أ

535ayette
600kez geçiyor
76/114surede
3farklı kelime
Mekkî / Medenî
Mekkî %79 · Medenî %21
İlk inen ayet (nüzul sırasıyla) Alak 9 1. inen sure En çok geçtiği sure Bakara 40 kez

Kelime ailesi

Bu kökten türeyen farklı kelimeler. Tıklayınca geçtiği ayetler listelenir.

KelimeTürVezinAnlamAdet
اَلَمْ Harfi İstfiham أَلَمْ Değil mi? 507
يُق۪يمَا Zamir فَعَلَا İkisi doğru uygular 87
ءَاَنْذَرْتَهُمْ Harfi Tesviye أَأَفْعَلْتَهُمْ Onları uyarman 6

Anlam yelpazesi

Kökün kelimelerinin Türkçe karşılıkları.

Diğer 234 anlam
Kesinlikle siz mi? 4 Bize geldin mi? 4 Hesap eder mi? 4 -sa de, -se de mi? 3 İkisi doğru uygular 3 Kulluk eder misiniz? 3 Söyler misiniz? 3 Gelir misiniz? 3 Hemen ikisi ayrıldı 3 Onları uyarman 2 İkiniz yaklaşmayın 2 İkiniz olmanız sebebiyle 2 İkisi oldu 2 Hemen -meyecek mi? 2 Edindiniz mi? 2 Her zaman mı? 2 Size haber vereyim mi? 2 İrade eder misiniz? 2 Size söylüyorum, gördün mü? 2 İki erkek mi? 2 İkiniz olursunuz 2 Ve ikisi yapmaya başladı 2 İkisi söyledi 2 Şaşırdınız mı? 2 Güvendi mi? 2 Güvendiler mi? 2 Şimdi mi? 2 Allah mı? 2 Sihir mi? 2 Kesinlikle sen mi? 2 Batıla mı? 2 Hemen ikisi buldu 2 Hesap etti mi? 2 İkiniz gidin 2 Hemen ikiniz söyleyin 2 -se mi? 2 Bu mu? 2 Yakın mı? 2 Güvenir miyiz? 2 Öyleyse -meyecek/-mayacak mı? 2 O mu? 2 Azabımızı mı? 2 İkisi birbirine arka çıktı 2 İkisi seninle uğraştı 2 Sizin atalarınız 2 Ölümlü mü? 2 İkisi birbirine dokunur 2 İman mı edelim? 1 Sen kılar mısın? 1 Ve ikiniz yiyin 1 Emreder misiniz? 1 Değiştirmek mi istiyorsunuz? 1 Bizi edinir misin? 1 Ümit eder misiniz? 1 Onlara çokca anlatır mısınız? 1 İnanır mısınız? 1 İkisi söyler 1 İkiniz temizleyin 1 Bizimle tartışıyor musunuz? 1 İkisi korkar 1 İkisi birbirine döner 1 İkisi zannetti 1 İkisi irade etti 1 Arzu eder mi? 1 İkisi olur 1 Teslim ettiniz mi? 1 Size emreder mi? 1 Kabul ettiniz mi? 1 Örttünüz mü? 1 İkisi yılar 1 -meyecek mi? 1 Hemen mi? 1 -ınca 1 İkisi tevbe etti 1 Ve ikisi uyumlu yaptı 1 Onu alır mısınız? 1 İkisi irade eder 1 İkisi uyumlu yapar 1 İkisi ayrılığa düşer 1 Araştırırlar mı? 1 Hemen ikiniz vuruşun 1 İkisi yaklaştırdı 1 Aciz mi kaldım? 1 İkisi kazandı 1 Hüküm mü? 1 İse mi? 1 İkisi hak etti 1 Çağırır mıyız? 1 Edinir misin? 1 Benimle tartışıyor musunuz? 1 Hemen İkiniz yiyin 1 İkisi tattı 1 Benimle mücadele mi ediyorsunuz? 1 Bilir misiniz? 1 -se de, -sa da 1 Ve güvende oldu mu? 1 Bırakır mısın? 1 Acele ettiniz mi? 1 Bizi helak eder misin? 1 Değil miyim? 1 Hemen bizi helak eder misin? 1 İkisi çağırdı 1 Ortak ediyorlar mı? 1 Onları çağırmanız 1 Onlara mı? 1 Onlardan çekiniyor musunuz? 1 Kıldınız mı? 1 Razı mı oldunuz? 1 Allah’la mı? 1 Oldu mu? 1 Haber veriyor musunuz? 1 Sonra mı? 1 Hak mı? 1 İkiniz yerleşin 1 İkiniz doğru olun 1 Sizi ona mecbur tutar mıyız? 1 Bize yasaklar mısın? 1 Doğurur muyum? 1 Şaşırır mısın? 1 Namazın mı? 1 Silahlı birliğim mi? 1 İkisi yarıştı 1 Ve ikisi buldular 1 Rabler mi? 1 Hakkında mı? 1 Katlanmamamız 1 Beni müjdelediniz mi? 1 Onu tutar mı? 1 Nimeti mi? 1 İkisi beni büyüttü 1 Size mi ayırdı? 1 Secde eder miyim? 1 Sana söylüyorum, gördün mü? 1 Güvende oldunuz mu? 1 Gönderdi mi? 1 Örttün mü? 1 Onu edinir misiniz? 1 İkisi ulaştı 1 İkisi unuttu 1 İkisi engeli aştı 1 Hemen ikisi geri döndü 1 İkisi bindi 1 Onu yardın mı? 1 İkisi karşılaştı 1 Öldürdün mü? 1 İkisi geldi 1 İkisi yiyecek istedi 1 İkisi ulaşır 1 Ve ikisi çıkartır 1 Yüz çeviren mi? 1 Ve -meyecek/-mayacak mı? 1 Araştırarak bilgi sahibi oldu mu? 1 İkiniz ihmal etmeyin 1 İkiniz söyleyin 1 İkiniz korkmayın 1 İkiniz ona gelin 1 İkisi sizi çıkarır 1 Ve ikisi götürür 1 Uzadı mı? 1 Hemen isyan ettin mi? 1 İkisi yedi 1 İkiniz inin 1 Hemen gelir misiniz? 1 Sonra siz mi? 1 Bize getirdin mi? 1 Size vaat mı eder? 1 Hesap ederler mi? 1 Hesap ettiniz mi? 1 İçinde mi? 1 Sabreder misiniz? 1 Secde eder miyiz? 1 Hemen ikiniz götürün 1 Hemen ikiniz gelin 1 Kesinlikle mi? 1 Bina eder misiniz? 1 Öğüt vermen 1 Bırakılır mısınız? 1 Ve ikisi söyledi 1 Doğru söyledin mi? 1 Bana yardım eder misiniz? 1 Şükreder miyim? 1 Yolu bulur mu? 1 Bunun gibi mi? 1 Yalanladınız mı? 1 İrade eder misin? 1 Mi? 1 Uydurdu mu? 1 Biz mi? 1 İkisi kesintiye uğrar 1 Edinir miyim? 1 Doyurur muyuz? 1 Saptırma mı? 1 İkisi teslim etti 1 Çağırır mısınız? 1 Senin Rabbin için mi? 1 Seçip ayırdı mı? 1 Kıldı mı? 1 İndirildi mi? 1 Onları edindik mi? 1 Kibirlendin mi? 1 Sonra sen mi? 1 Öldürür müsünüz? 1 İkiniz gelin 1 İkisi bizi saptırdı 1 İkisinin olması için 1 Yabancı mı? 1 Vazgeçer miyiz? 1 Şahit mi oldular? 1 Ve ise mi? 1 Kıldık mı? 1 İlahlarımız mı? 1 İkiniz bana vaat mı edersiniz? 1 Sever mi? 1 Öğretir misiniz? 1 Yorulduk mu? 1 İkiniz koyun 1 Hemen ikiniz onu koyun 1 Birbirlerine önerdiler mi? 1 Onunla şüpheyle tartışır mısınız? 1 Size mi? 1 Onun katında mı? 1 -e mi? 1 Koyuldu mu? 1 Örtenleriniz mi? 1 Bununla mı? 1 Kaygılandınız mı? 1 Bağışlanma istemek 1 İkisi tevbe eder 1 İkisi korur 1 İkiniz girin 1 Güvendiniz mi? 1 Kılar mıyız? 1 Ümit eder mi? 1 Şer mi? 1

Kavram ağı

Aynı ayette en çok birlikte geçtiği kökler (ayet sayısı). Tıklayınca ortak ayetler listelenir.

Sure dağılımı

Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî

Vahiy sürecinde kullanım

Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.

1. inen: Alak — 4 kez 2. inen: Kalem — 2 kez 3. inen: Müzzemmil — 0 kez 4. inen: Müddessir — 0 kez 5. inen: Fâtiha — 0 kez 6. inen: Tebbet — 0 kez 7. inen: Tekvîr — 0 kez 8. inen: A’lâ — 0 kez 9. inen: Leyl — 0 kez 10. inen: Fecr — 1 kez 11. inen: Duhâ — 1 kez 12. inen: İnşirâh — 1 kez 13. inen: Asr — 0 kez 14. inen: Âdiyât — 1 kez 15. inen: Kevser — 0 kez 16. inen: Tekâsür — 0 kez 17. inen: Mâ’ûn — 1 kez 18. inen: Kâfirûn — 0 kez 19. inen: Fil — 2 kez 20. inen: Felâk — 0 kez 21. inen: Nâs — 0 kez 22. inen: İhlâs — 0 kez 23. inen: Necm — 6 kez 24. inen: Abese — 0 kez 25. inen: Kadr — 0 kez 26. inen: Şems — 0 kez 27. inen: Bürûc — 0 kez 28. inen: Tîn — 1 kez 29. inen: Kureyş — 0 kez 30. inen: Kâri’a — 0 kez 31. inen: Kıyâme — 4 kez 32. inen: Hümeze — 0 kez 33. inen: Mürselât — 3 kez 34. inen: Kâf — 5 kez 35. inen: Beled — 3 kez 36. inen: Târık — 0 kez 37. inen: Kamer — 3 kez 38. inen: Sâd — 4 kez 39. inen: A’râf — 38 kez 40. inen: Cin — 2 kez 41. inen: Yâsîn — 13 kez 42. inen: Furkân — 10 kez 43. inen: Fâtır — 6 kez 44. inen: Meryem — 6 kez 45. inen: Tâ-Hâ — 19 kez 46. inen: Vâkı’a — 12 kez 47. inen: Şu’arâ — 24 kez 48. inen: Neml — 18 kez 49. inen: Kasas — 11 kez 50. inen: İsrâ — 11 kez 51. inen: Yûnus — 22 kez 52. inen: Hûd — 15 kez 53. inen: Yûsuf — 10 kez 54. inen: Hicr — 2 kez 55. inen: En’âm — 22 kez 56. inen: Sâffât — 21 kez 57. inen: Lokman — 5 kez 58. inen: Sebe’ — 4 kez 59. inen: Zümer — 14 kez 60. inen: Mü’min — 5 kez 61. inen: Fussilet — 9 kez 62. inen: Şûrâ — 0 kez 63. inen: Zuhruf — 10 kez 64. inen: Duhân — 1 kez 65. inen: Câsiye — 3 kez 66. inen: Ahkâf — 6 kez 67. inen: Zâriyât — 3 kez 68. inen: Gâşiye — 1 kez 69. inen: Kehf — 23 kez 70. inen: Nahl — 9 kez 71. inen: Nûh — 1 kez 72. inen: İbrahim — 7 kez 73. inen: Enbiyâ — 15 kez 74. inen: Mü’minûn — 13 kez 75. inen: Secde — 8 kez 76. inen: Tûr — 1 kez 77. inen: Mülk — 7 kez 78. inen: Hâkka — 0 kez 79. inen: Me’âric — 1 kez 80. inen: Nebe’ — 1 kez 81. inen: Nâzi’ât — 3 kez 82. inen: İnfitâr — 0 kez 83. inen: İnşikâk — 0 kez 84. inen: Rûm — 3 kez 85. inen: Ankebût — 9 kez 86. inen: Mutaffifîn — 1 kez 87. inen: Bakara — 40 kez 88. inen: Enfâl — 0 kez 89. inen: Âl-i İmrân — 13 kez 90. inen: Ahzâb — 0 kez 91. inen: Mümtehine — 0 kez 92. inen: Nisâ — 18 kez 93. inen: Zilzâl — 0 kez 94. inen: Hadîd — 2 kez 95. inen: Muhammed — 3 kez 96. inen: Ra’d — 7 kez 97. inen: Rahmân — 0 kez 98. inen: İnsan — 0 kez 99. inen: Talâk — 0 kez 100. inen: Beyyine — 0 kez 101. inen: Haşr — 1 kez 102. inen: Nûr — 4 kez 103. inen: Hac — 6 kez 104. inen: Münâfikûn — 1 kez 105. inen: Mücâdele — 6 kez 106. inen: Hucurât — 2 kez 107. inen: Tahrîm — 4 kez 108. inen: Teğâbun — 2 kez 109. inen: Saff — 0 kez 110. inen: Cum’a — 0 kez 111. inen: Fetih — 0 kez 112. inen: Mâide — 13 kez 113. inen: Tevbe — 11 kez 114. inen: Nasr — 0 kez
← ilk inenson inen →

Ayetler

+ ر أ ي ile birlikte ✕ Süzgeci kaldır

108 ayet

اَلَمْ تَرَ اِلَى الَّذ۪ينَ خَرَجُوا مِنْ دِيَارِهِمْ وَهُمْ اُلُوفٌ حَذَرَ الْمَوْتِۖ فَقَالَ لَهُمُ اللّٰهُ مُوتُوا ثُمَّ اَحْيَاهُمْۜ اِنَّ اللّٰهَ لَذُو فَضْلٍ عَلَى النَّاسِ وَلٰكِنَّ اَكْثَرَ النَّاسِ لَا يَشْكُرُونَ
Binlerce kişinin memleketlerinden ölüm korkusuyla çıktıklarını görmedin mi? Allah onlara «Ölün» dedi. Sonra onları diriltti. Allah insanlara bol nimet verir, fakat insanların çoğu şükretmezler.[243]
اَلَمْ تَرَ اِلَى الْمَلَأِ مِنْ بَن۪ٓي اِسْرَٓائ۪لَ مِنْ بَعْدِ مُوسٰىۢ اِذْ قَالُوا لِنَبِيٍّ لَهُمُ ابْعَثْ لَنَا مَلِكاً نُقَاتِلْ ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِۜ قَالَ هَلْ عَسَيْتُمْ اِنْ كُتِبَ عَلَيْكُمُ الْقِتَالُ اَلَّا تُقَاتِلُواۜ قَالُوا وَمَا لَـنَٓا اَلَّا نُقَاتِلَ ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِ وَقَدْ اُخْرِجْنَا مِنْ دِيَارِنَا وَاَبْنَٓائِنَاۜ فَلَمَّا كُتِبَ عَلَيْهِمُ الْقِتَالُ تَوَلَّوْا اِلَّا قَل۪يلاً مِنْهُمْۜ وَاللّٰهُ عَل۪يمٌ بِالظَّالِم۪ينَ
Musa’dan sonra İsrailoğullarının ileri gelenlerini görmedin mi? Peygamberlerinden birine, «Bize bir hükümdar gönder de Allah yolunda savaşalım» demişlerdi. «Ya savaş size farz kılındığında gitmeyecek olursanız?» demişti. «Memleketimizden ve çocuklarımızdan uzaklaştırıldığımıza göre niye Allah yolunda savaşmıyalım?» demişlerdi. Ama savaş onlara farz kılınınca, az bir kısmı müstesna yüz cevirdiler. Allah zalimleri bilir.[246]
اَلَمْ تَرَ اِلَى الَّذ۪ي حَٓاجَّ اِبْرٰه۪يمَ ف۪ي رَبِّه۪ٓ اَنْ اٰتٰيهُ اللّٰهُ الْمُلْكَۢ اِذْ قَالَ اِبْرٰه۪يمُ رَبِّيَ الَّذ۪ي يُحْـي۪ وَيُم۪يتُۙ قَالَ اَنَا۬ اُحْـي۪ وَاُم۪يتُۜ قَالَ اِبْرٰه۪يمُ فَاِنَّ اللّٰهَ يَأْت۪ي بِالشَّمْسِ مِنَ الْمَشْرِقِ فَأْتِ بِهَا مِنَ الْمَغْرِبِ فَبُهِتَ الَّذ۪ي كَفَرَۜ وَاللّٰهُ لَا يَهْدِي الْقَوْمَ الظَّالِم۪ينَۚ
Allah kendisine mülk verdi diye İbrahim ile Rabbi hakkında tartışanı görmedin mi? İbrahim: «Rabbim, dirilten ve öldürendir» demişti. «Ben de diriltir ve öldürürüm» dedi; İbrahim, «Şüphesiz Allah güneşi doğudan getiriyor, sen de batıdan getirsene» dedi. İnkar eden şaşırıp kaldı. Allah zulmeden kimseleri doğru yola eriştirmez.[258]
وَاِذْ قَالَ اِبْرٰه۪يمُ رَبِّ اَرِن۪ي كَيْفَ تُحْـيِ الْمَوْتٰىۜ قَالَ اَوَلَمْ تُؤْمِنْۜ قَالَ بَلٰى وَلٰكِنْ لِيَطْمَئِنَّ قَلْب۪يۜ قَالَ فَخُذْ اَرْبَعَةً مِنَ الطَّيْرِ فَصُرْهُنَّ اِلَيْكَ ثُمَّ اجْعَلْ عَلٰى كُلِّ جَبَلٍ مِنْهُنَّ جُزْءاً ثُمَّ ادْعُهُنَّ يَأْت۪ينَكَ سَعْياًۜ وَاعْلَمْ اَنَّ اللّٰهَ عَز۪يزٌ حَك۪يمٌ۟
İbrahim: «Rabbim! Ölüleri nasıl dirilttiğini bana göster» dediğinde, «İnanmıyor musun?» deyince de, «Hayır öyle değil, fakat kalbim iyice kansın» demişti. «Öyleyse dört çeşit kuş al, onları kendine alıştır, sonra onları parçalayıp her dağın üzerine bir parça koy, sonra onları çağır; koşarak sana gelirler. O halde Allah’ın güçlü ve Hakim olduğunu bil» demişti.[260]
اَلَمْ تَرَ اِلَى الَّذ۪ينَ اُو۫تُوا نَص۪يباً مِنَ الْكِتَابِ يُدْعَوْنَ اِلٰى كِتَابِ اللّٰهِ لِيَحْكُمَ بَيْنَهُمْ ثُمَّ يَتَوَلّٰى فَر۪يقٌ مِنْهُمْ وَهُمْ مُعْرِضُونَ
Kendilerine Kitapdan bir pay verilenleri, görmedin mi? Onlar aralarında hüküm vermek için Allah’ın Kitabına çağırılmışlar, sonra onlardan bir takımı dönmüşlerdir. Onlar temelli yüz çevirenlerdir.[23]
اَلَمْ تَرَ اِلَى الَّذ۪ينَ اُو۫تُوا نَص۪يباً مِنَ الْكِتَابِ يَشْتَرُونَ الضَّلَالَةَ وَيُر۪يدُونَ اَنْ تَضِلُّوا السَّب۪يلَۜ
Kendilerine Kitap’dan bir pay verilenlerin sapıklığı satın aldıklarını ve sizin yolu sapıtmanızı istediklerini görmüyor musun?[44]
اَلَمْ تَرَ اِلَى الَّذ۪ينَ يُزَكُّونَ اَنْفُسَهُمْۜ بَلِ اللّٰهُ يُزَكّ۪ي مَنْ يَشَٓاءُ وَلَا يُظْلَمُونَ فَت۪يلاً
Kendilerini temize çıkaranları görmedin mi? Allah dilediğini temize çıkarır ve kendilerine kıl kadar haksızlık yapmaz.[49]
اَلَمْ تَرَ اِلَى الَّذ۪ينَ اُو۫تُوا نَص۪يباً مِنَ الْكِتَابِ يُؤْمِنُونَ بِالْجِبْتِ وَالطَّاغُوتِ وَيَقُولُونَ لِلَّذ۪ينَ كَفَرُوا هٰٓؤُ۬لَٓاءِ اَهْدٰى مِنَ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا سَب۪يلاً
Kendilerine kitap verilmiş olanların, puta ve şeytana kanıp, inkar edenlere: «Bunlar, inananlardan daha doğru yoldadırlar» dediklerini görmedin mi?[51]
اَلَمْ تَرَ اِلَى الَّذ۪ينَ يَزْعُمُونَ اَنَّهُمْ اٰمَنُوا بِمَٓا اُنْزِلَ اِلَيْكَ وَمَٓا اُنْزِلَ مِنْ قَبْلِكَ يُر۪يدُونَ اَنْ يَتَحَاكَمُٓوا اِلَى الطَّاغُوتِ وَقَدْ اُمِرُٓوا اَنْ يَكْفُرُوا بِه۪ۜ وَيُر۪يدُ الشَّيْطَانُ اَنْ يُضِلَّهُمْ ضَلَالاً بَع۪يداً
Sana indirilen Kuran’a ve senden önce indirilenlere inandıklarını iddia edenleri görmüyor musun? Putlarının önünde muhakeme olunmalarını isterler. Oysa, onları tanımamakla emr olunmuşlardı. Şeytan onları derin bir sapıklığa saptırmak ister.[60]
اَلَمْ تَرَ اِلَى الَّذ۪ينَ ق۪يلَ لَهُمْ كُفُّٓوا اَيْدِيَكُمْ وَاَق۪يمُوا الصَّلٰوةَ وَاٰتُوا الزَّكٰوةَۚ فَلَمَّا كُتِبَ عَلَيْهِمُ الْقِتَالُ اِذَا فَر۪يقٌ مِنْهُمْ يَخْشَوْنَ النَّاسَ كَخَشْيَةِ اللّٰهِ اَوْ اَشَدَّ خَشْيَةًۚ وَقَالُوا رَبَّنَا لِمَ كَتَبْتَ عَلَيْنَا الْقِتَالَۚ لَوْلَٓا اَخَّرْتَنَٓا اِلٰٓى اَجَلٍ قَر۪يبٍۜ قُلْ مَتَاعُ الدُّنْيَا قَل۪يلٌۚ وَالْاٰخِرَةُ خَيْرٌ لِمَنِ اتَّقٰى وَلَا تُظْلَمُونَ فَت۪يلاً
Kendilerine: «Elinizi savaştan çekin, namaz kılın, zekat verin» denenleri görmedin mi? Onlara savaş farz kılındığında, içlerinden bir takımı hemen, insanlardan, Allah’tan korkar gibi, hatta daha çok korkarlar ve «Rabbimiz! Bize savaşı niçin farz kıldın, bizi yakın bir zamana kadar tehir edemez miydin?» derler. De ki: «Dünya geçimliği azdır, ahiret, Allah’a karşı gelmekten sakınan için hayırlıdır, size zerre kadar zulmedilmez».[77]
فَبَعَثَ اللّٰهُ غُرَاباً يَبْحَثُ فِي الْاَرْضِ لِيُرِيَهُ كَيْفَ يُوَار۪ي سَوْاَةَ اَخ۪يهِۜ قَالَ يَا وَيْلَتٰٓى اَعَجَزْتُ اَنْ اَكُونَ مِثْلَ هٰذَا الْغُرَابِ فَاُوَارِيَ سَوْاَةَ اَخ۪يۚ فَاَصْبَحَ مِنَ النَّادِم۪ينَۚۛ
Allah, kardeşinin ölüsünü nasıl gömeceğini göstermek üzere, ona yeri eşeleyen bir karga gönderdi. «Bana yazıklar olsun! Kardeşimin ölüsünü örtmek için bu karga kadar olmaktan aciz kaldım» dedi de ettiğine yananlardan oldu.[31]
اَلَمْ يَرَوْا كَمْ اَهْلَكْنَا مِنْ قَبْلِهِمْ مِنْ قَرْنٍ مَكَّنَّاهُمْ فِي الْاَرْضِ مَا لَمْ نُمَكِّنْ لَكُمْ وَاَرْسَلْنَا السَّمَٓاءَ عَلَيْهِمْ مِدْرَاراًۖ وَجَعَلْنَا الْاَنْهَارَ تَجْر۪ي مِنْ تَحْتِهِمْ فَاَهْلَكْنَاهُمْ بِذُنُوبِهِمْ وَاَنْشَأْنَا مِنْ بَعْدِهِمْ قَرْناً اٰخَر۪ينَ
Onlardan önce nice nesilleri yok ettiğimizi görmediler mi? Onları, sizi yerleştirmediğimiz bir şekilde yeryüzüne yerleştirmiş, gökten bol yağmur yağdırmış, altlarından ırmaklar akıtmıştık. Fakat onları günahlarından ötürü yok ettik ve ardlarından başka bir nesil yetiştirdik.[6]
وَلَوْ تَرٰٓى اِذْ وُقِفُوا عَلٰى رَبِّهِمْۜ قَالَ اَلَيْسَ هٰذَا بِالْحَقِّۜ قَالُوا بَلٰى وَرَبِّنَاۜ قَالَ فَذُوقُوا الْعَذَابَ بِمَا كُنْتُمْ تَكْفُرُونَ۟
Onları, Rablerinin huzuruna çıkarıldıkları zaman bir görsen! Allah: «Bu gerçek değil mi?» der; onlar, «Evet, Rabbimiz hakkı için gerçektir» derler. Allah da «Öyleyse inkar etmenizden ötürü azabı tadın» der.[30]
قُلْ اَرَاَيْتَكُمْ اِنْ اَتٰيكُمْ عَذَابُ اللّٰهِ اَوْ اَتَتْكُمُ السَّاعَةُ اَغَيْرَ اللّٰهِ تَدْعُونَۚ اِنْ كُنْتُمْ صَادِق۪ينَ
De ki, «Üzerinize Allah’ın azabı gelse veya kıyamet saati size gelse, Allah’tan başkasına mı yalvarırsınız? Doğru iseniz bana bildirin».[40]
قُلْ اَرَاَيْتُمْ اِنْ اَخَذَ اللّٰهُ سَمْعَكُمْ وَاَبْصَارَكُمْ وَخَتَمَ عَلٰى قُلُوبِكُمْ مَنْ اِلٰهٌ غَيْرُ اللّٰهِ يَأْت۪يكُمْ بِهِۜ اُنْظُرْ كَيْفَ نُصَرِّفُ الْاٰيَاتِ ثُمَّ هُمْ يَصْدِفُونَ
De ki: «Gördünüz mü? Allah, işitmenizi, gözlerinizi alsa, kalblerinizi kapasa, Allah’tan başka hangi tanrı onu sizlere getirebilir?» Ayetleri nasıl türlü türlü açıkladığımıza bir baksana, sonra da onlar yüz çevirirler.[46]
قُلْ اَرَاَيْتَكُمْ اِنْ اَتٰيكُمْ عَذَابُ اللّٰهِ بَغْتَةً اَوْ جَهْرَةً هَلْ يُهْلَكُ اِلَّا الْقَوْمُ الظَّالِمُونَ
De ki: «Allah’ın azabı size ansızın veya açıkça gelirse, zalimlerden başkası mı yok olur? Bana bildirin.»[47]
وَاِذْ قَالَ اِبْرٰه۪يمُ لِاَب۪يهِ اٰزَرَ اَتَـتَّخِذُ اَصْنَاماً اٰلِهَةًۚ اِنّ۪ٓي اَرٰيكَ وَقَوْمَكَ ف۪ي ضَلَالٍ مُب۪ينٍ
İbrahim, babası Azer’e, «Putları tanrı olarak mı benimsiyorsun? Doğrusu ben seni ve milletini açık bir sapıklık içinde görüyorum» demişti.[74]
وَاتَّخَذَ قَوْمُ مُوسٰى مِنْ بَعْدِه۪ مِنْ حُلِيِّهِمْ عِجْلاً جَسَداً لَهُ خُوَارٌۜ اَلَمْ يَرَوْا اَنَّهُ لَا يُكَلِّمُهُمْ وَلَا يَهْد۪يهِمْ سَب۪يلاًۢ اِتَّخَذُوهُ وَكَانُوا ظَالِم۪ينَ
Musa’nın ardından milleti, ziynet takımlarından, canlıymış gibi böğüren bir buzağı heykeli yaparak onu tanrı edindiler. O buzağının kendileriyle konuşmadığını ve yol da göstermediğini görmediler mi? Onu tanrı olarak benimseyip kendilerine yazık ettiler.[148]
اَوَلَا يَرَوْنَ اَنَّهُمْ يُفْتَنُونَ ف۪ي كُلِّ عَامٍ مَرَّةً اَوْ مَرَّتَيْنِ ثُمَّ لَا يَتُوبُونَ وَلَا هُمْ يَذَّكَّرُونَ
Onlar, yılda bir iki defa belaya uğratılıp imtihana çekildiklerini görmüyorlar mı? Böyleyken yine tevbe etmiyorlar, ibret de almıyorlar.[126]
قُلْ اَرَاَيْتُمْ اِنْ اَتٰيكُمْ عَذَابُهُ بَيَاتاً اَوْ نَهَاراً مَاذَا يَسْتَعْجِلُ مِنْهُ الْمُجْرِمُونَ
De ki: «Allah’ın azabı size gece veya gündüz gelirse, ne yaparsınız? Suçlular neye bunda acele ediyorlar?»[50]
Yükleniyor...