أ
535ayette
600kez geçiyor
76/114surede
3farklı kelime
Mekkî / Medenî
Mekkî %79 · Medenî %21
İlk inen ayet (nüzul sırasıyla)
Alak 9
1. inen sure
En çok geçtiği sure
Bakara
40 kez
Kelime ailesi
Bu kökten türeyen farklı kelimeler. Tıklayınca geçtiği ayetler listelenir.
| Kelime | Tür | Vezin | Anlam | Adet |
|---|---|---|---|---|
| اَلَمْ | Harfi İstfiham | أَلَمْ | Değil mi? | 507 |
| يُق۪يمَا | Zamir | فَعَلَا | İkisi doğru uygular | 87 |
| ءَاَنْذَرْتَهُمْ | Harfi Tesviye | أَأَفْعَلْتَهُمْ | Onları uyarman | 6 |
Anlam yelpazesi
Kökün kelimelerinin Türkçe karşılıkları.
Değil mi? 137
-meyecek/-mayacak mı? 58
Gördünüz mü? 21
Kimse mi? 18
Zaman mı? 12
Kesinlikle biz mi? 11
Gördün mü? 10
Başkası mı? 8
Siz mi? 7
Sen mi? 7
Onlar mı? 5
İlah mı? 5
Ve değil mi? 4
Bunlar mı? 4
Diğer 234 anlam
Kesinlikle siz mi? 4
Bize geldin mi? 4
Hesap eder mi? 4
-sa de, -se de mi? 3
İkisi doğru uygular 3
Kulluk eder misiniz? 3
Söyler misiniz? 3
Gelir misiniz? 3
Hemen ikisi ayrıldı 3
Onları uyarman 2
İkiniz yaklaşmayın 2
İkiniz olmanız sebebiyle 2
İkisi oldu 2
Hemen -meyecek mi? 2
Edindiniz mi? 2
Her zaman mı? 2
Size haber vereyim mi? 2
İrade eder misiniz? 2
Size söylüyorum, gördün mü? 2
İki erkek mi? 2
İkiniz olursunuz 2
Ve ikisi yapmaya başladı 2
İkisi söyledi 2
Şaşırdınız mı? 2
Güvendi mi? 2
Güvendiler mi? 2
Şimdi mi? 2
Allah mı? 2
Sihir mi? 2
Kesinlikle sen mi? 2
Batıla mı? 2
Hemen ikisi buldu 2
Hesap etti mi? 2
İkiniz gidin 2
Hemen ikiniz söyleyin 2
-se mi? 2
Bu mu? 2
Yakın mı? 2
Güvenir miyiz? 2
Öyleyse -meyecek/-mayacak mı? 2
O mu? 2
Azabımızı mı? 2
İkisi birbirine arka çıktı 2
İkisi seninle uğraştı 2
Sizin atalarınız 2
Ölümlü mü? 2
İkisi birbirine dokunur 2
İman mı edelim? 1
Sen kılar mısın? 1
Ve ikiniz yiyin 1
Emreder misiniz? 1
Değiştirmek mi istiyorsunuz? 1
Bizi edinir misin? 1
Ümit eder misiniz? 1
Onlara çokca anlatır mısınız? 1
İnanır mısınız? 1
İkisi söyler 1
İkiniz temizleyin 1
Bizimle tartışıyor musunuz? 1
İkisi korkar 1
İkisi birbirine döner 1
İkisi zannetti 1
İkisi irade etti 1
Arzu eder mi? 1
İkisi olur 1
Teslim ettiniz mi? 1
Size emreder mi? 1
Kabul ettiniz mi? 1
Örttünüz mü? 1
İkisi yılar 1
-meyecek mi? 1
Hemen mi? 1
-ınca 1
İkisi tevbe etti 1
Ve ikisi uyumlu yaptı 1
Onu alır mısınız? 1
İkisi irade eder 1
İkisi uyumlu yapar 1
İkisi ayrılığa düşer 1
Araştırırlar mı? 1
Hemen ikiniz vuruşun 1
İkisi yaklaştırdı 1
Aciz mi kaldım? 1
İkisi kazandı 1
Hüküm mü? 1
İse mi? 1
İkisi hak etti 1
Çağırır mıyız? 1
Edinir misin? 1
Benimle tartışıyor musunuz? 1
Hemen İkiniz yiyin 1
İkisi tattı 1
Benimle mücadele mi ediyorsunuz? 1
Bilir misiniz? 1
-se de, -sa da 1
Ve güvende oldu mu? 1
Bırakır mısın? 1
Acele ettiniz mi? 1
Bizi helak eder misin? 1
Değil miyim? 1
Hemen bizi helak eder misin? 1
İkisi çağırdı 1
Ortak ediyorlar mı? 1
Onları çağırmanız 1
Onlara mı? 1
Onlardan çekiniyor musunuz? 1
Kıldınız mı? 1
Razı mı oldunuz? 1
Allah’la mı? 1
Oldu mu? 1
Haber veriyor musunuz? 1
Sonra mı? 1
Hak mı? 1
İkiniz yerleşin 1
İkiniz doğru olun 1
Sizi ona mecbur tutar mıyız? 1
Bize yasaklar mısın? 1
Doğurur muyum? 1
Şaşırır mısın? 1
Namazın mı? 1
Silahlı birliğim mi? 1
İkisi yarıştı 1
Ve ikisi buldular 1
Rabler mi? 1
Hakkında mı? 1
Katlanmamamız 1
Beni müjdelediniz mi? 1
Onu tutar mı? 1
Nimeti mi? 1
İkisi beni büyüttü 1
Size mi ayırdı? 1
Secde eder miyim? 1
Sana söylüyorum, gördün mü? 1
Güvende oldunuz mu? 1
Gönderdi mi? 1
Örttün mü? 1
Onu edinir misiniz? 1
İkisi ulaştı 1
İkisi unuttu 1
İkisi engeli aştı 1
Hemen ikisi geri döndü 1
İkisi bindi 1
Onu yardın mı? 1
İkisi karşılaştı 1
Öldürdün mü? 1
İkisi geldi 1
İkisi yiyecek istedi 1
İkisi ulaşır 1
Ve ikisi çıkartır 1
Yüz çeviren mi? 1
Ve -meyecek/-mayacak mı? 1
Araştırarak bilgi sahibi oldu mu? 1
İkiniz ihmal etmeyin 1
İkiniz söyleyin 1
İkiniz korkmayın 1
İkiniz ona gelin 1
İkisi sizi çıkarır 1
Ve ikisi götürür 1
Uzadı mı? 1
Hemen isyan ettin mi? 1
İkisi yedi 1
İkiniz inin 1
Hemen gelir misiniz? 1
Sonra siz mi? 1
Bize getirdin mi? 1
Size vaat mı eder? 1
Hesap ederler mi? 1
Hesap ettiniz mi? 1
İçinde mi? 1
Sabreder misiniz? 1
Secde eder miyiz? 1
Hemen ikiniz götürün 1
Hemen ikiniz gelin 1
Kesinlikle mi? 1
Bina eder misiniz? 1
Öğüt vermen 1
Bırakılır mısınız? 1
Ve ikisi söyledi 1
Doğru söyledin mi? 1
Bana yardım eder misiniz? 1
Şükreder miyim? 1
Yolu bulur mu? 1
Bunun gibi mi? 1
Yalanladınız mı? 1
İrade eder misin? 1
Mi? 1
Uydurdu mu? 1
Biz mi? 1
İkisi kesintiye uğrar 1
Edinir miyim? 1
Doyurur muyuz? 1
Saptırma mı? 1
İkisi teslim etti 1
Çağırır mısınız? 1
Senin Rabbin için mi? 1
Seçip ayırdı mı? 1
Kıldı mı? 1
İndirildi mi? 1
Onları edindik mi? 1
Kibirlendin mi? 1
Sonra sen mi? 1
Öldürür müsünüz? 1
İkiniz gelin 1
İkisi bizi saptırdı 1
İkisinin olması için 1
Yabancı mı? 1
Vazgeçer miyiz? 1
Şahit mi oldular? 1
Ve ise mi? 1
Kıldık mı? 1
İlahlarımız mı? 1
İkiniz bana vaat mı edersiniz? 1
Sever mi? 1
Öğretir misiniz? 1
Yorulduk mu? 1
İkiniz koyun 1
Hemen ikiniz onu koyun 1
Birbirlerine önerdiler mi? 1
Onunla şüpheyle tartışır mısınız? 1
Size mi? 1
Onun katında mı? 1
-e mi? 1
Koyuldu mu? 1
Örtenleriniz mi? 1
Bununla mı? 1
Kaygılandınız mı? 1
Bağışlanma istemek 1
İkisi tevbe eder 1
İkisi korur 1
İkiniz girin 1
Güvendiniz mi? 1
Kılar mıyız? 1
Ümit eder mi? 1
Şer mi? 1
Kavram ağı
Aynı ayette en çok birlikte geçtiği kökler (ayet sayısı). Tıklayınca ortak ayetler listelenir.
Sure dağılımı
Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
Vahiy sürecinde kullanım
Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.
← ilk inenson inen →
Ayetler
+ ش ي أ ile birlikte ✕ Süzgeci kaldır
56 ayet
وَقُلْنَا
يَٓا اٰدَمُ
اسْكُنْ
اَنْتَ
وَزَوْجُكَ
الْجَنَّةَ
وَكُلَا
مِنْهَا
رَغَداً
حَيْثُ
شِئْتُمَاۖ
وَلَا
تَقْرَبَا
هٰذِهِ
الشَّجَرَةَ
فَتَكُونَا
مِنَ
الظَّالِم۪ينَ
«Ey Adem! Eşin ve sen cennette kal, orada olandan istediğiniz yerde bol bol yiyin, yalnız şu ağaca yaklaşmayın; yoksa zalimlerden olursunuz» dedik.[35]
مَا
نَنْسَخْ
مِنْ
اٰيَةٍ
اَوْ
نُنْسِهَا
نَأْتِ
بِخَيْرٍ
مِنْهَٓا
اَوْ
مِثْلِهَاۜ
اَلَمْ
تَعْلَمْ
اَنَّ
اللّٰهَ
عَلٰى
كُلِّ
شَيْءٍ
قَد۪يرٌ
Herhangi bir ayetin hükmünü yürürlükten kaldırır veya unutturursak, onun yerine daha hayırlısını veya onun benzerini getiririz. Allah’ın her şeye kadir olduğunu bilmez misin?[106]
وَاِذَا
ق۪يلَ
لَهُمُ
اتَّبِعُوا
مَٓا
اَنْزَلَ
اللّٰهُ
قَالُوا
بَلْ
نَـتَّبِـعُ
مَٓا
اَلْفَيْنَا
عَلَيْهِ
اٰبَٓاءَنَاۜ
اَوَلَوْ
كَانَ
اٰبَٓاؤُ۬هُمْ
لَا
يَعْقِلُونَ
شَيْـٔاً
وَلَا
يَهْتَدُونَ
Onlara: «Allah’ın indirdiğine uyun» denilince, «Hayır, atalarımızı yapar bulduğumuz şeye uyarız» derler; ya ataları bir şey akledemeyen ve doğru olmayan kimseler idiyseler?[170]
اَلطَّـلَاقُ
مَرَّتَانِۖ
فَاِمْسَاكٌ
بِمَعْرُوفٍ
اَوْ
تَسْر۪يحٌ
بِاِحْسَانٍۜ
وَلَا
يَحِلُّ
لَكُمْ
اَنْ
تَأْخُذُوا
مِمَّٓا
اٰتَيْتُمُوهُنَّ
شَيْـٔاً
اِلَّٓا
اَنْ
يَخَافَٓا
اَلَّا
يُق۪يمَا
حُدُودَ
اللّٰهِۜ
فَاِنْ
خِفْتُمْ
اَلَّا
يُق۪يمَا
حُدُودَ
اللّٰهِۙ
فَلَا
جُنَاحَ
عَلَيْهِمَا
ف۪يمَا
افْتَدَتْ
بِه۪ۜ
تِلْكَ
حُدُودُ
اللّٰهِ
فَلَا
تَعْتَدُوهَاۚ
وَمَنْ
يَتَعَدَّ
حُدُودَ
اللّٰهِ
فَاُو۬لٰٓئِكَ
هُمُ
الظَّالِمُونَ
Boşanma iki defadır. Ya iyilikle tutma ya da iyilik yaparak bırakmadır. İkisi Allah’ın yasalarını koruyamamaktan korkmadıkça kadınlara verdiklerinizden (mehirden) bir şey almanız size helal değildir. Eğer Allah’ın yasalarını ikisi koruyamıyacaklar diye korkarsanız, o zaman kadının fidye vermesinde (mehrinden vazgeçerse) ikisine de günah yoktur. Bunlar Allah’ın yasalarıdır, onları bozmayın. Allah’ın yasalarını bozanlar ancak zalimlerdir.[229]
يَٓا اَيُّهَا
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُٓوا
اِذَا
تَدَايَنْتُمْ
بِدَيْنٍ
اِلٰٓى
اَجَلٍ
مُسَمًّى
فَاكْتُبُوهُۜ
وَلْيَكْتُبْ
بَيْنَكُمْ
كَاتِبٌ
بِالْعَدْلِۖ
وَلَا
يَأْبَ
كَاتِبٌ
اَنْ
يَكْتُبَ
كَمَا
عَلَّمَهُ
اللّٰهُ
فَلْيَكْتُبْۚ
وَلْيُمْلِلِ
الَّذ۪ي
عَلَيْهِ
الْحَقُّ
وَلْيَتَّقِ
اللّٰهَ
رَبَّهُ
وَلَا
يَبْخَسْ
مِنْهُ
شَيْـٔاًۜ
فَاِنْ
كَانَ
الَّذ۪ي
عَلَيْهِ
الْحَقُّ
سَف۪يهاً
اَوْ
ضَع۪يفاً
اَوْ
لَا
يَسْتَط۪يعُ
اَنْ
يُمِلَّ
هُوَ
فَلْيُمْلِلْ
وَلِيُّهُ
بِالْعَدْلِۜ
وَاسْتَشْهِدُوا
شَه۪يدَيْنِ
مِنْ
رِجَالِكُمْۚ
فَاِنْ
لَمْ
يَكُونَا
رَجُلَيْنِ
فَرَجُلٌ
وَامْرَاَتَانِ
مِمَّنْ
تَرْضَوْنَ
مِنَ
الشُّهَدَٓاءِ
اَنْ
تَضِلَّ
اِحْدٰيهُمَا
فَتُذَكِّرَ
اِحْدٰيهُمَا
الْاُخْرٰىۜ
وَلَا
يَأْبَ
الشُّهَدَٓاءُ
اِذَا
مَا
دُعُواۜ
وَلَا
تَسْـَٔمُٓوا
اَنْ
تَكْتُبُوهُ
صَغ۪يراً
اَوْ
كَب۪يراً
اِلٰٓى
اَجَلِه۪ۜ
ذٰلِكُمْ
اَقْسَطُ
عِنْدَ
اللّٰهِ
وَاَقْوَمُ
لِلشَّهَادَةِ
وَاَدْنٰٓى
اَلَّا
تَرْتَابُٓوا
اِلَّٓا
اَنْ
تَكُونَ
تِجَارَةً
حَاضِرَةً
تُد۪يرُونَهَا
بَيْنَكُمْ
فَلَيْسَ
عَلَيْكُمْ
جُنَاحٌ
اَلَّا
تَكْتُبُوهَاۜ
وَاَشْهِدُٓوا
اِذَا
تَبَايَعْتُمْۖ
وَلَا
يُضَٓارَّ
كَاتِبٌ
وَلَا
شَه۪يدٌۜ
وَاِنْ
تَفْعَلُوا
فَاِنَّهُ
فُسُوقٌ
بِكُمْۜ
وَاتَّقُوا
اللّٰهَۜ
وَيُعَلِّمُكُمُ
اللّٰهُۜ
وَاللّٰهُ
بِكُلِّ
شَيْءٍ
عَل۪يمٌ
Ey İnananlar! Birbirinize belirli bir süre için borçlandığınız zaman onu yazınız. İçinizden bir katip doğru olarak yazsın; katip onu Allah’ın kendisine öğrettiği gibi yazmaktan çekinmesin, yazsın. Borçlu olan da yazdırsın, Rabbi olan Allah’tan sakınsın, ondan bir şey eksiltmesin. Eğer borçlu, aptal veya aciz, ya da yazdıramıyacak durumda ise, velisi, doğru olarak yazdırsın. Erkeklerinizden iki şahid tutun; eğer iki erkek bulunmazsa, şahidlerden razı olacağınız bir erkek, biri unuttuğunda diğeri ona hatırlatacak iki kadın olabilir. Şahidler çağırıldıklarında çekinmesinler. Borç büyük veya küçük olsun, onu süresiyle beraber yazmaya üşenmeyin; bu, Allah katında en doğru, şahidlik için en sağlam ve şüphelenmenizden en uzak olandır. Ancak aranızdaki alışveriş peşin olursa, onu yazmamanızda size bir sorumluluk yoktur. Alışveriş yaptığınızda şahid tutun. Katibe de şahide de zarar verilmesin; eğer zarar verirseniz, o zaman doğru yoldan çıkmış olursunuz. Allah’tan sakının, Allah size öğretiyor; Allah her şeyi bilir.[282]
وَمَا
مُحَمَّدٌ
اِلَّا
رَسُولٌۚ
قَدْ
خَلَتْ
مِنْ
قَبْلِهِ
الرُّسُلُۜ
اَفَا۬ئِنْ
مَاتَ
اَوْ
قُتِلَ
انْقَلَبْتُمْ
عَلٰٓى
اَعْقَابِكُمْۜ
وَمَنْ
يَنْقَلِبْ
عَلٰى
عَقِبَيْهِ
فَلَنْ
يَضُرَّ
اللّٰهَ
شَيْـٔاًۜ
وَسَيَجْزِي
اللّٰهُ
الشَّاكِر۪ينَ
Muhammed ancak bir peygamberdir. Ondan önce de peygamberler geçmişti. Ölür veya öldürülürse geriye mi döneceksiniz? Geriye dönen, Allah’a hiçbir zarar vermez. Allah şükredenlerin mükafatını verecektir.[144]
اَوَلَمَّٓا
اَصَابَتْكُمْ
مُص۪يبَةٌ
قَدْ
اَصَبْتُمْ
مِثْلَيْهَاۙ
قُلْتُمْ
اَنّٰى
هٰذَاۜ
قُلْ
هُوَ
مِنْ
عِنْدِ
اَنْفُسِكُمْۜ
اِنَّ
اللّٰهَ
عَلٰى
كُلِّ
شَيْءٍ
قَد۪يرٌ
Başkalarını iki misline uğrattığınız bir musibete kendiniz uğrayınca mı: «Bu nereden?» dersiniz? De ki: «O, kendi tarafınızdandır». Doğrusu Allah her şeye Kadir’dir.[165]
وَاِنْ
اَرَدْتُمُ
اسْتِبْدَالَ
زَوْجٍ
مَكَانَ
زَوْجٍۙ
وَاٰتَيْتُمْ
اِحْدٰيهُنَّ
قِنْطَاراً
فَلَا
تَأْخُذُوا
مِنْهُ
شَيْـٔاًۜ
اَتَأْخُذُونَهُ
بُهْتَاناً
وَاِثْماً
مُب۪يناً
Bir eşin yerine başka bir eşi almak isterseniz, birincisine bir yük altın vermiş olsanız bile ondan bir şey almayın. İftira ederek ve apaçık günaha girerek ona verdiğinizi geri alır mısınız?[20]
اَلَمْ
تَرَ
اِلَى
الَّذ۪ينَ
يُزَكُّونَ
اَنْفُسَهُمْۜ
بَلِ
اللّٰهُ
يُزَكّ۪ي
مَنْ
يَشَٓاءُ
وَلَا
يُظْلَمُونَ
فَت۪يلاً
Kendilerini temize çıkaranları görmedin mi? Allah dilediğini temize çıkarır ve kendilerine kıl kadar haksızlık yapmaz.[49]
اَلَمْ
تَعْلَمْ
اَنَّ
اللّٰهَ
لَهُ
مُلْكُ
السَّمٰوَاتِ
وَالْاَرْضِ
يُعَذِّبُ
مَنْ
يَشَٓاءُ
وَيَغْفِرُ
لِمَنْ
يَشَٓاءُۜ
وَاللّٰهُ
عَلٰى
كُلِّ
شَيْءٍ
قَد۪يرٌ
Göklerin ve yerin hükümranlığının Allah’ın olduğunu bilmiyor musun? Dilediğine azabeder, dilediğini bağışlar. Allah her şeye Kadir’dir.[40]
وَاِذَا
ق۪يلَ
لَهُمْ
تَعَالَوْا
اِلٰى
مَٓا
اَنْزَلَ
اللّٰهُ
وَاِلَى
الرَّسُولِ
قَالُوا
حَسْبُنَا
مَا
وَجَدْنَا
عَلَيْهِ
اٰبَٓاءَنَاۜ
اَوَلَوْ
كَانَ
اٰبَٓاؤُ۬هُمْ
لَا
يَعْلَمُونَ
شَيْـٔاً
وَلَا
يَهْتَدُونَ
Onlara, «Gelin Allah’ın indirdiği Kitap’a ve peygambere uyun» dendiğinde, «Atalarımızı üzerinde bulduğumuz yol bize yeter» derler; ya ataları bir şey bilmeyen ve doğru yolda olmayan kimseler idiyseler?[104]
قُلْ
اَيُّ
شَيْءٍ
اَكْبَرُ
شَهَادَةًۜ
قُلِ
اللّٰهُ
شَه۪يدٌ
بَيْن۪ي
وَبَيْنَكُمْ
وَاُو۫حِيَ
اِلَيَّ
هٰذَا
الْقُرْاٰنُ
لِاُنْذِرَكُمْ
بِه۪
وَمَنْ
بَلَغَۜ
اَئِنَّكُمْ
لَتَشْهَدُونَ
اَنَّ
مَعَ
اللّٰهِ
اٰلِهَةً
اُخْرٰىۜ
قُلْ
لَٓا
اَشْهَدُۚ
قُلْ
اِنَّمَا
هُوَ
اِلٰهٌ
وَاحِدٌ
وَاِنَّن۪ي
بَر۪ٓيءٌ
مِمَّا
تُشْرِكُونَۢ
«Şahit olarak hangi şey daha büyüktür» de. «Allah benimle sizin aranızda şahiddir. Bu Kuran bana, sizi ve ulaştığı kimseleri uyarmam için vahyolundu; Allah’la beraber başka tanrılar bulunduğuna siz mi şahidlik ediyorsunuz?» de. «Ben şehadet etmem» de. «O ancak tek Tanrıdır, doğrusu ben ortak koşmanızdan uzağım» de.[19]
وَحَٓاجَّهُ
قَوْمُهُۜ
قَالَ
اَتُحَٓاجُّٓونّ۪ي
فِي
اللّٰهِ
وَقَدْ
هَدٰينِۜ
وَلَٓا
اَخَافُ
مَا
تُشْرِكُونَ
بِه۪ٓ
اِلَّٓا
اَنْ
يَشَٓاءَ
رَبّ۪ي
شَيْـٔاًۜ
وَسِعَ
رَبّ۪ي
كُلَّ
شَيْءٍ
عِلْماًۜ
اَفَلَا
تَتَذَكَّرُونَ
Milleti onunla tartışmaya girişti. «Beni doğru yola eriştirmişken, Allah hakkında benimle mi tartışıyorsunuz? O’na ortak koştuklarınızdan korkmuyorum, meğer ki Rabbim bir şeyi dilemiş ola. Rabbim ilimce her şeyi kuşatmıştır; hala öğüt kabul etmez misiniz?» dedi.[80]
قُلْ
اَغَيْرَ
اللّٰهِ
اَبْغ۪ي
رَباًّ
وَهُوَ
رَبُّ
كُلِّ
شَيْءٍۜ
وَلَا
تَكْسِبُ
كُلُّ
نَفْسٍ
اِلَّا
عَلَيْهَاۚ
وَلَا
تَزِرُ
وَازِرَةٌ
وِزْرَ
اُخْرٰىۚ
ثُمَّ
اِلٰى
رَبِّكُمْ
مَرْجِعُكُمْ
فَيُنَبِّئُكُمْ
بِمَا
كُنْتُمْ
ف۪يهِ
تَخْتَلِفُونَ
De ki: «Allah her şeyin Rabbi iken O’ndan başka bir rab mi arayayım? Herkesin kazandığı kendisinedir, kimse başkasının yükünü taşımaz; sonunda dönüşünüz Rabbinizedir, ayrılığa düştüğünüz şeyleri size bildirecektir.»[164]
وَيَٓا اٰدَمُ
اسْكُنْ
اَنْتَ
وَزَوْجُكَ
الْجَنَّةَ
فَكُلَا
مِنْ
حَيْثُ
شِئْتُمَا
وَلَا
تَقْرَبَا
هٰذِهِ
الشَّجَرَةَ
فَتَكُونَا
مِنَ
الظَّالِم۪ينَ
«Ey Adem! Sen ve eşin cennette kalın ve istediğiniz yerden yiyin, yalnız şu ağaca yaklaşmayın yoksa zalimlerden olursunuz.»[19]
اَوَلَمْ
يَهْدِ
لِلَّذ۪ينَ
يَرِثُونَ
الْاَرْضَ
مِنْ
بَعْدِ
اَهْلِهَٓا
اَنْ
لَوْ
نَشَٓاءُ
اَصَبْنَاهُمْ
بِذُنُوبِهِمْۚ
وَنَطْبَعُ
عَلٰى
قُلُوبِهِمْ
فَهُمْ
لَا
يَسْمَعُونَ
Kalblerini kapatıp mühürleriz de birşey duymazlar.[100]
وَاخْتَارَ
مُوسٰى
قَوْمَهُ
سَبْع۪ينَ
رَجُلاً
لِم۪يقَاتِنَاۚ
فَلَمَّٓا
اَخَذَتْهُمُ
الرَّجْفَةُ
قَالَ
رَبِّ
لَوْ
شِئْتَ
اَهْلَكْتَهُمْ
مِنْ
قَبْلُ
وَاِيَّايَۜ
اَتُهْلِكُنَا
بِمَا
فَعَلَ
السُّفَـهَٓاءُ
مِنَّاۚ
اِنْ
هِيَ
اِلَّا
فِتْنَتُكَۜ
تُضِلُّ
بِهَا
مَنْ
تَشَٓاءُ
وَتَهْد۪ي
مَنْ
تَشَٓاءُۜ
اَنْتَ
وَلِيُّنَا
فَاغْفِرْ
لَنَا
وَارْحَمْنَا
وَاَنْتَ
خَيْرُ
الْغَافِر۪ينَ
Musa, tayin ettiğimiz müddette milletinden yetmiş kişi seçti; onları sarsıntı tutunca dedi ki: «Rabbim! Dileseydin daha önce beni ve onları yok ederdin, aramızdaki beyinsizlerin yaptıklarından ötürü bizi yok eder misin? Bu, Senin imtihanından başka birşey değildir, bununla dilediğini saptırır, dilediğini doğru yola iletirsin; bizim dostumuz Sensin; bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bağışlayanların en iyisisin.»[155]
اَوَلَمْ
يَنْظُرُوا
ف۪ي
مَلَكُوتِ
السَّمٰوَاتِ
وَالْاَرْضِ
وَمَا
خَلَقَ
اللّٰهُ
مِنْ
شَيْءٍۙ
وَاَنْ
عَسٰٓى
اَنْ
يَكُونَ
قَدِ
اقْتَرَبَ
اَجَلُهُمْۚ
فَبِاَيِّ
حَد۪يثٍ
بَعْدَهُ
يُؤْمِنُونَ
Göklerin ve yerin hükümranlığını, Allah’ın yarattığı her şeyi ve ecellerinin yaklaşmış olması ihtimalini düşünmüyorlar mı? Bundan sonra hangi söze inanacaklar?[185]
اَيُشْرِكُونَ
مَا
لَا
يَخْلُقُ
شَيْـٔاً
وَهُمْ
يُخْلَقُونَۘ
Kendileri yaratılmışken, bir şey yaratamayan putları mı ortak koşuyorlar?[191]
قُلْ
لَوْ
شَٓاءَ
اللّٰهُ
مَا
تَلَوْتُهُ
عَلَيْكُمْ
وَلَٓا
اَدْرٰيكُمْ
بِه۪ۘ
فَقَدْ
لَبِثْتُ
ف۪يكُمْ
عُمُراً
مِنْ
قَبْلِه۪ۜ
اَفَلَا
تَعْقِلُونَ
De ki: «Allah dileseydi ben onu size okumazdım, size de bildirmemiş olurdu. Daha önce yıllarca aranızda bulundum, hiç düşünmüyor musunuz?»[16]
Yükleniyor...