خ ب ر
52ayette
52kez geçiyor
31/114surede
7farklı kelime
Mekkî / Medenî
Mekkî %46 · Medenî %54
İlk inen ayet (nüzul sırasıyla)
Âdiyât 11
14. inen sure
En çok geçtiği sure
Nisâ
4 kez
Kelime ailesi
Bu kökten türeyen farklı kelimeler. Tıklayınca geçtiği ayetler listelenir.
Anlam yelpazesi
Kökün kelimelerinin Türkçe karşılıkları.
Kavram ağı
Aynı ayette en çok birlikte geçtiği kökler (ayet sayısı). Tıklayınca ortak ayetler listelenir.
Sure dağılımı
Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
Vahiy sürecinde kullanım
Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.
← ilk inenson inen →
Ayetler
+ ع ل م ile birlikte ✕ Süzgeci kaldır
10 ayet
وَاِنْ
خِفْتُمْ
شِقَاقَ
بَيْنِهِمَا
فَابْعَثُوا
حَكَماً
مِنْ
اَهْلِه۪
وَحَكَماً
مِنْ
اَهْلِهَاۚ
اِنْ
يُر۪يدَٓا
اِصْلَاحاً
يُوَفِّقِ
اللّٰهُ
بَيْنَهُمَاۜ
اِنَّ
اللّٰهَ
كَانَ
عَل۪يماً
خَب۪يراً
Karı kocanın arasının açılmasından endişelenirseniz, erkeğin ailesinden bir hakem ve kadının ailesinden bir hakem gönderin; bunlar düzeltmek isterlerse, Allah onların aralarını buldurur. Doğrusu Allah her şeyi Bilen ve haberdar olandır.[35]
وَهُوَ
الَّذ۪ي
خَلَقَ
السَّمٰوَاتِ
وَالْاَرْضَ
بِالْحَقِّۜ
وَيَوْمَ
يَقُولُ
كُنْ
فَيَكُونُۜ
قَوْلُهُ
الْحَقُّۜ
وَلَهُ
الْمُلْكُ
يَوْمَ
يُنْفَخُ
فِي
الصُّورِۜ
عَالِمُ
الْغَيْبِ
وَالشَّهَادَةِۜ
وَهُوَ
الْحَك۪يمُ
الْخَب۪يرُ
Gökleri ve yeri gerçekle yaratan O’dur ki «Ol» dediği gün (an) hemen olur; sözü gerçektir. Sura üfleneceği gün hükümranlık O’nundur. Görülmeyeni de görüleni de bilir. O Hakim’dir, haberdardır.[73]
اَمْ
حَسِبْتُمْ
اَنْ
تُتْرَكُوا
وَلَمَّا
يَعْلَمِ
اللّٰهُ
الَّذ۪ينَ
جَاهَدُوا
مِنْكُمْ
وَلَمْ
يَتَّخِذُوا
مِنْ
دُونِ
اللّٰهِ
وَلَا
رَسُولِه۪
وَلَا
الْمُؤْمِن۪ينَ
وَل۪يجَةًۜ
وَاللّٰهُ
خَب۪يرٌ
بِمَا
تَعْمَلُونَ۟
Allah, içinizden cihat edenleri; Allah’tan, peygamberinden ve inananlardan başka sırdaş edinmeyenleri ortaya çıkarmadan sizi kendi halinize bırakacak mı zannediyorsunuz? Allah işlediklerinizden haberdardır.[16]
يَعْتَذِرُونَ
اِلَيْكُمْ
اِذَا
رَجَعْتُمْ
اِلَيْهِمْۜ
قُلْ
لَا
تَعْتَذِرُوا
لَنْ
نُؤْمِنَ
لَكُمْ
قَدْ
نَبَّاَنَا
اللّٰهُ
مِنْ
اَخْبَارِكُمْۜ
وَسَيَرَى
اللّٰهُ
عَمَلَكُمْ
وَرَسُولُهُ
ثُمَّ
تُرَدُّونَ
اِلٰى
عَالِمِ
الْغَيْبِ
وَالشَّهَادَةِ
فَيُنَبِّئُكُمْ
بِمَا
كُنْتُمْ
تَعْمَلُونَ
Savaştan döndüğünüzde size özür beyan ederler. Onlara de ki: «özür beyan etmeyin, size inanmayacağız, Allah haberlerinizi bize bildirmiştir. Allah da, Peygamberi de işleyeceklerinizi görecektir. Sonunda, görülmeyeni ve görüneni bilen Allah’a geri çevrileceksiniz. O, işlediklerinizi size haber verecektir.»[94]
اِنَّ
اللّٰهَ
عِنْدَهُ
عِلْمُ
السَّاعَةِۚ
وَيُنَزِّلُ
الْغَيْثَۚ
وَيَعْلَمُ
مَا
فِي
الْاَرْحَامِۜ
وَمَا
تَدْر۪ي
نَفْسٌ
مَاذَا
تَكْسِبُ
غَداًۜ
وَمَا
تَدْر۪ي
نَفْسٌ
بِاَيِّ
اَرْضٍ
تَمُوتُۜ
اِنَّ
اللّٰهَ
عَل۪يمٌ
خَب۪يرٌ
Kıyamet saatini bilmek ancak Allah’a mahsustur. Yağmuru O indirir, rahimlerde bulunanı O bilir, kimse yarın ne kazanacağını bilmez ve hiç kimse nerede öleceğini bilemez. Allah şüphesiz bilendir, her şeyden haberdardır.[34]
وَلَنَبْلُوَنَّكُمْ
حَتّٰى
نَعْلَمَ
الْمُجَاهِد۪ينَ
مِنْكُمْ
وَالصَّابِر۪ينَۙ
وَنَبْلُوَ۬ا
اَخْبَارَكُمْ
And olsun ki sizi, içinizden cihada çıkanları ve sabredenleri meydana çıkarana ve haberlerinizi açıklayana kadar deneyeceğiz.[31]
يَٓا اَيُّهَا
النَّاسُ
اِنَّا
خَلَقْنَاكُمْ
مِنْ
ذَكَرٍ
وَاُنْثٰى
وَجَعَلْنَاكُمْ
شُعُوباً
وَقَـبَٓائِلَ
لِتَعَارَفُواۜ
اِنَّ
اَكْرَمَكُمْ
عِنْدَ
اللّٰهِ
اَتْقٰيكُمْۜ
اِنَّ
اللّٰهَ
عَل۪يمٌ
خَب۪يرٌ
Ey insanlar! Doğrusu Biz sizleri bir erkekle bir dişiden yarattık. Sizi milletler ve kabileler haline koyduk ki birbirinizi kolayca tanıyasınız. Şüphesiz, Allah katında en değerliniz, O’na karşı gelmekten en çok sakınanızdır. Allah bilendir, haberdardır.[13]
يَٓا اَيُّهَا
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُٓوا
اِذَا
ق۪يلَ
لَكُمْ
تَفَسَّحُوا
فِي
الْمَجَالِسِ
فَافْسَحُوا
يَفْسَحِ
اللّٰهُ
لَكُمْۚ
وَاِذَا
ق۪يلَ
انْشُزُوا
فَانْشُزُوا
يَرْفَعِ
اللّٰهُ
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
مِنْكُمْۙ
وَالَّذ۪ينَ
اُو۫تُوا
الْعِلْمَ
دَرَجَاتٍۜ
وَاللّٰهُ
بِمَا
تَعْمَلُونَ
خَب۪يرٌ
Ey inananlar! Toplantılarda, size, «Yer açın» denince yer açın ki Allah da size genişlik versin; «Kalkın» denildiği zaman da hemen kalkın ki, Allah, içinizden inanmış olanları ve kendilerine ilim verilenleri derecelerle yükseltsin. Allah işlediklerinizden haberdardır.[11]
وَاِذْ
اَسَرَّ
النَّبِيُّ
اِلٰى
بَعْضِ
اَزْوَاجِه۪
حَد۪يثاًۚ
فَلَمَّا
نَبَّاَتْ
بِه۪
وَاَظْهَرَهُ
اللّٰهُ
عَلَيْهِ
عَرَّفَ
بَعْضَهُ
وَاَعْرَضَ
عَنْ
بَعْضٍۚ
فَلَمَّا
نَبَّاَهَا
بِه۪
قَالَتْ
مَنْ
اَنْبَاَكَ
هٰذَاۜ
قَالَ
نَبَّاَنِيَ
الْعَل۪يمُ
الْخَب۪يرُ
Peygamber, eşlerinden birine gizlice bir söz söylemişti. O, bunu Peygamberin diğer bir eşine haber verince, Allah da Peygambere durumu bildirmiş, o da bir kısmını yüzüne vurmuş bir kısmını yüzüne vurmaktan geri durmuştu. Eşine, gizlice söylediği şeyi başkasına nakletmiş olduğunu bildirince, eşi: «Bunu sana kim haber verdi?» demiş, o da: «Bana, herşeyi bilen ve herşeyden haberdar olan Allah haber verdi» demişti.[3]
اَلَا
يَعْلَمُ
مَنْ
خَلَقَۜ
وَهُوَ
اللَّط۪يفُ
الْخَب۪يرُ۟
Yaratan bilmez olur mu? O, Latif’tir, haberdardır.[14]
Yükleniyor...