أ ك ل
101ayette
109kez geçiyor
40/114surede
13farklı kelime
Mekkî / Medenî
Mekkî %62 · Medenî %38
İlk inen ayet (nüzul sırasıyla)
Fecr 19
10. inen sure
En çok geçtiği sure
Bakara
12 kez
Kelime ailesi
Bu kökten türeyen farklı kelimeler. Tıklayınca geçtiği ayetler listelenir.
| Kelime | Tür | Vezin | Anlam | Adet |
|---|---|---|---|---|
| تَأْكُلُونَ | Feale-Yefulu | تَفْعُلُونَ | Yersiniz | 31 |
| كُلُوا | Feale-Yefulu | اُفْعُلُوا | Yiyin | 30 |
| يَأْكُلُونَ | Feale-Yefulu | يَفْعُلُونَ | Yerler | 24 |
| اُكُلَهَا | İsim | فُعُلَهَا | Onun yemişi | 10 |
| اَكَلَ | Feale-Yefulu | فَعَلَ | Yedi | 5 |
| لَاٰكِلُونَ | İsim | لَفَاعِلُونَ | Elbette yiyenler | 2 |
| اَكَّالُونَ | İsim | فَعَّالُونَ | Yiyenler | 1 |
| نَأْكُلَ | Feale-Yefulu | نَفْعُلَ | Yeriz | 1 |
| فَكُلَا | Feale-Yefulu | فَفْعُلَا | Hemen İkiniz yiyin | 1 |
| كُل۪ي | Feale-Yefulu | اُفْعُلِي | Ye | 1 |
| لِلْاٰكِل۪ينَ | İsim | لِلْفَاعِلِينَ | Yiyenlere | 1 |
| اَكْلاً | İsim | فَعْلًا | Tüketmek | 1 |
| مَأْكُولٍ | Sıfat | مَفْعُولٍ | Yiyilen | 1 |
Anlam yelpazesi
Kökün kelimelerinin Türkçe karşılıkları.
Yiyin 16
Yersiniz 13
Yer 11
Yerler 9
Ve yiyin 5
Onun yemişi 5
Öyleyse yiyin 5
Tüketmeyin 4
Ve onların yemesi 2
Yemeyin 2
Elbette yerler 2
Onu yer 2
Onları yer 2
Yemiş 2
Diğer 28 anlam
Elbette yiyenler 2
Ve ikiniz yiyin 1
Hemen yiyin 1
Tüketmeniz için 1
Onu tüketir 1
Öyleyse onu yiyin 1
Onu tüketmeyin 1
Öyleyse yesin 1
Tüketirler 1
Ve onların tüketmesi 1
Yedi 1
Yiyenler 1
Öyleyse yediler 1
İkisi yer 1
Yeriz 1
Hemen İkiniz yiyin 1
Onu yedi 1
Hemen onu yedi 1
Hemen yer 1
Yemeniz için 1
Ye 1
Öyleyse ye 1
İkisi yedi 1
Yiyenlere 1
Ve yerler 1
Ve tüketirsiniz 1
Tüketmek 1
Yiyilen 1
Kavram ağı
Aynı ayette en çok birlikte geçtiği kökler (ayet sayısı). Tıklayınca ortak ayetler listelenir.
Sure dağılımı
Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
Vahiy sürecinde kullanım
Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.
← ilk inenson inen →
Ayetler
+ ق و م ile birlikte ✕ Süzgeci kaldır
11 ayet
وَاِذِ
اسْتَسْقٰى
مُوسٰى
لِقَوْمِه۪
فَقُلْنَا
اضْرِبْ
بِعَصَاكَ
الْحَجَرَۜ
فَانْفَجَرَتْ
مِنْهُ
اثْنَتَا
عَشْرَةَ
عَيْناًۜ
قَدْ
عَلِمَ
كُلُّ
اُنَاسٍ
مَشْرَبَهُمْۜ
كُلُوا
وَاشْرَبُوا
مِنْ
رِزْقِ
اللّٰهِ
وَلَا
تَعْثَوْا
فِي
الْاَرْضِ
مُفْسِد۪ينَ
Musa, milleti için su aramıştı; «Asanla taşa vur» dedik; ondan on iki pınar fışkırdı, herkes içeceği yeri bildi. Allah’ın rızkından yiyin, için, yalnız yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın.[60]
اِنَّ
الَّذ۪ينَ
يَكْتُمُونَ
مَٓا
اَنْزَلَ
اللّٰهُ
مِنَ
الْكِتَابِ
وَيَشْتَرُونَ
بِه۪
ثَمَناً
قَل۪يلاًۙ
اُو۬لٰٓئِكَ
مَا
يَأْكُلُونَ
ف۪ي
بُطُونِهِمْ
اِلَّا
النَّارَ
وَلَا
يُكَلِّمُهُمُ
اللّٰهُ
يَوْمَ
الْقِيٰمَةِ
وَلَا
يُزَكّ۪يهِمْۚ
وَلَهُمْ
عَذَابٌ
اَل۪يمٌ
Gerçekten, Allah’ın indirdiği Kitap’tan bir şeyi gizlemede bulunup onu az bir değere değişenler var ya, onların karınlarına tıkındıkları ancak ateştir. Allah kıyamet günü onlarla konuşmaz ve onları günahlardan arıtmaz. Onlara elem verici azab vardır.[174]
اَلَّذ۪ينَ
يَأْكُلُونَ
الرِّبٰوا
لَا
يَقُومُونَ
اِلَّا
كَمَا
يَقُومُ
الَّذ۪ي
يَتَخَبَّطُهُ
الشَّيْطَانُ
مِنَ
الْمَسِّۜ
ذٰلِكَ
بِاَنَّهُمْ
قَالُٓوا
اِنَّمَا
الْبَيْعُ
مِثْلُ
الرِّبٰواۢ
وَاَحَلَّ
اللّٰهُ
الْبَيْعَ
وَحَرَّمَ
الرِّبٰواۜ
فَمَنْ
جَٓاءَهُ
مَوْعِظَةٌ
مِنْ
رَبِّه۪
فَانْتَهٰى
فَلَهُ
مَا
سَلَفَۜ
وَاَمْرُهُٓ
اِلَى
اللّٰهِۜ
وَمَنْ
عَادَ
فَاُو۬لٰٓئِكَ
اَصْحَابُ
النَّارِۚ
هُمْ
ف۪يهَا
خَالِدُونَ
Faiz yiyenler mahşerde ancak şeytanın çarptığı kimsenin kalktığı gibi kalkarlar. Bu, onların, «Zaten alışveriş de faiz gibidir» demelerindendir. Oysa Allah alışverişi helal, faizi haram kıldı. Kime Rabb’inden bir öğüt gelir de faizcilikten geri durursa, geçmişi kendisinedir, onun işi Allah’a aittir. Kim faizciliğe dönerse, işte onlar cehennemliktir, onlar orada temelli kalacaklardır.[275]
وَلَوْ
اَنَّهُمْ
اَقَامُوا
التَّوْرٰيةَ
وَالْاِنْج۪يلَ
وَمَٓا
اُنْزِلَ
اِلَيْهِمْ
مِنْ
رَبِّهِمْ
لَاَكَلُوا
مِنْ
فَوْقِهِمْ
وَمِنْ
تَحْتِ
اَرْجُلِهِمْۜ
مِنْهُمْ
اُمَّةٌ
مُقْتَصِدَةٌۜ
وَكَث۪يرٌ
مِنْهُمْ
سَٓاءَ
مَا
يَعْمَلُونَ۟
Eğer onlar Tevrat’ı, İncil’i ve Rablerinden kendilerine indirilen Kuran’ı gereğince uygulasalardı, her yönden nimete ermiş olurlardı. İçlerinde orta yolu tutan bir zümre vardı, çoğunun işledikleri ise kötü idi.[66]
وَاِلٰى
ثَمُودَ
اَخَاهُمْ
صَـالِـحاًۢ
قَالَ
يَا قَوْمِ
اعْبُدُوا
اللّٰهَ
مَا
لَكُمْ
مِنْ
اِلٰهٍ
غَيْرُهُۜ
قَدْ
جَٓاءَتْكُمْ
بَيِّنَةٌ
مِنْ
رَبِّكُمْۜ
هٰذِه۪
نَاقَةُ
اللّٰهِ
لَكُمْ
اٰيَةً
فَذَرُوهَا
تَأْكُلْ
ف۪ٓي
اَرْضِ
اللّٰهِ
وَلَا
تَمَسُّوهَا
بِسُٓوءٍ
فَيَأْخُذَكُمْ
عَذَابٌ
اَل۪يمٌ
Semud milletine de kardeşleri Salih’i gönderdik. «Ey milletim! Allah’a kulluk edin, O’ndan başka tanrınız yoktur. Rabbinizden size bir belge geldi: Allah’ın bu dişi devesi size bir delildir, onu bırakın, Allah’ın toprağında otlasın; ona kötülük etmeyin, yoksa can yakıcı azaba uğrarsınız.[73]
وَقَطَّعْنَاهُمُ
اثْنَتَيْ
عَشْرَةَ
اَسْبَاطاً
اُمَماًۜ
وَاَوْحَيْنَٓا
اِلٰى
مُوسٰٓى
اِذِ
اسْتَسْقٰيهُ
قَوْمُهُٓ
اَنِ
اضْرِبْ
بِعَصَاكَ
الْحَجَرَۚ
فَانْبَجَسَتْ
مِنْهُ
اثْنَتَا
عَشْرَةَ
عَيْناًۜ
قَدْ
عَلِمَ
كُلُّ
اُنَاسٍ
مَشْرَبَهُمْۜ
وَظَلَّلْنَا
عَلَيْهِمُ
الْغَمَامَ
وَاَنْزَلْنَا
عَلَيْهِمُ
الْمَنَّ
وَالسَّلْوٰىۜ
كُلُوا
مِنْ
طَيِّبَاتِ
مَا
رَزَقْنَاكُمْۜ
وَمَا
ظَلَمُونَا
وَلٰكِنْ
كَانُٓوا
اَنْفُسَهُمْ
يَظْلِمُونَ
Biz İsrailoğullarını oymaklar halinde on iki topluluğa ayırdık. Milleti Musa’dan su isteyince ona: «Asanla taşa vur» diye bildirdik; ondan on iki pınar fışkırdı. Herkes içeceği yeri öğrendi. Bulutla üzerlerine gölge yaptık, onlara kudret helvası ve bıldırcın indirdik, «Size verdiğimiz rızıkların temiz olanlarından yiyin» dedik. Onlar, karşı gelmekle, Bize değil kendilerine zulmediyorlardı.[160]
اِنَّمَا
مَثَلُ
الْحَيٰوةِ
الدُّنْيَا
كَمَٓاءٍ
اَنْزَلْنَاهُ
مِنَ
السَّمَٓاءِ
فَاخْتَلَطَ
بِه۪
نَبَاتُ
الْاَرْضِ
مِمَّا
يَأْكُلُ
النَّاسُ
وَالْاَنْعَامُۜ
حَتّٰٓى
اِذَٓا
اَخَذَتِ
الْاَرْضُ
زُخْرُفَهَا
وَازَّيَّـنَتْ
وَظَنَّ
اَهْلُهَٓا
اَنَّهُمْ
قَادِرُونَ
عَلَيْهَٓاۙ
اَتٰيهَٓا
اَمْرُنَا
لَيْلاً
اَوْ
نَهَاراً
فَجَعَلْنَاهَا
حَص۪يداً
كَاَنْ
لَمْ
تَغْنَ
بِالْاَمْسِۜ
كَذٰلِكَ
نُفَصِّلُ
الْاٰيَاتِ
لِقَوْمٍ
يَتَفَكَّرُونَ
Dünya hayatı gökten indirdiğimiz su gibidir ki, onunla insan ve hayvanların yiyeceği bitkiler yetişip birbirine karışmıştır. Yeryüzünün süslenip bezendiği ve yerin sahiplerinin bütün bunlara malik olduklarını sandıkları sırada, gece veya gündüz buyruğumuz o yere gelmiş ve orayı hiçbir şey bitirmemişe çevirmişiz; bir gün önce birşey yokmuş gibi olmuştur. Düşünen millet için ayetleri böylece uzun açıklıyoruz.[24]
وَيَا قَوْمِ
هٰذِه۪
نَاقَةُ
اللّٰهِ
لَكُمْ
اٰيَةً
فَذَرُوهَا
تَأْكُلْ
ف۪ٓي
اَرْضِ
اللّٰهِ
وَلَا
تَمَسُّوهَا
بِسُٓوءٍ
فَيَأْخُذَكُمْ
عَذَابٌ
قَر۪يبٌ
«Ey milletim! Bu, size bir ayet olarak, Allah’ın devesidir. Bırakın onu, Allah’ın toprağında otlasın; ona fenalık etmeyin, yoksa siz hemen azaba uğrarsınız»[64]
وَفِي
الْاَرْضِ
قِطَعٌ
مُتَجَاوِرَاتٌ
وَجَنَّاتٌ
مِنْ
اَعْنَابٍ
وَزَرْعٌ
وَنَخ۪يلٌ
صِنْوَانٌ
وَغَيْرُ
صِنْوَانٍ
يُسْقٰى
بِمَٓاءٍ
وَاحِدٍ۠
وَنُفَضِّلُ
بَعْضَهَا
عَلٰى
بَعْضٍ
فِي
الْاُكُلِۜ
اِنَّ
ف۪ي
ذٰلِكَ
لَاٰيَاتٍ
لِقَوْمٍ
يَعْقِلُونَ
Yeryüzünde, hepsi de aynı su ile sulanan, birbirine komşu toprak parçaları, tek ve çok köklü üzüm bağları, ekinler, hurma ağaçları vardır. Fakat onları şekil ve lezzetçe birbirinden farklı kılmışızdır. Düşünen kimseler için bunda ibretler vardır.[4]
ثُمَّ
كُل۪ي
مِنْ
كُلِّ
الثَّمَرَاتِ
فَاسْلُك۪ي
سُبُلَ
رَبِّكِ
ذُلُلاًۜ
يَخْرُجُ
مِنْ
بُطُونِهَا
شَرَابٌ
مُخْتَلِفٌ
اَلْوَانُهُ
ف۪يهِ
شِفَٓاءٌ
لِلنَّاسِۜ
اِنَّ
ف۪ي
ذٰلِكَ
لَاٰيَةً
لِقَوْمٍ
يَتَفَكَّرُونَ
Rabbin bal arısına: «Dağlarda, ağaçlarda ve hazırlanmış kovanlarda yuva edin; sonra her çeşit üründen ye; sonra da Rabbinin işlemen için gösterdiği yollardan yürü» diye öğretti. Karınlarından insanlara şifa olan çeşitli renklerde bal çıkar. Düşünen bir millet için bunda ibret vardır.[68-69]
وَقَالَ
الْمَلَأُ
مِنْ
قَوْمِهِ
الَّذ۪ينَ
كَفَرُوا
وَكَذَّبُوا
بِلِقَٓاءِ
الْاٰخِرَةِ
وَاَتْرَفْنَاهُمْ
فِي
الْحَيٰوةِ
الدُّنْيَاۙ
مَا
هٰذَٓا
اِلَّا
بَشَرٌ
مِثْلُكُمْۙ
يَأْكُلُ
مِمَّا
تَأْكُلُونَ
مِنْهُ
وَيَشْرَبُ
مِمَّا
تَشْرَبُونَ
Onun, inkarcı ve ahirete kavuşmayı yalanlayan milletinin ileri gelenleri ki Biz onlara bu dünya hayatında nimet vermiştik şöyle dediler: «Bu, yediğinizden yiyen, içtiğinizden içen sizin gibi bir insandan başka birşey değildir.»[33]
Yükleniyor...