س م ع
163ayette
185kez geçiyor
57/114surede
22farklı kelime
Mekkî / Medenî
Mekkî %62 · Medenî %38
İlk inen ayet (nüzul sırasıyla)
Kalem 51
2. inen sure
En çok geçtiği sure
Bakara
16 kez
Kelime ailesi
Bu kökten türeyen farklı kelimeler. Tıklayınca geçtiği ayetler listelenir.
| Kelime | Tür | Vezin | Anlam | Adet |
|---|---|---|---|---|
| السَّم۪يعُ | İsim | الفَّعِيلُ | İşiten | 35 |
| يَسْمَعُونَ | Feile-Yefalu | يَفْعَلُونَ | İşitirler | 30 |
| سَمِعْنَا | Feile-Yefalu | فَعِلْنَا | İşittik | 29 |
| السَّمْعَ | İsim | الفَّعْلَ | İşitmek | 20 |
| يَسْتَمِعُونَ | İftial Babı | يَفْتَعِلُونَ | Kulak verirler | 9 |
| وَاسْمَعُواۜ | Feile-Yefalu | وَافْعَلُوا | Ve işitin | 8 |
| تَسْمَعُ | Feile-Yefalu | تَفْعَلُ | İşitirsin | 8 |
| سَم۪يعٌ | Sıfat | فَعِيلٌ | İşiten | 8 |
| تُسْمِــعُ | İfal Babı | تُفْعِلُ | İşittirirsin | 8 |
| فَاسْتَمِعُوا | İftial Babı | فَافْتَعِلُوا | Öyleyse kulak verin | 6 |
| سَم۪يعاً | İsim | فَعِيلًا | İşiten | 4 |
| سَمَّاعُونَ | İsim | فَعَّالُونَ | Kulak verenler | 4 |
| لَاَسْمَعَهُمْۜ | İfal Babı | لَأَفْعَلهُمْ | Kesinlikle onlara işittirdi | 4 |
| مُسْمَعٍ | İsim | مُفْعَلٍ | İşittirilen | 2 |
| سَمْعاً۟ | İsim | فَعْلًا | İşitmek | 2 |
| نَسْمَعُ | Feile-Yefalu | نَفْعَلُ | İşitiriz | 2 |
| سَمِعَتْ | Feile-Yefalu | فَعِلَتْ | İşitti | 1 |
| مُسْتَمِعُونَ | İsim | مُفْتَعِلُونَ | Kulak verenler | 1 |
| تَسْتَمِعُونَ | İftial Babı | تَفْتَعِلُونَ | Kulak verirsiniz | 1 |
| يُسْمِــعُ | İfal Babı | يُفْعِلُ | İşittirir | 1 |
| يَسَّمَّعُونَ | Tefe'ale Babı | يَتَفَعَّلُونَ | Dinlerler | 1 |
| مُسْتَمِعُهُمْ | İsim | مُفْتَعِلُهُمْ | Onların kulak vereni | 1 |
Anlam yelpazesi
Kökün kelimelerinin Türkçe karşılıkları.
İşiten 45
İşitirler 21
İşittik 16
İşitmek 13
İşittirirsin 8
İşitir 6
İşittiler 6
Kulak verirler 6
Kulak verenler 5
Ve işitin 4
İşitti 3
Kulak verir 3
İşitirsin 3
Ve işit 2
Diğer 38 anlam
Sizin işitmeniz 2
İşitirsiniz 2
Onu işittiniz 2
Onu işitir 2
Onların işitmesi 2
İşitiriz 2
işitmeleri 1
İşitmelerini 1
-ması 1
Allah 1
Ve kesinlikle işiteceksiniz 1
İşittirilen 1
İşittiniz 1
Öyleyse kulak verin 1
Kesinlikle onlara işittirdi 1
Onlara işittirdi 1
Ve işiten 1
Ve onların işitmesi 1
Ve ne iyi işitir 1
Ne iyi işitir 1
Kulak ver 1
İşitirim 1
Ona kulak verdiler 1
Hemen kulak verin 1
Kulak verirsiniz 1
Sizi işitirler 1
Ve işittik 1
İşittirir 1
İşittiren 1
Hemen beni işitin 1
Dinlerler 1
Kulak vermeyin 1
Onun işitmesi 1
Ve kulak ver 1
Onların kulak vereni 1
Kulak verirsin 1
Kulak verdi 1
İşitmek için 1
Kavram ağı
Aynı ayette en çok birlikte geçtiği kökler (ayet sayısı). Tıklayınca ortak ayetler listelenir.
Sure dağılımı
Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
Vahiy sürecinde kullanım
Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.
← ilk inenson inen →
Ayetler
+ أ ل ه ile birlikte ✕ Süzgeci kaldır
70 ayet
خَتَمَ
اللّٰهُ
عَلٰى
قُلُوبِهِمْ
وَعَلٰى
سَمْعِهِمْۜ
وَعَلٰٓى
اَبْصَارِهِمْ
غِشَاوَةٌۘ
وَلَهُمْ
عَذَابٌ
عَظ۪يمٌ۟
Allah onların kalblerini ve kulaklarını mühürlemiştir, gözlerinde de perde vardır ve büyük azab onlar içindir.[7]
يَكَادُ
الْبَرْقُ
يَخْطَفُ
اَبْصَارَهُمْۜ
كُلَّمَٓا
اَضَٓاءَ
لَهُمْ
مَشَوْا
ف۪يهِۙ
وَاِذَٓا
اَظْلَمَ
عَلَيْهِمْ
قَامُواۜ
وَلَوْ
شَٓاءَ
اللّٰهُ
لَذَهَبَ
بِسَمْعِهِمْ
وَاَبْصَارِهِمْۜ
اِنَّ
اللّٰهَ
عَلٰى
كُلِّ
شَيْءٍ
قَد۪يرٌ۟
Şimşeğin çakması neredeyse gözlerini alır; onları aydınlattıkça ışığında yürürler ve üzerlerine karanlık basınca durakalırlar. Allah dileseydi işitme ve görmelerini giderirdi. Doğrusu Allah her şeye Kadir’dir.[20]
اَفَتَطْمَعُونَ
اَنْ
يُؤْمِنُوا
لَكُمْ
وَقَدْ
كَانَ
فَر۪يقٌ
مِنْهُمْ
يَسْمَعُونَ
كَلَامَ
اللّٰهِ
ثُمَّ
يُحَرِّفُونَهُ
مِنْ
بَعْدِ
مَا
عَقَلُوهُ
وَهُمْ
يَعْلَمُونَ
Size inanacaklarını umuyor musunuz? Oysa onlardan bir takımı Allah’ın sözünü işitiyor, ona akılları yattıktan sonra, bile bile onu tahrif ediyorlardı.[75]
فَاِنْ
اٰمَنُوا
بِمِثْلِ
مَٓا
اٰمَنْتُمْ
بِه۪
فَقَدِ
اهْتَدَوْاۚ
وَاِنْ
تَوَلَّوْا
فَاِنَّمَا
هُمْ
ف۪ي
شِقَاقٍۚ
فَسَيَكْف۪يكَهُمُ
اللّٰهُۚ
وَهُوَ
السَّم۪يعُ
الْعَل۪يمُۜ
Sizin inandığınız gibi inanmış olsalar, doğru yolu bulmuş olurlar. Yüz çevirirlerse, şüphesiz onlar çıkmazdadırlar. Onlara karşı sana Allah yetecektir. O, işitir ve bilir.[137]
فَمَنْ
بَدَّلَهُ
بَعْدَ مَا
سَمِعَهُ
فَاِنَّمَٓا
اِثْمُهُ
عَلَى
الَّذ۪ينَ
يُبَدِّلُونَهُۜ
اِنَّ
اللّٰهَ
سَم۪يعٌ
عَل۪يمٌۜ
Vasiyeti işittikten sonra değiştiren olursa, bunun günahı değiştirenin üzerinedir. Allah şüphesiz işitir ve bilir.[181]
وَلَا
تَجْعَلُوا
اللّٰهَ
عُرْضَةً
لِاَيْمَانِكُمْ
اَنْ
تَبَرُّوا
وَتَتَّقُوا
وَتُصْلِحُوا
بَيْنَ
النَّاسِۜ
وَاللّٰهُ
سَم۪يعٌ
عَل۪يمٌ
İnsanların arasını düzeltmeniz, günahtan sakınmanız ve iyi olmanız için, Allah’a yaptığınız yeminleri engel kılmayın, Allah işitir ve bilir.[224]
وَاِنْ
عَزَمُوا
الطَّـلَاقَ
فَاِنَّ
اللّٰهَ
سَم۪يعٌ
عَل۪يمٌ
Şayet boşanmaya kararlı iseler, bilsinler ki Allah şüphesiz işitir ve bilir.[227]
وَقَاتِلُوا
ف۪ي
سَب۪يلِ
اللّٰهِ
وَاعْلَمُٓوا
اَنَّ
اللّٰهَ
سَم۪يعٌ
عَل۪يمٌ
Allah yolunda savaşın; bilin ki Allah işitir ve bilir.[244]
لَٓا
اِكْرَاهَ
فِي
الدّ۪ينِ
قَدْ
تَبَيَّنَ
الرُّشْدُ
مِنَ
الْغَيِّۚ
فَمَنْ
يَكْفُرْ
بِالطَّاغُوتِ
وَيُؤْمِنْ
بِاللّٰهِ
فَقَدِ
اسْتَمْسَكَ
بِالْعُرْوَةِ
الْوُثْقٰىۗ
لَا
انْفِصَامَ
لَهَاۜ
وَاللّٰهُ
سَم۪يعٌ
عَل۪يمٌ
Dinde zorlama yoktur; Artık hak ile batıl iyice ayrılmıştır. Tağutu (saptırıcıları) inkar edip Allah’a inanan kimse, kopmak bilmeyen sağlam bir kulpa sarılmıştır. Allah işitendir, bilendir.[256]
اٰمَنَ
الرَّسُولُ
بِمَٓا
اُنْزِلَ
اِلَيْهِ
مِنْ
رَبِّه۪
وَالْمُؤْمِنُونَۜ
كُلٌّ
اٰمَنَ
بِاللّٰهِ
وَمَلٰٓئِكَتِه۪
وَكُتُبِه۪
وَرُسُلِه۪ۜ
لَا
نُفَرِّقُ
بَيْنَ
اَحَدٍ
مِنْ
رُسُلِه۪۠
وَقَالُوا
سَمِعْنَا
وَاَطَعْنَا
غُفْرَانَكَ
رَبَّنَا
وَاِلَيْكَ
الْمَص۪يرُ
Peygamber ve inananlar, ona Rabb’inden indirilene inandı. Hepsi Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine inandı. «Peygamberleri arasından hiçbirini ayırdetmeyiz, işittik, itaat ettik, Rabbimiz! Affını dileriz, dönüş Sanadır» dediler.[285]
ذُرِّيَّةً
بَعْضُهَا
مِنْ
بَعْضٍۜ
وَاللّٰهُ
سَم۪يعٌ
عَل۪يمٌۚ
Allah, Adem’i, Nuh’u, İbrahim ailesini, İmran ailesini birbirinin soyundan olarak alemlere tercih etti. Allah işitendir, bilendir.[33-34]
وَاِذْ
غَدَوْتَ
مِنْ
اَهْلِكَ
تُبَوِّئُ
الْمُؤْمِن۪ينَ
مَقَاعِدَ
لِلْقِتَالِۜ
وَاللّٰهُ
سَم۪يعٌ
عَل۪يمٌۙ
Sen inananları savaş için duracakları yerlere yerleştirmek üzere, erkenden evinden ayrılmıştın. Allah işitir ve bilir.[121]
لَقَدْ
سَمِـعَ
اللّٰهُ
قَوْلَ
الَّذ۪ينَ
قَالُٓوا
اِنَّ
اللّٰهَ
فَق۪يرٌ
وَنَحْنُ
اَغْنِيَٓاءُۢ
سَنَكْتُبُ
مَا
قَالُوا
وَقَتْلَهُمُ
الْاَنْبِيَٓاءَ
بِغَيْرِ
حَقٍّۙ
وَنَقُولُ
ذُوقُوا
عَذَابَ
الْحَر۪يقِ
And olsun ki, Allah: «Allah fakir; biz zenginiz» diyenlerin sözünü işitmiştir. Dediklerini ve haksız yere peygamberleri öldürdüklerini elbette yazacağız, «Yakıcı azabı tadın» diyeceğiz.[181]
مِنَ
الَّذ۪ينَ
هَادُوا
يُحَرِّفُونَ
الْكَلِمَ
عَنْ
مَوَاضِعِه۪
وَيَقُولُونَ
سَمِعْنَا
وَعَصَيْنَا
وَاسْمَعْ
غَيْرَ
مُسْمَعٍ
وَرَاعِنَا
لَياًّ
بِاَلْسِنَتِهِمْ
وَطَعْناً
فِي
الدّ۪ينِۜ
وَلَوْ
اَنَّهُمْ
قَالُوا
سَمِعْنَا
وَاَطَعْنَا
وَاسْمَعْ
وَانْظُرْنَا
لَكَانَ
خَيْراً
لَهُمْ
وَاَقْوَمَۙ
وَلٰكِنْ
لَعَنَهُمُ
اللّٰهُ
بِكُفْرِهِمْ
فَلَا
يُؤْمِنُونَ
اِلَّا
قَل۪يلاً
Yahudilerden, sözleri yerlerinden değiştirip: «İşittik ve karşı geldik, kulak vermeyerek dinle» ve dillerini eğip bükerek ve dini yererek: «Bizi de dinle» diyenler vardır. Şayet: «İşittik ve itaat ettik, dinle ve bizi gözet» demiş olsalardı, onlar için daha iyi daha doğru olurdu. İşte Allah inkarları yüzünden onlara lanet etmiştir. Onların ancak pek azı inanır.[46]
اِنَّ
اللّٰهَ
يَأْمُرُكُمْ
اَنْ
تُؤَدُّوا
الْاَمَانَاتِ
اِلٰٓى
اَهْلِهَاۙ
وَاِذَا
حَكَمْتُمْ
بَيْنَ
النَّاسِ
اَنْ
تَحْكُمُوا
بِالْعَدْلِۜ
اِنَّ
اللّٰهَ
نِعِمَّا
يَعِظُـكُمْ
بِه۪ۜ
اِنَّ
اللّٰهَ
كَانَ
سَم۪يعاً
بَص۪يراً
Hiç şüphesiz Allah size, emanetleri ehline teslim etmenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder. Allah size ne güzel öğüt veriyor. Şüphesiz Allah işitir ve görür.[58]
مَنْ
كَانَ
يُر۪يدُ
ثَوَابَ
الدُّنْيَا
فَعِنْدَ
اللّٰهِ
ثَوَابُ
الدُّنْيَا
وَالْاٰخِرَةِۜ
وَكَانَ
اللّٰهُ
سَم۪يعاً
بَص۪يراً۟
Dünya nimetini kim isterse, bilsin ki, dünyanın ve ahiretin nimeti Allah’ın katındadır. Allah işitir ve görür.[134]
وَقَدْ
نَزَّلَ
عَلَيْكُمْ
فِي
الْكِتَابِ
اَنْ
اِذَا
سَمِعْتُمْ
اٰيَاتِ
اللّٰهِ
يُكْفَرُ
بِهَا
وَيُسْتَهْزَاُ
بِهَا
فَلَا
تَقْعُدُوا
مَعَهُمْ
حَتّٰى
يَخُوضُوا
ف۪ي
حَد۪يثٍ
غَيْرِه۪ۘ
اِنَّكُمْ
اِذاً
مِثْلُهُمْۜ
اِنَّ
اللّٰهَ
جَامِـعُ
الْمُنَافِق۪ينَ
وَالْكَافِر۪ينَ
ف۪ي
جَهَنَّمَ
جَم۪يعاًۙ
O, size Kitap’da «Allah’ın ayetlerinin inkar edildiğini ve alaya alındığını işittiğinizde, başka bir söze geçmedikçe, onlarla bir arada oturmayın, yoksa siz de onlar gibi olursunuz» diye indirdi. Doğrusu Allah münafıkları ve kafirlerin hepsini cehennemde toplayacaktır.[140]
لَا
يُحِبُّ
اللّٰهُ
الْجَهْرَ
بِالسُّٓوءِ
مِنَ
الْقَوْلِ
اِلَّا
مَنْ
ظُلِمَۜ
وَكَانَ
اللّٰهُ
سَم۪يعاً
عَل۪يماً
Allah, zulme uğrayan kimseden başkasının, kötülüğü sözle bile açıklamasını sevmez. Allah işitir ve bilir.[148]
وَاذْكُرُوا
نِعْمَةَ
اللّٰهِ
عَلَيْكُمْ
وَم۪يثَاقَهُ
الَّذ۪ي
وَاثَقَكُمْ
بِه۪ٓۙ
اِذْ
قُلْتُمْ
سَمِعْنَا
وَاَطَعْنَاۘ
وَاتَّقُوا
اللّٰهَۜ
اِنَّ
اللّٰهَ
عَل۪يمٌ
بِذَاتِ
الصُّدُورِ
Allah’ın size olan nimetini ve «İşittik, itaat ettik» dediğinizde sizi andına bağladığı sözünü anın. Allah’tan sakının, Allah içinizde olanı elbette bilir.[7]
يَٓا اَيُّهَا
الرَّسُولُ
لَا
يَحْزُنْكَ
الَّذ۪ينَ
يُسَارِعُونَ
فِي
الْكُفْرِ
مِنَ
الَّذ۪ينَ
قَالُٓوا
اٰمَنَّا
بِاَفْوَاهِهِمْ
وَلَمْ
تُؤْمِنْ
قُلُوبُهُمْۚ
وَمِنَ
الَّذ۪ينَ
هَادُوا
سَمَّاعُونَ
لِلْكَذِبِ
سَمَّاعُونَ
لِقَوْمٍ
اٰخَر۪ينَۙ
لَمْ
يَأْتُوكَۜ
يُحَرِّفُونَ
الْكَلِمَ
مِنْ
بَعْدِ
مَوَاضِعِه۪ۚ
يَقُولُونَ
اِنْ
اُو۫ت۪يتُمْ
هٰذَا
فَخُذُوهُ
وَاِنْ
لَمْ
تُؤْتَوْهُ
فَاحْذَرُواۜ
وَمَنْ
يُرِدِ
اللّٰهُ
فِتْنَتَهُ
فَلَنْ
تَمْلِكَ
لَهُ
مِنَ
اللّٰهِ
شَيْـٔاًۜ
اُو۬لٰٓئِكَ
الَّذ۪ينَ
لَمْ
يُرِدِ
اللّٰهُ
اَنْ
يُطَهِّرَ
قُلُوبَهُمْۜ
لَهُمْ
فِي
الدُّنْيَا
خِزْيٌ
وَلَهُمْ
فِي
الْاٰخِرَةِ
عَذَابٌ
عَظ۪يمٌ
Kalbleri inanmamışken, ağızlarıyla, «İnandık» diyenler, yahudilerden yalana kulak verenler ve başka bir topluluk hesabına casusluk edenlerden inkara koşanlar seni üzmesin. Sözleri asıl yerlerinden değiştirirler de, «Böyle bir fetva size verilirse alın, verilmezse kaçının» derler. Allah’ın fitneye düşmesini dilediği kimse için Allah’a karşı senin elinden bir şey gelmez. İşte onlar Allah’ın, kalblerini arıtmak istemediği kimselerdir. Dünyada rezillik onlaradır. Onlara ahirette de büyük azab vardır.[41]
Yükleniyor...