ب ع ث
64ayette
67kez geçiyor
33/114surede
11farklı kelime
Mekkî / Medenî
Mekkî %73 · Medenî %27
İlk inen ayet (nüzul sırasıyla)
Şems 12
26. inen sure
En çok geçtiği sure
Bakara
6 kez
Kelime ailesi
Bu kökten türeyen farklı kelimeler. Tıklayınca geçtiği ayetler listelenir.
| Kelime | Tür | Vezin | Anlam | Adet |
|---|---|---|---|---|
| يُبْعَثُونَ | Feale-Yefalu | يُفْعَلُونَ | Gönderilirler | 22 |
| بَعَثْنَا | Feale-Yefalu | فَعَلْنَا | Gönderdi | 18 |
| لَمَبْعُوثُونَ | İsim | لَمَفْعُولُونَ | Gönderilenler | 7 |
| وَابْعَثْ | Feale-Yefalu | وَافْعَلْ | Ve gönder | 6 |
| الْبَعْثِ | İsim | الْفَعْلِ | Göndermek | 4 |
| نَبْعَثُ | Feale-Yefalu | نَفْعَلُ | Göndeririz | 3 |
| بِمَبْعُوث۪ينَ | İsim | بِمَفْعُولِينَ | Gönderilenler | 2 |
| تُبْعَثُونَ | Feale-Yefalu | تُفْعَلُونَ | Gönderilirsiniz | 2 |
| انْبِعَاثَهُمْ | İsim | انْفِعَالَهُمْ | Onların davranması | 1 |
| بَعَثْنَاهُمْ | Feale-Yefalu | فَعَلْنَاهُمْ | Onları gönderdik | 1 |
| انْبَعَثَ | İnfial Babı | انْفَعَلَ | Davrandı | 1 |
Anlam yelpazesi
Kökün kelimelerinin Türkçe karşılıkları.
Kavram ağı
Aynı ayette en çok birlikte geçtiği kökler (ayet sayısı). Tıklayınca ortak ayetler listelenir.
Sure dağılımı
Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
Vahiy sürecinde kullanım
Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.
← ilk inenson inen →
Ayetler
+ ع ل م ile birlikte ✕ Süzgeci kaldır
14 ayet
رَبَّنَا
وَابْعَثْ
ف۪يهِمْ
رَسُولاً
مِنْهُمْ
يَتْلُوا
عَلَيْهِمْ
اٰيَاتِكَ
وَيُعَلِّمُهُمُ
الْكِتَابَ
وَالْحِكْمَةَ
وَيُزَكّ۪يهِمْۜ
اِنَّكَ
اَنْتَ
الْعَز۪يزُ
الْحَك۪يمُ۟
«Rabbimiz! İçlerinden onlara Senin ayetlerini okuyan, Kitabı ve hikmeti öğreten, onları her kötülükten arıtan bir peygamber gönder. Doğrusu güçlü ve Hakim olan ancak Sensin».[129]
اَلَمْ
تَرَ
اِلَى
الْمَلَأِ
مِنْ
بَن۪ٓي
اِسْرَٓائ۪لَ
مِنْ
بَعْدِ
مُوسٰىۢ
اِذْ
قَالُوا
لِنَبِيٍّ
لَهُمُ
ابْعَثْ
لَنَا
مَلِكاً
نُقَاتِلْ
ف۪ي
سَب۪يلِ
اللّٰهِۜ
قَالَ
هَلْ
عَسَيْتُمْ
اِنْ
كُتِبَ
عَلَيْكُمُ
الْقِتَالُ
اَلَّا
تُقَاتِلُواۜ
قَالُوا
وَمَا
لَـنَٓا
اَلَّا
نُقَاتِلَ
ف۪ي
سَب۪يلِ
اللّٰهِ
وَقَدْ
اُخْرِجْنَا
مِنْ
دِيَارِنَا
وَاَبْنَٓائِنَاۜ
فَلَمَّا
كُتِبَ
عَلَيْهِمُ
الْقِتَالُ
تَوَلَّوْا
اِلَّا
قَل۪يلاً
مِنْهُمْۜ
وَاللّٰهُ
عَل۪يمٌ
بِالظَّالِم۪ينَ
Musa’dan sonra İsrailoğullarının ileri gelenlerini görmedin mi? Peygamberlerinden birine, «Bize bir hükümdar gönder de Allah yolunda savaşalım» demişlerdi. «Ya savaş size farz kılındığında gitmeyecek olursanız?» demişti. «Memleketimizden ve çocuklarımızdan uzaklaştırıldığımıza göre niye Allah yolunda savaşmıyalım?» demişlerdi. Ama savaş onlara farz kılınınca, az bir kısmı müstesna yüz cevirdiler. Allah zalimleri bilir.[246]
وَقَالَ
لَهُمْ
نَبِيُّهُمْ
اِنَّ
اللّٰهَ
قَدْ
بَعَثَ
لَكُمْ
طَالُوتَ
مَلِكاًۜ
قَالُٓوا
اَنّٰى
يَكُونُ
لَهُ
الْمُلْكُ
عَلَيْنَا
وَنَحْنُ
اَحَقُّ
بِالْمُلْكِ
مِنْهُ
وَلَمْ
يُؤْتَ
سَعَةً
مِنَ
الْمَالِۜ
قَالَ
اِنَّ
اللّٰهَ
اصْطَفٰيهُ
عَلَيْكُمْ
وَزَادَهُ
بَسْطَةً
فِي
الْعِلْمِ
وَالْجِسْمِۜ
وَاللّٰهُ
يُؤْت۪ي
مُلْكَهُ
مَنْ
يَشَٓاءُۜ
وَاللّٰهُ
وَاسِعٌ
عَل۪يمٌ
Peygamberleri onlara «Allah size şüphesiz, Talut’u hükümdar olarak gönderdi» dedi. «Biz hükümdarlığa ondan layık iken ve ona malca da bir bolluk verilmemişken bize hükümdar olmağa o nasıl layık olabilir?» dediler, «Doğrusu Allah size onu seçti, bilgice ve vücutça gücünü artırdı» dedi. Allah mülkü dilediğine verir. Allah her şeyi kaplar ve bilir.[247]
اَوْ
كَالَّذ۪ي
مَرَّ
عَلٰى
قَرْيَةٍ
وَهِيَ
خَاوِيَةٌ
عَلٰى
عُرُوشِهَاۚ
قَالَ
اَنّٰى
يُحْـي۪
هٰذِهِ
اللّٰهُ
بَعْدَ
مَوْتِهَاۚ
فَاَمَاتَهُ
اللّٰهُ
مِائَةَ
عَامٍ
ثُمَّ
بَعَثَهُۜ
قَالَ
كَمْ
لَبِثْتَۜ
قَالَ
لَبِثْتُ
يَوْماً
اَوْ
بَعْضَ
يَوْمٍۜ
قَالَ
بَلْ
لَبِثْتَ
مِائَةَ
عَامٍ
فَانْظُرْ
اِلٰى
طَعَامِكَ
وَشَرَابِكَ
لَمْ
يَتَسَنَّهْۚ
وَانْظُرْ
اِلٰى
حِمَارِكَ
وَلِنَجْعَلَكَ
اٰيَةً
لِلنَّاسِ
وَانْظُرْ
اِلَى
الْعِظَامِ
كَيْفَ
نُنْشِزُهَا
ثُمَّ
نَكْسُوهَا
لَحْماًۜ
فَلَمَّا
تَبَيَّنَ
لَهُۙ
قَالَ
اَعْلَمُ
اَنَّ
اللّٰهَ
عَلٰى
كُلِّ
شَيْءٍ
قَد۪يرٌ
Yahut altı üstüne gelmiş bir kasabaya uğrayan kimseyi görmedin mi? «Allah burayı ölümünden sonra acaba nasıl diriltecek?» dedi. Bunun üzerine Allah onu yüz yıl ölü bıraktı, sonra diriltti, «Ne kadar kaldın?» dedi, «Bir gün veya bir günden az kaldım» dedi, «Hayır yüz yıl kaldın, yiyeceğine içeceğine bak, bozulmamış; eşeğine bak ve hem seni insanlar için bir ibret kılacağız, kemiklere bak, onları nasıl birleştirip, sonra onlara et giydiriyoruz» dedi; bu ona apaçık belli olunca, «Artık Allah’ın her şeye Kadir olduğuna inanmış bulunuyorum» dedi.[259]
لَقَدْ
مَنَّ
اللّٰهُ
عَلَى
الْمُؤْمِن۪ينَ
اِذْ
بَعَثَ
ف۪يهِمْ
رَسُولاً
مِنْ
اَنْفُسِهِمْ
يَتْلُوا
عَلَيْهِمْ
اٰيَاتِه۪
وَيُزَكّ۪يهِمْ
وَيُعَلِّمُهُمُ
الْكِتَابَ
وَالْحِكْمَةَۚ
وَاِنْ
كَانُوا
مِنْ
قَبْلُ
لَف۪ي
ضَلَالٍ
مُب۪ينٍ
And olsun ki Allah, inananlara, ayetlerini okuyan, onları arıtan, onlara Kitap ve hikmeti öğreten, kendilerinden bir peygamber göndermekle iyilikte bulunmuştur. Halbuki onlar, önceleri apaçık sapıklıkta idiler.[164]
وَاِنْ
خِفْتُمْ
شِقَاقَ
بَيْنِهِمَا
فَابْعَثُوا
حَكَماً
مِنْ
اَهْلِه۪
وَحَكَماً
مِنْ
اَهْلِهَاۚ
اِنْ
يُر۪يدَٓا
اِصْلَاحاً
يُوَفِّقِ
اللّٰهُ
بَيْنَهُمَاۜ
اِنَّ
اللّٰهَ
كَانَ
عَل۪يماً
خَب۪يراً
Karı kocanın arasının açılmasından endişelenirseniz, erkeğin ailesinden bir hakem ve kadının ailesinden bir hakem gönderin; bunlar düzeltmek isterlerse, Allah onların aralarını buldurur. Doğrusu Allah her şeyi Bilen ve haberdar olandır.[35]
وَهُوَ
الَّذ۪ي
يَتَوَفّٰيكُمْ
بِالَّيْلِ
وَيَعْلَمُ
مَا
جَرَحْتُمْ
بِالنَّهَارِ
ثُمَّ
يَبْعَثُـكُمْ
ف۪يهِ
لِيُقْضٰٓى
اَجَلٌ
مُسَمًّىۚ
ثُمَّ
اِلَيْهِ
مَرْجِعُكُمْ
ثُمَّ
يُنَبِّئُكُمْ
بِمَا
كُنْتُمْ
تَعْمَلُونَ۟
Geceleyin sizi ölü gibi uyutan, gündüzün yaptıklarınızı bilen, mukadder olan hayat süreniz doluncaya kadar gündüzleri sizi tekrar kaldıran O’dur. Sonra dönüşünüz O’nadır, işlediklerinizi size bildirecektir.[60]
وَاَقْسَمُوا
بِاللّٰهِ
جَهْدَ
اَيْمَانِهِمْۙ
لَا
يَبْعَثُ
اللّٰهُ
مَنْ
يَمُوتُۜ
بَلٰى
وَعْداً
عَلَيْهِ
حَقاًّ
وَلٰكِنَّ
اَكْثَرَ
النَّاسِ
لَا
يَعْلَمُونَۙ
Ölen kimseyi Allah’ın diriltmeyeceği üzerine bütün güçleriyle Allah’a yemin ederler. Hayır; öyle değil, ayrılığa düştükleri şeyi onlara açıklamayı, inkar edenlerin kendilerinin yalancı olduklarını bileceklerini, Allah gerçekten vadetmiştir, fakat insanların çoğu bilmezler.[38-39]
ثُمَّ
بَعَثْنَاهُمْ
لِنَعْلَمَ
اَيُّ
الْحِزْبَيْنِ
اَحْصٰى
لِمَا
لَبِثُٓوا
اَمَداً۟
Mağaranın içinde onları yıllarca uyuttuk; sonra, iki taraftan hangisinin bekledikleri sonucu iyi hesaplamış olduğunu belirtmek için onları uyandırdık.[11-12]
وَكَذٰلِكَ
بَعَثْنَاهُمْ
لِيَتَسَٓاءَلُوا
بَيْنَهُمْۜ
قَالَ
قَٓائِلٌ
مِنْهُمْ
كَمْ
لَبِثْتُمْۜ
قَالُوا
لَبِثْنَا
يَوْماً
اَوْ
بَعْضَ
يَوْمٍۜ
قَالُوا
رَبُّكُمْ
اَعْلَمُ
بِمَا
لَبِثْتُمْ
فَابْعَثُٓوا
اَحَدَكُمْ
بِوَرِقِكُمْ
هٰذِه۪ٓ
اِلَى
الْمَد۪ينَةِ
فَلْيَنْظُرْ
اَيُّهَٓا
اَزْكٰى
طَعَاماً
فَلْيَأْتِكُمْ
بِرِزْقٍ
مِنْهُ
وَلْيَتَلَطَّفْ
وَلَا
يُشْعِرَنَّ
بِكُمْ
اَحَداً
Birbirlerine sorsunlar diye onları uyandırdık. İçlerinden biri: «Ne kadar kaldınız?» dedi. «Bir gün veya daha az bir müddet kaldık» dediler. «Ne kadar kaldığınızı Rabbiniz daha iyi bilir. Paranızla birinizi şehre gönderin, sakın sizi kimseye duyurmasın» dediler.[19]
يَٓا اَيُّهَا
النَّاسُ
اِنْ
كُنْتُمْ
ف۪ي
رَيْبٍ
مِنَ
الْبَعْثِ
فَاِنَّا
خَلَقْنَاكُمْ
مِنْ
تُرَابٍ
ثُمَّ
مِنْ
نُطْفَةٍ
ثُمَّ
مِنْ
عَلَقَةٍ
ثُمَّ
مِنْ
مُضْغَةٍ
مُخَلَّقَةٍ
وَغَيْرِ
مُخَلَّقَةٍ
لِنُبَيِّنَ
لَكُمْۜ
وَنُقِرُّ
فِي
الْاَرْحَامِ
مَا
نَشَٓاءُ
اِلٰٓى
اَجَلٍ
مُسَمًّى
ثُمَّ
نُخْرِجُكُمْ
طِفْلاً
ثُمَّ
لِتَبْلُغُٓوا
اَشُدَّكُمْۚ
وَمِنْكُمْ
مَنْ
يُتَوَفّٰى
وَمِنْكُمْ
مَنْ
يُرَدُّ
اِلٰٓى
اَرْذَلِ
الْعُمُرِ
لِكَيْلَا
يَعْلَمَ
مِنْ
بَعْدِ
عِلْمٍ
شَيْـٔاًۜ
وَتَرَى
الْاَرْضَ
هَامِدَةً
فَاِذَٓا
اَنْزَلْنَا
عَلَيْهَا
الْمَٓاءَ
اهْتَزَّتْ
وَرَبَتْ
وَاَنْبَتَتْ
مِنْ
كُلِّ
زَوْجٍ
بَه۪يجٍ
Ey insanlar! Öldükten sonra tekrar dirilmekten şüphede iseniz bilin ki, ne olduğunuzu size açıklamak için, Biz sizi topraktan sonra nutfeden, sonra pıhtılaşmış kandan, sonra da yapısı belli belirsiz bir çiğnem etten yaratmışızdır. Dilediğimizi belli bir süreye kadar rahimlerde tutarız; sonra sizi çocuk olarak çıkartırız, böylece yetişip erginlik çağına varırsınız. Kiminiz öldürülür, kiminiz de ömrünün en fena zamanına ulaştırılır ki, bilirken birşey bilmez olur. Yeryüzünü görürsün ki kupkurudur; fakat Biz ona su indirdiğimiz zaman harekete geçer, kabarır, her güzel bitkiden çift çift yetiştirir.[5]
قُلْ
لَا
يَعْلَمُ
مَنْ
فِي
السَّمٰوَاتِ
وَالْاَرْضِ
الْغَيْبَ
اِلَّا
اللّٰهُۜ
وَمَا
يَشْعُرُونَ
اَيَّانَ
يُبْعَثُونَ
De ki: «Göklerde ve yerde gaybı Allah’tan başka bilen yoktur.» Ne zaman diriltileceklerini de bilmezler.[65]
وَقَالَ
الَّذ۪ينَ
اُو۫تُوا
الْعِلْمَ
وَالْا۪يمَانَ
لَقَدْ
لَبِثْتُمْ
ف۪ي
كِتَابِ
اللّٰهِ
اِلٰى
يَوْمِ
الْبَعْثِۘ
فَهٰذَا
يَوْمُ
الْبَعْثِ
وَلٰكِنَّكُمْ
كُنْتُمْ
لَا
تَعْلَمُونَ
Kendilerine ilim ve iman verilenler; «And olsun ki, siz Allah’ın yazısında mevcut yeniden dirilme gününe kadar kaldınız. İşte bu yeniden dirilme günüdür, fakat sizler anlamıyordunuz» derler.[56]
هُوَ
الَّذ۪ي
بَعَثَ
فِي
الْاُمِّيّ۪نَ
رَسُولاً
مِنْهُمْ
يَتْلُوا
عَلَيْهِمْ
اٰيَاتِه۪
وَيُزَكّ۪يهِمْ
وَيُعَلِّمُهُمُ
الْكِتَابَ
وَالْحِكْمَةَۗ
وَاِنْ
كَانُوا
مِنْ
قَبْلُ
لَف۪ي
ضَلَالٍ
مُب۪ينٍۙ
Kitapsız (okuma-yazma bilmeyen) kimseler arasından, kendilerine ayetlerini okuyan, onları arıtan, onlara Kitabı ve hikmeti öğreten bir Peygamber gönderen O’dur. Onlar, daha önce, şüphesiz apaçık bir sapıklık içinde idiler.[2]
Yükleniyor...