ا ذ ا
412ayette
454kez geçiyor
81/114surede
4farklı kelime
Mekkî / Medenî
Mekkî %67 · Medenî %33
İlk inen ayet (nüzul sırasıyla)
Alak 10
1. inen sure
En çok geçtiği sure
Bakara
32 kez
Kelime ailesi
Bu kökten türeyen farklı kelimeler. Tıklayınca geçtiği ayetler listelenir.
Anlam yelpazesi
Kökün kelimelerinin Türkçe karşılıkları.
Kavram ağı
Aynı ayette en çok birlikte geçtiği kökler (ayet sayısı). Tıklayınca ortak ayetler listelenir.
Sure dağılımı
Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
Vahiy sürecinde kullanım
Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.
← ilk inenson inen →
Ayetler
+ ك ف ر ile birlikte ✕ Süzgeci kaldır
35 ayet
وَالَّذ۪ينَ
كَفَرُٓوا
اَعْمَالُهُمْ
كَسَرَابٍ
بِق۪يعَةٍ
يَحْسَبُهُ
الظَّمْاٰنُ
مَٓاءًۜ
حَتّٰٓى
اِذَا
جَٓاءَهُ
لَمْ
يَجِدْهُ
شَيْـٔاً
وَوَجَدَ
اللّٰهَ
عِنْدَهُ
فَوَفّٰيهُ
حِسَابَهُۜ
وَاللّٰهُ
سَر۪يعُ
الْحِسَابِۙ
İnkar edenlerin işleri engin çöllerdeki serap gibidir. Susayan kimse onu su zanneder, fakat oraya geldiğinde hiçbir şey bulamaz. Orada Allah’ı bulur ve O da hesabını görür. Allah hesabı çabuk görendir.[39]
وَقَالَ
الَّذ۪ينَ
كَفَرُٓوا
ءَاِذَا
كُنَّا
تُرَاباً
وَاٰبَٓاؤُ۬نَٓا
اَئِنَّا
لَمُخْرَجُونَ
İnkar edenler: «Biz ve babalarımız toprak olduğumuzda mı, doğrusu bizler mi tekrar çıkarılacağız? Bununla biz de, daha önce babalarımız da, and olsun ki, tehdit edilmiştik. Bu, öncekilerin masallarından başka bir şey değildir» dediler.[67-68]
وَاِذَا
غَشِيَهُمْ
مَوْجٌ
كَالظُّلَلِ
دَعَوُا
اللّٰهَ
مُخْلِص۪ينَ
لَهُ
الدّ۪ينَۚ
فَلَمَّا
نَجّٰيهُمْ
اِلَى
الْبَرِّ
فَمِنْهُمْ
مُقْتَصِدٌۜ
وَمَا
يَجْحَدُ
بِاٰيَاتِنَٓا
اِلَّا
كُلُّ
خَتَّارٍ
كَفُورٍ
Dağlar gibi dalgalar insanları kuşattığı zaman, dini tamamen Allah’a has kılarak O’na yalvarırlar; onları karaya çıkararak kurtardığında, içlerinden bir kısmı doğru yolda kalır. Zaten ayetlerimizi bilerek ancak hain nankörler inkar eder.[32]
وَقَالُٓوا
ءَاِذَا
ضَلَلْنَا
فِي
الْاَرْضِ
ءَاِنَّا
لَف۪ي
خَلْقٍ
جَد۪يدٍۜ
بَلْ
هُمْ
بِلِقَٓاءِ
رَبِّهِمْ
كَافِرُونَ
Puta tapanlar: «Toprağa karışıp yok olduktan sonra yeniden mi yaratılacağız?» derler. Evet; onlar, Rab’lerine kavuşmayı inkar edenlerdir.[10]
وَقَالَ
الَّذ۪ينَ
كَفَرُوا
هَلْ
نَدُلُّكُمْ
عَلٰى
رَجُلٍ
يُنَبِّئُكُمْ
اِذَا
مُزِّقْتُمْ
كُلَّ
مُمَزَّقٍۙ
اِنَّكُمْ
لَف۪ي
خَلْقٍ
جَد۪يدٍۚ
İnkar edenler, insanlara: «Size, siz parça parça dağılıp yok olduğunuz zaman yeniden dirileceğinizi haber veren bir adam gösterelim mi? Allah’a karşı yalan mı uyduruyor, yoksa kendisinde delilik mi vardır?» derler. Hayır; ahirete inanmayanlar, azapta ve derin bir sapıklık içindedirler.[7-8]
وَاِذَا
تُتْلٰى
عَلَيْهِمْ
اٰيَاتُنَا
بَيِّنَاتٍ
قَالُوا
مَا
هٰذَٓا
اِلَّا
رَجُلٌ
يُر۪يدُ
اَنْ
يَصُدَّكُمْ
عَمَّا
كَانَ
يَعْبُدُ
اٰبَٓاؤُ۬كُمْۚ
وَقَالُوا
مَا
هٰذَٓا
اِلَّٓا
اِفْكٌ
مُفْتَرًىۜ
وَقَالَ
الَّذ۪ينَ
كَفَرُوا
لِلْحَقِّ
لَمَّا
جَٓاءَهُمْۙ
اِنْ
هٰذَٓا
اِلَّا
سِحْرٌ
مُب۪ينٌ
Ayetlerimiz onlara apaçık olarak okunduğu zaman: «Bu adam sizi babalarınızın taptıklarından alıkoymaktan başka bir şey istemiyor» derlerdi. «Bu Kuran düpedüz bir uydurmadan başka bir şey değildir» derlerdi. Hak, inkar edenlere geldiğinde, onun için: «Bu apaçık bir büyüdür» demişlerdi.[43]
وَاِذَا
ق۪يلَ
لَهُمْ
اَنْفِقُوا
مِمَّا
رَزَقَكُمُ
اللّٰهُۙ
قَالَ
الَّذ۪ينَ
كَفَرُوا
لِلَّذ۪ينَ
اٰمَنُٓوا
اَنُطْعِمُ
مَنْ
لَوْ
يَشَٓاءُ
اللّٰهُ
اَطْعَمَهُۗ
اِنْ
اَنْتُمْ
اِلَّا
ف۪ي
ضَلَالٍ
مُب۪ينٍ
Onlara: «Allah’ın size verdiği rızıktan sarfedin» denince inkar edenler inananlara: «Allah dileseydi doyurabileceği bir kimseyi biz mi doyuralım? Doğrusu siz apaçık bir sapıklıktasınız» derler.[47]
وَاِذَا
مَسَّ
الْاِنْسَانَ
ضُرٌّ
دَعَا
رَبَّهُ
مُن۪يباً
اِلَيْهِ
ثُمَّ
اِذَا
خَوَّلَهُ
نِعْمَةً
مِنْهُ
نَسِيَ
مَا
كَانَ
يَدْعُٓوا
اِلَيْهِ
مِنْ
قَبْلُ
وَجَعَلَ
لِلّٰهِ
اَنْدَاداً
لِيُضِلَّ
عَنْ
سَب۪يلِه۪ۜ
قُلْ
تَمَتَّعْ
بِكُفْرِكَ
قَل۪يلاًۗ
اِنَّكَ
مِنْ
اَصْحَابِ
النَّارِ
İnsanın başına bir sıkıntı gelince Rabbine yönelerek O’na yalvarır. Sonra Allah, katından bir nimet verince önceden kime yalvarmış olduğunu unutuverir; Allah’ın yolundan saptırmak için O’na eşler koşar. De ki: «İnkarınla az bir müddet zevklen, şüphesiz sen cehennemliksin.»[8]
وَس۪يقَ
الَّذ۪ينَ
كَفَرُٓوا
اِلٰى
جَهَنَّمَ
زُمَراًۜ
حَتّٰٓى
اِذَا
جَٓاؤُ۫هَا
فُتِحَتْ
اَبْوَابُهَا
وَقَالَ
لَهُمْ
خَزَنَتُـهَٓا
اَلَمْ
يَأْتِكُمْ
رُسُلٌ
مِنْكُمْ
يَتْلُونَ
عَلَيْكُمْ
اٰيَاتِ
رَبِّكُمْ
وَيُنْذِرُونَكُمْ
لِقَٓاءَ
يَوْمِكُمْ
هٰذَاۜ
قَالُوا
بَلٰى
وَلٰكِنْ
حَقَّتْ
كَلِمَةُ
الْعَذَابِ
عَلَى
الْكَافِر۪ينَ
İnkar edenler, bölük bölük cehenneme sürülür. Oraya vardıklarında kapıları açılır; bekçileri onlara: «Size içinizden Rabbinizin ayetlerini okuyan ve bugüne kavuşacağınızı ihtar eden peygamberler gelmedi mi» derler. «Evet geldi» derler. Lakin azap sözü inkarcıların aleyhine gerçekleşir.[71]
ذٰلِكُمْ
بِاَنَّـهُٓ
اِذَا
دُعِيَ
اللّٰهُ
وَحْدَهُ
كَفَرْتُمْۚ
وَاِنْ
يُشْرَكْ
بِه۪
تُؤْمِنُواۜ
فَالْحُكْمُ
لِلّٰهِ
الْعَلِيِّ
الْكَب۪يرِ
Onlara: «Yalnız Allah çağrıldığı zaman inkar ederdiniz de, O’na eş koşulunca inanırdınız. Bugün hüküm, yüce Allah’ındır» denir.[12]
فَاِنْ
اَعْرَضُوا
فَمَٓا
اَرْسَلْنَاكَ
عَلَيْهِمْ
حَف۪يظاًۜ
اِنْ
عَلَيْكَ
اِلَّا
الْبَلَاغُۜ
وَاِنَّٓا
اِذَٓا
اَذَقْنَا
الْاِنْسَانَ
مِنَّا
رَحْمَةً
فَرِحَ
بِهَاۜ
وَاِنْ
تُصِبْهُمْ
سَيِّئَةٌ
بِمَا
قَدَّمَتْ
اَيْد۪يهِمْ
فَاِنَّ
الْاِنْسَانَ
كَفُورٌ
Eğer yüz çevirirlerse bilsinler ki, Biz seni onlara bekçi göndermedik; sana düşen sadece tebliğdir. Doğrusu Biz insana katımızdan bir rahmet tattırırsak ona sevinir; ama elleriyle yaptıkları yüzünden başlarına bir kötülük gelirse işte o zaman görürsün ki insan gerçekten pek nankördür.[48]
وَاِذَا
حُشِرَ
النَّاسُ
كَانُوا
لَهُمْ
اَعْدَٓاءً
وَكَانُوا
بِعِبَادَتِهِمْ
كَافِر۪ينَ
Ama, insanlar kıyamet günü toplatılınca, putları onlara düşman olurlar ve tapınmalarını inkar ederler.[6]
وَاِذَا
تُتْلٰى
عَلَيْهِمْ
اٰيَاتُنَا
بَيِّنَاتٍ
قَالَ
الَّذ۪ينَ
كَفَرُوا
لِلْحَقِّ
لَمَّا
جَٓاءَهُمْۙ
هٰذَا
سِحْرٌ
مُب۪ينٌۜ
Ayetlerimiz onlara açıkça okunduğu zaman inkar edenler, kendilerine gelen gerçek için: «Bu, apaçık bir büyüdür» derler.[7]
فَاِذَا
لَق۪يتُمُ
الَّذ۪ينَ
كَفَرُوا
فَضَرْبَ
الرِّقَابِۜ
حَتّٰٓى
اِذَٓا
اَثْخَنْتُمُوهُمْ
فَشُدُّوا
الْوَثَاقَۙ
فَاِمَّا
مَناًّ
بَعْدُ
وَاِمَّا
فِدَٓاءً
حَتّٰى
تَضَعَ
الْحَرْبُ
اَوْزَارَهَاۚۛ
ذٰلِكَۜۛ
وَلَوْ
يَشَٓاءُ
اللّٰهُ
لَانْتَصَرَ
مِنْهُمْۙ
وَلٰكِنْ
لِيَبْلُوَ۬ا
بَعْضَكُمْ
بِبَعْضٍۜ
وَالَّذ۪ينَ
قُتِلُوا
ف۪ي
سَب۪يلِ
اللّٰهِ
فَلَنْ
يُضِلَّ
اَعْمَالَهُمْ
Savaşta inkar edenlerle karşılaştığınızda boyunlarını vurun; sonunda onlara üstün geldiğinizde onları esir alın; savaş sona erince onları ya karşılıksız, ya da fidye ile salıverin; Allah dilemiş olsaydı, onlardan başka türlü öç alabilirdi, bunun böyle olması, kiminizi kiminizle denemek içindir. Allah, kendi yolunda öldürülenlerin işlerini boşa çıkarmaz.[4]
يَٓا اَيُّهَا
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُٓوا
اِذَا
جَٓاءَكُمُ
الْمُؤْمِنَاتُ
مُهَاجِرَاتٍ
فَامْتَحِنُوهُنَّۜ
اَللّٰهُ
اَعْلَمُ
بِا۪يمَانِهِنَّۚ
فَاِنْ
عَلِمْتُمُوهُنَّ
مُؤْمِنَاتٍ
فَلَا
تَرْجِعُوهُنَّ
اِلَى
الْكُفَّارِۜ
لَا
هُنَّ
حِلٌّ
لَهُمْ
وَلَا
هُمْ
يَحِلُّونَ
لَهُنَّۜ
وَاٰتُوهُمْ
مَٓا
اَنْفَقُواۜ
وَلَا
جُنَاحَ
عَلَيْكُمْ
اَنْ
تَنْكِحُوهُنَّ
اِذَٓا
اٰتَيْتُمُوهُنَّ
اُجُورَهُنَّۜ
وَلَا
تُمْسِكُوا
بِعِصَمِ
الْكَوَافِرِ
وَسْـَٔلُوا
مَٓا
اَنْفَقْتُمْ
وَلْيَسْـَٔلُوا
مَٓا
اَنْفَقُواۜ
ذٰلِكُمْ
حُكْمُ
اللّٰهِۜ
يَحْكُمُ
بَيْنَكُمْۜ
وَاللّٰهُ
عَل۪يمٌ
حَك۪يمٌ
Ey inananlar! İnanmış kadınlar hicret ederek size gelirlerse onları deneyin, hicretlerinin sebebini inceleyin. Allah onların imanlarını çok iyi bilir. Onların mümin kadınlar olduklarını öğrenirseniz, inkarcılara geri çevirmeyin. Bu kadınlar, o inkarcılara helal değildir Onlar da bunlara helal olmazlar. İnkarcıların bu kadınlara verdikleri mehirleri iade edin: Bu kadınların mehirlerini kendilerine verdiğiniz zaman, onlarla evlenmenizde bir engel yoktur. İnkarcı kadınları nikahınızda tutmayın; onlara verdiğiniz mehri isteyin; inkarcı erkekler de hicret eden mümin kadınlara verdikleri mehirleri istesinler. Allah’ın hükmü budur; aranızda O hükmeder. Allah bilendir, Hakim’dir.[10]
Yükleniyor...