أ و ل
158ayette
170kez geçiyor
54/114surede
14farklı kelime
Mekkî / Medenî
Mekkî %70 · Medenî %30
İlk inen ayet (nüzul sırasıyla)
Kalem 15
2. inen sure
En çok geçtiği sure
Âl-i İmrân
10 kez
Kelime ailesi
Bu kökten türeyen farklı kelimeler. Tıklayınca geçtiği ayetler listelenir.
| Kelime | Tür | Vezin | Anlam | Adet |
|---|---|---|---|---|
| لِاُو۬لِي | İsim | فُعْلِي | Sahipler | 41 |
| اٰلَ | İsim | فَعَلَ | Soy | 26 |
| الْاَوَّل۪ينَ | İsim | الْأَفْعَلِينَ | İlkler | 25 |
| اَوَّلَ | İsim | أَفْعَلَ | İlk | 20 |
| اُو۬لُوا | İsim | فُعْلُو | Sahipler | 17 |
| تَأْو۪يلِ | İsim | تَفْعِيلِ | Tevil | 15 |
| الْاَوَّل۪ينَ | Sıfat | الْأَفْعَلِينَ | İlkler | 11 |
| الْاُو۫لٰى | Sıfat | الْفُعْلَى | İlk | 4 |
| تَأْو۪يلاً۟ | İsim | تَفْعِيلًا | Tevil | 2 |
| اَوَّلَ | Zaman Zarfı | أَفْعَلَ | İlk | 2 |
| اَوَّلَ | Sıfat | أَفْعَلَ | İlk | 2 |
| الْاَوَّلُونَۜ | Sıfat | الْأَفْعَلُونَ | İlkler | 2 |
| وَاُو۬لَاتُ | İsim | وَفُعْلَاتُ | Ve sahipler | 2 |
| لِاُو۫لٰيهُمْ | İsim | لِفُعْلَاهُمْ | Onların ilkine | 1 |
Anlam yelpazesi
Kökün kelimelerinin Türkçe karşılıkları.
İlkler 37
İlk 36
Sahipler 26
Soy 22
Sahipler için 9
Tevil 8
Ey sahipler 5
Onun tevili 5
Ve sahipler 5
Ve soy 3
Onun tevilini 3
Ve ilk 3
İlkimiz için 1
Onların ilkine 1
Diğer 6 anlam
Kavram ağı
Aynı ayette en çok birlikte geçtiği kökler (ayet sayısı). Tıklayınca ortak ayetler listelenir.
Sure dağılımı
Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
Vahiy sürecinde kullanım
Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.
← ilk inenson inen →
Ayetler
+ أ ل ه ile birlikte ✕ Süzgeci kaldır
48 ayet
اَلْحَجُّ
اَشْهُرٌ
مَعْلُومَاتٌۚ
فَمَنْ
فَرَضَ
ف۪يهِنَّ
الْحَجَّ
فَلَا
رَفَثَ
وَلَا
فُسُوقَ
وَلَا
جِدَالَ
فِي
الْحَجِّۜ
وَمَا
تَفْعَلُوا
مِنْ
خَيْرٍ
يَعْلَمْهُ
اللّٰهُۜ
وَتَزَوَّدُوا
فَاِنَّ
خَيْرَ
الزَّادِ
التَّقْوٰىۘ
وَاتَّقُونِ
يَٓا اُو۬لِي
الْاَلْبَابِ
Hac bilinen aylardadır. O aylarda hacca girişen kimse bilmelidir ki, hacda kadına yaklaşmak, sövüşmek, dövüşmek yoktur. Ne iyilik yaparsanız Allah onu bilir. Kendinize azık edinin, şüphe yok ki azığın en iyisi Allah korkusudur. Ey akıl sahibleri! Benden korkun.[197]
هُوَ
الَّـذ۪ٓي
اَنْزَلَ
عَلَيْكَ
الْكِتَابَ
مِنْهُ
اٰيَاتٌ
مُحْكَمَاتٌ
هُنَّ
اُمُّ
الْكِتَابِ
وَاُخَرُ
مُتَشَابِهَاتٌۜ
فَاَمَّا
الَّذ۪ينَ
ف۪ي
قُلُوبِهِمْ
زَيْغٌ
فَيَتَّبِعُونَ
مَا
تَشَابَهَ
مِنْهُ
ابْتِغَٓاءَ
الْفِتْنَةِ
وَابْتِغَٓاءَ
تَأْو۪يلِه۪ۚ
وَمَا
يَعْلَمُ
تَأْو۪يلَهُٓ
اِلَّا
اللّٰهُۢ
وَالرَّاسِخُونَ
فِي
الْعِلْمِ
يَقُولُونَ
اٰمَنَّا
بِه۪ۙ
كُلٌّ
مِنْ
عِنْدِ
رَبِّنَاۚ
وَمَا
يَذَّكَّرُ
اِلَّٓا
اُو۬لُوا
الْاَلْبَابِ
Sana Kitap’ı indiren O’dur. Onda Kitap’ın temeli olan kesin anlamlı ayetler vardır, diğerleri de çeşitli anlamlıdırlar. Kalblerinde eğrilik olan kimseler, fitne çıkarmak, kendilerine göre yorumlamak için onların çeşitli anlamlı olanlarına uyarlar. Oysa onların yorumunu ancak Allah bilir. İlimde derinleşmiş olanlar: «Ona inandık, hepsi Rabbimiz’in katındandır» derler. Bunu ancak akıl sahipleri düşünür;[7]
كَدَأْبِ
اٰلِ
فِرْعَوْنَۙ
وَالَّذ۪ينَ
مِنْ
قَبْلِهِمْۜ
كَذَّبُوا
بِاٰيَاتِنَاۚ
فَاَخَذَهُمُ
اللّٰهُ
بِذُنُوبِهِمْۜ
وَاللّٰهُ
شَد۪يدُ
الْعِقَابِ
Bunların tutumu, Firavun ailesinin ve onlardan öncekilerin tutumu gibi ki, ayetlerimizi yalanladılar da Allah onları günahlarından dolayı yok (helak) etti. Allah’ın cezalandırması şiddetlidir.[11]
قَدْ
كَانَ
لَكُمْ
اٰيَةٌ
ف۪ي
فِئَتَيْنِ
الْتَقَتَاۜ
فِئَةٌ
تُقَاتِلُ
ف۪ي
سَب۪يلِ
اللّٰهِ
وَاُخْرٰى
كَافِرَةٌ
يَرَوْنَهُمْ
مِثْلَيْهِمْ
رَأْيَ
الْعَيْنِۜ
وَاللّٰهُ
يُؤَيِّدُ
بِنَصْرِه۪
مَنْ
يَشَٓاءُۜ
اِنَّ
ف۪ي
ذٰلِكَ
لَعِبْرَةً
لِاُو۬لِي
الْاَبْصَارِ
Karşı karşıya gelen iki topluluğun durumlarında sizin için ibret vardır; biri Allah yolunda savaşanlardır, diğeri inkarcılardır ki, bunlar karşı tarafı gözleriyle kendilerinin iki misli görüyorlardı. Allah dilediğini yardımıyla destekler. Bunda görebilenler için ibret vardır.[13]
شَهِدَ
اللّٰهُ
اَنَّهُ
لَٓا
اِلٰهَ
اِلَّا
هُوَۙ
وَالْمَلٰٓئِكَةُ
وَاُو۬لُوا
الْعِلْمِ
قَٓائِماً
بِالْقِسْطِۜ
لَٓا
اِلٰهَ
اِلَّا
هُوَ
الْعَز۪يزُ
الْحَك۪يمُۜ
Allah, melekler ve adaleti yerine getiren ilim sahibleri, O’ndan başka tanrı olmadığına şahidlik etmişlerdir. O’ndan başka tanrı yoktur, O güçlüdür, Hakim’dir.[18]
اِنَّ
اللّٰهَ
اصْطَفٰٓى
اٰدَمَ
وَنُوحاً
وَاٰلَ
اِبْرٰه۪يمَ
وَاٰلَ
عِمْرٰنَ
عَلَى
الْعَالَم۪ينَۙ
Allah, Adem’i, Nuh’u, İbrahim ailesini, İmran ailesini birbirinin soyundan olarak alemlere tercih etti. Allah işitendir, bilendir.[33-34]
اَمْ
يَحْسُدُونَ
النَّاسَ
عَلٰى
مَٓا
اٰتٰيهُمُ
اللّٰهُ
مِنْ
فَضْلِه۪ۚ
فَقَدْ
اٰتَيْنَٓا
اٰلَ
اِبْرٰه۪يمَ
الْكِتَابَ
وَالْحِكْمَةَ
وَاٰتَيْنَاهُمْ
مُلْكاً
عَظ۪يماً
Yoksa Allah’ın bol nimetinden verdiği kimseleri mi çekemiyorlar? Oysa İbrahim ailesine kitap ve hikmet verdik, onlara büyük hükümranlık bahşettik.[54]
يَٓا اَيُّهَا
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُٓوا
اَط۪يعُوا
اللّٰهَ
وَاَط۪يعُوا
الرَّسُولَ
وَاُو۬لِي
الْاَمْرِ
مِنْكُمْۚ
فَاِنْ
تَنَازَعْتُمْ
ف۪ي
شَيْءٍ
فَرُدُّوهُ
اِلَى
اللّٰهِ
وَالرَّسُولِ
اِنْ
كُنْتُمْ
تُؤْمِنُونَ
بِاللّٰهِ
وَالْيَوْمِ
الْاٰخِرِۜ
ذٰلِكَ
خَيْرٌ
وَاَحْسَنُ
تَأْو۪يلاً۟
Ey İnananlar! Allah’a itaat edin, Peygambere ve sizden buyruk sahibi olanlara itaat edin. Eğer bir şeyde çekişirseniz, Allah’a ve ahiret gününe inanmışsanız onun halini Allah’a ve Peygambere bırakın. Bu, hayırlı ve netice itibariyle en güzeldir.[59]
وَاِذَا
جَٓاءَهُمْ
اَمْرٌ
مِنَ
الْاَمْنِ
اَوِ
الْخَوْفِ
اَذَاعُوا
بِه۪ۜ
وَلَوْ
رَدُّوهُ
اِلَى
الرَّسُولِ
وَاِلٰٓى
اُو۬لِي
الْاَمْرِ
مِنْهُمْ
لَعَلِمَهُ
الَّذ۪ينَ
يَسْتَنْبِطُونَهُ
مِنْهُمْۜ
وَلَوْلَا
فَضْلُ
اللّٰهِ
عَلَيْكُمْ
وَرَحْمَتُهُ
لَاتَّبَعْتُمُ
الشَّيْطَانَ
اِلَّا
قَل۪يلاً
Kendilerine güven veya korku hususunda bir haber geldiğinde onu yayarlar; halbuki o haberi Peygamber’e veya kendilerinden buyruk sahibi olanlara götürselerdi, onlardan sonuç çıkarmaya kadir olanlar onu bilirdi. Allah’ın size bol nimeti ve rahmeti olmasaydı, pek azınız bir yana, şeytana uyardınız.[83]
لَا
يَسْتَوِي
الْقَاعِدُونَ
مِنَ
الْمُؤْمِن۪ينَ
غَيْرُ
اُو۬لِي
الضَّرَرِ
وَالْمُجَاهِدُونَ
ف۪ي
سَب۪يلِ
اللّٰهِ
بِاَمْوَالِهِمْ
وَاَنْفُسِهِمْۜ
فَضَّلَ
اللّٰهُ
الْمُجَاهِد۪ينَ
بِاَمْوَالِهِمْ
وَاَنْفُسِهِمْ
عَلَى
الْقَاعِد۪ينَ
دَرَجَةًۜ
وَكُلاًّ
وَعَدَ
اللّٰهُ
الْحُسْنٰىۜ
وَفَضَّلَ
اللّٰهُ
الْمُجَاهِد۪ينَ
عَلَى
الْقَاعِد۪ينَ
اَجْراً
عَظ۪يـماًۙ
İnananlardan, özürsüz olarak yerlerinde oturanlar ile, mal ve canlariyle cihad edenleri, mertebece, oturanlardan üstün kılmıştır. Allah hepsine de cenneti vadetmiştir, ama Allah, cihad edenleri oturanlara, büyük ecirler, dereceler, mağfiret ve rahmetle üstün kılmıştır. Allah bağışlar ve merhamet eder.[95-96]
قُلْ
لَا
يَسْتَوِي
الْخَب۪يثُ
وَالطَّيِّبُ
وَلَوْ
اَعْجَبَكَ
كَـثْرَةُ
الْخَب۪يثِۚ
فَاتَّقُوا
اللّٰهَ
يَٓا اُو۬لِي
الْاَلْبَابِ
لَعَلَّكُمْ
تُفْلِحُونَ۟
De ki: «Helal ile haram, haram şeylerin çokluğundan hoşlansan bile, eşit değildir». Ey akıl sahibleri, Allah’tan sakının ki kurtuluşa eresiniz.[100]
قَالَ
ع۪يسَى
ابْنُ
مَرْيَمَ
اللّٰهُمَّ
رَبَّنَٓا
اَنْزِلْ
عَلَيْنَا
مَٓائِدَةً
مِنَ
السَّمَٓاءِ
تَكُونُ
لَنَا
ع۪يداً
لِاَوَّلِنَا
وَاٰخِرِنَا
وَاٰيَةً
مِنْكَۚ
وَارْزُقْنَا
وَاَنْتَ
خَيْرُ
الرَّازِق۪ينَ
Meryem oğlu İsa, «Allahım! Rabbimiz! Bize ve bizden sonra geleceklere bayram ve Sen’den bir delil olarak gökten bir sofra indir, bizi rızıklandır, Sen rızık verenlerin en hayırlısısın» dedi.[114]
قُلْ
اَغَيْرَ
اللّٰهِ
اَتَّخِذُ
وَلِياًّ
فَاطِرِ
السَّمٰوَاتِ
وَالْاَرْضِ
وَهُوَ
يُطْعِمُ
وَلَا
يُطْعَمُۜ
قُلْ
اِنّ۪ٓي
اُمِرْتُ
اَنْ
اَكُونَ
اَوَّلَ
مَنْ
اَسْلَمَ
وَلَا
تَكُونَنَّ
مِنَ
الْمُشْرِك۪ينَ
«Gökleri ve yeri yaratan, beslenmeyip besleyen Allah’tan başka bir dost mu edinirim?» de. «Doğrusu ben ilk müslüman olmakla emrolundum» de; asla ortak koşanlardan olma![14]
كَدَأْبِ
اٰلِ
فِرْعَوْنَۙ
وَالَّذ۪ينَ
مِنْ
قَبْلِهِمْۜ
كَفَرُوا
بِاٰيَاتِ
اللّٰهِ
فَاَخَذَهُمُ
اللّٰهُ
بِذُنُوبِهِمْۜ
اِنَّ
اللّٰهَ
قَوِيٌّ
شَد۪يدُ
الْعِقَابِ
Firavun taifesi ve onlardan öncekilerin gidişi gibi, Allah’ın ayetlerini yalanladılar da Allah onları günahlarından ötürü yoketti. Allah kuvvetlidir, cezalandırması şiddetlidir.[52]
وَالَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
مِنْ
بَعْدُ
وَهَاجَرُوا
وَجَاهَدُوا
مَعَكُمْ
فَاُو۬لٰٓئِكَ
مِنْكُمْۜ
وَاُو۬لُوا
الْاَرْحَامِ
بَعْضُهُمْ
اَوْلٰى
بِبَعْضٍ
ف۪ي
كِتَابِ
اللّٰهِۜ
اِنَّ
اللّٰهَ
بِكُلِّ
شَيْءٍ
عَل۪يمٌ
Sonra inanıp hicret eden ve sizinle birlikte savaşanlar, işte onlar sizdendir. Birbirinin mirasçısı olan akraba, Allah’ın Kitap’ına göre birbirine daha yakındır. Doğrusu Allah her şeyi bilir.[75]
اَلَا
تُقَاتِلُونَ
قَوْماً
نَكَثُٓوا
اَيْمَانَهُمْ
وَهَمُّوا
بِاِخْرَاجِ
الرَّسُولِ
وَهُمْ
بَدَؤُ۫كُمْ
اَوَّلَ
مَرَّةٍۜ
اَتَخْشَوْنَهُمْۚ
فَاللّٰهُ
اَحَقُّ
اَنْ
تَخْشَوْهُ
اِنْ
كُنْتُمْ
مُؤْمِن۪ينَ
Yeminlerini bozan, Peygamberi sürgüne göndermeye azmeden bir toplumla savaşmanız gerekmez mi ki, önce onlar başlamışlardır? Onlardan korkar mısınız? Eğer inanıyorsanız bilin ki asıl korkmanız gereken Allah’tır.[13]
فَاِنْ
رَجَعَكَ
اللّٰهُ
اِلٰى
طَٓائِفَةٍ
مِنْهُمْ
فَاسْتَأْذَنُوكَ
لِلْخُرُوجِ
فَقُلْ
لَنْ
تَخْرُجُوا
مَعِيَ
اَبَداً
وَلَنْ
تُقَاتِلُوا
مَعِيَ
عَدُواًّۜ
اِنَّكُمْ
رَض۪يتُمْ
بِالْقُعُودِ
اَوَّلَ
مَرَّةٍ
فَاقْعُدُوا
مَعَ
الْخَالِف۪ينَ
Allah seni geri döndürüp, onlardan bir toplulukla karşılaştırdığı zaman, senden savaşa çıkmak için izin isterlerse, de ki: «Benimle asla çıkamayacaksınız, benim yanımda hiçbir düşmanla savaşmıyacaksınız; çünkü baştan, oturup kalmaya razı oldunuz. Artık geri kalanlarla beraber oturun.»[83]
وَاِذَٓا
اُنْزِلَتْ
سُورَةٌ
اَنْ
اٰمِنُوا
بِاللّٰهِ
وَجَاهِدُوا
مَعَ
رَسُولِهِ
اسْتَأْذَنَكَ
اُو۬لُوا
الطَّوْلِ
مِنْهُمْ
وَقَالُوا
ذَرْنَا
نَكُنْ
مَعَ
الْقَاعِد۪ينَ
«Allah’a inanın ve Peygamberinin yanında savaşın» diye bir sure inmiş olsa, onların gücü yetenleri sizden izin isterler ve «Bizi bırak oturanlarla beraber kalalım» derler.[86]
وَالسَّابِقُونَ
الْاَوَّلُونَ
مِنَ
الْمُهَاجِر۪ينَ
وَالْاَنْصَارِ
وَالَّذ۪ينَ
اتَّبَعُوهُمْ
بِاِحْسَانٍۙ
رَضِيَ
اللّٰهُ
عَنْهُمْ
وَرَضُوا
عَنْهُ
وَاَعَدَّ
لَهُمْ
جَنَّاتٍ
تَجْر۪ي
تَحْتَهَا
الْاَنْهَارُ
خَالِد۪ينَ
ف۪يهَٓا
اَبَداًۜ
ذٰلِكَ
الْفَوْزُ
الْعَظ۪يمُ
İyilik yarışında önceliği kazanan Muhacirler ve Ensar ile, onlara güzelce uyanlardan Allah hoşnut olmuştur, onlar da Allah’tan hoşnuddurlar. Allah onlara, içinde temelli ve ebedi kalacakları, içlerinden ırmaklar akan cennetler hazırlamıştır; işte büyük kurtuluş budur.[100]
لَا
تَقُمْ
ف۪يهِ
اَبَداًۜ
لَمَسْجِدٌ
اُسِّسَ
عَلَى
التَّقْوٰى
مِنْ
اَوَّلِ
يَوْمٍ
اَحَقُّ
اَنْ
تَقُومَ
ف۪يهِۜ
ف۪يهِ
رِجَالٌ
يُحِبُّونَ
اَنْ
يَتَطَهَّرُواۜ
وَاللّٰهُ
يُحِبُّ
الْمُطَّهِّر۪ينَ
O mescide hiç girme! İlk gününden beri Allah’a karşı gelmekten sakınmak için kurulan mescidde bulunman daha uygundur. Orada, arınmak isteyen insanlar vardır. Allah, arınmak isteyenleri sever.[108]
Yükleniyor...