د و ن
142ayette
144kez geçiyor
46/114surede
2farklı kelime
Mekkî / Medenî
Mekkî %78 · Medenî %22
İlk inen ayet (nüzul sırasıyla)
Necm 58
23. inen sure
En çok geçtiği sure
Kehf
10 kez
Kelime ailesi
Bu kökten türeyen farklı kelimeler. Tıklayınca geçtiği ayetler listelenir.
Anlam yelpazesi
Kökün kelimelerinin Türkçe karşılıkları.
Kavram ağı
Aynı ayette en çok birlikte geçtiği kökler (ayet sayısı). Tıklayınca ortak ayetler listelenir.
Sure dağılımı
Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
Vahiy sürecinde kullanım
Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.
← ilk inenson inen →
Ayetler
+ ن ص ر ile birlikte ✕ Süzgeci kaldır
20 ayet
اَلَمْ
تَعْلَمْ
اَنَّ
اللّٰهَ
لَهُ
مُلْكُ
السَّمٰوَاتِ
وَالْاَرْضِۜ
وَمَا
لَكُمْ
مِنْ
دُونِ
اللّٰهِ
مِنْ
وَلِيٍّ
وَلَا
نَص۪يرٍ
Göklerin ve yerin Hükümdarlığının Allah’a aid olduğunu bilmez misin? Allah’tan başka dost ve yardımcınız yoktur.[107]
لَيْسَ
بِاَمَانِيِّكُمْ
وَلَٓا
اَمَانِيِّ
اَهْلِ
الْكِتَابِۜ
مَنْ
يَعْمَلْ
سُٓوءاً
يُجْزَ
بِه۪ۙ
وَلَا
يَجِدْ
لَهُ
مِنْ
دُونِ
اللّٰهِ
وَلِياًّ
وَلَا
نَص۪يراً
Bu, sizin kuruntularınıza ve Kitap ehlinin kuruntularına göre değildir. Kim fenalık yaparsa cezasını görür, kendisine Allah’tan başka ne dost ve ne de yardımcı bulur.[123]
فَاَمَّا
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
وَعَمِلُوا
الصَّالِحَاتِ
فَيُوَفّ۪يهِمْ
اُجُورَهُمْ
وَيَز۪يدُهُمْ
مِنْ
فَضْلِه۪ۚ
وَاَمَّا
الَّذ۪ينَ
اسْتَنْكَفُوا
وَاسْتَكْبَرُوا
فَيُعَذِّبُهُمْ
عَذَاباً
اَل۪يماًۙ
وَلَا
يَجِدُونَ
لَهُمْ
مِنْ
دُونِ
اللّٰهِ
وَلِياًّ
وَلَا
نَص۪يراً
İnananlara ve yararlı iş işleyenlere, ecirlerini ödeyecek, onlara olan bol nimetini daha da artıracaktır. Kulluk etmekten çekinenleri ve büyüklük taslayanları elem verici bir azaba uğratacaktır. Onlar kendilerine Allah’tan başka bir dost ve yardımcı bulamazlar.[173]
وَالَّذ۪ينَ
تَدْعُونَ
مِنْ
دُونِه۪
لَا
يَسْتَط۪يعُونَ
نَصْرَكُمْ
وَلَٓا
اَنْفُسَهُمْ
يَنْصُرُونَ
«O’nu bırakıp da taptıklarınız, kendilerine yardım edemezler ki size yardım etsinler.»[197]
اِنَّ
اللّٰهَ
لَهُ
مُلْكُ
السَّمٰوَاتِ
وَالْاَرْضِۜ
يُحْـي۪
وَيُم۪يتُۜ
وَمَا
لَكُمْ
مِنْ
دُونِ
اللّٰهِ
مِنْ
وَلِيٍّ
وَلَا
نَص۪يرٍ
Göklerin ve yerin hükümranlığı elbette Allah’ındır; dirilten ve öldüren O’dur. Allah’tan başka dost ve yardımcınız yoktur.[116]
وَلَا
تَرْكَـنُٓوا
اِلَى
الَّذ۪ينَ
ظَلَمُوا
فَتَمَسَّكُمُ
النَّارُۙ
وَمَا
لَكُمْ
مِنْ
دُونِ
اللّٰهِ
مِنْ
اَوْلِيَٓاءَ
ثُمَّ
لَا
تُنْصَرُونَ
Haksızlık yapanlara yönelmeyin, yoksa ateş size de dokunur. Sizin Allah’tan başka dostunuz yoktur; sonra, yardım da göremezsiniz.[113]
وَلَمْ
تَكُنْ
لَهُ
فِئَةٌ
يَنْصُرُونَهُ
مِنْ
دُونِ
اللّٰهِ
وَمَا
كَانَ
مُنْتَصِراًۜ
Ona, Allah’tan başka yardım edebilecek adamları da yoktu, kendi kendini de kurtaramadı.[43]
اَمْ
لَهُمْ
اٰلِهَةٌ
تَمْنَعُهُمْ
مِنْ
دُونِنَاۜ
لَا
يَسْتَط۪يعُونَ
نَصْرَ
اَنْفُسِهِمْ
وَلَا
هُمْ
مِنَّا
يُصْحَبُونَ
Yoksa kendilerini bize karşı savunacak tanrıları mı var? O tanrılar kendilerine bile yardım edemezler. Katımızdan da dostluk görmezler.[43]
وَيَعْبُدُونَ
مِنْ
دُونِ
اللّٰهِ
مَا
لَمْ
يُنَزِّلْ
بِه۪
سُلْطَاناً
وَمَا
لَيْسَ
لَهُمْ
بِه۪
عِلْمٌۜ
وَمَا
لِلظَّالِم۪ينَ
مِنْ
نَص۪يرٍ
Onlar Allah’ı bırakıp da O’nun, haklarında hiçbir delil indirmediği, kendilerinde de bir bilgi olmayan şeylere taparlar. Zulmedenlerin yardımcısı olmaz.[71]
مِنْ
دُونِ
اللّٰهِۜ
هَلْ
يَنْصُرُونَكُمْ
اَوْ
يَنْتَصِرُونَۜ
Onlara: «Allah’ı bırakıp taptıklarınız nerededir. Size yardım ediyorlar mı veya kendilerine yardımları dokunuyor mu?» denilir.[92-93]
فَخَسَفْنَا
بِه۪
وَبِدَارِهِ
الْاَرْضَ
فَمَا
كَانَ
لَهُ
مِنْ
فِئَةٍ
يَنْصُرُونَهُ
مِنْ
دُونِ
اللّٰهِۗ
وَمَا
كَانَ
مِنَ
الْمُنْتَصِر۪ينَ
Sonunda, onu da, sarayını da yerin dibine geçirdik. Allah’a karşı ona yardım edebilecek kimsesi de yoktu; kendini kurtarabilecek kimselerden de değildi.[81]
وَمَٓا
اَنْتُمْ
بِمُعْجِز۪ينَ
فِي
الْاَرْضِ
وَلَا
فِي
السَّمَٓاءِۘ
وَمَا
لَكُمْ
مِنْ
دُونِ
اللّٰهِ
مِنْ
وَلِيٍّ
وَلَا
نَص۪يرٍ۟
Siz ne yeryüzünde ve ne de gökte Allah’ı aciz bırakabilirsiniz. Allah’tan başka bir dost ve yardımcınız da bulunmaz.»[22]
وَقَالَ
اِنَّمَا
اتَّخَذْتُمْ
مِنْ
دُونِ
اللّٰهِ
اَوْثَاناًۙ
مَوَدَّةَ
بَيْنِكُمْ
فِي
الْحَيٰوةِ
الدُّنْيَاۚ
ثُمَّ
يَوْمَ
الْقِيٰمَةِ
يَكْفُرُ
بَعْضُكُمْ
بِبَعْضٍ
وَيَلْعَنُ
بَعْضُكُمْ
بَعْضاًۘ
وَمَأْوٰيكُمُ
النَّارُ
وَمَا
لَكُمْ
مِنْ
نَاصِر۪ينَۗ
İbrahim şöyle demişti: «Dünya hayatında, Allah’ı bırakıp aranızda putları muhabbet vesilesi kıldınız. Sonra kıyamet günü, birbirinize küfreder ve karşılıklı lanet okursunuz. Varacağınız yer ateştir; yardımcılarınız da yoktur.»[25]
قُلْ
مَنْ
ذَا
الَّذ۪ي
يَعْصِمُكُمْ
مِنَ
اللّٰهِ
اِنْ
اَرَادَ
بِكُمْ
سُٓوءاً
اَوْ
اَرَادَ
بِكُمْ
رَحْمَةًۜ
وَلَا
يَجِدُونَ
لَهُمْ
مِنْ
دُونِ
اللّٰهِ
وَلِياًّ
وَلَا
نَص۪يراً
De ki: «Allah size bir kötülük dilese veya bir rahmet istese, O’na karşı kim sizi koruyabilir? Allah’tan başka dost ve yardımcı da bulamazsınız.»[17]
وَاتَّخَذُوا
مِنْ
دُونِ
اللّٰهِ
اٰلِهَةً
لَعَلَّهُمْ
يُنْصَرُونَۜ
Allah’ı bırakıp da, kendilerine yardımı dokunur diye, başka tanrılar edindiler.[74]
وَمَٓا
اَنْتُمْ
بِمُعْجِز۪ينَ
فِي
الْاَرْضِۚ
وَمَا
لَكُمْ
مِنْ
دُونِ
اللّٰهِ
مِنْ
وَلِيٍّ
وَلَا
نَص۪يرٍ
Yeryüzünde O’nu aciz bırakamazsınız. Allah’tan başka bir dostunuz da yardımcınız da yoktur.[31]
وَمَا
كَانَ
لَهُمْ
مِنْ
اَوْلِيَٓاءَ
يَنْصُرُونَهُمْ
مِنْ
دُونِ
اللّٰهِۜ
وَمَنْ
يُضْلِلِ
اللّٰهُ
فَمَا
لَهُ
مِنْ
سَب۪يلٍۜ
Onların, Allah’tan başka kendilerine yardım edecek dostları da yoktur. Allah’ın saptırdığı kimsenin çıkar yolu olmaz.[46]
فَلَوْلَا
نَصَرَهُمُ
الَّذ۪ينَ
اتَّخَذُوا
مِنْ
دُونِ
اللّٰهِ
قُرْبَاناً
اٰلِهَةًۜ
بَلْ
ضَلُّوا
عَنْهُمْۚ
وَذٰلِكَ
اِفْكُهُمْ
وَمَا
كَانُوا
يَفْتَرُونَ
O zamanlar, Allah’ı bırakıp da O’na yakınlık peyda etmek için edindikleri tanrılar kendilerine yardım etmeli değil miydi? Ama tanrıları onlardan uzaklaştılar. Bu, onların yalanı ve uydurup durdukları şeydir.[28]
اَمَّنْ
هٰذَا
الَّذ۪ي
هُوَ
جُنْدٌ
لَكُمْ
يَنْصُرُكُمْ
مِنْ
دُونِ
الرَّحْمٰنِۜ
اِنِ
الْكَافِرُونَ
اِلَّا
ف۪ي
غُرُورٍۚ
Yahut, Rahman olan Allah’ın dışında size yardımda bulunabilecek taraftarlarınız kimdir? İnkarcılar sadece aldanmaktadırlar.[20]
مِمَّا
خَط۪ٓيـَٔاتِهِمْ
اُغْرِقُوا
فَاُدْخِلُوا
نَاراً
فَلَمْ
يَجِدُوا
لَهُمْ
مِنْ
دُونِ
اللّٰهِ
اَنْصَاراً
Onlar, günahları yüzünden suda boğuldular; ateşe sokuldular, kendilerine Allah’tan başka yardımcı bulamadılar.[25]
Yükleniyor...