أ م ر
226ayette
248kez geçiyor
61/114surede
15farklı kelime
Mekkî / Medenî
Mekkî %64 · Medenî %36
İlk inen ayet (nüzul sırasıyla)
Alak 12
1. inen sure
En çok geçtiği sure
Âl-i İmrân
16 kez
Kelime ailesi
Bu kökten türeyen farklı kelimeler. Tıklayınca geçtiği ayetler listelenir.
| Kelime | Tür | Vezin | Anlam | Adet |
|---|---|---|---|---|
| اَمْرُ | İsim | الْفَعْلِ | Emir | 136 |
| اَمَرَ | Feale-Yefulu | فَعَلَ | Emretti | 39 |
| يَأْمُرُ | Feale-Yefulu | يَفْعُلُ | Size emreder | 20 |
| اَمْراً | İsim | فَعْلًا | Emir | 17 |
| الْاُمُورُ | İsim | الْفُعُولُ | Emirler | 13 |
| تَأْمُرُونَ | Feale-Yefulu | تَفْعُلُونَ | Emredersiniz | 9 |
| تُؤْمَرُونَ | Feale-Yefulu | تُفْعَلُونَ | Emrolunursunuz | 4 |
| وَلَاٰمُرَنَّهُمْ | Feale-Yefulu | وَلَأَفْعُلَنَّهُمْ | Ve kesinlikle onlara emredeceğim | 2 |
| يُؤْمَرُونَ۟ | Feale-Yefulu | يُفْعَلُونَ | Emrolunurlar | 2 |
| الْاٰمِرُونَ | İsim | الْفَاعِلُونَ | Emredenler | 1 |
| لَاَمَّارَةٌ | İsim | لَفَعَّالَةٌ | Çokça emredici | 1 |
| اِمْراً | Sıfat | فِعْلًا | Feci iş | 1 |
| تَأْمُر۪ينَ | Feale-Yefulu | تَفْعُلِينَ | Emredersin | 1 |
| يَأْتَمِرُونَ | İftial Babı | يَفْتَعِلُونَ | Karşılıklı karara varırlar | 1 |
| وَأْتَمِرُوا | İftial Babı | وَفْتَعِلُوا | Ve kararlaştırın | 1 |
Anlam yelpazesi
Kökün kelimelerinin Türkçe karşılıkları.
Emir 83
Emrimiz 14
Emirler 13
Onun emriyle 12
Onun emri 12
Onların emri 10
Emrim 8
Emretti 7
Ve emrolundum 6
Size emreder 5
Emrolundum 5
Emreder 5
Ve emrederler 4
Ve emret 4
Diğer 41 anlam
Emrederler 3
Emredersiniz 3
Emrolundular 3
Ve emir 3
Emriniz 3
Emrolunursunuz 2
Ve kesinlikle onlara emredeceğim 2
Onlara emreder 2
Emrolundun 2
Onlara emretti 2
Emrolunursun 2
Emrolunurlar 2
Emirle 2
Emrimizle 2
Emreder misiniz? 1
Size emretti 1
Ve size emreder 1
Ve onun emri 1
Size emreder mi? 1
Bana emrettin 1
Ve emrolunduk 1
Sana emrettim 1
Bize emretti 1
Emir için 1
Emredenler 1
Sana emreder 1
Onların emrini 1
Ona emrederim 1
Çokça emredici 1
Emrettik 1
Feci iş 1
Ve emrettiler 1
Onlara emrettin 1
Bize emredersin 1
Emredersin 1
Karşılıklı karara varırlar 1
Bize emredersiniz 1
Bana emredersiniz 1
Ve onların emri 1
Ve kararlaştırın 1
Ona emretti 1
Kavram ağı
Aynı ayette en çok birlikte geçtiği kökler (ayet sayısı). Tıklayınca ortak ayetler listelenir.
Sure dağılımı
Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
Vahiy sürecinde kullanım
Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.
← ilk inenson inen →
Ayetler
+ ك و ن ile birlikte ✕ Süzgeci kaldır
59 ayet
وَاتْلُ
عَلَيْهِمْ
نَبَاَ
نُوحٍۢ
اِذْ
قَالَ
لِقَوْمِه۪
يَا قَوْمِ
اِنْ
كَانَ
كَبُرَ
عَلَيْكُمْ
مَقَام۪ي
وَتَذْك۪ير۪ي
بِاٰيَاتِ
اللّٰهِ
فَعَلَى
اللّٰهِ
تَوَكَّلْتُ
فَاَجْمِعُٓوا
اَمْرَكُمْ
وَشُرَكَٓاءَكُمْ
ثُمَّ
لَا
يَكُنْ
اَمْرُكُمْ
عَلَيْكُمْ
غُمَّةً
ثُمَّ
اقْضُٓوا
اِلَيَّ
وَلَا
تُنْظِرُونِ
Onlara Nuh’un başından geçenleri anlat: Milletine, «Ey milletim! Eğer durumum, Allah’ın ayetlerini hatırlatmam size ağır geliyorsa ki ben Allah’a güvenmişimdir siz ve koştuğunuz ortaklar elbirliği edin; yapacağınız iş sonra size bir tasa vermesin. Sonra onu bana uygulayın ve beni ertelemeyin» demişti.[71]
فَاِنْ
تَوَلَّيْتُمْ
فَمَا
سَاَلْتُكُمْ
مِنْ
اَجْرٍۜ
اِنْ
اَجْرِيَ
اِلَّا
عَلَى
اللّٰهِۙ
وَاُمِرْتُ
اَنْ
اَكُونَ
مِنَ
الْمُسْلِم۪ينَ
«Eğer yüz çevirirseniz bilin ki, ben sizden bir ücret istemiyorum. Benim ecrim Allah’a aiddir. Müslimlerden olmakla emrolundum.»[72]
قُلْ
يَٓا اَيُّهَا
النَّاسُ
اِنْ
كُنْتُمْ
ف۪ي
شَكٍّ
مِنْ
د۪ين۪ي
فَلَٓا
اَعْبُدُ
الَّذ۪ينَ
تَعْبُدُونَ
مِنْ
دُونِ
اللّٰهِ
وَلٰكِنْ
اَعْبُدُ
اللّٰهَ
الَّذ۪ي
يَتَوَفّٰيكُمْۚ
وَاُمِرْتُ
اَنْ
اَكُونَ
مِنَ
الْمُؤْمِن۪ينَۙ
De ki: «Ey insanlar! Benim dinimden şüphede iseniz bilin ki ben Allah’tan başka taptıklarınıza tapmam. Ancak, sizi öldürecek olan Allah’a kulluk ederim. İnananlardan olmakla emrolundum.»[104]
قَالَ
سَاٰو۪ٓي
اِلٰى
جَبَلٍ
يَعْصِمُن۪ي
مِنَ
الْمَٓاءِۜ
قَالَ
لَا
عَاصِمَ
الْيَوْمَ
مِنْ
اَمْرِ
اللّٰهِ
اِلَّا
مَنْ
رَحِمَۚ
وَحَالَ
بَيْنَهُمَا
الْمَوْجُ
فَكَانَ
مِنَ
الْمُغْرَق۪ينَ
Oğlu: «Dağa sığınırım, beni sudan kurtarır» deyince, Nuh: «Bugün Allah’ın buyruğundan O’nun acıdıkları dışında kurtulacak yoktur» dedi. Aralarına dalga girdi, oğlu da boğulanlara karıştı.[43]
قَالَتْ
فَذٰلِكُنَّ
الَّذ۪ي
لُمْتُنَّن۪ي
ف۪يهِۜ
وَلَقَدْ
رَاوَدْتُهُ
عَنْ
نَفْسِه۪
فَاسْتَعْصَمَۜ
وَلَئِنْ
لَمْ
يَفْعَلْ
مَٓا
اٰمُرُهُ
لَيُسْجَنَنَّ
وَلَيَكُوناً
مِنَ
الصَّاغِر۪ينَ
Vezirin karısı: «İşte sözünü edip beni yerdiğiniz budur. And olsun ki onun olmak istedim, fakat o iffetinden dolayı çekindi. Emrimi yine yapmazsa, and olsun ki hapse tıkılacak ve kahre uğrayanlardan olacak.»[32]
وَلَمَّا
دَخَلُوا
مِنْ
حَيْثُ
اَمَرَهُمْ
اَبُوهُمْۜ
مَا
كَانَ
يُغْن۪ي
عَنْهُمْ
مِنَ
اللّٰهِ
مِنْ
شَيْءٍ
اِلَّا
حَاجَةً
ف۪ي
نَفْسِ
يَعْقُوبَ
قَضٰيهَاۜ
وَاِنَّهُ
لَذُو
عِلْمٍ
لِمَا
عَلَّمْنَاهُ
وَلٰكِنَّ
اَكْثَرَ
النَّاسِ
لَا
يَعْلَمُونَ۟
Babalarının emrettiği gibi girdiler. Esasen bu, Allah katında onlara bir fayda sağlamazdı, ancak Yakub içindeki arzuyu ortaya koymuş oldu. O, şüphesiz kendisine öğrettiğimizi bilir fakat insanların çoğu bilmezler.[68]
ذٰلِكَ
مِنْ
اَنْبَٓاءِ
الْغَيْبِ
نُوح۪يهِ
اِلَيْكَۚ
وَمَا
كُنْتَ
لَدَيْهِمْ
اِذْ
اَجْمَعُٓوا
اَمْرَهُمْ
وَهُمْ
يَمْكُرُونَ
Sana böylece vahyettiklerimiz, gaybe ait haberlerdir. Onlar elbirliği edip düzen kurdukları zaman yanlarında değildin; sen ne kadar yürekten istersen iste, insanların çoğu inanmazlar.[102-103]
وَقَالَ
الشَّيْطَانُ
لَمَّا
قُضِيَ
الْاَمْرُ
اِنَّ
اللّٰهَ
وَعَدَكُمْ
وَعْدَ
الْحَقِّ
وَوَعَدْتُكُمْ
فَاَخْلَفْتُكُمْۜ
وَمَا
كَانَ
لِيَ
عَلَيْكُمْ
مِنْ
سُلْطَانٍ
اِلَّٓا
اَنْ
دَعَوْتُكُمْ
فَاسْتَجَبْتُمْ
ل۪يۚ
فَلَا
تَلُومُون۪ي
وَلُومُٓوا
اَنْفُسَكُمْۜ
مَٓا
اَنَا۬
بِمُصْرِخِكُمْ
وَمَٓا
اَنْتُمْ
بِمُصْرِخِيَّۜ
اِنّ۪ي
كَفَرْتُ
بِمَٓا
اَشْرَكْتُمُونِ
مِنْ
قَبْلُۜ
اِنَّ
الظَّالِم۪ينَ
لَهُمْ
عَذَابٌ
اَل۪يمٌ
İş olup bitince, şeytan: «Doğrusu Allah size gerçeği söz vermişti. Ben de size söz verdim ama, sonra caydım; esasen sizi zorlayacak bir nüfuzum yoktu; sadece çağırdım, siz de geldiniz. O halde, beni değil kendinizi kınayın. Artık ben sizi kurtaramam, siz de beni kurtaramazsınız. Beni Allah’a ortak koşmanızı daha önce kabul etmemiştim; doğrusu zalimlere can yakan bir azap vardır» der.[22]
هَلْ
يَنْظُرُونَ
اِلَّٓا
اَنْ
تَأْتِيَهُمُ
الْمَلٰٓئِكَةُ
اَوْ
يَأْتِيَ
اَمْرُ
رَبِّكَۜ
كَذٰلِكَ
فَعَلَ
الَّذ۪ينَ
مِنْ
قَبْلِهِمْۜ
وَمَا
ظَلَمَهُمُ
اللّٰهُ
وَلٰكِنْ
كَانُٓوا
اَنْفُسَهُمْ
يَظْلِمُونَ
Onlar kendilerine yalnız meleklerin veya senin Rabbinin buyruğunun gelmesini mi bekliyorlar? Onlardan öncekiler de böyle yapmışlardı. Allah onlara zulmetmemişti, ama onlar kendilerine yazık ediyorlardı.[33]
وَاصْبِرْ
نَفْسَكَ
مَعَ
الَّذ۪ينَ
يَدْعُونَ
رَبَّهُمْ
بِالْغَدٰوةِ
وَالْعَشِيِّ
يُر۪يدُونَ
وَجْهَهُ
وَلَا
تَعْدُ
عَيْنَاكَ
عَنْهُمْۚ
تُر۪يدُ
ز۪ينَةَ
الْحَيٰوةِ
الدُّنْيَا
وَلَا
تُطِـعْ
مَنْ
اَغْفَلْنَا
قَلْبَهُ
عَنْ
ذِكْرِنَا
وَاتَّبَعَ
هَوٰيهُ
وَكَانَ
اَمْرُهُ
فُرُطاً
Sabah akşam Rablerinin rızasını dileyerek O’na yalvaranlarla beraber sen de sabret. Dünya hayatının güzelliklerini isteyerek gözlerini o kimselerden ayırma. Bizi anmasını kendisine unutturduğumuz ve işinde aşırı giderek hevesine uyan kimseye uyma.[28]
وَاِذْ
قُلْنَا
لِلْمَلٰٓئِكَةِ
اسْجُدُوا
لِاٰدَمَ
فَسَجَدُٓوا
اِلَّٓا
اِبْل۪يسَۜ
كَانَ
مِنَ
الْجِنِّ
فَفَسَقَ
عَنْ
اَمْرِ
رَبِّه۪ۜ
اَفَتَتَّخِذُونَهُ
وَذُرِّيَّتَهُٓ
اَوْلِيَٓاءَ
مِنْ
دُون۪ي
وَهُمْ
لَكُمْ
عَدُوٌّۜ
بِئْسَ
لِلظَّالِم۪ينَ
بَدَلاً
Meleklere: «Adem’e secde edin» demiştik. İblis’ten başka hepsi secde etmişti. O, cinlerden idi. Rabbinin buyruğu dışına çıktı. Ey insanoğulları! Siz Beni bırakıp onu ve soyunu dost mu ediniyorsunuz? Halbuki onlar size düşmandır. Kendilerine yazık edenler için bu ne kötü değişmedir![50]
وَاَمَّا
الْجِدَارُ
فَكَانَ
لِغُلَامَيْنِ
يَت۪يمَيْنِ
فِي
الْمَد۪ينَةِ
وَكَانَ
تَحْتَهُ
كَنْزٌ
لَهُمَا
وَكَانَ
اَبُوهُمَا
صَالِحاًۚ
فَاَرَادَ
رَبُّكَ
اَنْ
يَبْلُغَٓا
اَشُدَّهُمَا
وَيَسْتَخْرِجَا
كَنْزَهُمَاۗ
رَحْمَةً
مِنْ
رَبِّكَۚ
وَمَا
فَعَلْتُهُ
عَنْ
اَمْر۪يۜ
ذٰلِكَ
تَأْو۪يلُ
مَا
لَمْ
تَسْطِـعْ
عَلَيْهِ
صَبْراًۜ۟
«Duvar ise, şehirde iki yetim erkek çocuğa aitti. Duvarın altında onların bir hazinesi vardı; babaları da iyi bir kimseydi. Rabbin onların erginlik çağına ulaşmasını ve Rabbinden bir rahmet olarak hazinelerini çıkarmalarını istedi. Ben bunları kendiliğimden yapmadım. İşte dayanamadığın işlerin içyüzleri budur.»[82]
قَالَ
كَذٰلِكِۚ
قَالَ
رَبُّكِ
هُوَ
عَلَيَّ
هَيِّنٌۚ
وَلِنَجْعَلَـهُٓ
اٰيَةً
لِلنَّاسِ
وَرَحْمَةً
مِنَّاۚ
وَكَانَ
اَمْراً
مَقْضِياًّ
Cebrail: «Bu böyledir, çünkü Rabbin, ’Bu bana kolaydır, onu insanlar için bir mucize ve katımızdan da bir rahmet kılacağız; hem bu önceden kararlaştırılmış bir iştir’ diyor» dedi.[21]
مَا
كَانَ
لِلّٰهِ
اَنْ
يَتَّخِذَ
مِنْ
وَلَدٍۙ
سُبْحَانَهُۜ
اِذَا
قَضٰٓى
اَمْراً
فَاِنَّمَا
يَقُولُ
لَهُ
كُنْ
فَيَكُونُۜ
Allah çocuk edinmez, O münezzehtir. Bir işin olmasına hükmederse ona ancak «Ol» der, o da olur.[35]
وَكَانَ
يَأْمُرُ
اَهْلَهُ
بِالصَّلٰوةِ
وَالزَّكٰوةِۖ
وَكَانَ
عِنْدَ
رَبِّه۪
مَرْضِياًّ
Çevresinde bulunanlara namaz kılmalarını, zekat vermelerini emrederdi. Rabbinin katında hoşnutluğa ermişti.[55]
وَمَا
نَتَنَزَّلُ
اِلَّا
بِاَمْرِ
رَبِّكَۚ
لَهُ
مَا
بَيْنَ
اَيْد۪ينَا
وَمَا
خَلْفَنَا
وَمَا
بَيْنَ
ذٰلِكَۚ
وَمَا
كَانَ
رَبُّكَ
نَسِياًّۚ
Cebrail: «Biz ancak Rabbinin buyruğu ile ineriz, geçmişimizi geleceğimizi ve ikisinin arasındakileri bilmek O’na mahsustur. Rabbin unutkan değildir.»[64]
وَجَعَلْنَاهُمْ
اَئِمَّةً
يَهْدُونَ
بِاَمْرِنَا
وَاَوْحَيْنَٓا
اِلَيْهِمْ
فِعْلَ
الْخَيْرَاتِ
وَاِقَامَ
الصَّلٰوةِ
وَا۪يتَٓاءَ
الزَّكٰوةِۚ
وَكَانُوا
لَنَا
عَابِد۪ينَۙ
Onları, buyruğumuz altında insanları doğru yola götüren önderler yaptık; onlara, iyi işler yapmayı, namaz kılmayı, zekat vermeyi vahyettik. Onlar, bize kulluk eden kimselerdi.[73]
وَلِسُلَيْمٰنَ
الرّ۪يحَ
عَاصِفَةً
تَجْر۪ي
بِاَمْرِه۪ٓ
اِلَى
الْاَرْضِ
الَّت۪ي
بَارَكْنَا
ف۪يهَاۜ
وَكُنَّا
بِكُلِّ
شَيْءٍ
عَالِم۪ينَ
Bereketli kıldığımız yere doğru, Süleyman’ın emriyle yürüyen şiddetli rüzgarı, onun buyruğuna verdik. Biz herşeyi biliyorduk.[81]
اِنَّمَا
الْمُؤْمِنُونَ
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
بِاللّٰهِ
وَرَسُولِه۪
وَاِذَا
كَانُوا
مَعَهُ
عَلٰٓى
اَمْرٍ
جَامِعٍ
لَمْ
يَذْهَبُوا
حَتّٰى
يَسْتَأْذِنُوهُۜ
اِنَّ
الَّذ۪ينَ
يَسْتَأْذِنُونَكَ
اُو۬لٰٓئِكَ
الَّذ۪ينَ
يُؤْمِنُونَ
بِاللّٰهِ
وَرَسُولِه۪ۚ
فَاِذَا
اسْتَأْذَنُوكَ
لِبَعْضِ
شَأْنِهِمْ
فَأْذَنْ
لِمَنْ
شِئْتَ
مِنْهُمْ
وَاسْتَغْفِرْ
لَهُمُ
اللّٰهَۜ
اِنَّ
اللّٰهَ
غَفُورٌ
رَح۪يمٌ
Doğrusu Allah’a ve Peygamberine inanan Müminler, Peygamberle beraber bir işe karar vermek için toplandıklarında, ondan izin almaksızın gitmezler. Senden izin isteyenler, işte onlar, Allah’a ve Peygamberine inananlardır. Bazı işleri için senden izin isterlerse, içlerinden dilediğine izin ver, Allah’tan, onların bağışlanmalarını dile. Allah şüphesiz bağışlar, merhamet eder.[62]
قَالَتْ
يَٓا اَيُّهَا
الْمَلَؤُ۬ا
اَفْتُون۪ي
ف۪ٓي
اَمْر۪يۚ
مَا
كُنْتُ
قَاطِعَةً
اَمْراً
حَتّٰى
تَشْهَدُونِ
«Ey ileri gelenler! Vereceğim emir hakkında bana fikrinizi söyleyin; siz benim yanımda bulunmadıkça, bir iş hakkında kesin bir hüküm vermem» dedi.[32]
Yükleniyor...