ت ر ك
37ayette
43kez geçiyor
20/114surede
8farklı kelime
Mekkî / Medenî
Mekkî %56 · Medenî %44
İlk inen ayet (nüzul sırasıyla)
Kıyâme 36
31. inen sure
En çok geçtiği sure
Nisâ
12 kez
Kelime ailesi
Bu kökten türeyen farklı kelimeler. Tıklayınca geçtiği ayetler listelenir.
| Kelime | Tür | Vezin | Anlam | Adet |
|---|---|---|---|---|
| تَرَكَ | Feale-Yefulu | فَعَلَ | Bıraktı | 33 |
| تَتْرُكْهُ | Feale-Yefulu | تَفْعُلْهُ | Onu bırakırsın | 3 |
| يُتْرَكُٓوا | Feale-Yefulu | يُفْعَلُوا | Bırakılırlar | 2 |
| تَارِكٌ | İsim | فَاعِلٌ | Bırakan | 1 |
| بِتَارِك۪ٓي | İsim | بِفَاعِلِي | Bırakanlar | 1 |
| نَتْرُكَ | Feale-Yefulu | نَفْعُلَ | Bırakırız | 1 |
| لَتَارِكُٓوا | İsim | لَفَاعِلُو | Bırakanlar | 1 |
| وَاتْرُكِ | Feale-Yefulu | وَافْعُلِ | Ve bırak | 1 |
Anlam yelpazesi
Kökün kelimelerinin Türkçe karşılıkları.
Kavram ağı
Aynı ayette en çok birlikte geçtiği kökler (ayet sayısı). Tıklayınca ortak ayetler listelenir.
Sure dağılımı
Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
Vahiy sürecinde kullanım
Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.
← ilk inenson inen →
Ayetler
+ ق و ل ile birlikte ✕ Süzgeci kaldır
12 ayet
وَقَالَ
لَهُمْ
نَبِيُّهُمْ
اِنَّ
اٰيَةَ
مُلْكِه۪ٓ
اَنْ
يَأْتِيَكُمُ
التَّابُوتُ
ف۪يهِ
سَك۪ينَةٌ
مِنْ
رَبِّكُمْ
وَبَقِيَّةٌ
مِمَّا
تَرَكَ
اٰلُ
مُوسٰى
وَاٰلُ
هٰرُونَ
تَحْمِلُهُ
الْمَلٰٓئِكَةُۜ
اِنَّ
ف۪ي
ذٰلِكَ
لَاٰيَةً
لَكُمْ
اِنْ
كُنْتُمْ
مُؤْمِن۪ينَ۟
Peygamberleri onlara, «Onun hükümdarlığının alameti, size sandığın gelmesidir, onda Rabbinizden gelen gönül rahatlığı ve Musa ailesinin ve Harun ailesinin bıraktıklarından kalanlar var; onu melekler taşır, eğer inanmışsanız bunda sizin için delil vardır» dedi.[248]
وَلْيَخْشَ
الَّذ۪ينَ
لَوْ
تَرَكُوا
مِنْ
خَلْفِهِمْ
ذُرِّيَّةً
ضِعَافاً
خَافُوا
عَلَيْهِمْۖ
فَلْيَتَّقُوا
اللّٰهَ
وَلْيَقُولُوا
قَوْلاً
سَد۪يداً
Arkalarında cılız çocuklar bıraktıkları takdirde, bundan endişe edecek olanlar, haksızlık yapmaktan korksunlar; dürüst söz söylesinler.[9]
يَسْتَفْتُونَكَۜ
قُلِ
اللّٰهُ
يُفْت۪يكُمْ
فِي
الْكَلَالَةِۜ
اِنِ
امْرُؤٌا
هَلَكَ
لَيْسَ
لَهُ
وَلَدٌ
وَلَهُٓ
اُخْتٌ
فَلَهَا
نِصْفُ
مَا
تَرَكَۚ
وَهُوَ
يَرِثُـهَٓا
اِنْ
لَمْ
يَكُنْ
لَهَا
وَلَدٌۜ
فَاِنْ
كَانَتَا
اثْنَتَيْنِ
فَلَهُمَا
الثُّلُثَانِ
مِمَّا
تَرَكَۜ
وَاِنْ
كَانُٓوا
اِخْوَةً
رِجَالاً
وَنِسَٓاءً
فَلِلذَّكَرِ
مِثْلُ
حَظِّ
الْاُنْثَيَيْنِۜ
يُبَيِّنُ
اللّٰهُ
لَكُمْ
اَنْ
تَضِلُّواۜ
وَاللّٰهُ
بِكُلِّ
شَيْءٍ
عَل۪يمٌ
Senden fetva isterler, de ki: «Allah size ikinci dereceden mirasçılar hakkında fetva veriyor: «Şayet çocuğu olmayıp bir kızkardeşi bulunan kimse ölürse, bıraktığının yarısı kızkardeşe kalır. Fakat kızkardeşinin çocuğu yoksa kendisi, ona tamamen varis olur. Eğer iki kızkardeş kalmışsa, bıraktığının üçte ikisi onlaradır. Eğer mirasçılar erkek ve kadın kardeşlerse, erkeğe, iki dişinin hissesi kadar vardır. Doğru yoldan saparsınız diye Allah size açıklıyor.» Allah her şeyi bilir.[176]
فَلَعَلَّكَ
تَارِكٌ
بَعْضَ
مَا
يُوحٰٓى
اِلَيْكَ
وَضَٓائِقٌ
بِه۪
صَدْرُكَ
اَنْ
يَقُولُوا
لَوْلَٓا
اُنْزِلَ
عَلَيْهِ
كَنْزٌ
اَوْ
جَٓاءَ
مَعَهُ
مَلَكٌۜ
اِنَّـمَٓا
اَنْتَ
نَذ۪يرٌۜ
وَاللّٰهُ
عَلٰى
كُلِّ
شَيْءٍ
وَك۪يلٌۜ
Putperestlerin: «Ona bir hazine indirilmeli veya yanında bir melek gelmeli değil miydi?» demelerinden senin kalbin daralır ve belki de sana vahyolunanın bir kısmını terkedecek olursun. Sen ancak bir uyarıcısın, Allah her şeye vekildir.[12]
قَالُوا
يَا هُودُ
مَا
جِئْتَنَا
بِبَيِّنَةٍ
وَمَا
نَحْنُ
بِتَارِك۪ٓي
اٰلِهَتِنَا
عَنْ
قَوْلِكَ
وَمَا
نَحْنُ
لَكَ
بِمُؤْمِن۪ينَ
«Ey Hud! Sen bize bir belge getirmeden, senin sözünden ötürü tanrılarımızı terketmeyiz ve sana inanmayız.[53]
قَالُوا
يَا شُعَيْبُ
اَصَلٰوتُكَ
تَأْمُرُكَ
اَنْ
نَتْرُكَ
مَا
يَعْبُدُ
اٰبَٓاؤُ۬نَٓا
اَوْ
اَنْ
نَفْعَلَ
ف۪ٓي
اَمْوَالِنَا
مَا
نَشٰٓؤُ۬اۜ
اِنَّكَ
لَاَنْتَ
الْحَل۪يمُ
الرَّش۪يدُ
«Ey Şuayb! Babalarımızın taptığını bırakmamızı emreden veya mallarımızı istediğimiz gibi kullanmamızı meneden senin namazın mıdır? Sen doğrusu aklı başında, yumuşak huylu birisin» dediler.[87]
قَالُوا
يَٓا اَبَانَٓا
اِنَّا
ذَهَبْنَا
نَسْتَبِقُ
وَتَرَكْنَا
يُوسُفَ
عِنْدَ
مَتَاعِنَا
فَاَكَلَهُ
الذِّئْبُۚ
وَمَٓا
اَنْتَ
بِمُؤْمِنٍ
لَنَا
وَلَوْ
كُنَّا
صَادِق۪ينَ
Akşam üstü ağlayarak babalarına geldiklerinde: «Ey babamız! İnan olsun biz yarış yapıyorduk; Yusuf’u eşyamızın yanına bırakmıştık; bir kurt onu yedi. Her ne kadar doğru söylüyorsak da sen bize inanmazsın» dediler.[16-17]
قَالَ
لَا
يَأْت۪يكُمَا
طَعَامٌ
تُرْزَقَانِه۪ٓ
اِلَّا
نَبَّأْتُكُمَا
بِتَأْو۪يلِه۪
قَبْلَ
اَنْ
يَأْتِيَكُمَاۜ
ذٰلِكُمَا
مِمَّا
عَلَّمَن۪ي
رَبّ۪يۜ
اِنّ۪ي
تَرَكْتُ
مِلَّةَ
قَوْمٍ
لَا
يُؤْمِنُونَ
بِاللّٰهِ
وَهُمْ
بِالْاٰخِرَةِ
هُمْ
كَافِرُونَۙ
Yusuf: «Rabbimin bana öğrettiği bilgi ile, daha yiyeceğiniz yemek gelmeden size onu yorumlarım. Doğrusu ben, Allah’a inanmayan ve ahireti inkar eden, bir milletin dinini bırakmışımdır.[37]
لَعَلّ۪ٓي
اَعْمَلُ
صَالِحاً
ف۪يمَا
تَرَكْتُ
كَلَّاۜ
اِنَّهَا
كَلِمَةٌ
هُوَ
قَٓائِلُهَاۜ
وَمِنْ
وَرَٓائِهِمْ
بَرْزَخٌ
اِلٰى
يَوْمِ
يُبْعَثُونَ
Onlardan birine ölüm gelince: «Rabbim! Beni geri çevir, belki, yapmadan bıraktığımı tamamlar, iyi iş işlerim» der. Hayır; bu söylediği sadece kendi lafıdır. Tekrar diriltilecekleri güne kadar arkalarında geriye dönmekten onları alıkoyan bir engel vardır.[99-100]
اَحَسِبَ
النَّاسُ
اَنْ
يُتْرَكُٓوا
اَنْ
يَقُولُٓوا
اٰمَنَّا
وَهُمْ
لَا
يُفْتَنُونَ
And olsun, biz kendilerinden öncekileri de denemişken, insanlar, «İnandık» deyince, denenmeden bırakılacaklarını mı sanırlar? Allah elbette doğruları ortaya koyacak ve elbette yalancıları da ortaya çıkaracaktır.[2-3]
وَيَقُولُونَ
اَئِنَّا
لَتَارِكُٓوا
اٰلِهَتِنَا
لِشَاعِرٍ
مَجْنُونٍۜ
«Deli bir şair yüzünden tanrılarımızı mı bırakalım?» derlerdi.[36]
وَاِذَا
رَاَوْا
تِجَارَةً
اَوْ
لَهْواًۨ
انْفَضُّٓوا
اِلَيْهَا
وَتَرَكُوكَ
قَٓائِماًۜ
قُلْ
مَا
عِنْدَ
اللّٰهِ
خَيْرٌ
مِنَ
اللَّهْوِ
وَمِنَ
التِّجَارَةِۜ
وَاللّٰهُ
خَيْرُ
الرَّازِق۪ينَ
Onlar bir kazanç veya bir eğlence gördüklerinde, seni ayakta bırakarak oraya yöneldiler. De ki: «Allah katında olan, eğlenceden de kazançtan da hayırlıdır. Allah, rızık verenlerin en iyisidir.»[11]
Yükleniyor...