أ خ ر
242ayette
250kez geçiyor
64/114surede
22farklı kelime
Mekkî / Medenî
Mekkî %62 · Medenî %38
İlk inen ayet (nüzul sırasıyla)
Kalem 33
2. inen sure
En çok geçtiği sure
Bakara
21 kez
Kelime ailesi
Bu kökten türeyen farklı kelimeler. Tıklayınca geçtiği ayetler listelenir.
| Kelime | Tür | Vezin | Anlam | Adet |
|---|---|---|---|---|
| الْاٰخِرَةِ | İsim | الْفَاعِلَةِ | Son | 111 |
| الْاٰخِرِۜ | Sıfat | الْفَاعِلِ | Son | 29 |
| الْاٰخِرِ | İsim | الْفَاعِلِ | Son | 20 |
| الْاٰخِر۪ينَ | İsim | الْفَاعِلِينَ | Sonrakiler | 20 |
| اُخْرٰىۜ | İsim | فُعْلَى | Diğer | 17 |
| اٰخَر۪ينَ | Sıfat | أَفْعَلِينَ | Diğerleri | 7 |
| يُؤَخِّرُهُمْ | Tef'il Babı | يُفَعِّلُهُمْ | Onları erteler | 7 |
| اَخَّرْتَنَٓا | Tef'il Babı | فَعَّلْتَنَا | Bizi erteledin | 6 |
| اُخْرٰى | Sıfat | فُعْلَى | Diğer | 6 |
| يَسْتَأْخِرُونَ | İstifal | يَسْتَفْعِلُونَ | Geç kalmak isterler | 5 |
| الْاٰخِرَةُ | Sıfat | الْفَاعِلَةُ | Son | 4 |
| وَاٰخَرُونَ | İsim | وَأَفْعَلُونَ | Ve diğerleri | 4 |
| اُخْرٰيكُمْ | İsim | فُعْلَاكُمْ | Diğerleriniz | 3 |
| تَاَخَّرَ | Tefe'ale Babı | تَفَعَّلَ | Geç kaldı | 2 |
| اٰخَرَانِ | İsim | أَفْعَلَانِ | Diğer ikisi | 2 |
| اٰخِرَهُ | Zaman Zarfı | فَاعِلَهُ | Onun sonu | 1 |
| نُؤَخِّرُهُٓ | Tef'il Babı | نُفَعِّلُهُ | Onu erteleriz | 1 |
| الْمُسْتَأْخِر۪ينَ | İsim | الْمُسْتَفْعِلِينَ | Geri kalanlar | 1 |
| اٰخَرُونَۚۛ | Sıfat | أَفْعَلُونَ | Diğerleri | 1 |
| تَسْتَأْخِرُونَ | İstifal | تَسْتَفْعِلُونَ | Geri kalmak istersiniz | 1 |
| يَتَاَخَّرَۜ | Tefe'ale Babı | يَتَفَعَّلَ | Geç kalır | 1 |
| وَاَخَّرَتْۜ | Tef'il Babı | وَفَعَّلَتْ | Ve erteledi | 1 |
Anlam yelpazesi
Kökün kelimelerinin Türkçe karşılıkları.
Son 99
Diğer 33
Ve son 20
Sona 19
Diğerleri 17
Ve diğerleri 9
Sonrakiler 8
Geç kalmak isterler 5
Ve diğeri 3
Onları erteler 3
Sona karşılık 2
Geç kaldı 2
Ve diğer 2
Ve sizi erteler 2
Diğer 25 anlam
Ve erteledi 2
Ve Ahirete de 1
Ahiret 1
Onun sonu 1
Diğerleriniz 1
Bizi erteledin 1
Diğerlerini 1
Diğer ikisi 1
Hemen diğer ikisi 1
Ve bizim sonumuz 1
Onların diğerleri 1
Onların diğerlerine 1
Erteledik 1
Onu erteleriz 1
Bizi ertele 1
Geri kalanlar 1
Beni erteledin 1
Geri kalmak istersiniz 1
Sonrakiler için 1
Ve sonrakiler 1
Değilse? 1
Erteler 1
Ertelenir 1
Geç kalır 1
Ve öyleyse son 1
Kavram ağı
Aynı ayette en çok birlikte geçtiği kökler (ayet sayısı). Tıklayınca ortak ayetler listelenir.
Sure dağılımı
Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
Vahiy sürecinde kullanım
Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.
← ilk inenson inen →
Ayetler
+ ك ف ر ile birlikte ✕ Süzgeci kaldır
26 ayet
وَاتَّـبَعُوا
مَا
تَتْلُوا
الشَّيَاط۪ينُ
عَلٰى
مُلْكِ
سُلَيْمٰنَۚ
وَمَا
كَفَرَ
سُلَيْمٰنُ
وَلٰكِنَّ
الشَّيَاط۪ينَ
كَفَرُوا
يُعَلِّمُونَ
النَّاسَ
السِّحْرَۗ
وَمَٓا
اُنْزِلَ
عَلَى
الْمَلَكَيْنِ
بِبَابِلَ
هَارُوتَ
وَمَارُوتَۜ
وَمَا
يُعَلِّمَانِ
مِنْ
اَحَدٍ
حَتّٰى
يَقُولَٓا
اِنَّمَا
نَحْنُ
فِتْنَةٌ
فَلَا
تَكْفُرْۜ
فَيَتَعَلَّمُونَ
مِنْهُمَا
مَا
يُفَرِّقُونَ
بِه۪
بَيْنَ
الْمَرْءِ
وَزَوْجِه۪ۜ
وَمَا
هُمْ
بِضَٓارّ۪ينَ
بِه۪
مِنْ
اَحَدٍ
اِلَّا
بِاِذْنِ
اللّٰهِۜ
وَيَتَعَلَّمُونَ
مَا
يَضُرُّهُمْ
وَلَا
يَنْفَعُهُمْۜ
وَلَقَدْ
عَلِمُوا
لَمَنِ
اشْتَرٰيهُ
مَا
لَهُ
فِي
الْاٰخِرَةِ
مِنْ
خَلَاقٍ۠
وَلَبِئْسَ
مَا
شَرَوْا
بِه۪ٓ
اَنْفُسَهُمْۜ
لَوْ
كَانُوا
يَعْلَمُونَ
Şeytanların Süleyman’ın hükümdarlığı hakkında söylediklerine uydular. Oysa Süleyman kafir değildi, ama insanlara sihri öğreten şeytanlar kafir olmuşlardı. Babil’de, melek denilen Harut ve Marut’a bir şey indirilmemişti. Bu ikisi «Biz sadece imtihan ediyoruz, sakın inkar etme» demedikçe kimseye bir şey öğretmezlerdi. Halbuki bu ikisinden, koca ile karısının arasını ayıracak şeyler öğreniyorlardı. Oysa Allah’ın izni olmadıkça onlar kimseye zarar veremezlerdi. Kendilerine zarar verecek, faydalı olmayacak şeyler öğreniyorlardı. And olsun ki, onu satın alanın ahiretten bir nasibi olmadığını biliyorlardı. Kendilerini karşılığında sattıkları şeyin ne kötü olduğunu keşke bilselerdi![102]
وَاِذْ
قَالَ
اِبْرٰه۪يمُ
رَبِّ
اجْعَلْ
هٰذَا
بَلَداً
اٰمِناً
وَارْزُقْ
اَهْلَهُ
مِنَ
الثَّمَرَاتِ
مَنْ
اٰمَنَ
مِنْهُمْ
بِاللّٰهِ
وَالْيَوْمِ
الْاٰخِرِۜ
قَالَ
وَمَنْ
كَفَرَ
فَاُمَتِّعُهُ
قَل۪يلاً
ثُمَّ
اَضْطَرُّهُٓ
اِلٰى
عَذَابِ
النَّارِۜ
وَبِئْسَ
الْمَص۪يرُ
İbrahim: «Rabbim! Burasını emin bir şehir kıl, halkından, Allah’a ve ahiret gününe inananları ürünlerle rızıklandır» demişti. Allah da: «İnkar edeni de az bir müddet geçindirir, sonra da onu ateşin azabına uğramak zorunda bırakırım, ne kötü sonuç» buyurmuştu.[126]
يَسْـَٔلُونَكَ
عَنِ
الشَّهْرِ
الْحَرَامِ
قِتَالٍ
ف۪يهِۜ
قُلْ
قِتَالٌ
ف۪يهِ
كَب۪يرٌۜ
وَصَدٌّ
عَنْ
سَب۪يلِ
اللّٰهِ
وَكُفْرٌ
بِه۪
وَالْمَسْجِدِ
الْحَرَامِ
وَاِخْرَاجُ
اَهْلِه۪
مِنْهُ
اَكْبَرُ
عِنْدَ
اللّٰهِۚ
وَالْفِتْنَةُ
اَكْبَرُ
مِنَ
الْقَتْلِۜ
وَلَا
يَزَالُونَ
يُقَاتِلُونَكُمْ
حَتّٰى
يَرُدُّوكُمْ
عَنْ
د۪ينِكُمْ
اِنِ
اسْتَطَاعُواۜ
وَمَنْ
يَرْتَدِدْ
مِنْكُمْ
عَنْ
د۪ينِه۪
فَيَمُتْ
وَهُوَ
كَافِرٌ
فَاُو۬لٰٓئِكَ
حَبِطَتْ
اَعْمَالُهُمْ
فِي
الدُّنْيَا
وَالْاٰخِرَةِۚ
وَاُو۬لٰٓئِكَ
اَصْحَابُ
النَّارِۚ
هُمْ
ف۪يهَا
خَـالِدُونَ
Sana hürmet edilen ayı, o aydaki savaşı sorarlar. De ki: «O ayda savaşmak büyük suçtur. Allah yolundan alıkoymak, O’nu inkar etmek, Mescidi Haram’a engel olmak ve halkını oradan çıkarmak Allah katında daha büyük suçtur. Fitne çıkarmak ise öldürmekten daha büyüktür». Güçleri yeterse, dininizden döndürünceye kadar sizinle savaşa devam ederler. İçinizden dininden dönüp kafir olarak ölen olursa, bunların işleri dünya ve ahirette boşa gitmiş olur. İşte cehennemlikler onlardır, onlar orada temellidirler.[217]
يَٓا اَيُّهَا
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
لَا
تُبْطِلُوا
صَدَقَاتِكُمْ
بِالْمَنِّ
وَالْاَذٰىۙ
كَالَّذ۪ي
يُنْفِقُ
مَالَهُ
رِئَٓاءَ
النَّاسِ
وَلَا
يُؤْمِنُ
بِاللّٰهِ
وَالْيَوْمِ
الْاٰخِرِۜ
فَمَثَلُهُ
كَمَثَلِ
صَفْوَانٍ
عَلَيْهِ
تُرَابٌ
فَاَصَابَهُ
وَابِلٌ
فَتَرَكَهُ
صَلْداًۜ
لَا
يَقْدِرُونَ
عَلٰى
شَيْءٍ
مِمَّا
كَسَبُواۜ
وَاللّٰهُ
لَا
يَهْدِي
الْقَوْمَ
الْكَافِر۪ينَ
Ey İnananlar! Allah’a ve ahiret gününe inanmayıp, insanlara gösteriş için malını sarfeden kimse gibi, sadakalarınızı başa kakma ve eza etmekle boşa çıkarmayın. Onun durumu, üzerinde toprak bulunan kayanın durumu gibidir, üzerine bol yağmur yağdığında onu cascavlak bırakır. Kazandıklarından hiçbir şey elde edemezler. Allah inkar eden kimseleri doğru yola eriştirmez.[264]
قَدْ
كَانَ
لَكُمْ
اٰيَةٌ
ف۪ي
فِئَتَيْنِ
الْتَقَتَاۜ
فِئَةٌ
تُقَاتِلُ
ف۪ي
سَب۪يلِ
اللّٰهِ
وَاُخْرٰى
كَافِرَةٌ
يَرَوْنَهُمْ
مِثْلَيْهِمْ
رَأْيَ
الْعَيْنِۜ
وَاللّٰهُ
يُؤَيِّدُ
بِنَصْرِه۪
مَنْ
يَشَٓاءُۜ
اِنَّ
ف۪ي
ذٰلِكَ
لَعِبْرَةً
لِاُو۬لِي
الْاَبْصَارِ
Karşı karşıya gelen iki topluluğun durumlarında sizin için ibret vardır; biri Allah yolunda savaşanlardır, diğeri inkarcılardır ki, bunlar karşı tarafı gözleriyle kendilerinin iki misli görüyorlardı. Allah dilediğini yardımıyla destekler. Bunda görebilenler için ibret vardır.[13]
فَاَمَّا
الَّذ۪ينَ
كَفَرُوا
فَاُعَذِّبُهُمْ
عَذَاباً
شَد۪يداً
فِي
الدُّنْيَا
وَالْاٰخِرَةِۘ
وَمَا
لَهُمْ
مِنْ
نَاصِر۪ينَ
Allah demişti ki: «Ey İsa! Ben seni eceline yetireceğim, seni kendime yükselteceğim, inkar edenlerden seni tertemiz ayıracağım; sana uyanları, kıyamet gününe kadar, inkar edenlerin üstünde tutacağım. Sonra dönüşünüz Banadır. Ayrılığa düştüğünüz hususlarda aranızda hükmedeceğim. İnkar edenleri de dünya ve ahirette şiddetli azaba uğratacağım. Onların hiç yardımcıları olmayacaktır.»[55-56]
وَقَالَتْ
طَٓائِفَةٌ
مِنْ
اَهْلِ
الْكِتَابِ
اٰمِنُوا
بِالَّـذ۪ٓي
اُنْزِلَ
عَلَى
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
وَجْهَ
النَّهَارِ
وَاكْفُرُٓوا
اٰخِرَهُ
لَعَلَّهُمْ
يَرْجِعُونَۚ
Kitap ehlinden bir takımı şöyle dedi: «İnananlara indirilene günün başında inanın, sonunda inkar edin ki, belki dönerler ve dininize uyanlardan başkasına inanmayın». De ki: «Doğru yol Allah’ın yoludur». Ve yine başkasına da verildiğine veya Rabbinizin katında Müslümanların karşı delil getirip sizi alt edeceğine inanmayın, derler. De ki: «Doğrusu bol nimet Allah’ın elindedir, onu dilediğine verir. Allah’ın fazlı her şeyi kaplar, O her şeyi bilir».[72-73]
وَلَا
يَحْزُنْكَ
الَّذ۪ينَ
يُسَارِعُونَ
فِي
الْكُفْرِۚ
اِنَّهُمْ
لَنْ
يَضُرُّوا
اللّٰهَ
شَيْـٔاًۜ
يُر۪يدُ
اللّٰهُ
اَلَّا
يَجْعَلَ
لَهُمْ
حَظًّا
فِي
الْاٰخِرَةِۚ
وَلَهُمْ
عَذَابٌ
عَظ۪يمٌ
Küfürde yarışanlar seni üzmesin; şüphesiz onlar Allah’a bir zarar veremezler. Allah ahirette onlara bir pay vermemek istiyor; onlara büyük azab vardır.[176]
وَاِذَا
كُنْتَ
ف۪يهِمْ
فَاَقَمْتَ
لَهُمُ
الصَّلٰوةَ
فَلْتَقُمْ
طَٓائِفَةٌ
مِنْهُمْ
مَعَكَ
وَلْيَأْخُذُٓوا
اَسْلِحَتَهُمْ۠
فَاِذَا
سَجَدُوا
فَلْيَكُونُوا
مِنْ
وَرَٓائِكُمْۖ
وَلْتَأْتِ
طَٓائِفَةٌ
اُخْرٰى
لَمْ
يُصَلُّوا
فَلْيُصَلُّوا
مَعَكَ
وَلْيَأْخُذُوا
حِذْرَهُمْ
وَاَسْلِحَتَهُمْۚ
وَدَّ
الَّذ۪ينَ
كَفَرُوا
لَوْ
تَغْفُلُونَ
عَنْ
اَسْلِحَتِكُمْ
وَاَمْتِعَتِكُمْ
فَيَم۪يلُونَ
عَلَيْكُمْ
مَيْلَةً
وَاحِدَةًۜ
وَلَا
جُنَاحَ
عَلَيْكُمْ
اِنْ
كَانَ
بِكُمْ
اَذًى
مِنْ
مَطَرٍ
اَوْ
كُنْتُمْ
مَرْضٰٓى
اَنْ
تَضَعُٓوا
اَسْلِحَتَكُمْۚ
وَخُذُوا
حِذْرَكُمْۜ
اِنَّ
اللّٰهَ
اَعَدَّ
لِلْكَافِر۪ينَ
عَذَاباً
مُه۪يناً
Sen içlerinde olup da namazlarını kıldırdığın zaman, bir kısmı seninle beraber namaza dursun ve silahlarını da yanlarına alsınlar; secdeyi yaptıktan sonra onlar arkanıza geçsinler; kılmayan öbür kısım gelsin, seninle beraber kılsınlar, tedbirli olsunlar, silahlarını alsınlar. Kafirler, size ansızın bir baskın vermek için, silah ve eşyanızdan ayrılmış bulunmanızı dilerler. Yağmurdan zarar görecekseniz veya hasta olursanız, silahlarınızı bırakmanıza engel yoktur, fakat dikkatli olun. Allah kafirlere şüphesiz ağır bir azab hazırlamıştır.[102]
يَٓا اَيُّهَا
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُٓوا
اٰمِنُوا
بِاللّٰهِ
وَرَسُولِه۪
وَالْكِتَابِ
الَّذ۪ي
نَزَّلَ
عَلٰى
رَسُولِه۪
وَالْكِتَابِ
الَّـذ۪ٓي
اَنْزَلَ
مِنْ
قَبْلُۜ
وَمَنْ
يَكْفُرْ
بِاللّٰهِ
وَمَلٰٓئِكَتِه۪
وَكُتُبِه۪
وَرُسُلِه۪
وَالْيَوْمِ
الْاٰخِرِ
فَقَدْ
ضَلَّ
ضَلَالاً
بَع۪يداً
Ey İnananlar! Allah’a, Peygamberine, Peygamberine indirdiği Kitap’a ve daha önce indirdiği Kitap’a inanmakta sebat gösterin. Kim Allah’ı, meleklerini, kitaplarını, peygamberlerini ve ahiret gününu inkar ederse, şüphesiz derin bir sapıklığa sapmıştır.[136]
اَلْيَوْمَ
اُحِلَّ
لَكُمُ
الطَّيِّبَاتُۜ
وَطَعَامُ
الَّذ۪ينَ
اُو۫تُوا
الْكِتَابَ
حِلٌّ
لَكُمْۖ
وَطَعَامُكُمْ
حِلٌّ
لَهُمْۘ
وَالْمُحْصَنَاتُ
مِنَ
الْمُؤْمِنَاتِ
وَالْمُحْصَنَاتُ
مِنَ
الَّذ۪ينَ
اُو۫تُوا
الْكِتَابَ
مِنْ
قَبْلِكُمْ
اِذَٓا
اٰتَيْتُمُوهُنَّ
اُجُورَهُنَّ
مُحْصِن۪ينَ
غَيْرَ
مُسَافِح۪ينَ
وَلَا
مُتَّخِذ۪ٓي
اَخْدَانٍۜ
وَمَنْ
يَكْفُرْ
بِالْا۪يمَانِ
فَقَدْ
حَبِطَ
عَمَلُهُۘ
وَهُوَ
فِي
الْاٰخِرَةِ
مِنَ
الْخَاسِر۪ينَ۟
Bugün, size temiz olanlar helal kılındı. Kitap verilenlerin yemeği size helal, sizin yemeğiniz de onlara helaldir. İnanan hür ve iffetli kadınlar ve sizden önce kitap verilenlerin hür ve iffetli kadınları -zina etmeksizin, gizli dost tutmaksızın ve mehirlerini verdiğiniz takdirde- size helaldir. Kim imanı inkar ederse, şüphesiz amelleri boşa gider. O, ahirette de kaybedenlerdendir.[5]
يَٓا اَيُّهَا
الرَّسُولُ
لَا
يَحْزُنْكَ
الَّذ۪ينَ
يُسَارِعُونَ
فِي
الْكُفْرِ
مِنَ
الَّذ۪ينَ
قَالُٓوا
اٰمَنَّا
بِاَفْوَاهِهِمْ
وَلَمْ
تُؤْمِنْ
قُلُوبُهُمْۚ
وَمِنَ
الَّذ۪ينَ
هَادُوا
سَمَّاعُونَ
لِلْكَذِبِ
سَمَّاعُونَ
لِقَوْمٍ
اٰخَر۪ينَۙ
لَمْ
يَأْتُوكَۜ
يُحَرِّفُونَ
الْكَلِمَ
مِنْ
بَعْدِ
مَوَاضِعِه۪ۚ
يَقُولُونَ
اِنْ
اُو۫ت۪يتُمْ
هٰذَا
فَخُذُوهُ
وَاِنْ
لَمْ
تُؤْتَوْهُ
فَاحْذَرُواۜ
وَمَنْ
يُرِدِ
اللّٰهُ
فِتْنَتَهُ
فَلَنْ
تَمْلِكَ
لَهُ
مِنَ
اللّٰهِ
شَيْـٔاًۜ
اُو۬لٰٓئِكَ
الَّذ۪ينَ
لَمْ
يُرِدِ
اللّٰهُ
اَنْ
يُطَهِّرَ
قُلُوبَهُمْۜ
لَهُمْ
فِي
الدُّنْيَا
خِزْيٌ
وَلَهُمْ
فِي
الْاٰخِرَةِ
عَذَابٌ
عَظ۪يمٌ
Kalbleri inanmamışken, ağızlarıyla, «İnandık» diyenler, yahudilerden yalana kulak verenler ve başka bir topluluk hesabına casusluk edenlerden inkara koşanlar seni üzmesin. Sözleri asıl yerlerinden değiştirirler de, «Böyle bir fetva size verilirse alın, verilmezse kaçının» derler. Allah’ın fitneye düşmesini dilediği kimse için Allah’a karşı senin elinden bir şey gelmez. İşte onlar Allah’ın, kalblerini arıtmak istemediği kimselerdir. Dünyada rezillik onlaradır. Onlara ahirette de büyük azab vardır.[41]
اَلَّذ۪ينَ
يَصُدُّونَ
عَنْ
سَب۪يلِ
اللّٰهِ
وَيَبْغُونَهَا
عِوَجاًۚ
وَهُمْ
بِالْاٰخِرَةِ
كَافِرُونَۜ
Cennetlikler, cehennemliklere: «Biz Rabbimizin bize vadettiğini gerçek bulduk, Rabbinizin size de vadettiğini gerçek buldunuz mu?» diye seslenirler, «Evet» derler. Aralarında bir münadi, «Allah’ın laneti Allah yolundan alıkoyan, o yolun eğriliğini isteyen ve ahireti inkar eden zalimleredir» diye seslenir.[44-45]
يَحْلِفُونَ
بِاللّٰهِ
مَا
قَالُواۜ
وَلَقَدْ
قَالُوا
كَلِمَةَ
الْكُفْرِ
وَكَفَرُوا
بَعْدَ
اِسْلَامِهِمْ
وَهَمُّوا
بِمَا
لَمْ
يَنَالُواۚ
وَمَا
نَقَمُٓوا
اِلَّٓا
اَنْ
اَغْنٰيهُمُ
اللّٰهُ
وَرَسُولُهُ
مِنْ
فَضْلِه۪ۚ
فَاِنْ
يَتُوبُوا
يَكُ
خَيْراً
لَهُمْۚ
وَاِنْ
يَتَوَلَّوْا
يُعَذِّبْهُمُ
اللّٰهُ
عَذَاباً
اَل۪يماً
فِي
الدُّنْيَا
وَالْاٰخِرَةِۚ
وَمَا
لَهُمْ
فِي
الْاَرْضِ
مِنْ
وَلِيٍّ
وَلَا
نَص۪يرٍ
And olsun ki, müslüman olduktan sonra inkar edip küfür sözünü söylemişler iken, söylemedik diye Allah’a yemin ettiler, başaramayacakları bir şeye giriştiler; Allah ve Peygamberi bol nimetinden onları zenginleştirdi ve öç almaya kalktılar. Eğer tevbe ederlerse iyiliklerine olur; şayet yüz çevirirlerse, Allah onları dünya ve ahirette can yakıcı azaba uğratır. Yeryüzünde bir dost ve yardımcıları yoktur.[74]
اَلَّذ۪ينَ
يَصُدُّونَ
عَنْ
سَب۪يلِ
اللّٰهِ
وَيَبْغُونَهَا
عِوَجاًۜ
وَهُمْ
بِالْاٰخِرَةِ
هُمْ
كَافِرُونَ
Bunlar Allah’ın yolundan alıkorlar ve o yolu eğriltmeğe çalışırlar; işte onlar ahireti inkar edenlerdir.[19]
قَالَ
لَا
يَأْت۪يكُمَا
طَعَامٌ
تُرْزَقَانِه۪ٓ
اِلَّا
نَبَّأْتُكُمَا
بِتَأْو۪يلِه۪
قَبْلَ
اَنْ
يَأْتِيَكُمَاۜ
ذٰلِكُمَا
مِمَّا
عَلَّمَن۪ي
رَبّ۪يۜ
اِنّ۪ي
تَرَكْتُ
مِلَّةَ
قَوْمٍ
لَا
يُؤْمِنُونَ
بِاللّٰهِ
وَهُمْ
بِالْاٰخِرَةِ
هُمْ
كَافِرُونَۙ
Yusuf: «Rabbimin bana öğrettiği bilgi ile, daha yiyeceğiniz yemek gelmeden size onu yorumlarım. Doğrusu ben, Allah’a inanmayan ve ahireti inkar eden, bir milletin dinini bırakmışımdır.[37]
ذٰلِكَ
بِاَنَّهُمُ
اسْتَحَبُّوا
الْحَيٰوةَ
الدُّنْيَا
عَلَى
الْاٰخِرَةِۙ
وَاَنَّ
اللّٰهَ
لَا
يَهْدِي
الْقَوْمَ
الْكَافِر۪ينَ
Bu, dünya hayatını ahirete tercih etmelerinden ve Allah’ın da, inkarcı milleti doğru yola eriştirmemesinden ötürü böyledir.[107]
اَمْ
اَمِنْتُمْ
اَنْ
يُع۪يدَكُمْ
ف۪يهِ
تَارَةً
اُخْرٰى
فَيُرْسِلَ
عَلَيْكُمْ
قَاصِفاً
مِنَ
الرّ۪يحِ
فَيُغْرِقَكُمْ
بِمَا
كَفَرْتُمْۙ
ثُمَّ
لَا
تَجِدُوا
لَكُمْ
عَلَيْنَا
بِه۪
تَب۪يعاً
Yoksa sizi tekrar denize döndürüp, üzerinize ortalığı yıkan bir fırtına gönderip, inkarlarınızdan ötürü sizi suda boğmasından güvende misiniz? O zaman bize soru soracak bir yardımcı da bulamazsınız.[69]
وَقَالَ
الْمَلَأُ
مِنْ
قَوْمِهِ
الَّذ۪ينَ
كَفَرُوا
وَكَذَّبُوا
بِلِقَٓاءِ
الْاٰخِرَةِ
وَاَتْرَفْنَاهُمْ
فِي
الْحَيٰوةِ
الدُّنْيَاۙ
مَا
هٰذَٓا
اِلَّا
بَشَرٌ
مِثْلُكُمْۙ
يَأْكُلُ
مِمَّا
تَأْكُلُونَ
مِنْهُ
وَيَشْرَبُ
مِمَّا
تَشْرَبُونَ
Onun, inkarcı ve ahirete kavuşmayı yalanlayan milletinin ileri gelenleri ki Biz onlara bu dünya hayatında nimet vermiştik şöyle dediler: «Bu, yediğinizden yiyen, içtiğinizden içen sizin gibi bir insandan başka birşey değildir.»[33]
وَمَنْ
يَدْعُ
مَعَ
اللّٰهِ
اِلٰهاً
اٰخَرَۙ
لَا
بُرْهَانَ
لَهُ
بِه۪ۙ
فَاِنَّمَا
حِسَابُهُ
عِنْدَ
رَبِّه۪ۜ
اِنَّهُ
لَا
يُفْلِحُ
الْكَافِرُونَ
Allah’la beraber, varlığına hiçbir delili olmadığı halde başka tanrıya tapanın hesabını Rabbi görecektir. İnkarcılar elbette kurtulamazlar.[117]
Yükleniyor...