ب ي ن

454ayette
523kez geçiyor
71/114surede
28farklı kelime
Mekkî / Medenî
Mekkî %59 · Medenî %41
İlk inen ayet (nüzul sırasıyla) Tekvîr 23 7. inen sure En çok geçtiği sure Bakara 46 kez

Kelime ailesi

Bu kökten türeyen farklı kelimeler. Tıklayınca geçtiği ayetler listelenir.

KelimeTürVezinAnlamAdet
بَيْنَ Mekan Zarfı فَعْلَ Arası 243
مُب۪ينٍ İsim مُفْعِلٍ Açıklayan 68
بِالْبَيِّنَاتِ İsim بِالْفَيْعِلَاتِ İspatları 38
مُب۪ينٌ Sıfat مُفْعِلٌ Açıklayan 38
يُبَيِّنُ Tef'il Babı يُفَعِّلُ Açıklar 23
بَيْنِ İsim فَعْلِ Arası 23
بَيِّنَةٍ İsim فَيْعِلَةٍ İspat 17
بَيِّنَاتٍ Sıfat فَيْعِلَاتٍ İspatlar 14
تَبَيَّنَ Tefe'ale Babı تَفَعَّلَ Açığa çıktı 14
مُب۪يناً Sıfat مُفْعِلًا Açıklayan 9
بَيَّنَّا Tef'il Babı فَعَّلْنَا Açıkladık 5
مُب۪يناً İsim مُفْعِلًا Açıklayan 4
يَتَبَيَّنَ Tefe'ale Babı يَتَفَعَّلَ Açığa çıkar 3
بَيَانٌ İsim فَعَالٌ Açıklamak 3
لِتُبَيِّنَ Tef'il Babı لِتُفَعِّلَ Açıklaman için 3
نُبَيِّنُ Tef'il Babı نُفَعِّلُ Açıklarız 3
بَيِّنَةٍۜ Sıfat فَيْعِلَةٍ İspat 2
مُبَيِّنَةٍۚ Sıfat مُفَعِّلَةٍ Açıklayan 2
مُبَيِّنَاتٍ Sıfat مُفَعِّلَاتٍ Açıklayanlar 2
وَلِتَسْتَب۪ينَ İstifal وَلِتَسْتَفْعِلَ Ve açığa çıkması için 1
تِبْيَاناً İsim تِفْعَالًا Çokça açıklamak 1
بَيِّنٍۜ Sıfat فَيْعِلٍ İspat 1
مُبَيِّنَةٍ İsim مُفَعِّلَةٍ Açıklayan 1
تَبَيَّنَتِ Tefe'ale Babı تَفَعَّلَتِ Açığa çıktı 1
الْمُسْتَب۪ينَۚ Sıfat الْمُسْتَفْعِلَ Açığa çıkan 1
يُب۪ينُ İfal Babı يُفْعِلُ Açıklar 1
وَلِاُبَيِّنَ Tef'il Babı وَلِأُفَعِّلَ Ve açıklamam için 1
مُبَيِّنَاتٍ İsim مُفَعِّلَاتٍ Açıklayanlar 1

Anlam yelpazesi

Kökün kelimelerinin Türkçe karşılıkları.

Diğer 36 anlam

Kavram ağı

Aynı ayette en çok birlikte geçtiği kökler (ayet sayısı). Tıklayınca ortak ayetler listelenir.

Sure dağılımı

Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî

Vahiy sürecinde kullanım

Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.

1. inen: Alak — 0 kez (binde 0) 2. inen: Kalem — 0 kez (binde 0) 3. inen: Müzzemmil — 0 kez (binde 0) 4. inen: Müddessir — 0 kez (binde 0) 5. inen: Fâtiha — 0 kez (binde 0) 6. inen: Tebbet — 0 kez (binde 0) 7. inen: Tekvîr — 1 kez (binde 9.6) 8. inen: A’lâ — 0 kez (binde 0) 9. inen: Leyl — 0 kez (binde 0) 10. inen: Fecr — 0 kez (binde 0) 11. inen: Duhâ — 0 kez (binde 0) 12. inen: İnşirâh — 0 kez (binde 0) 13. inen: Asr — 0 kez (binde 0) 14. inen: Âdiyât — 0 kez (binde 0) 15. inen: Kevser — 0 kez (binde 0) 16. inen: Tekâsür — 0 kez (binde 0) 17. inen: Mâ’ûn — 0 kez (binde 0) 18. inen: Kâfirûn — 0 kez (binde 0) 19. inen: Fil — 0 kez (binde 0) 20. inen: Felâk — 0 kez (binde 0) 21. inen: Nâs — 0 kez (binde 0) 22. inen: İhlâs — 0 kez (binde 0) 23. inen: Necm — 0 kez (binde 0) 24. inen: Abese — 0 kez (binde 0) 25. inen: Kadr — 0 kez (binde 0) 26. inen: Şems — 0 kez (binde 0) 27. inen: Bürûc — 0 kez (binde 0) 28. inen: Tîn — 0 kez (binde 0) 29. inen: Kureyş — 0 kez (binde 0) 30. inen: Kâri’a — 0 kez (binde 0) 31. inen: Kıyâme — 1 kez (binde 6.1) 32. inen: Hümeze — 0 kez (binde 0) 33. inen: Mürselât — 0 kez (binde 0) 34. inen: Kâf — 1 kez (binde 2.7) 35. inen: Beled — 0 kez (binde 0) 36. inen: Târık — 1 kez (binde 16.4) 37. inen: Kamer — 2 kez (binde 5.8) 38. inen: Sâd — 7 kez (binde 9.6) 39. inen: A’râf — 15 kez (binde 4.5) 40. inen: Cin — 1 kez (binde 3.5) 41. inen: Yâsîn — 9 kez (binde 12.4) 42. inen: Furkân — 6 kez (binde 6.7) 43. inen: Fâtır — 3 kez (binde 3.9) 44. inen: Meryem — 6 kez (binde 6.2) 45. inen: Tâ-Hâ — 9 kez (binde 6.7) 46. inen: Vâkı’a — 1 kez (binde 2.6) 47. inen: Şu’arâ — 10 kez (binde 7.6) 48. inen: Neml — 9 kez (binde 7.8) 49. inen: Kasas — 7 kez (binde 4.9) 50. inen: İsrâ — 8 kez (binde 5.1) 51. inen: Yûnus — 15 kez (binde 8.2) 52. inen: Hûd — 11 kez (binde 5.7) 53. inen: Yûsuf — 7 kez (binde 3.9) 54. inen: Hicr — 5 kez (binde 7.6) 55. inen: En’âm — 16 kez (binde 5.2) 56. inen: Sâffât — 8 kez (binde 9.3) 57. inen: Lokman — 1 kez (binde 1.8) 58. inen: Sebe’ — 16 kez (binde 18.1) 59. inen: Zümer — 6 kez (binde 5.1) 60. inen: Mü’min — 8 kez (binde 6.6) 61. inen: Fussilet — 9 kez (binde 11.3) 62. inen: Şûrâ — 8 kez (binde 9.3) 63. inen: Zuhruf — 14 kez (binde 16.9) 64. inen: Duhân — 7 kez (binde 20.2) 65. inen: Câsiye — 5 kez (binde 10.2) 66. inen: Ahkâf — 9 kez (binde 14) 67. inen: Zâriyât — 3 kez (binde 8.3) 68. inen: Gâşiye — 0 kez (binde 0) 69. inen: Kehf — 14 kez (binde 8.9) 70. inen: Nahl — 14 kez (binde 7.6) 71. inen: Nûh — 1 kez (binde 4.4) 72. inen: İbrahim — 4 kez (binde 4.8) 73. inen: Enbiyâ — 4 kez (binde 3.4) 74. inen: Mü’minûn — 3 kez (binde 2.9) 75. inen: Secde — 2 kez (binde 5.4) 76. inen: Tûr — 1 kez (binde 3.2) 77. inen: Mülk — 2 kez (binde 6) 78. inen: Hâkka — 0 kez (binde 0) 79. inen: Me’âric — 0 kez (binde 0) 80. inen: Nebe’ — 1 kez (binde 5.8) 81. inen: Nâzi’ât — 0 kez (binde 0) 82. inen: İnfitâr — 0 kez (binde 0) 83. inen: İnşikâk — 0 kez (binde 0) 84. inen: Rûm — 4 kez (binde 4.9) 85. inen: Ankebût — 9 kez (binde 9.2) 86. inen: Mutaffifîn — 0 kez (binde 0) 87. inen: Bakara — 46 kez (binde 7.5) 88. inen: Enfâl — 10 kez (binde 8.1) 89. inen: Âl-i İmrân — 22 kez (binde 6.3) 90. inen: Ahzâb — 3 kez (binde 2.3) 91. inen: Mümtehine — 7 kez (binde 20.1) 92. inen: Nisâ — 37 kez (binde 9.9) 93. inen: Zilzâl — 0 kez (binde 0) 94. inen: Hadîd — 6 kez (binde 10.5) 95. inen: Muhammed — 3 kez (binde 5.6) 96. inen: Ra’d — 3 kez (binde 3.5) 97. inen: Rahmân — 4 kez (binde 11.4) 98. inen: İnsan — 0 kez (binde 0) 99. inen: Talâk — 4 kez (binde 13.9) 100. inen: Beyyine — 2 kez (binde 21.3) 101. inen: Haşr — 2 kez (binde 4.5) 102. inen: Nûr — 14 kez (binde 10.6) 103. inen: Hac — 9 kez (binde 7.1) 104. inen: Münâfikûn — 0 kez (binde 0) 105. inen: Mücâdele — 3 kez (binde 6.4) 106. inen: Hucurât — 5 kez (binde 14.4) 107. inen: Tahrîm — 1 kez (binde 4) 108. inen: Teğâbun — 2 kez (binde 8.3) 109. inen: Saff — 3 kez (binde 13.6) 110. inen: Cum’a — 1 kez (binde 5.7) 111. inen: Fetih — 2 kez (binde 3.6) 112. inen: Mâide — 24 kez (binde 8.6) 113. inen: Tevbe — 6 kez (binde 2.4) 114. inen: Nasr — 0 kez (binde 0)
← ilk inenson inen →

Ayetler

Sebe’ suresi ✕ Süzgeci kaldır

12 ayet

وَقَالَ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا لَا تَأْت۪ينَا السَّاعَةُۜ قُلْ بَلٰى وَرَبّ۪ي لَتَأْتِيَنَّكُمْ عَالِمِ الْغَيْبِۚ لَا يَعْزُبُ عَنْهُ مِثْقَالُ ذَرَّةٍ فِي السَّمٰوَاتِ وَلَا فِي الْاَرْضِ وَلَٓا اَصْغَرُ مِنْ ذٰلِكَ وَلَٓا اَكْبَرُ اِلَّا ف۪ي كِتَابٍ مُب۪ينٍۙ
İnkar edenler: «Kıyamet bize gelmeyecektir» dediler. De ki: «Hayır, öyle değil; görülmeyeni bilen Rabbim’e and olsun ki, o saat size muhakkak gelecektir. Göklerde ve yerde zerre kadar olanlar bile O’nun ilminin dışında değildir. Bundan daha küçüğü ve daha büyüğü de şüphesiz apaçık Kitap’tadır.»[3]
اَفَلَمْ يَرَوْا اِلٰى مَا بَيْنَ اَيْد۪يهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْ مِنَ السَّمَٓاءِ وَالْاَرْضِۜ اِنْ نَشَأْ نَخْسِفْ بِهِمُ الْاَرْضَ اَوْ نُسْقِطْ عَلَيْهِمْ كِسَفاً مِنَ السَّمَٓاءِۜ اِنَّ ف۪ي ذٰلِكَ لَاٰيَةً لِكُلِّ عَبْدٍ مُن۪يبٍ۟
Önlerinde ve ardlarında olan göğü ve yeri görmezler mi? Dilesek onları yere geçirir veya göğün bir parçasını başlarına indiririz. Bunlarda, Allah’a yönelen her kul için dersler vardır.[9]
وَلِسُلَيْمٰنَ الرّ۪يحَ غُدُوُّهَا شَهْرٌ وَرَوَاحُهَا شَهْرٌۚ وَاَسَلْنَا لَهُ عَيْنَ الْقِطْرِۜ وَمِنَ الْجِنِّ مَنْ يَعْمَلُ بَيْنَ يَدَيْهِ بِاِذْنِ رَبِّه۪ۜ وَمَنْ يَزِغْ مِنْهُمْ عَنْ اَمْرِنَا نُذِقْهُ مِنْ عَذَابِ السَّع۪يرِ
Gündüz estiğinde bir aylık mesafeye gidip, akşam da bir aylık mesafeden gelen rüzgarı Süleyman’ın buyruğu altına verdik. Onun için su gibi erimiş bakır akıttık. Rabbinin izniyle, yanında iş gören cinleri onun buyruğu altına verdik ki, bunlar içinde buyruğumuzdan çıkan olursa ona alevli ateşin azabını tattırırdık.[12]
فَلَمَّا قَضَيْنَا عَلَيْهِ الْمَوْتَ مَا دَلَّهُمْ عَلٰى مَوْتِه۪ٓ اِلَّا دَٓابَّةُ الْاَرْضِ تَأْكُلُ مِنْسَاَتَهُۚ فَلَمَّا خَرَّ تَبَيَّنَتِ الْجِنُّ اَنْ لَوْ كَانُوا يَعْلَمُونَ الْغَيْبَ مَا لَبِثُوا فِي الْعَذَابِ الْمُه۪ينِ
Süleyman’ın ölümüne hükmettiğimiz zaman, ancak değneğini yiyen kurt onun ölümünü cinlere farkettirdi. O, ölü olarak yere düşünce, ortaya çıktı ki, şayet cinler görülmeyeni bilmiş olsalardı alçak düşüren bir azap içinde kalmazlardı.[14]
وَجَعَلْنَا بَيْنَهُمْ وَبَيْنَ الْقُرَى الَّت۪ي بَارَكْنَا ف۪يهَا قُرًى ظَاهِرَةً وَقَدَّرْنَا ف۪يهَا السَّيْرَۜ س۪يرُوا ف۪يهَا لَيَالِيَ وَاَيَّاماً اٰمِن۪ينَ
Onlarla, kutlu kıldığımız şehirler arasında, karşıdan karşıya görünen kasabalar var etmiş, oraları gezilecek belirli konak yerleri yapmıştık, «Oralarda geceleri ve gündüzleri güven içinde gezin» demiştik.[18]
فَقَالُوا رَبَّنَا بَاعِدْ بَيْنَ اَسْفَارِنَا وَظَلَمُٓوا اَنْفُسَهُمْ فَجَعَلْنَاهُمْ اَحَاد۪يثَ وَمَزَّقْنَاهُمْ كُلَّ مُمَزَّقٍۜ اِنَّ ف۪ي ذٰلِكَ لَاٰيَاتٍ لِكُلِّ صَبَّارٍ شَكُورٍ
Ama onlar: «Rabbimiz! Yolculuklarımızın mesafesini uzak kıl» deyip kendilerine yazık ettiler. Biz de onları efsane yapıverdik, darmadağın ettik. Doğrusu bunlarda, pek sabreden ve çok şükreden kimseler için dersler vardır.[19]
قُلْ مَنْ يَرْزُقُكُمْ مِنَ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۜ قُلِ اللّٰهُۙ وَاِنَّٓا اَوْ اِيَّاكُمْ لَعَلٰى هُدًى اَوْ ف۪ي ضَلَالٍ مُب۪ينٍ
De ki: «Göklerden ve yerden sizi rızıklandıran kimdir?» De ki: «Allah’tır. Öyleyse doğru yolda veya apaçık bir sapıklıkta olan ya biziz ya sizsiniz.»[24]
قُلْ يَجْمَعُ بَيْنَنَا رَبُّنَا ثُمَّ يَفْتَحُ بَيْنَنَا بِالْحَقِّۜ وَهُوَ الْفَتَّاحُ الْعَل۪يمُ
De ki: «Rabbimiz sonunda hepimizi toplar, sonra aramızda adaletle hükmeder. Adaletle hükmeden, bilen ancak O’dur.»[26]
وَقَالَ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا لَنْ نُؤْمِنَ بِهٰذَا الْقُرْاٰنِ وَلَا بِالَّذ۪ي بَيْنَ يَدَيْهِۜ وَلَوْ تَرٰٓى اِذِ الظَّالِمُونَ مَوْقُوفُونَ عِنْدَ رَبِّهِمْۚ يَرْجِعُ بَعْضُهُمْ اِلٰى بَعْضٍۨ الْقَوْلَۚ يَقُولُ الَّذ۪ينَ اسْتُضْعِفُوا لِلَّذ۪ينَ اسْتَكْبَرُوا لَوْلَٓا اَنْتُمْ لَكُنَّا مُؤْمِن۪ينَ
İnkar edenler: «Bu Kuran’a ve ondan öncekilere inanmayacağız» dediler. Sen bu zalimleri, Rablerinin huzurunda dikilmiş oldukları zaman, suçu birbirine atıp dururken bir görsen! Güçsüz sayılanlar, büyüklük taslayanlara: «Siz olmasaydınız biz inanmış olacaktık» derler.[31]
وَاِذَا تُتْلٰى عَلَيْهِمْ اٰيَاتُنَا بَيِّنَاتٍ قَالُوا مَا هٰذَٓا اِلَّا رَجُلٌ يُر۪يدُ اَنْ يَصُدَّكُمْ عَمَّا كَانَ يَعْبُدُ اٰبَٓاؤُ۬كُمْۚ وَقَالُوا مَا هٰذَٓا اِلَّٓا اِفْكٌ مُفْتَرًىۜ وَقَالَ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا لِلْحَقِّ لَمَّا جَٓاءَهُمْۙ اِنْ هٰذَٓا اِلَّا سِحْرٌ مُب۪ينٌ
Ayetlerimiz onlara apaçık olarak okunduğu zaman: «Bu adam sizi babalarınızın taptıklarından alıkoymaktan başka bir şey istemiyor» derlerdi. «Bu Kuran düpedüz bir uydurmadan başka bir şey değildir» derlerdi. Hak, inkar edenlere geldiğinde, onun için: «Bu apaçık bir büyüdür» demişlerdi.[43]
قُلْ اِنَّـمَٓا اَعِظُـكُمْ بِوَاحِدَةٍۚ اَنْ تَقُومُوا لِلّٰهِ مَثْنٰى وَفُرَادٰى ثُمَّ تَتَفَكَّرُوا۠ مَا بِصَاحِبِكُمْ مِنْ جِنَّةٍۜ اِنْ هُوَ اِلَّا نَذ۪يرٌ لَكُمْ بَيْنَ يَدَيْ عَذَابٍ شَد۪يدٍ
De ki: «Size tek bir öğüdüm vardır: Allah için ikişer ikişer ve tek tek kalkınız, sonra düşününüz, göreceksiniz ki arkadaşınızda bir delilik yoktur. O yalnız çetin bir azabın öncesinde sizi uyarmaktadır.»[46]
وَح۪يلَ بَيْنَهُمْ وَبَيْنَ مَا يَشْتَهُونَ كَمَا فُعِلَ بِاَشْيَاعِهِمْ مِنْ قَبْلُۜ اِنَّهُمْ كَانُوا ف۪ي شَكٍّ مُر۪يبٍ
Kendileriyle, arzuladıkları şeyler arasına artık engel konur; nitekim, daha önce, kendilerine benzeyenlere de aynı şey yapılmıştı. Çünkü onlar şüphe ve endişe içindeydiler.[54]
Yükleniyor...