ش ه د
123ayette
160kez geçiyor
48/114surede
30farklı kelime
Mekkî / Medenî
Mekkî %46 · Medenî %54
İlk inen ayet (nüzul sırasıyla)
Müzzemmil 15
3. inen sure
En çok geçtiği sure
Bakara
16 kez
Kelime ailesi
Bu kökten türeyen farklı kelimeler. Tıklayınca geçtiği ayetler listelenir.
| Kelime | Tür | Vezin | Anlam | Adet |
|---|---|---|---|---|
| وَالشَّهَادَةِ | İsim | وَالْفَعَالَةِ | Ve görülebilen | 20 |
| شُهَدَٓاءَ | İsim | فُعَلَاءَ | Şahitler | 18 |
| شَهِدَ | Feile-Yefalu | فَعِلَ | Şahit oldu | 17 |
| يَشْهَدُ | Feile-Yefalu | يَفْعَلُ | Şahit olur | 12 |
| شَه۪يداً | İsim | فَعِيلًا | Şahit | 11 |
| شَه۪يدٌ | İsim | فَعِيلٌ | Şahit | 10 |
| شَه۪يداً | Sıfat | فَعِيلًا | Şahit | 9 |
| تَشْهَدُونَ | Feile-Yefalu | تَفْعَلُونَ | Şahit olursunuz | 8 |
| الشَّاهِد۪ينَ | İsim | الْفَاعِلِينَ | Şahitler | 8 |
| وَاَشْهِدُٓوا | İfal Babı | وَأَفْعِلُوا | Şahit tutun | 6 |
| وَاشْهَدْ | Feile-Yefalu | وَافْعَلْ | Şahit ol | 6 |
| شَه۪يدٌ | Sıfat | فَعِيلٌ | Şahit | 5 |
| شَاهِدٌ | İsim | فَاعِلٌ | Şahit | 4 |
| لَشَهَادَتُـنَٓا | İsim | لَفَعَالَتُنَا | Öyleyse bizim şahitliğimiz | 3 |
| شَهَادَاتٍ | İsim | فَعَالَاتٍ | Şahitlikler | 3 |
| وَاسْتَشْهِدُوا | İstifal | وَاسْتَفْعِلُوا | Ve şahit getirin | 2 |
| شُهَدَٓاءَ | Sıfat | فُعَلَاءَ | Şahitler | 2 |
| الْاَشْهَادُ | İsim | الْأَفْعَالُ | Şahitler | 2 |
| مَشْهُودٌ | İsim | مَفْعُولٌ | Şahit olunan | 2 |
| شَاهِداً | İsim | فَاعِلًا | Şahit | 2 |
| وَيُشْهِدُ | İfal Babı | وَيُفْعِلُ | Ve şahit tutar | 1 |
| شَه۪يدَيْنِ | İsim | فَعِيلَيْنِ | İki şahit | 1 |
| شُهُوداً | İsim | فُعُولًا | Şahitler | 1 |
| مَشْهُوداً | İsim | مَفْعُولًا | Şahit olunan | 1 |
| مَشْهَدِ | İsim | مَفْعَلِ | Hazır bulunmak | 1 |
| شَاهِدُونَ | İsim | فَاعِلُونَ | Şahitler | 1 |
| نَشْهَدُ | Feile-Yefalu | نَفْعَلُ | Şahit oluruz | 1 |
| شَاهِداً | Sıfat | فَاعِلًا | Şahit | 1 |
| شُهُوداًۙ | Sıfat | فُعُولًا | Şahitler | 1 |
| شُهُودٌۜ | İsim | فُعُولٌ | Şahitler | 1 |
Anlam yelpazesi
Kökün kelimelerinin Türkçe karşılıkları.
Şahit 39
Şahitler 28
Ve görülebilen 10
Şahitlik 8
Şahit olur 7
Şahit oldu 4
Şahit olurlar 4
Şahit olduk 4
Şahit olursunuz 3
Ve şahit oldular 3
Ve şahitler 3
Şahit ol 2
Şahit oldular 2
Şahit olunan 2
Diğer 38 anlam
Ve şahit oldu 2
Şahitlikler 2
Ve şahit 2
şahitlerinizi 1
Ve şahit tutar 1
Ve şahit getirin 1
İki şahit 1
Şahitlik için 1
Şahit tutun 1
Şahit olun 1
Öyleyse şahit olun 1
Öyleyse şahit tutun 1
Şahit getirin 1
Şahidi 1
Öyleyse bizim şahitliğimiz 1
İkisinin şahitliği 1
Şahitliği 1
Şahit olurum 1
Sİzin şahitleriniz 1
Şahit olma 1
Ve onları şahit tuttu 1
Şahit tutarım 1
Ve şahit olun 1
Onları şahit tuttum 1
Hazır bulunmak 1
Şahit olmaları için 1
Şahit olsun 1
Şahitleri 1
Bana şahit olursunuz 1
Ve şahit olur 1
Şahit oldunuz 1
Şahit mi oldular? 1
Onların şahitliği 1
Şahit oluruz 1
Ve şahit tutun 1
Onların şahitlikleriyle 1
Ona şahit olur 1
Ve şahit olunan 1
Kavram ağı
Aynı ayette en çok birlikte geçtiği kökler (ayet sayısı). Tıklayınca ortak ayetler listelenir.
Sure dağılımı
Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
Vahiy sürecinde kullanım
Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.
← ilk inenson inen →
Ayetler
123 ayet
يَا مَعْشَرَ
الْجِنِّ
وَالْاِنْسِ
اَلَمْ
يَأْتِكُمْ
رُسُلٌ
مِنْكُمْ
يَقُصُّونَ
عَلَيْكُمْ
اٰيَات۪ي
وَيُنْذِرُونَكُمْ
لِقَٓاءَ
يَوْمِكُمْ
هٰذَاۜ
قَالُوا
شَهِدْنَا
عَلٰٓى
اَنْفُسِنَا
وَغَرَّتْهُمُ
الْحَيٰوةُ
الدُّنْيَا
وَشَهِدُوا
عَلٰٓى
اَنْفُسِهِمْ
اَنَّهُمْ
كَانُوا
كَافِر۪ينَ
«Ey cin ve insan topluluğu! Size ayetlerimi anlatan, bugünle karşılaşmanızdan sizi uyaran peygamberler gelmedi mi?» «Kendi hakkımızda şahidiz» derler. Dünya hayatı onları aldattı da inkarcı olduklarına, kendi aleyhlerinde şahidlik ettiler.[130]
وَمِنَ
الْاِبِلِ
اثْنَيْنِ
وَمِنَ
الْبَقَرِ
اثْنَيْنِۜ
قُلْ
آٰلذَّكَرَيْنِ
حَرَّمَ
اَمِ
الْاُنْثَيَيْنِ
اَمَّا
اشْتَمَلَتْ
عَلَيْهِ
اَرْحَامُ
الْاُنْثَيَيْنِۜ
اَمْ
كُنْتُمْ
شُهَدَٓاءَ
اِذْ
وَصّٰيكُمُ
اللّٰهُ
بِهٰذَاۚ
فَمَنْ
اَظْلَمُ
مِمَّنِ
افْتَرٰى
عَلَى
اللّٰهِ
كَذِباً
لِيُضِلَّ
النَّاسَ
بِغَيْرِ
عِلْمٍۜ
اِنَّ
اللّٰهَ
لَا
يَهْدِي
الْقَوْمَ
الظَّالِم۪ينَ۟
Deveden iki, sığırdan iki yaratmıştır; de ki: «İki erkeği mi, yoksa iki dişiyi mi veya o iki dişinin rahimlerinde bulunan yavruları mı haram kılmıştır? Yoksa Allah size bunları buyururken orada mı idiniz?» İnsanları, bilmediklerinden sapıtmak için Allah’a karşı yalan uyduranlardan daha zalim kimdir? Allah, zalim milleti doğru yola eriştirmez.[144]
قُلْ
هَلُمَّ
شُهَدَٓاءَكُمُ
الَّذ۪ينَ
يَشْهَدُونَ
اَنَّ
اللّٰهَ
حَرَّمَ
هٰذَاۚ
فَاِنْ
شَهِدُوا
فَلَا
تَشْهَدْ
مَعَهُمْۚ
وَلَا
تَتَّبِعْ
اَهْوَٓاءَ
الَّذ۪ينَ
كَذَّبُوا
بِاٰيَاتِنَا
وَالَّذ۪ينَ
لَا
يُؤْمِنُونَ
بِالْاٰخِرَةِ
وَهُمْ
بِرَبِّهِمْ
يَعْدِلُونَ۟
De ki: «Allah’ın bunu haram kıldığına şahidlik edecek şahidlerinizi getirin». Şahidlik ederlerse, onlarla beraber olup sözlerini kabullenme; ayetlerimizi yalanlayanların ve ahirete inanmayanların heveslerine uyma; onlar Rablerine başkalarını eşit tutuyorlar.[150]
فَمَنْ
اَظْلَمُ
مِمَّنِ
افْتَرٰى
عَلَى
اللّٰهِ
كَذِباً
اَوْ
كَذَّبَ
بِاٰيَاتِه۪ۜ
اُو۬لٰٓئِكَ
يَنَالُهُمْ
نَص۪يبُهُمْ
مِنَ
الْكِتَابِۜ
حَتّٰٓى
اِذَا
جَٓاءَتْهُمْ
رُسُلُنَا
يَتَوَفَّوْنَهُمْۙ
قَالُٓوا
اَيْنَ
مَا
كُنْتُمْ
تَدْعُونَ
مِنْ
دُونِ
اللّٰهِۜ
قَالُوا
ضَلُّوا
عَنَّا
وَشَهِدُوا
عَلٰٓى
اَنْفُسِهِمْ
اَنَّهُمْ
كَانُوا
كَافِر۪ينَ
Allah’a karşı yalan uyduran veya ayetlerini yalan sayandan daha zalim kimdir? Kitap’daki payları kendilerine erişecek olanlar onlardır. Elçilerimiz canlarını almak üzere geldiklerinde onlara, «Allah’tan başka taptıklarınız nerede?» deyince, «Bizi koyup kaçtılar» derler, böylece inkarcı olduklarına kendi aleyhlerine şahidlik ederler.[37]
وَاِذْ
اَخَذَ
رَبُّكَ
مِنْ
بَن۪ٓي
اٰدَمَ
مِنْ
ظُهُورِهِمْ
ذُرِّيَّتَهُمْ
وَاَشْهَدَهُمْ
عَلٰٓى
اَنْفُسِهِمْۚ
اَلَسْتُ
بِرَبِّكُمْۜ
قَالُوا
بَلٰىۚۛ
شَهِدْنَاۚۛ
اَنْ
تَقُولُوا
يَوْمَ
الْقِيٰمَةِ
اِنَّا
كُنَّا
عَنْ
هٰذَا
غَافِل۪ينَۙ
Rabbin, insanoğlunun sulbünden soyunu alıp devam ettirmiş, onlara: «Ben sizin Rabbiniz değil miyim» demiş ve buna kendilerini şahit tutmuştu. Onlar da: «Evet şahidiz» demişlerdi. Bu, kıyamet günü, «Bizim bundan haberimiz yoktu» dersiniz veya «Daha önce babalarımız Allah’a ortak koşmuşlardı, biz de onlardan sonra gelen bir soyuz, bizi, boşa çalışanların yaptıklarından ötürü yok eder misin?» dersiniz diyedir.[172-173]
مَا
كَانَ
لِلْمُشْرِك۪ينَ
اَنْ
يَعْمُرُوا
مَسَاجِدَ
اللّٰهِ
شَاهِد۪ينَ
عَلٰٓى
اَنْفُسِهِمْ
بِالْكُفْرِۜ
اُو۬لٰٓئِكَ
حَبِطَتْ
اَعْمَالُهُمْۚ
وَفِي
النَّارِ
هُمْ
خَالِدُونَ
Puta tapanların kendilerinin inkarcı olduklarını itiraf edip dururken Allah’ın mescidlerini onarmaları gerekmez. Onların işledikleri boşa gitmiştir, cehennemde temelli kalacaklardır.[17]
يَعْتَذِرُونَ
اِلَيْكُمْ
اِذَا
رَجَعْتُمْ
اِلَيْهِمْۜ
قُلْ
لَا
تَعْتَذِرُوا
لَنْ
نُؤْمِنَ
لَكُمْ
قَدْ
نَبَّاَنَا
اللّٰهُ
مِنْ
اَخْبَارِكُمْۜ
وَسَيَرَى
اللّٰهُ
عَمَلَكُمْ
وَرَسُولُهُ
ثُمَّ
تُرَدُّونَ
اِلٰى
عَالِمِ
الْغَيْبِ
وَالشَّهَادَةِ
فَيُنَبِّئُكُمْ
بِمَا
كُنْتُمْ
تَعْمَلُونَ
Savaştan döndüğünüzde size özür beyan ederler. Onlara de ki: «özür beyan etmeyin, size inanmayacağız, Allah haberlerinizi bize bildirmiştir. Allah da, Peygamberi de işleyeceklerinizi görecektir. Sonunda, görülmeyeni ve görüneni bilen Allah’a geri çevrileceksiniz. O, işlediklerinizi size haber verecektir.»[94]
وَقُلِ
اعْمَلُوا
فَسَيَرَى
اللّٰهُ
عَمَلَكُمْ
وَرَسُولُهُ
وَالْمُؤْمِنُونَۜ
وَسَتُرَدُّونَ
اِلٰى
عَالِمِ
الْغَيْبِ
وَالشَّهَادَةِ
فَيُنَبِّئُكُمْ
بِمَا
كُنْتُمْ
تَعْمَلُونَۚ
De ki: «İstediğinizi işleyin; Allah, Peygamberi ve müminler işlediklerinizi görecektir. Hepiniz, görülmeyeni ve görüleni bilen Allah’a döndürüleceksiniz. O size, işlediklerinizi bildirecektir.»[105]
وَالَّذ۪ينَ
اتَّخَذُوا
مَسْجِداً
ضِرَاراً
وَكُفْراً
وَتَفْر۪يقاً
بَيْنَ
الْمُؤْمِن۪ينَ
وَاِرْصَاداً
لِمَنْ
حَارَبَ
اللّٰهَ
وَرَسُولَهُ
مِنْ
قَبْلُۜ
وَلَيَحْلِفُنَّ
اِنْ
اَرَدْنَٓا
اِلَّا
الْحُسْنٰىۜ
وَاللّٰهُ
يَشْهَدُ
اِنَّهُمْ
لَكَاذِبُونَ
Zarar vermek, inkar etmek, müminlerin arasını ayırmak, Allah ve Peygamber’ine karşı savaşanlara daha önceden gözcülük yapmak üzere bir mescid kurup: «Biz sadece iyilik yapmak istedik» diye yemin edenlerin yalancı olduklarına şüphesiz ki Allah şahiddir.[107]
فَكَفٰى
بِاللّٰهِ
شَه۪يداً
بَيْنَنَا
وَبَيْنَكُمْ
اِنْ
كُنَّا
عَنْ
عِبَادَتِكُمْ
لَغَافِل۪ينَ
Onların hepsini bir gün toplarız, sonra, puta tapanlara, «Siz ve putlarınız yerlerinize! deyip onları birbirlerinden ayırırız. Putları ise: «Bize tapmıyordunuz ki. Allah, sizinle bizim aramızda şahit olarak yeter. Sizin tapınmanızdan bizim haberimiz yoktu» derler.[28-29]
وَاِمَّا
نُرِيَنَّكَ
بَعْضَ
الَّذ۪ي
نَعِدُهُمْ
اَوْ
نَتَوَفَّـيَنَّكَ
فَاِلَيْنَا
مَرْجِعُهُمْ
ثُمَّ
اللّٰهُ
شَه۪يدٌ
عَلٰى
مَا
يَفْعَلُونَ
Onlara, söz verdiğimiz azabın bir kısmını ya dünyada sana gösteririz, veya senin ruhunu alırız da nasıl olsa onların dönüşü Bizedir; (ahirette görürsün) Allah onların yaptıklarına şahiddir.[46]
وَمَا
تَكُونُ
ف۪ي
شَأْنٍ
وَمَا
تَتْلُوا
مِنْهُ
مِنْ
قُرْاٰنٍ
وَلَا
تَعْمَلُونَ
مِنْ
عَمَلٍ
اِلَّا
كُنَّا
عَلَيْكُمْ
شُهُوداً
اِذْ
تُف۪يضُونَ
ف۪يهِۜ
وَمَا
يَعْزُبُ
عَنْ
رَبِّكَ
مِنْ
مِثْقَالِ
ذَرَّةٍ
فِي
الْاَرْضِ
وَلَا
فِي
السَّمَٓاءِ
وَلَٓا
اَصْغَرَ
مِنْ
ذٰلِكَ
وَلَٓا
اَكْبَرَ
اِلَّا
ف۪ي
كِتَابٍ
مُب۪ينٍ
Ne iş yaparsan yap ve sizler ona dair Kuran’dan ne okursanız okuyun; ne yaparsanız yapın; yaptıklarınıza daldığınız anda, mutlaka Biz sizi görürüz. Yerde ve gökte hiçbir zerre Rabbinden gizli değildir. Bundan daha küçüğü veya daha büyüğü şüphesiz apaçık bir Kitap’dadır.[61]
اَفَمَنْ
كَانَ
عَلٰى
بَيِّنَةٍ
مِنْ
رَبِّه۪
وَيَتْلُوهُ
شَاهِدٌ
مِنْهُ
وَمِنْ
قَبْلِه۪
كِتَابُ
مُوسٰٓى
اِمَاماً
وَرَحْمَةًۜ
اُو۬لٰٓئِكَ
يُؤْمِنُونَ
بِه۪ۜ
وَمَنْ
يَكْفُرْ
بِه۪
مِنَ
الْاَحْزَابِ
فَالنَّارُ
مَوْعِدُهُۚ
فَلَا
تَكُ
ف۪ي
مِرْيَةٍ
مِنْهُ
اِنَّهُ
الْحَقُّ
مِنْ
رَبِّكَ
وَلٰكِنَّ
اَكْثَرَ
النَّاسِ
لَا
يُؤْمِنُونَ
Rabbinin katından bir belgesi ve onun arkasından da bir şahidi olanlar, önlerinde de Musa’nın Kitap’ı önder ve rahmet olarak bulunanlardır ki, işte onlar Kuran’a inanırlar. Hangi topluluk onu inkar ederse yeri ateştir; senin de bundan şüphen olmasın. Doğrusu o, Rabbinden bir gerçektir, fakat insanların çoğu inanmazlar.[17]
وَمَنْ
اَظْلَمُ
مِمَّنِ
افْتَرٰى
عَلَى
اللّٰهِ
كَذِباًۜ
اُو۬لٰٓئِكَ
يُعْرَضُونَ
عَلٰى
رَبِّهِمْ
وَيَقُولُ
الْاَشْهَادُ
هٰٓؤُ۬لَٓاءِ
الَّذ۪ينَ
كَذَبُوا
عَلٰى
رَبِّهِمْۚ
اَلَا
لَعْنَةُ
اللّٰهِ
عَلَى
الظَّالِم۪ينَۙ
Yalan söyleyerek Allah’a iftira edenden daha zalim kim vardır? İşte bunlar Rablerine götürülürler ve şahidler: «Rablerine yalan söyleyenler bunlardır» derler. Bilin ki Allah’ın laneti haksızlık yapanlaradır.[18]
اِنْ
نَقُولُ
اِلَّا
اعْتَرٰيكَ
بَعْضُ
اٰلِهَتِنَا
بِسُٓوءٍۜ
قَالَ
اِنّ۪ٓي
اُشْهِدُ
اللّٰهَ
وَاشْهَدُٓوا
اَنّ۪ي
بَر۪ٓيءٌ
مِمَّا
تُشْرِكُونَۙ
Bir kısım tanrılarımız seni çarpmıştır, demekten başka birşey demeyiz» dediler. Hud: «Doğrusu ben Allah’ı şahit tutuyorum; siz de şahit olun ki ben O’nu bırakıp koştuğunuz ortaklardan uzağım. Hepiniz bana tuzak kurun sonra da ertelemeyin. Ben, ancak benim de sizin de Rabbiniz olan Allah’a güvenirim. Hiçbir canlı yoktur ki Allah ona el koymamış bulunsun. Rabbim elbette doğru yoldadır. Eğer yüz çevirirseniz, şüphesiz ben size benimle gönderileni bildirdim. Rabbim sizden başka bir milleti yerinize getirebilir, O’na bir şey de yapamazsınız. Doğrusu Rabbim herşeyi koruyandır» dedi.[54-57]
اِنَّ
ف۪ي
ذٰلِكَ
لَاٰيَةً
لِمَنْ
خَافَ
عَذَابَ
الْاٰخِرَةِۜ
ذٰلِكَ
يَوْمٌ
مَجْمُوعٌۙ
لَهُ
النَّاسُ
وَذٰلِكَ
يَوْمٌ
مَشْهُودٌ
Ahiretin azabından korkanlara, bunda, hiç şüphesiz ibret vardır. Bu, insanların toplanacağı gündür; bu, görülecek bir gündür.[103]
قَالَ
هِيَ
رَاوَدَتْن۪ي
عَنْ
نَفْس۪ي
وَشَهِدَ
شَاهِدٌ
مِنْ
اَهْلِهَاۚ
اِنْ
كَانَ
قَم۪يصُهُ
قُدَّ
مِنْ
قُبُلٍ
فَصَدَقَتْ
وَهُوَ
مِنَ
الْكَاذِب۪ينَ
Yusuf: «Beni kendine o çağırdı» dedi. Kadın tarafından bir şahit, «Eğer gömleği önden yırtılmışsa kadın doğru söylemiş, erkek yalancılardandır; şayet gömleği arkadan yırtılmışsa kadın yalan söylemiştir, erkek doğrulardandır» diye şahidlik etti.[26-27]
اِرْجِعُٓوا
اِلٰٓى
اَب۪يكُمْ
فَقُولُوا
يَٓا اَبَانَٓا
اِنَّ
ابْنَكَ
سَرَقَۚ
وَمَا
شَهِدْنَٓا
اِلَّا
بِمَا
عَلِمْنَا
وَمَا
كُنَّا
لِلْغَيْبِ
حَافِظ۪ينَ
Ümidsizliğe düşünce, konuşmak üzere bir kenara çekildiler. Büyükleri şöyle dedi: «Babanızın Allah’a karşı sizden bir söz aldığını, daha önce Yusuf meselesinde de ileri gittiğinizi bilmiyor musunuz? Artık babam bana izin verene veya Allah hakkımda hüküm verene kadar ki O, hükmedenlerin en iyisidir bu yerden ayrılmayacağım. Siz dönün, babanıza gidin ve deyin ki: Ey Babamız! Senin oğlun hırsızlık yaptı, bu bildiğimizden başka bir şey görmedik; görülmeyeni de bilmeyiz; bulunduğumuz kasabanın halkına ve beraberinde olduğumuz kervana da sorabilirsin; biz şüphesiz doğru söylüyoruz.»[80-82]
عَالِمُ
الْغَيْبِ
وَالشَّهَادَةِ
الْكَب۪يرُ
الْمُتَعَالِ
Görüleni de görülmeyeni de bilen, yücelerin yücesi büyük Allah’a göre, aranızdan sözü gizleyen ile, açığa vuran ve geceye bürünerek gizlenip gündüzün ortaya çıkan arasında fark yoktur.[9-10]
وَيَقُولُ
الَّذ۪ينَ
كَفَرُوا
لَسْتَ
مُرْسَلاًۜ
قُلْ
كَفٰى
بِاللّٰهِ
شَه۪يداً
بَيْن۪ي
وَبَيْنَكُمْۙ
وَمَنْ
عِنْدَهُ
عِلْمُ
الْكِتَابِ
İnkar edenler: «Sen peygamber değilsin» derler; de ki: «Benimle sizin aranızda şahit olarak Allah ve Kitap’ı bilenler yeter.»[43]
Yükleniyor...