ذ و ق
61ayette
63kez geçiyor
32/114surede
14farklı kelime
Mekkî / Medenî
Mekkî %76 · Medenî %24
İlk inen ayet (nüzul sırasıyla)
Kamer 37
37. inen sure
En çok geçtiği sure
Rûm
4 kez
Kelime ailesi
Bu kökten türeyen farklı kelimeler. Tıklayınca geçtiği ayetler listelenir.
| Kelime | Tür | Vezin | Anlam | Adet |
|---|---|---|---|---|
| فَذُوقُوا | Feale-Yefulu | فَافْعُلُوا | Tadın | 23 |
| اَذَقْنَا | İfal Babı | أَفْعَلْنَا | Tattırdık | 7 |
| يَذُوقُونَ | Feale-Yefulu | يَفْعُلُونَ | Tadarlar | 6 |
| وَلَنُذ۪يقَنَّهُمْ | İfal Babı | وَلَنُفْعِلَنَّهُمْ | Onlara tattırırız | 6 |
| ذَاقُوا | Feale-Yefulu | فَعَلُوا | Tattılar | 4 |
| ذَٓائِقَةُ | İsim | فَاعِلَةُ | Tadan | 3 |
| وَيُذ۪يقَ | İfal Babı | وَيُفْعِلَ | Ve tattırır | 3 |
| فَاَذَاقَهَا | İfal Babı | فَأَفْعَلَهَا | Onlara tattırdı | 3 |
| نُذِقْهُ | İfal Babı | نُفْعِلْهُ | Ona tattırırız | 3 |
| وَتَذُوقُوا | Feale-Yefulu | وَتَفْعُلُوا | Ve tadarsınız | 1 |
| لَذَٓائِقُونَ | İsim | لَفَاعِلُونَ | Tadanlar | 1 |
| لَذَٓائِقُوا | İsim | لَفَاعِلُو | Tadanlar | 1 |
| ذُقْۙ ۚ | Feale-Yefulu | افْعُلْ | Tat | 1 |
| فَذَاقَتْ | Feale-Yefulu | فَفَعَلَتْ | Hemen tattı | 1 |
Anlam yelpazesi
Kökün kelimelerinin Türkçe karşılıkları.
Tadın 11
Hemen tadın 7
Tattırdık 4
Tadan 3
Ve tadın 3
Ona tattırırız 3
Tadarlar 3
Tattılar 2
Ona tattırdık 2
Onlara tattırdı 2
Tadanlar 2
Tatmaları için 1
Tatması için 1
Ve tattırır 1
Diğer 18 anlam
İkisi tattı 1
Hemen onu tadın 1
Onlara tattırırız 1
Ve tadarsınız 1
Hemen ona tattırdı 1
Öyleyse sana tattırdık 1
Ve ona tattırırız 1
Onlara tattırması için 1
Ve size tattırması için 1
Kesinlikle onlara tattıracağız 1
Onu tatsınlar 1
Onlara tattırmamız için 1
Kesinlikle tattıracağız 1
Ve kesinlikle onlara tattıracağız 1
Tat 1
Öyleyse tadın 1
Hemen tattılar 1
Hemen tattı 1
Kavram ağı
Aynı ayette en çok birlikte geçtiği kökler (ayet sayısı). Tıklayınca ortak ayetler listelenir.
Sure dağılımı
Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
Vahiy sürecinde kullanım
Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.
← ilk inenson inen →
Ayetler
+ ر ح م ile birlikte ✕ Süzgeci kaldır
7 ayet
وَاِذَٓا
اَذَقْنَا
النَّاسَ
رَحْمَةً
مِنْ
بَعْدِ
ضَرَّٓاءَ
مَسَّتْهُمْ
اِذَا
لَهُمْ
مَكْرٌ
ف۪ٓي
اٰيَاتِنَاۜ
قُلِ
اللّٰهُ
اَسْرَعُ
مَكْراًۜ
اِنَّ
رُسُلَنَا
يَكْتُبُونَ
مَا
تَمْكُرُونَ
İnsanlara darlık geldikten sonra onlara bolluğu taddırdığımızda, hemen ayetlerimize dil uzatmağa kalkışırlar; onlara de ki: «Hile yapanın cezasını vermekte Allah daha çabuktur.» Elçi meleklerimiz kurduğunuz tuzakları hiç şüphesiz yazmaktadırlar.[21]
وَلَئِنْ
اَذَقْنَا
الْاِنْسَانَ
مِنَّا
رَحْمَةً
ثُمَّ
نَزَعْنَاهَا
مِنْهُۚ
اِنَّهُ
لَيَؤُ۫سٌ
كَفُورٌ
And olsun ki, insana nimetimizi tattırır sonra onu ondan çekip alırsak, o şüphesiz umutsuz bir nanköre döner.[9]
وَاِذَا
مَسَّ
النَّاسَ
ضُرٌّ
دَعَوْا
رَبَّهُمْ
مُن۪يب۪ينَ
اِلَيْهِ
ثُمَّ
اِذَٓا
اَذَاقَهُمْ
مِنْهُ
رَحْمَةً
اِذَا
فَر۪يقٌ
مِنْهُمْ
بِرَبِّهِمْ
يُشْرِكُونَۙ
İnsanlar bir darlığa uğrayınca Rablerine dönerek O’na yalvarırlar, sonra Allah katından onlara bir rahmet tattırınca içlerinden bir takımı kendilerine verdiklerimize nankörlük ederek Rablerine eş koşarlar. Safa sürün bakalım, yakında göreceksiniz.[33-34]
وَاِذَٓا
اَذَقْنَا
النَّاسَ
رَحْمَةً
فَرِحُوا
بِهَاۜ
وَاِنْ
تُصِبْهُمْ
سَيِّئَةٌ
بِمَا
قَدَّمَتْ
اَيْد۪يهِمْ
اِذَا
هُمْ
يَقْنَطُونَ
İnsanlara bir rahmet tattırdığımız zaman ona sevinirler, ama yaptıklarından ötürü başlarına bir kötülük gelirse hemen ümitlerini kaybediverirler.[36]
وَمِنْ
اٰيَاتِه۪ٓ
اَنْ
يُرْسِلَ
الرِّيَاحَ
مُبَشِّرَاتٍ
وَلِيُذ۪يقَكُمْ
مِنْ
رَحْمَتِه۪
وَلِتَجْرِيَ
الْفُلْكُ
بِاَمْرِه۪
وَلِتَبْتَغُوا
مِنْ
فَضْلِه۪
وَلَعَلَّكُمْ
تَشْكُرُونَ
Rüzgarları müjdeciler olarak göndermesi, size rahmetini tattırması, buyruğu ile gemilerin yürümesi, lütfundan rızık istemeniz, O’nun varlığının belgelerindendir. Belki şükredersiniz.[46]
وَلَئِنْ
اَذَقْنَاهُ
رَحْمَةً
مِنَّا
مِنْ
بَعْدِ
ضَرَّٓاءَ
مَسَّتْهُ
لَيَقُولَنَّ
هٰذَا
ل۪يۙ
وَمَٓا
اَظُنُّ
السَّاعَةَ
قَٓائِمَةًۙ
وَلَئِنْ
رُجِعْتُ
اِلٰى
رَبّ۪ٓي
اِنَّ
ل۪ي
عِنْدَهُ
لَلْحُسْنٰىۚ
فَلَنُنَبِّئَنَّ
الَّذ۪ينَ
كَفَرُوا
بِمَا
عَمِلُواۘ
وَلَنُذ۪يقَنَّهُمْ
مِنْ
عَذَابٍ
غَل۪يظٍ
Başına gelen sıkıntıdan sonra, kendisine katımızdan bir rahmet tattırsak: «Bu benim hakkımdır; kıyametin kopacağını sanmıyorum. Rabbime döndürülürsem, O’nun katında and olsun ki, benim için daha güzel şeyler vardır» der. İnkar edenlere, işlediklerini, and olsun ki bildireceğiz. Onlara and olsun ki çetin bir azap tattıracağız.[50]
فَاِنْ
اَعْرَضُوا
فَمَٓا
اَرْسَلْنَاكَ
عَلَيْهِمْ
حَف۪يظاًۜ
اِنْ
عَلَيْكَ
اِلَّا
الْبَلَاغُۜ
وَاِنَّٓا
اِذَٓا
اَذَقْنَا
الْاِنْسَانَ
مِنَّا
رَحْمَةً
فَرِحَ
بِهَاۜ
وَاِنْ
تُصِبْهُمْ
سَيِّئَةٌ
بِمَا
قَدَّمَتْ
اَيْد۪يهِمْ
فَاِنَّ
الْاِنْسَانَ
كَفُورٌ
Eğer yüz çevirirlerse bilsinler ki, Biz seni onlara bekçi göndermedik; sana düşen sadece tebliğdir. Doğrusu Biz insana katımızdan bir rahmet tattırırsak ona sevinir; ama elleriyle yaptıkları yüzünden başlarına bir kötülük gelirse işte o zaman görürsün ki insan gerçekten pek nankördür.[48]
Yükleniyor...