أ خ ذ
244ayette
273kez geçiyor
55/114surede
26farklı kelime
Mekkî / Medenî
Mekkî %64 · Medenî %36
İlk inen ayet (nüzul sırasıyla)
Müzzemmil 9
3. inen sure
En çok geçtiği sure
A’râf
29 kez
Kelime ailesi
Bu kökten türeyen farklı kelimeler. Tıklayınca geçtiği ayetler listelenir.
| Kelime | Tür | Vezin | Anlam | Adet |
|---|---|---|---|---|
| اتَّخَذُوا | İftial Babı | افْتَعَلُوا | Edindiler | 72 |
| اَخَذْنَا | Feale-Yefulu | فَعَلْنَا | Aldık | 58 |
| يَتَّخِذَ | İftial Babı | يَفْتَعِلَ | Edinir | 23 |
| تَتَّخِذُوا | İftial Babı | تَفْتَعِلُوا | Edinmeyin | 21 |
| خُذُوا | Feale-Yefulu | اُفْعُلُوا | Alın | 20 |
| فَيَأْخُذَكُمْ | Feale-Yefulu | فَيَفْعُلَكُمْ | Sizi alması sebebiyle | 16 |
| فَاَخَذَتْهُمُ | Feale-Yefulu | فَفَعَلَتْهُمْ | Hemen onları aldı | 14 |
| تَأْخُذُوا | Feale-Yefulu | تَفْعُلُوا | Onu alırsınız | 10 |
| يُؤَاخِذُكُمُ | Faale Babı | يُفَاعِلُكُمْ | Sizi suçlar | 7 |
| يُؤْخَذُ | Feale-Yefulu | يُفْعَلُ | Alınır | 5 |
| وَاَخْذِهِمُ | İsim | وَفَعْلِهِمُ | Almak | 5 |
| نَتَّخِذَهُ | İftial Babı | نَفْتَعِلَهُ | Onu ediniriz | 5 |
| تُؤَاخِذْنَٓا | Faale Babı | تُفَاعِلْنَا | Bizi suçlama | 2 |
| فَخُذُوهُمْ | Feale-Yefulu | فَافْعُلُوهُمْ | Öyleyse onları alın | 2 |
| فَاتَّخَذَتْ | İftial Babı | فَافْتَعَلَتْ | Edindi | 2 |
| بِاتِّخَاذِكُمُ | İsim | بِافْتِعَالِكُمُ | Sizin edinmeniz sebebiyle | 1 |
| اَتَّخَذْتُمْ | İftial Babı | أَفْتَعَلْتُمْ | Edindiniz mi? | 1 |
| بِاٰخِذ۪يهِ | İsim | بِفَاعِلِيهِ | Onu alanlar | 1 |
| مُتَّخِذَاتِ | İsim | مُفْتَعِلَاتِ | Edinenler | 1 |
| مُتَّخِذ۪ٓي | İsim | مُفْتَعِلِي | Edinenler | 1 |
| فَاَخَذْنَاهُمْ | Feale-Yefulu | فَفَعَلْنَاهُمْ | Hemen onları aldık | 1 |
| نَأْخُذَ | Feale-Yefulu | نَفْعُلَ | Alırız | 1 |
| مُتَّخِذَ | İsim | مُفْتَعِلَ | Edinen | 1 |
| اٰخِذ۪ينَ | İsim | فَاعِلِينَ | Alanlar | 1 |
| اَخْذَةً | İsim | فَعْلَةً | Almak | 1 |
| اَخْذاً | İsim | فَعْلًا | Almak | 1 |
Anlam yelpazesi
Kökün kelimelerinin Türkçe karşılıkları.
Edindiler 23
Edindi 18
Hemen onları aldı 17
Edinmeyin 12
Aldık 11
Aldı 11
Edinir 10
Alın 5
Alınır 4
Edindiniz 4
Sizi suçlar 4
Edinirsiniz 4
Ve edindi 4
Edinirler 4
Diğer 104 anlam
Hemen onları aldık 4
Al 4
Almak 4
Onu aldı 3
Ve aldık 3
Sizi alması sebebiyle 3
Onları alır 3
Ve edindiler 3
Edindiniz mi? 2
Onu alır 2
Ve edinir 2
Onu alırsınız 2
Edinenler 2
Öyleyse onları alın 2
Ve alsınlar 2
Onu edindiler 2
Edinirim 2
Onları aldık 2
Onu edinirler 2
Onu alırlar 2
Onu ediniriz 2
Onları aldım 2
Suçlar 2
Ediniriz 2
Seni edinirler 2
Onu aldık 2
Onu alın 2
Sizin edinmeniz sebebiyle 1
Hemen sizi aldı 1
Bizi edinir misin? 1
Edinin 1
Alırsınız 1
Öyleyse al 1
Onu alanlar 1
Bizi suçlama 1
Hemen onları helak etti 1
Edinmesin 1
Ve aldınız 1
Almayın 1
Onu alır mısınız? 1
Ve aldılar 1
Ve alın 1
Elbette edineceğim 1
Ve onların almaları 1
Öyleyse onu alın 1
Onları edindiler 1
Beni edinin 1
Edinir misin? 1
Cezalandırdık 1
Hemen onu tut 1
Tutarlar 1
Ve tuttu 1
Onları aldı 1
Alırlar 1
Aldınız 1
Alındı 1
Ve onları alın 1
Ve alır 1
Tutan 1
Onu edindiniz 1
Ve aldı 1
Onun alışı 1
Alması 1
Hemen al 1
Alırız 1
Edin 1
Öyleyse elbette seni edindiler 1
Elbette edineceğiz 1
Onu edinir misiniz? 1
Edinen 1
Onları suçlar 1
Beni suçlama 1
Öyleyse elbette edindin 1
Alır 1
-mak 1
Onu al 1
-ma/-me 1
Öyleyse elbette onu edindik 1
Onu aldım 1
Onları edindiniz 1
Sizi alıkoymasın 1
Edindim 1
Edindin 1
Ve edinirsiniz 1
Ve onu edinir 1
yakalanırlar 1
Ve alındılar 1
Hemen onu edinin 1
Aldım 1
Edinir miyim? 1
Ve al 1
Onları edindik mi? 1
Onu almaları için 1
Hemen onları aldım 1
Edinmesi için 1
Ve onları aldık 1
Onu edindi 1
Onu almanız için 1
Alanlar 1
Hemen tutulur 1
Hemen onu alın 1
Öyleyse elbette aldık 1
Onu edin 1
Hemen onu aldık 1
Kavram ağı
Aynı ayette en çok birlikte geçtiği kökler (ayet sayısı). Tıklayınca ortak ayetler listelenir.
Sure dağılımı
Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
Vahiy sürecinde kullanım
Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.
← ilk inenson inen →
Ayetler
+ أ ل ه ile birlikte ✕ Süzgeci kaldır
113 ayet
وَذَرِ
الَّذ۪ينَ
اتَّخَذُوا
د۪ينَهُمْ
لَعِباً
وَلَهْواً
وَغَرَّتْهُمُ
الْحَيٰوةُ
الدُّنْيَا
وَذَكِّرْ
بِه۪ٓ
اَنْ
تُبْسَلَ
نَفْسٌ
بِمَا
كَسَبَتْۗ
لَيْسَ
لَهَا
مِنْ
دُونِ
اللّٰهِ
وَلِيٌّ
وَلَا
شَف۪يعٌۚ
وَاِنْ
تَعْدِلْ
كُلَّ
عَدْلٍ
لَا
يُؤْخَذْ
مِنْهَاۜ
اُو۬لٰٓئِكَ
الَّذ۪ينَ
اُبْسِلُوا
بِمَا
كَسَبُواۚ
لَهُمْ
شَرَابٌ
مِنْ
حَم۪يمٍ
وَعَذَابٌ
اَل۪يمٌ
بِمَا
كَانُوا
يَكْفُرُونَ۟
Dinlerini oyun ve eğlenceye alanları, dünya hayatının aldattığı kimseleri bırak. Kuran ile öğüt ver ki, bir kimse kazandığıyla helake düşmeye görsün, o takdirde Allah’dan başka ona ne bir yardımcı, ne de bir kurtarıcı bulunur; her türlü fidyeyi de verse kabul olunmaz. Kazandıklarından ötürü yok olanlar işte bunlardır. İnkar etmelerinden dolayı kızgın içecek ve can yakıcı azab onlaradır.[70]
وَاِذْ
قَالَ
اِبْرٰه۪يمُ
لِاَب۪يهِ
اٰزَرَ
اَتَـتَّخِذُ
اَصْنَاماً
اٰلِهَةًۚ
اِنّ۪ٓي
اَرٰيكَ
وَقَوْمَكَ
ف۪ي
ضَلَالٍ
مُب۪ينٍ
İbrahim, babası Azer’e, «Putları tanrı olarak mı benimsiyorsun? Doğrusu ben seni ve milletini açık bir sapıklık içinde görüyorum» demişti.[74]
فَر۪يقاً
هَدٰى
وَفَر۪يقاً
حَقَّ
عَلَيْهِمُ
الضَّلَالَةُۜ
اِنَّهُمُ
اتَّخَذُوا
الشَّيَاط۪ينَ
اَوْلِيَٓاءَ
مِنْ
دُونِ
اللّٰهِ
وَيَحْسَبُونَ
اَنَّهُمْ
مُهْتَدُونَ
Allah insanlardan bir takımını doğru yola eriştirdi, fakat bir takımı da sapıklığı haketti, çünkü bunlar Allah’ı bırakıp şeytanları dost edinmiş ve kendilerini doğru yolda sanmışlardı.[30]
وَاِلٰى
ثَمُودَ
اَخَاهُمْ
صَـالِـحاًۢ
قَالَ
يَا قَوْمِ
اعْبُدُوا
اللّٰهَ
مَا
لَكُمْ
مِنْ
اِلٰهٍ
غَيْرُهُۜ
قَدْ
جَٓاءَتْكُمْ
بَيِّنَةٌ
مِنْ
رَبِّكُمْۜ
هٰذِه۪
نَاقَةُ
اللّٰهِ
لَكُمْ
اٰيَةً
فَذَرُوهَا
تَأْكُلْ
ف۪ٓي
اَرْضِ
اللّٰهِ
وَلَا
تَمَسُّوهَا
بِسُٓوءٍ
فَيَأْخُذَكُمْ
عَذَابٌ
اَل۪يمٌ
Semud milletine de kardeşleri Salih’i gönderdik. «Ey milletim! Allah’a kulluk edin, O’ndan başka tanrınız yoktur. Rabbinizden size bir belge geldi: Allah’ın bu dişi devesi size bir delildir, onu bırakın, Allah’ın toprağında otlasın; ona kötülük etmeyin, yoksa can yakıcı azaba uğrarsınız.[73]
وَاذْكُرُٓوا
اِذْ
جَعَلَكُمْ
خُلَـفَٓاءَ
مِنْ
بَعْدِ
عَادٍ
وَبَوَّاَكُمْ
فِي
الْاَرْضِ
تَتَّخِذُونَ
مِنْ
سُهُولِهَا
قُصُوراً
وَتَنْحِتُونَ
الْجِبَالَ
بُيُوتاًۚ
فَاذْكُـرُٓوا
اٰلَٓاءَ
اللّٰهِ
وَلَا
تَعْثَوْا
فِي
الْاَرْضِ
مُفْسِد۪ينَ
Allah’ın sizi Ad milleti yerine getirdiğini, ovalarında köşkler kurup dağlarında kayadan evler yonttuğunuz yeryüzünde yerleştirdiğini hatırlayın; Allah’ın nimetlerini anın, yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın» dedi.[74]
فَخَلَفَ
مِنْ
بَعْدِهِمْ
خَلْفٌ
وَرِثُوا
الْكِتَابَ
يَأْخُذُونَ
عَرَضَ
هٰذَا
الْاَدْنٰى
وَيَقُولُونَ
سَيُغْفَرُ
لَنَاۚ
وَاِنْ
يَأْتِهِمْ
عَرَضٌ
مِثْلُهُ
يَأْخُذُوهُۜ
اَلَمْ
يُؤْخَذْ
عَلَيْهِمْ
م۪يثَاقُ
الْكِتَابِ
اَنْ
لَا
يَقُولُوا
عَلَى
اللّٰهِ
اِلَّا
الْحَقَّ
وَدَرَسُوا
مَا
ف۪يهِۜ
وَالدَّارُ
الْاٰخِرَةُ
خَيْرٌ
لِلَّذ۪ينَ
يَتَّقُونَۜ
اَفَلَا
تَعْقِلُونَ
Ardlarından yerlerine gelen bir takım kötüler, Kitap’a mirasçı oldular. «Biz nasıl olsa affedileceğiz» diyerek Kitap’ın hükümlerini değiştirme karşılığı bu değersiz dünyanın mallarını alırlar; yine ona benzer geçici bir şey kendilerine gelince onu da kabul ederlerdi. Onlardan, Allah’a karşı ancak gerçeği söyleyeceklerine dair Kitap üzerine söz alınmamış mıydı? Kitap’da olanları okumamışlar mıydı? Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için, ahiret yurdu vardır, düşünmüyor musunuz? Biz, iyiliğe çalışanların ecrini elbette zayi etmeyiz.[169-170]
كَدَأْبِ
اٰلِ
فِرْعَوْنَۙ
وَالَّذ۪ينَ
مِنْ
قَبْلِهِمْۜ
كَفَرُوا
بِاٰيَاتِ
اللّٰهِ
فَاَخَذَهُمُ
اللّٰهُ
بِذُنُوبِهِمْۜ
اِنَّ
اللّٰهَ
قَوِيٌّ
شَد۪يدُ
الْعِقَابِ
Firavun taifesi ve onlardan öncekilerin gidişi gibi, Allah’ın ayetlerini yalanladılar da Allah onları günahlarından ötürü yoketti. Allah kuvvetlidir, cezalandırması şiddetlidir.[52]
لَوْلَا
كِتَابٌ
مِنَ
اللّٰهِ
سَبَقَ
لَمَسَّكُمْ
ف۪يمَٓا
اَخَذْتُمْ
عَذَابٌ
عَظ۪يمٌ
Daha önceden Allah’tan verilmiş bir hüküm olmasaydı, aldıklarınızdan ötürü size büyük bir azab erişirdi.[68]
يَٓا اَيُّهَا
النَّبِيُّ
قُلْ
لِمَنْ
ف۪ٓي
اَيْد۪يكُمْ
مِنَ
الْاَسْرٰٓىۙ
اِنْ
يَعْلَمِ
اللّٰهُ
ف۪ي
قُلُوبِكُمْ
خَيْراً
يُؤْتِكُمْ
خَيْراً
مِمَّٓا
اُخِذَ
مِنْكُمْ
وَيَغْفِرْ
لَكُمْۜ
وَاللّٰهُ
غَفُورٌ
رَح۪يمٌ
Elinizde bulunan esirlere, «Allah kalblerinizde bir iyilik bulursa, size sizden alınanın daha hayırlısını verir, sizi bağışlar, Allah bağışlayandır, merhamet edendir» de.[70]
فَاِذَا
انْسَلَخَ
الْاَشْهُرُ
الْحُرُمُ
فَاقْتُلُوا
الْمُشْرِك۪ينَ
حَيْثُ
وَجَدْتُمُوهُمْ
وَخُذُوهُمْ
وَاحْصُرُوهُمْ
وَاقْعُدُوا
لَهُمْ
كُلَّ
مَرْصَدٍۚ
فَاِنْ
تَابُوا
وَاَقَامُوا
الصَّلٰوةَ
وَاٰتَوُا
الزَّكٰوةَ
فَخَلُّوا
سَب۪يلَهُمْۜ
اِنَّ
اللّٰهَ
غَفُورٌ
رَح۪يمٌ
Hürmetli aylar çıkınca, puta tapanları bulduğunuz yerde öldürün; onları yakalayıp hapsedin; her gözetleme yerinde onları bekleyin. Eğer tevbe eder, namaz kılar ve zekat verirlerse yollarını serbest bırakın. Doğrusu Allah bağışlar ve merhamet eder.[5]
اَمْ
حَسِبْتُمْ
اَنْ
تُتْرَكُوا
وَلَمَّا
يَعْلَمِ
اللّٰهُ
الَّذ۪ينَ
جَاهَدُوا
مِنْكُمْ
وَلَمْ
يَتَّخِذُوا
مِنْ
دُونِ
اللّٰهِ
وَلَا
رَسُولِه۪
وَلَا
الْمُؤْمِن۪ينَ
وَل۪يجَةًۜ
وَاللّٰهُ
خَب۪يرٌ
بِمَا
تَعْمَلُونَ۟
Allah, içinizden cihat edenleri; Allah’tan, peygamberinden ve inananlardan başka sırdaş edinmeyenleri ortaya çıkarmadan sizi kendi halinize bırakacak mı zannediyorsunuz? Allah işlediklerinizden haberdardır.[16]
اِتَّخَذُٓوا
اَحْبَارَهُمْ
وَرُهْبَانَهُمْ
اَرْبَاباً
مِنْ
دُونِ
اللّٰهِ
وَالْمَس۪يحَ
ابْنَ
مَرْيَمَۚ
وَمَٓا
اُمِرُٓوا
اِلَّا
لِيَعْبُدُٓوا
اِلٰهاً
وَاحِداًۚ
لَٓا
اِلٰهَ
اِلَّا
هُوَۜ
سُبْحَانَهُ
عَمَّا
يُشْرِكُونَ
Onlar Allah’ı bırakıp hahamlarını, papazlarını ve Meryem oğlu Mesih’i rableri olarak kabul ettiler. Oysa tek Tanrı’dan başkasına kulluk etmemekle emrolunmuşlardı. Ondan başka tanrı yoktur. Allah, koştukları eşlerden münezzehtir.[31]
وَمِنَ
الْاَعْرَابِ
مَنْ
يَتَّخِذُ
مَا
يُنْفِقُ
مَغْرَماً
وَيَتَرَبَّصُ
بِكُمُ
الدَّوَٓائِرَۜ
عَلَيْهِمْ
دَٓائِرَةُ
السَّوْءِۜ
وَاللّٰهُ
سَم۪يعٌ
عَل۪يمٌ
Bedevilerden, Allah yolunda sarfettiklerini angarya sayanlar ve sizin başınıza belalar gelmesini bekleyenler vardır. Belalar onlara olsun; Allah işitir ve bilir.[98]
وَمِنَ
الْاَعْرَابِ
مَنْ
يُؤْمِنُ
بِاللّٰهِ
وَالْيَوْمِ
الْاٰخِرِ
وَيَتَّخِذُ
مَا
يُنْفِقُ
قُرُبَاتٍ
عِنْدَ
اللّٰهِ
وَصَلَوَاتِ
الرَّسُولِۜ
اَلَٓا
اِنَّهَا
قُرْبَةٌ
لَهُمْۜ
سَيُدْخِلُهُمُ
اللّٰهُ
ف۪ي
رَحْمَتِه۪ۜ
اِنَّ
اللّٰهَ
غَفُورٌ
رَح۪يمٌ۟
Bedevilerden, Allah’a ve ahiret gününe inanan, sarfettiğini, Allah katında ibadet ve Peygamberin dualarına nail olmağa vesile sayanlar da vardır. Bilin ki, verdikleri onlar için ibadettir. Allah, onlara rahmet edecektir. Allah şüphesiz bağışlar ve merhamet eder.[99]
خُذْ
مِنْ
اَمْوَالِهِمْ
صَدَقَةً
تُطَهِّرُهُمْ
وَتُزَكّ۪يهِمْ
بِهَا
وَصَلِّ
عَلَيْهِمْۜ
اِنَّ
صَلٰوتَكَ
سَكَنٌ
لَهُمْۜ
وَاللّٰهُ
سَم۪يعٌ
عَل۪يمٌ
Mallarının bir kısmını, kendilerini temizleyip arıtacak sadaka olarak al, onlara dua et; senin duan onlar için bir güvendir. Allah işitir ve bilir.[103]
اَلَمْ
يَعْلَمُٓوا
اَنَّ
اللّٰهَ
هُوَ
يَقْبَلُ
التَّوْبَةَ
عَنْ
عِبَادِه۪
وَيَأْخُذُ
الصَّدَقَاتِ
وَاَنَّ
اللّٰهَ
هُوَ
التَّوَّابُ
الرَّح۪يمُ
Allah’ın, kullarının tevbesini kabul ettiğini, sadakalar aldığını, Allah’ın tevbeleri kabul ve merhamet eden olduğunu bilmiyorlar mı?[104]
وَالَّذ۪ينَ
اتَّخَذُوا
مَسْجِداً
ضِرَاراً
وَكُفْراً
وَتَفْر۪يقاً
بَيْنَ
الْمُؤْمِن۪ينَ
وَاِرْصَاداً
لِمَنْ
حَارَبَ
اللّٰهَ
وَرَسُولَهُ
مِنْ
قَبْلُۜ
وَلَيَحْلِفُنَّ
اِنْ
اَرَدْنَٓا
اِلَّا
الْحُسْنٰىۜ
وَاللّٰهُ
يَشْهَدُ
اِنَّهُمْ
لَكَاذِبُونَ
Zarar vermek, inkar etmek, müminlerin arasını ayırmak, Allah ve Peygamber’ine karşı savaşanlara daha önceden gözcülük yapmak üzere bir mescid kurup: «Biz sadece iyilik yapmak istedik» diye yemin edenlerin yalancı olduklarına şüphesiz ki Allah şahiddir.[107]
قَالُوا
اتَّخَذَ
اللّٰهُ
وَلَداً
سُبْحَانَهُۜ
هُوَ
الْغَنِيُّۜ
لَهُ
مَا
فِي
السَّمٰوَاتِ
وَمَا
فِي
الْاَرْضِۜ
اِنْ
عِنْدَكُمْ
مِنْ
سُلْطَانٍ
بِهٰذَاۜ
اَتَقُولُونَ
عَلَى
اللّٰهِ
مَا
لَا
تَعْلَمُونَ
«Allah çocuk edindi» dediler; haşa; O müstağnidir; göklerde ve yerde olanlara sahiptir. Elinizde, onun çocuk edindiğine dair bir delil yoktur, bilmediğiniz şeyi Allah’a karşı nasıl söylüyorsunuz?[68]
اِنّ۪ي
تَوَكَّلْتُ
عَلَى
اللّٰهِ
رَبّ۪ي
وَرَبِّكُمْۜ
مَا
مِنْ
دَٓابَّةٍ
اِلَّا
هُوَ
اٰخِذٌ
بِنَاصِيَتِهَاۜ
اِنَّ
رَبّ۪ي
عَلٰى
صِرَاطٍ
مُسْتَق۪يمٍ
Bir kısım tanrılarımız seni çarpmıştır, demekten başka birşey demeyiz» dediler. Hud: «Doğrusu ben Allah’ı şahit tutuyorum; siz de şahit olun ki ben O’nu bırakıp koştuğunuz ortaklardan uzağım. Hepiniz bana tuzak kurun sonra da ertelemeyin. Ben, ancak benim de sizin de Rabbiniz olan Allah’a güvenirim. Hiçbir canlı yoktur ki Allah ona el koymamış bulunsun. Rabbim elbette doğru yoldadır. Eğer yüz çevirirseniz, şüphesiz ben size benimle gönderileni bildirdim. Rabbim sizden başka bir milleti yerinize getirebilir, O’na bir şey de yapamazsınız. Doğrusu Rabbim herşeyi koruyandır» dedi.[54-57]
وَيَا قَوْمِ
هٰذِه۪
نَاقَةُ
اللّٰهِ
لَكُمْ
اٰيَةً
فَذَرُوهَا
تَأْكُلْ
ف۪ٓي
اَرْضِ
اللّٰهِ
وَلَا
تَمَسُّوهَا
بِسُٓوءٍ
فَيَأْخُذَكُمْ
عَذَابٌ
قَر۪يبٌ
«Ey milletim! Bu, size bir ayet olarak, Allah’ın devesidir. Bırakın onu, Allah’ın toprağında otlasın; ona fenalık etmeyin, yoksa siz hemen azaba uğrarsınız»[64]
Yükleniyor...