أ خ ذ
244ayette
273kez geçiyor
55/114surede
26farklı kelime
Mekkî / Medenî
Mekkî %64 · Medenî %36
İlk inen ayet (nüzul sırasıyla)
Müzzemmil 9
3. inen sure
En çok geçtiği sure
A’râf
29 kez
Kelime ailesi
Bu kökten türeyen farklı kelimeler. Tıklayınca geçtiği ayetler listelenir.
| Kelime | Tür | Vezin | Anlam | Adet |
|---|---|---|---|---|
| اتَّخَذُوا | İftial Babı | افْتَعَلُوا | Edindiler | 72 |
| اَخَذْنَا | Feale-Yefulu | فَعَلْنَا | Aldık | 58 |
| يَتَّخِذَ | İftial Babı | يَفْتَعِلَ | Edinir | 23 |
| تَتَّخِذُوا | İftial Babı | تَفْتَعِلُوا | Edinmeyin | 21 |
| خُذُوا | Feale-Yefulu | اُفْعُلُوا | Alın | 20 |
| فَيَأْخُذَكُمْ | Feale-Yefulu | فَيَفْعُلَكُمْ | Sizi alması sebebiyle | 16 |
| فَاَخَذَتْهُمُ | Feale-Yefulu | فَفَعَلَتْهُمْ | Hemen onları aldı | 14 |
| تَأْخُذُوا | Feale-Yefulu | تَفْعُلُوا | Onu alırsınız | 10 |
| يُؤَاخِذُكُمُ | Faale Babı | يُفَاعِلُكُمْ | Sizi suçlar | 7 |
| يُؤْخَذُ | Feale-Yefulu | يُفْعَلُ | Alınır | 5 |
| وَاَخْذِهِمُ | İsim | وَفَعْلِهِمُ | Almak | 5 |
| نَتَّخِذَهُ | İftial Babı | نَفْتَعِلَهُ | Onu ediniriz | 5 |
| تُؤَاخِذْنَٓا | Faale Babı | تُفَاعِلْنَا | Bizi suçlama | 2 |
| فَخُذُوهُمْ | Feale-Yefulu | فَافْعُلُوهُمْ | Öyleyse onları alın | 2 |
| فَاتَّخَذَتْ | İftial Babı | فَافْتَعَلَتْ | Edindi | 2 |
| بِاتِّخَاذِكُمُ | İsim | بِافْتِعَالِكُمُ | Sizin edinmeniz sebebiyle | 1 |
| اَتَّخَذْتُمْ | İftial Babı | أَفْتَعَلْتُمْ | Edindiniz mi? | 1 |
| بِاٰخِذ۪يهِ | İsim | بِفَاعِلِيهِ | Onu alanlar | 1 |
| مُتَّخِذَاتِ | İsim | مُفْتَعِلَاتِ | Edinenler | 1 |
| مُتَّخِذ۪ٓي | İsim | مُفْتَعِلِي | Edinenler | 1 |
| فَاَخَذْنَاهُمْ | Feale-Yefulu | فَفَعَلْنَاهُمْ | Hemen onları aldık | 1 |
| نَأْخُذَ | Feale-Yefulu | نَفْعُلَ | Alırız | 1 |
| مُتَّخِذَ | İsim | مُفْتَعِلَ | Edinen | 1 |
| اٰخِذ۪ينَ | İsim | فَاعِلِينَ | Alanlar | 1 |
| اَخْذَةً | İsim | فَعْلَةً | Almak | 1 |
| اَخْذاً | İsim | فَعْلًا | Almak | 1 |
Anlam yelpazesi
Kökün kelimelerinin Türkçe karşılıkları.
Edindiler 23
Edindi 18
Hemen onları aldı 17
Edinmeyin 12
Aldık 11
Aldı 11
Edinir 10
Alın 5
Alınır 4
Edindiniz 4
Sizi suçlar 4
Edinirsiniz 4
Ve edindi 4
Edinirler 4
Diğer 104 anlam
Hemen onları aldık 4
Al 4
Almak 4
Onu aldı 3
Ve aldık 3
Sizi alması sebebiyle 3
Onları alır 3
Ve edindiler 3
Edindiniz mi? 2
Onu alır 2
Ve edinir 2
Onu alırsınız 2
Edinenler 2
Öyleyse onları alın 2
Ve alsınlar 2
Onu edindiler 2
Edinirim 2
Onları aldık 2
Onu edinirler 2
Onu alırlar 2
Onu ediniriz 2
Onları aldım 2
Suçlar 2
Ediniriz 2
Seni edinirler 2
Onu aldık 2
Onu alın 2
Sizin edinmeniz sebebiyle 1
Hemen sizi aldı 1
Bizi edinir misin? 1
Edinin 1
Alırsınız 1
Öyleyse al 1
Onu alanlar 1
Bizi suçlama 1
Hemen onları helak etti 1
Edinmesin 1
Ve aldınız 1
Almayın 1
Onu alır mısınız? 1
Ve aldılar 1
Ve alın 1
Elbette edineceğim 1
Ve onların almaları 1
Öyleyse onu alın 1
Onları edindiler 1
Beni edinin 1
Edinir misin? 1
Cezalandırdık 1
Hemen onu tut 1
Tutarlar 1
Ve tuttu 1
Onları aldı 1
Alırlar 1
Aldınız 1
Alındı 1
Ve onları alın 1
Ve alır 1
Tutan 1
Onu edindiniz 1
Ve aldı 1
Onun alışı 1
Alması 1
Hemen al 1
Alırız 1
Edin 1
Öyleyse elbette seni edindiler 1
Elbette edineceğiz 1
Onu edinir misiniz? 1
Edinen 1
Onları suçlar 1
Beni suçlama 1
Öyleyse elbette edindin 1
Alır 1
-mak 1
Onu al 1
-ma/-me 1
Öyleyse elbette onu edindik 1
Onu aldım 1
Onları edindiniz 1
Sizi alıkoymasın 1
Edindim 1
Edindin 1
Ve edinirsiniz 1
Ve onu edinir 1
yakalanırlar 1
Ve alındılar 1
Hemen onu edinin 1
Aldım 1
Edinir miyim? 1
Ve al 1
Onları edindik mi? 1
Onu almaları için 1
Hemen onları aldım 1
Edinmesi için 1
Ve onları aldık 1
Onu edindi 1
Onu almanız için 1
Alanlar 1
Hemen tutulur 1
Hemen onu alın 1
Öyleyse elbette aldık 1
Onu edin 1
Hemen onu aldık 1
Kavram ağı
Aynı ayette en çok birlikte geçtiği kökler (ayet sayısı). Tıklayınca ortak ayetler listelenir.
Sure dağılımı
Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
Vahiy sürecinde kullanım
Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.
← ilk inenson inen →
Ayetler
+ ك و ن ile birlikte ✕ Süzgeci kaldır
61 ayet
فَاَخَذْنَاهُ
وَجُنُودَهُ
فَنَبَذْنَاهُمْ
فِي
الْيَمِّۚ
فَانْظُرْ
كَيْفَ
كَانَ
عَاقِبَةُ
الظَّالِم۪ينَ
Biz de, onu ve askerlerini yakalayıp suya attık. Zalimlerin sonunun nasıl olduğuna bir bak.[40]
فَكُلاًّ
اَخَذْنَا
بِذَنْبِه۪ۚ
فَمِنْهُمْ
مَنْ
اَرْسَلْنَا
عَـلَيْهِ
حَـاصِباًۚ
وَمِنْهُمْ
مَنْ
اَخَذَتْهُ
الصَّيْحَةُۚ
وَمِنْهُمْ
مَنْ
خَسَفْنَا
بِهِ
الْاَرْضَۚ
وَمِنْهُمْ
مَنْ
اَغْرَقْنَاۚ
وَمَا
كَانَ
اللّٰهُ
لِيَظْلِمَهُمْ
وَلٰكِنْ
كَانُٓوا
اَنْفُسَهُمْ
يَظْلِمُونَ
Her birini günahı sebebiyle yakaladık; kimine taşlar savuran rüzgarlar gönderdik, kimini bir çığlık yok etti, kimini yerin dibine geçirdik, kimini de suda boğduk. Onlara, Allah zulmetmiyordu, fakat onlar kendilerine yazık ediyorlardı.[40]
مَثَلُ
الَّذ۪ينَ
اتَّخَذُوا
مِنْ
دُونِ
اللّٰهِ
اَوْلِيَٓاءَ
كَمَثَلِ
الْعَنْكَبُوتِۚ
اِتَّخَذَتْ
بَيْتاًۜ
وَاِنَّ
اَوْهَنَ
الْبُيُوتِ
لَبَيْتُ
الْعَنْكَبُوتِۢ
لَوْ
كَانُوا
يَعْلَمُونَ
Allah’tan başka dostlar edinenlerin durumu, kendine yuva yapan dişi örümceğin durumu gibidir. Evlerin en dayanıksızı ise şüphesiz örümceğin yuvasıdır. Keşke bilseler.[41]
وَلَوْ
تَرٰٓى
اِذْ
فَزِعُوا
فَلَا
فَوْتَ
وَاُخِذُوا
مِنْ
مَكَانٍ
قَر۪يبٍۙ
Onları korktukları zaman bir görsen; artık kurtuluş yoktur, cehenneme yakın bir yerde yakalanmışlardır. O zaman, «Allah’a inandık» derler ama, ahiret gibi uzak bir yerden imana nasıl kolayca ulaşırlar?[51-52]
اِنَّ
الشَّيْطَانَ
لَكُمْ
عَدُوٌّ
فَاتَّخِذُوهُ
عَدُواًّۜ
اِنَّمَا
يَدْعُوا
حِزْبَهُ
لِيَكُونُوا
مِنْ
اَصْحَابِ
السَّع۪يرِۜ
Şeytan şüphesiz sizin düşmanınızdır; siz de onu düşman tutun; o, kendi taraftarlarını, çılgın alevli cehennem yaranı olmaya çağırır.[6]
ثُمَّ
اَخَذْتُ
الَّذ۪ينَ
كَفَرُوا
فَكَيْفَ
كَانَ
نَك۪يرِ۟
Sonra Ben, inkar edenleri yakaladım. Beni inkar etmek nasıl olur?[26]
وَلَوْ
يُؤَاخِذُ
اللّٰهُ
النَّاسَ
بِمَا
كَسَبُوا
مَا
تَرَكَ
عَلٰى
ظَهْرِهَا
مِنْ
دَٓابَّةٍ
وَلٰكِنْ
يُؤَخِّرُهُمْ
اِلٰٓى
اَجَلٍ
مُسَمًّىۚ
فَاِذَا
جَٓاءَ
اَجَلُهُمْ
فَاِنَّ
اللّٰهَ
كَانَ
بِعِبَادِه۪
بَص۪يراً
Allah insanları işlediklerine karşılık hemen yakalayıverseydi, yeryüzünde bir canlı bırakmaması gerekirdi. Ama onları belli bir süreye kadar erteler. Süreleri gelince gereğini yapar. Doğrusu Allah kullarını görmektedir.[45]
اَمِ
اتَّخَذُوا
مِنْ
دُونِ
اللّٰهِ
شُفَعَٓاءَۜ
قُلْ
اَوَلَوْ
كَانُوا
لَا
يَمْلِكُونَ
شَيْـٔاً
وَلَا
يَعْقِلُونَ
Yoksa Allah’tan başka şefaatçiler mi edindiler? De ki: «Onlar bir şeye sahip olmadıkları, akıl da edemedikleri halde mi şefaat edecekler?»[43]
كَذَّبَتْ
قَبْلَهُمْ
قَوْمُ
نُوحٍ
وَالْاَحْزَابُ
مِنْ
بَعْدِهِمْۖ
وَهَمَّتْ
كُلُّ
اُمَّةٍ
بِرَسُولِهِمْ
لِيَأْخُذُوهُ
وَجَادَلُوا
بِالْبَاطِلِ
لِيُدْحِضُوا
بِهِ
الْحَقَّ
فَاَخَذْتُهُمْ۠
فَكَيْفَ
كَانَ
عِقَابِ
Onlardan önce, Nuh milleti, ardından, peygamberlere karşı gelen topluluklar da peygamberlerini yalanlamış; her ümmet, peygamberini cezalandırmaya azmetmişti. Hakkı batılla gidermek için mücadele etmişlerdi. Bunun üzerine Ben onları yakaladım. Cezalandırmam nasılmış?[5]
اَوَلَمْ
يَس۪يرُوا
فِي
الْاَرْضِ
فَيَنْظُرُوا
كَيْفَ
كَانَ
عَاقِبَةُ
الَّذ۪ينَ
كَانُوا
مِنْ
قَبْلِهِمْۜ
كَانُوا
هُمْ
اَشَدَّ
مِنْهُمْ
قُوَّةً
وَاٰثَاراً
فِي
الْاَرْضِ
فَاَخَذَهُمُ
اللّٰهُ
بِذُنُوبِهِمْ
وَمَا
كَانَ
لَهُمْ
مِنَ
اللّٰهِ
مِنْ
وَاقٍ
Yeryüzünde dolaşıp, kendilerinden önce ve kendilerinden daha kuvvetli olan ve yeryüzünde daha çok eser bırakan kimselerin sonuçlarının nasıl olduğunu görmezler mi? Allah onları suçlarıyla yakalamıştır. Allah’a karşı onları koruyan yoktur.[21]
ذٰلِكَ
بِاَنَّهُمْ
كَانَتْ
تَأْت۪يهِمْ
رُسُلُهُمْ
بِالْبَيِّنَاتِ
فَكَفَرُوا
فَاَخَذَهُمُ
اللّٰهُۜ
اِنَّهُ
قَوِيٌّ
شَد۪يدُ
الْعِقَابِ
Bu, kendilerine açık belgelerle gelen peygamberlerini inkar etmelerinden ötürüdür. Allah da onları bunun için yakalamıştır. Doğrusu O, kuvvetlidir, cezalandırması da şiddetlidir.[22]
وَاَمَّا
ثَمُودُ
فَهَدَيْنَاهُمْ
فَاسْتَحَبُّوا
الْعَمٰى
عَلَى
الْهُدٰى
فَاَخَذَتْهُمْ
صَاعِقَةُ
الْعَذَابِ
الْهُونِ
بِمَا
كَانُوا
يَكْسِبُونَۚ
Semud milletine, doğru yolu göstermiştik, ama onlar körlüğü, doğru yolda gitmeye tercih ettiler. Kazandıklarının karşılığı olarak onları alçaltıcı azabın yıldırımı çarptı.[17]
فَلَوْلَا
نَصَرَهُمُ
الَّذ۪ينَ
اتَّخَذُوا
مِنْ
دُونِ
اللّٰهِ
قُرْبَاناً
اٰلِهَةًۜ
بَلْ
ضَلُّوا
عَنْهُمْۚ
وَذٰلِكَ
اِفْكُهُمْ
وَمَا
كَانُوا
يَفْتَرُونَ
O zamanlar, Allah’ı bırakıp da O’na yakınlık peyda etmek için edindikleri tanrılar kendilerine yardım etmeli değil miydi? Ama tanrıları onlardan uzaklaştılar. Bu, onların yalanı ve uydurup durdukları şeydir.[28]
سَيَقُولُ
الْمُخَلَّفُونَ
اِذَا
انْطَلَقْتُمْ
اِلٰى
مَغَانِمَ
لِتَأْخُذُوهَا
ذَرُونَا
نَتَّبِعْكُمْۚ
يُر۪يدُونَ
اَنْ
يُبَدِّلُوا
كَلَامَ
اللّٰهِۜ
قُلْ
لَنْ
تَتَّبِعُونَا
كَذٰلِكُمْ
قَالَ
اللّٰهُ
مِنْ
قَبْلُۚ
فَسَيَقُولُونَ
بَلْ
تَحْسُدُونَنَاۜ
بَلْ
كَانُوا
لَا
يَفْقَهُونَ
اِلَّا
قَل۪يلاً
Savaştan geri kalmış olanlar, siz ganimetleri almaya giderken: «Bırakın, biz de sizinle gelelim» diyeceklerdir. Onlar Allah’ın sözünü değiştirmek isterler. De ki: «Bize uymayacaksınız; Allah sizin için önceden böyle buyurmuştur.» Size: «Hayır, bizi çekemiyorsunuz» diyecekler. Aksine, kendileri ancak pek az söz anlayan kimselerdir.[15]
وَمَغَانِمَ
كَث۪يرَةً
يَأْخُذُونَهَاۜ
وَكَانَ
اللّٰهُ
عَز۪يزاً
حَك۪يماً
Allah inananlardan, ağaç altında sana baş eğerek el verirlerken, and olsun ki hoşnut olmuştur. Gönüllerinde olanı da bilmiş, onlara güvenlik vermiş, onlara yakın bir zafer ve ele geçirecekleri bol ganimetler bahşetmiştir. Allah, güçlü olandır, Hakim olandır.[18-19]
وَعَدَكُمُ
اللّٰهُ
مَغَانِمَ
كَث۪يرَةً
تَأْخُذُونَهَا
فَعَجَّلَ
لَكُمْ
هٰذِه۪
وَكَفَّ
اَيْدِيَ
النَّاسِ
عَنْكُمْۚ
وَلِتَكُونَ
اٰيَةً
لِلْمُؤْمِن۪ينَ
وَيَهْدِيَكُمْ
صِرَاطاً
مُسْتَق۪يماًۙ
Allah size, ele geçireceğiniz bol bol ganimetler vadetmiştir. İnananlar için bir belge olması, sizi doğru yola eriştirmesi için bunları size hemen vermiş ve insanların size uzanan ellerini önlemiştir.[20]
اٰخِذ۪ينَ
مَٓا
اٰتٰيهُمْ
رَبُّهُمْۜ
اِنَّهُمْ
كَانُوا
قَبْلَ
ذٰلِكَ
مُحْسِن۪ينَۜ
Doğrusu, Allah’a karşı gelmekten sakınanlar, Rablerinin kendilerine verdiğini almış olarak bahçelerde ve pınar başlarındadırlar. Çünkü onlar, bundan önce iyi davrananlardı.[15-16]
وَمَا
لَكُمْ
لَا
تُؤْمِنُونَ
بِاللّٰهِۚ
وَالرَّسُولُ
يَدْعُوكُمْ
لِتُؤْمِنُوا
بِرَبِّكُمْ
وَقَدْ
اَخَذَ
م۪يثَاقَكُمْ
اِنْ
كُنْتُمْ
مُؤْمِن۪ينَ
Peygamber sizi, Rabbinize inanmaya çağırdığı halde, Allah’a niçin inanmazsınız? Hem O, sizden söz almıştı, inanmışlar iseniz; bu çağrıya koşun.[8]
مَٓا
اَفَٓاءَ
اللّٰهُ
عَلٰى
رَسُولِه۪
مِنْ
اَهْلِ
الْقُرٰى
فَلِلّٰهِ
وَلِلرَّسُولِ
وَلِذِي
الْقُرْبٰى
وَالْيَتَامٰى
وَالْمَسَاك۪ينِ
وَابْنِ
السَّب۪يلِۙ
كَيْ
لَا
يَكُونَ
دُولَةً
بَيْنَ
الْاَغْنِيَٓاءِ
مِنْكُمْۜ
وَمَٓا
اٰتٰيكُمُ
الرَّسُولُ
فَخُذُوهُ
وَمَا
نَهٰيكُمْ
عَنْهُ
فَانْتَهُواۚ
وَاتَّقُوا
اللّٰهَۜ
اِنَّ
اللّٰهَ
شَد۪يدُ
الْعِقَابِۢ
Allah’ın, fethedilen memleketler halkının mallarından Peygamberine verdikleri; Allah, Peygamber, yakınlar, yetimler, yoksullar ve yolda kalmışlar içindir; ta ki içinizdeki zenginler arasında elden ele dolaşan bir devlet olmasın. Peygamber size ne verirse onu alın, sizi neden menederse ondan geri durun; Allah’tan sakının, doğrusu Allah’ın cezalandırması çetindir.[7]
يَٓا اَيُّهَا
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
لَا
تَتَّخِذُوا
عَدُوّ۪ي
وَعَدُوَّكُمْ
اَوْلِيَٓاءَ
تُلْقُونَ
اِلَيْهِمْ
بِالْمَوَدَّةِ
وَقَدْ
كَفَرُوا
بِمَا
جَٓاءَكُمْ
مِنَ
الْحَقِّۚ
يُخْرِجُونَ
الرَّسُولَ
وَاِيَّاكُمْ
اَنْ
تُؤْمِنُوا
بِاللّٰهِ
رَبِّكُمْۜ
اِنْ
كُنْتُمْ
خَرَجْتُمْ
جِهَاداً
ف۪ي
سَب۪يل۪ي
وَابْتِغَٓاءَ
مَرْضَات۪ي
تُسِرُّونَ
اِلَيْهِمْ
بِالْمَوَدَّةِۗ
وَاَنَا۬
اَعْلَمُ
بِمَٓا
اَخْفَيْتُمْ
وَمَٓا
اَعْلَنْتُمْۜ
وَمَنْ
يَفْعَلْهُ
مِنْكُمْ
فَقَدْ
ضَلَّ
سَوَٓاءَ
السَّب۪يلِ
Ey inananlar! Benim de düşmanım, sizin de düşmanınız olanları dost edinmeyin. Onlar, size gelen gerçeği inkar etmişken, onlara sevgi gösteriyorsunuz; oysa onlar, Rabbiniz olan Allah’a inandığınızdan ötürü sizi ve Peygamberi yurdunuzdan çıkarıyorlar. Eğer sizler Benim yolumda savaşmak ve rızamı kazanmak için çıkmışsanız onlara nasıl sevgi gösterirsiniz? Ben, sizin gizlediğinizi de, açığa vurduğunuzu da bilirim. İçinizden onlara sevgi gösteren kimse, şüphesiz doğru yoldan sapmıştır.[1]
Yükleniyor...