ز ي د
60ayette
62kez geçiyor
32/114surede
18farklı kelime
Mekkî / Medenî
Mekkî %66 · Medenî %34
İlk inen ayet (nüzul sırasıyla)
Müzzemmil 4
3. inen sure
En çok geçtiği sure
Tevbe
5 kez
Kelime ailesi
Bu kökten türeyen farklı kelimeler. Tıklayınca geçtiği ayetler listelenir.
| Kelime | Tür | Vezin | Anlam | Adet |
|---|---|---|---|---|
| يَز۪يدُ | Feale-Yefilu | يَفْعِلُ | Ve onları artırır | 15 |
| زَادَهُمْ | Feale-Yefilu | فَعَلَهُمْ | Onları artırdı | 10 |
| زِدْنَاهُمْ | Feale-Yefilu | فَعَلْنَاهُمْ | Onları artırdık | 6 |
| فَزَادَتْهُمْ | Feale-Yefilu | فَفَعَلَتْهُمْ | Onları artırdı | 4 |
| وَسَنَز۪يدُ | Feale-Yefilu | وَسَنَفْعِلُ | Artıracağız | 3 |
| ازْدَادُوا | İftial Babı | افْتَعَلُوا | Arttılar | 3 |
| لِيَزْدَادُٓوا | İftial Babı | لِيَفْتَعِلُوا | Artmaları için | 3 |
| وَيَزِدْكُمْ | Feale-Yefilu | وَيَفْعِلْكُمْ | Ve sizi artırır | 3 |
| زِيَادَةٌ | İsim | فِعَالَةٌ | Artmak | 2 |
| لَاَز۪يدَنَّكُمْ | Feale-Yefilu | لَأَفْعِلَنَّكُمْ | Kesinlikle sizi artıracağım | 2 |
| نَزِدْ | Feale-Yefilu | نَفْعِلْ | Artırırız | 2 |
| مَز۪يدٍ | İsim | مَفْعُولٍ | Artmış | 2 |
| تَزِدِ | Feale-Yefilu | تَفْعِلْ | Artırma | 2 |
| زَادُوكُمْ | Feale-Yefilu | فَعَلُوكُمْ | Sizi artırdılar | 1 |
| تَز۪يدُونَن۪ي | Feale-Yefilu | تَفْعِلُونَنِي | Beni artırırsınız | 1 |
| وَنَزْدَادُ | İftial Babı | وَنَفْتَعِلُ | Ve artarız | 1 |
| تَزْدَادُۜ | İftial Babı | تَفْتَعِلُ | Artar | 1 |
| زَيْدٌ | İsmi Alem | فَعْلٌ | Zeyd | 1 |
Anlam yelpazesi
Kökün kelimelerinin Türkçe karşılıkları.
Onları artırdı 7
Ve onları artırır 5
Artırır 5
Onları artırır 3
Artıracağız 2
Arttılar 2
Artmaları için 2
Kesinlikle artıracak 2
Onları artırdık 2
Artırırız 2
Artmış 2
Artırma 2
Ve onu artırdı 1
Hemen onları artırdı 1
Diğer 24 anlam
Ve sizi artırdı 1
Artmak 1
Sizi artırdılar 1
Onu artırdı 1
Ve artmak 1
Ve sizi artırır 1
Beni artırırsınız 1
Onları artırdılar 1
Ve artarız 1
Artar 1
Kesinlikle sizi artıracağım 1
Ve onları artırdık 1
Ve arttılar 1
Beni artır 1
Ve onları artırdı 1
Zeyd 1
Artırırlar 1
Öyleyse onu artır 1
Onu artırır 1
Hemen onları artırdılar 1
Artır 1
Artırırım 1
Ve artar 1
Sizi artırırız 1
Kavram ağı
Aynı ayette en çok birlikte geçtiği kökler (ayet sayısı). Tıklayınca ortak ayetler listelenir.
Sure dağılımı
Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
Vahiy sürecinde kullanım
Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.
← ilk inenson inen →
Ayetler
+ ك ف ر ile birlikte ✕ Süzgeci kaldır
12 ayet
اِنَّ
الَّذ۪ينَ
كَفَرُوا
بَعْدَ
ا۪يمَانِهِمْ
ثُمَّ
ازْدَادُوا
كُفْراً
لَنْ
تُقْبَلَ
تَوْبَتُهُمْۚ
وَاُو۬لٰٓئِكَ
هُمُ
الضَّٓالُّونَ
İnandıktan sonra inkar edip, inkarda aşırı gidenler var ya, onların tevbeleri kabul edilmeyecektir. İşte sapıklar onlardır.[90]
وَلَا
يَحْسَبَنَّ
الَّذ۪ينَ
كَفَرُٓوا
اَنَّمَا
نُمْل۪ي
لَهُمْ
خَيْرٌ
لِاَنْفُسِهِمْۜ
اِنَّمَا
نُمْل۪ي
لَهُمْ
لِيَزْدَادُٓوا
اِثْماًۚ
وَلَهُمْ
عَذَابٌ
مُه۪ينٌ
İnkar edenler, kendilerine vermiş olduğumuz mühletin sakın kendileri için hayırlı olduğunu sanmasınlar. Biz onlara ancak, günahları çoğalsın diye mühlet veriyoruz. Küçültücü azap onlaradır.[178]
اِنَّ
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
ثُمَّ
كَفَرُوا
ثُمَّ
اٰمَنُوا
ثُمَّ
كَفَرُوا
ثُمَّ
ازْدَادُوا
كُفْراً
لَمْ
يَكُنِ
اللّٰهُ
لِيَغْفِرَ
لَهُمْ
وَلَا
لِيَهْدِيَهُمْ
سَب۪يلاًۜ
Doğrusu inanıp sonra inkar edenleri, sonra inanıp tekrar inkar edenleri, sonra da inkarları artmış olanları Allah bağışlamaz; onları doğru yola eriştirmez.[137]
وَقَالَتِ
الْيَهُودُ
يَدُ
اللّٰهِ
مَغْلُولَةٌۜ
غُلَّتْ
اَيْد۪يهِمْ
وَلُعِنُوا
بِمَا
قَالُواۢ
بَلْ
يَدَاهُ
مَبْسُوطَتَانِۙ
يُنْفِقُ
كَيْفَ
يَشَٓاءُۜ
وَلَيَز۪يدَنَّ
كَث۪يراً
مِنْهُمْ
مَٓا
اُنْزِلَ
اِلَيْكَ
مِنْ
رَبِّكَ
طُغْيَاناً
وَكُفْراًۜ
وَاَلْقَيْنَا
بَيْنَهُمُ
الْعَدَاوَةَ
وَالْبَغْضَٓاءَ
اِلٰى
يَوْمِ
الْقِيٰمَةِۜ
كُلَّمَٓا
اَوْقَدُوا
نَاراً
لِلْحَرْبِ
اَطْفَاَهَا
اللّٰهُۙ
وَيَسْعَوْنَ
فِي
الْاَرْضِ
فَسَاداًۜ
وَاللّٰهُ
لَا
يُحِبُّ
الْمُفْسِد۪ينَ
Yahudiler, «Allah’ın eli sıkıdır» dediler; dediklerinden ötürü elleri bağlandı, lanetlendiler. Hayır, O’nun iki eli de açıktır, nasıl dilerse sarfeder. And olsun ki, sana Rabbinden indirilen sözler onların çoğunun azgınlığını ve inkarını artıracaktır. Onların arasına kıyamete kadar sürecek düşmanlık ve kin saldık. Savaş ateşini ne zaman körükleseler Allah onu söndürmüştür. Yeryüzünde bozgunculuğa koşarlar. Allah bozguncuları sevmez.[64]
قُلْ
يَٓا اَهْلَ
الْكِتَابِ
لَسْتُمْ
عَلٰى
شَيْءٍ
حَتّٰى
تُق۪يمُوا
التَّوْرٰيةَ
وَالْاِنْج۪يلَ
وَمَٓا
اُنْزِلَ
اِلَيْكُمْ
مِنْ
رَبِّكُمْۜ
وَلَيَز۪يدَنَّ
كَث۪يراً
مِنْهُمْ
مَٓا
اُنْزِلَ
اِلَيْكَ
مِنْ
رَبِّكَ
طُغْيَاناً
وَكُفْراًۚ
فَلَا
تَأْسَ
عَلَى
الْقَوْمِ
الْكَافِر۪ينَ
«Ey Kitap ehli! Tevrat’ı, İncil’i ve Rabbinizden size indirileni gereğince uygulamadıkça bir temeliniz olmaz» de. And olsun ki Rabbinden sana indirilen, Kuran, onlardan çoğunun azgınlık ve küfrünü artırır. Öyleyse kafirler için tasalanma.[68]
اِنَّمَا
النَّس۪ٓيءُ
زِيَادَةٌ
فِي
الْكُفْرِ
يُضَلُّ
بِهِ
الَّذ۪ينَ
كَفَرُوا
يُحِلُّونَهُ
عَاماً
وَيُحَرِّمُونَهُ
عَاماً
لِيُوَاطِؤُ۫ا
عِدَّةَ
مَا
حَرَّمَ
اللّٰهُ
فَيُحِلُّوا
مَا
حَرَّمَ
اللّٰهُۜ
زُيِّنَ
لَهُمْ
سُٓوءُ
اَعْمَالِهِمْۜ
وَاللّٰهُ
لَا
يَهْدِي
الْقَوْمَ
الْكَافِر۪ينَ۟
Sapıtmak için hürmetli ayların yerlerini değiştirip geciktirmek, küfürde gerçekten ileri gitmekdir. İnkar edenler Allah’ın haram kıldığı ayların sayısına uydurmak için, onu bir yıl haram, bir yıl helal sayıyor, böylece Allah’ın haram kıldığını helal kılıyorlar. Kötü işleri kendilerine güzel göründü. Allah inkar eden toplumu doğru yola eriştirmez.[37]
وَاَمَّا
الَّذ۪ينَ
ف۪ي
قُلُوبِهِمْ
مَرَضٌ
فَزَادَتْهُمْ
رِجْساً
اِلٰى
رِجْسِهِمْ
وَمَاتُوا
وَهُمْ
كَافِرُونَ
Kalblerinde hastalık olanların ise pisliklerine pislik katmıştır; onlar kafir olarak ölmüşlerdir.[125]
وَاِذْ
تَاَذَّنَ
رَبُّكُمْ
لَئِنْ
شَكَرْتُمْ
لَاَز۪يدَنَّكُمْ
وَلَئِنْ
كَفَرْتُمْ
اِنَّ
عَذَاب۪ي
لَشَد۪يدٌ
Rabbiniz: «Şükrederseniz and olsun ki, size karşılığını artıracağım; nankörlük ederseniz bilin ki azabım pek çetindir» diye bildirmişti.[7]
اَلَّذ۪ينَ
كَفَرُوا
وَصَدُّوا
عَنْ
سَب۪يلِ
اللّٰهِ
زِدْنَاهُمْ
عَذَاباً
فَوْقَ
الْعَذَابِ
بِمَا
كَانُوا
يُفْسِدُونَ
İnkar eden, Allah’ın yolundan alıkoyanlara, bozgunculuklarına karşılık azap üstüne azap veririz.[88]
هُوَ
الَّذ۪ي
جَعَلَكُمْ
خَلَٓائِفَ
فِي
الْاَرْضِۜ
فَمَنْ
كَفَرَ
فَعَلَيْهِ
كُفْرُهُۜ
وَلَا
يَز۪يدُ
الْكَافِر۪ينَ
كُفْرُهُمْ
عِنْدَ
رَبِّهِمْ
اِلَّا
مَقْتاًۚ
وَلَا
يَز۪يدُ
الْكَافِر۪ينَ
كُفْرُهُمْ
اِلَّا
خَسَاراً
Sizleri yeryüzüne de hakim kılan O’dur. İnkar edenin inkarı kendi aleyhinedir. İnkarcıların inkarı, Rableri katında yalnız kendilerine olan gazabı arttırır. İnkarcıların inkarı, hüsrandan başka birşey arttırmaz.[39]
وَيَسْتَج۪يبُ
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
وَعَمِلُوا
الصَّالِحَاتِ
وَيَز۪يدُهُمْ
مِنْ
فَضْلِه۪ۜ
وَالْكَافِرُونَ
لَهُمْ
عَذَابٌ
شَد۪يدٌ
Kullarının tevbesini kabul eden, kötülükleri affeden, yaptıklarınızı bilen, inanıp yararlı işler işleyenlerin duasını kabul eden, lütfuyla onların ecrini arttıran O’dur. Ama, inkarcılar için çetin azap vardır.[25-26]
وَمَا
جَعَلْنَٓا
اَصْحَابَ
النَّارِ
اِلَّا
مَلٰٓئِكَةًۖ
وَمَا
جَعَلْنَا
عِدَّتَهُمْ
اِلَّا
فِتْنَةً
لِلَّذ۪ينَ
كَـفَرُواۙ
لِيَسْتَيْقِنَ
الَّذ۪ينَ
اُو۫تُوا
الْـكِتَابَ
وَيَزْدَادَ
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُٓوا
ا۪يمَاناً
وَلَا
يَرْتَابَ
الَّذ۪ينَ
اُو۫تُوا
الْـكِتَابَ
وَالْمُؤْمِنُونَۙ
وَلِيَقُولَ
الَّذ۪ينَ
ف۪ي
قُلُوبِهِمْ
مَرَضٌ
وَالْـكَافِرُونَ
مَاذَٓا
اَرَادَ
اللّٰهُ
بِهٰذَا
مَثَلاًۜ
كَذٰلِكَ
يُضِلُّ
اللّٰهُ
مَنْ
يَشَٓاءُ
وَيَـهْد۪ي
مَنْ
يَشَٓاءُۜ
وَمَا
يَعْلَمُ
جُنُودَ
رَبِّكَ
اِلَّا
هُوَۜ
وَمَا
هِيَ
اِلَّا
ذِكْرٰى
لِلْبَشَرِ۟
Cehennemin bekçilerini yalnız meleklerden kılmışızdır. Sayılarını bildirmekle de, ancak inkar edenlerin denenmesini ve kendilerine kitap verilenlerin kesin bilgi edinmesini ve inananların da imanlarının artmasını sağladık. Kendilerine kitap verilenler ve inananlar şüpheye düşmesinler. Kalblerinde hastalık bulunanlar ve inkarcılar: «Allah bu misalle neyi muradetti?» desinler. İşte Allah, böylece, dilediğini saptırır, dilediğini de doğru yola eriştirir. Rabbinin ordularını kendisinden başkası bilmez. Bu, insanoğluna bir öğütten ibarettir.[31]
Yükleniyor...