nun adını anarak kurban kesmeyi meşru kıldık. Sizin Tanrınız tek bir Tanrı’dır, O’na teslim olun. Allah anıldığı zaman kalbleri titreyen, başlarına gelene sabreden, namaz kılan, kendilerine verdiğimiz rızıktan sarfeden ve Allah’a gönül vermiş olan kimselere müjde et.[34-35]
وَاِنَّ
هٰذِه۪ٓ
اُمَّتُكُمْ
اُمَّةً
وَاحِدَةً
وَاَنَا۬
رَبُّكُمْ
فَاتَّقُونِ
Şüphesiz bu Müslümanlık, bir tek din olarak sizin dininizdir ve Ben de Rabbinizim; öyleyse Benden sakının.[52]
خَلَقَكُمْ
مِنْ
نَفْسٍ
وَاحِدَةٍ
ثُمَّ
جَعَلَ
مِنْهَا
زَوْجَهَا
وَاَنْزَلَ
لَكُمْ
مِنَ
الْاَنْعَامِ
ثَمَانِيَةَ
اَزْوَاجٍۜ
يَخْلُقُكُمْ
ف۪ي
بُطُونِ
اُمَّهَاتِكُمْ
خَلْقاً
مِنْ
بَعْدِ
خَلْقٍ
ف۪ي
ظُلُمَاتٍ
ثَلٰثٍۜ
ذٰلِكُمُ
اللّٰهُ
رَبُّكُمْ
لَهُ
الْمُلْكُۜ
لَٓا
اِلٰهَ
اِلَّا
هُوَۚ
فَاَنّٰى
تُصْرَفُونَ
Sizi bir tek nefisten yaratmış, sonra ondan eşini varetmiştir; sizin için hayvanlardan sekiz çift meydana getirmiştir; sizi annelerinizin karınlarında üç türlü karanlık içinde, yaratılıştan yaratılışa geçirerek yaratmıştır; işte bu Rabbiniz olan Allah’tır. Hükümranlık O’nundur, O’ndan başka tanrı yoktur. Öyleyken nasıl olur da O’nu bırakıp başkasına yönelirsiniz?[6]
وَلَوْ
شَٓاءَ
اللّٰهُ
لَجَعَلَهُمْ
اُمَّةً
وَاحِدَةً
وَلٰكِنْ
يُدْخِلُ
مَنْ
يَشَٓاءُ
ف۪ي
رَحْمَتِه۪ۜ
وَالظَّالِمُونَ
مَا
لَهُمْ
مِنْ
وَلِيٍّ
وَلَا
نَص۪يرٍ
Eğer dilemiş olsaydı hepsini bir tek ümmet yapardı. Ama, O, rahmetine dilediğini kavuşturur. Zalimlerin ise bir dost ve yardımcısı olmaz.[8]
وَلَوْلَٓا
اَنْ
يَكُونَ
النَّاسُ
اُمَّةً
وَاحِدَةً
لَجَعَلْنَا
لِمَنْ
يَكْفُرُ
بِالرَّحْمٰنِ
لِبُيُوتِهِمْ
سُقُفاً
مِنْ
فِضَّةٍ
وَمَعَارِجَ
عَلَيْهَا
يَظْهَرُونَۙ
Eğer bütün insanlar tek ümmet olma durumuna gelmeyecek olsaydı, Rahman olan Allah’ı inkar edenlerin evlerinin tavanlarını, üzerinde yükseldikleri merdivenleri, evlerinin kapılarını, üzerine yaslanacakları kerevetleri gümüşten yapar ve altın bezeklerle işlerdik. Bunların hepsi ancak dünya hayatının geçimliğidir. Ahiret, Rabbinin katında O’na karşı gelmekten sakınanlaradır.[33-35]
Yükleniyor...