ش ي أ
449ayette
519kez geçiyor
73/114surede
15farklı kelime
Mekkî / Medenî
Mekkî %62 · Medenî %38
İlk inen ayet (nüzul sırasıyla)
Müzzemmil 19
3. inen sure
En çok geçtiği sure
Bakara
43 kez
Kelime ailesi
Bu kökten türeyen farklı kelimeler. Tıklayınca geçtiği ayetler listelenir.
| Kelime | Tür | Vezin | Anlam | Adet |
|---|---|---|---|---|
| شَيْءٍ | İsim | فَعْلٍ | Şey | 196 |
| يَشَٓاءُ | Feale-Yefalu | يَفْعَلُ | İster | 121 |
| شَيْـٔاً | İsim | فَعْلًا | Şey | 77 |
| شَٓاءَ | Feale-Yefalu | فَعَلَ | İstedi | 56 |
| نَشَٓاءُ | Feale-Yefalu | نَفْعَلُ | İsteriz | 18 |
| شِئْنَا | Feale-Yefalu | فَعَلْنَا | İstediniz | 15 |
| تَشَٓاءُ | Feale-Yefalu | تَفْعَلُ | İstersin | 9 |
| يَشَأْ | Feale-Yefalu | يَفْعَلْ | İster | 8 |
| بِشَيْءٍ | İsim | بِفَعْلٍ | Şey ile | 6 |
| اَشْيَٓاءَهُمْ | İsim | أَفْعَالَهُمْ | Onların şeyleri | 4 |
| نَشَأْ | Feale-Yefalu | نَفْعَلْ | İsteriz | 3 |
| يَشَأِ | Feale-Yefalu | يَفْعَلْ | İster | 2 |
| تَشَٓاؤُ۫نَ | Feale-Yefalu | تَفْعَلُونَ | İstersiniz | 2 |
| اَشَٓاءُۚ | Feale-Yefalu | أَفْعَلُ | İsterim | 1 |
| نَشٰٓؤُ۬اۜ | Feale-Yefalu | نَفْعَلُ | İsteriz | 1 |
Anlam yelpazesi
Kökün kelimelerinin Türkçe karşılıkları.
Kavram ağı
Aynı ayette en çok birlikte geçtiği kökler (ayet sayısı). Tıklayınca ortak ayetler listelenir.
Sure dağılımı
Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
Vahiy sürecinde kullanım
Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.
← ilk inenson inen →
Ayetler
+ ك ل ل ile birlikte ✕ Süzgeci kaldır
135 ayet
يَكَادُ
الْبَرْقُ
يَخْطَفُ
اَبْصَارَهُمْۜ
كُلَّمَٓا
اَضَٓاءَ
لَهُمْ
مَشَوْا
ف۪يهِۙ
وَاِذَٓا
اَظْلَمَ
عَلَيْهِمْ
قَامُواۜ
وَلَوْ
شَٓاءَ
اللّٰهُ
لَذَهَبَ
بِسَمْعِهِمْ
وَاَبْصَارِهِمْۜ
اِنَّ
اللّٰهَ
عَلٰى
كُلِّ
شَيْءٍ
قَد۪يرٌ۟
Şimşeğin çakması neredeyse gözlerini alır; onları aydınlattıkça ışığında yürürler ve üzerlerine karanlık basınca durakalırlar. Allah dileseydi işitme ve görmelerini giderirdi. Doğrusu Allah her şeye Kadir’dir.[20]
هُوَ
الَّذ۪ي
خَلَقَ
لَكُمْ
مَا
فِي
الْاَرْضِ
جَم۪يعاً
ثُمَّ
اسْتَوٰٓى
اِلَى
السَّمَٓاءِ
فَسَوّٰيهُنَّ
سَبْعَ
سَمٰوَاتٍۜ
وَهُوَ
بِكُلِّ
شَيْءٍ
عَل۪يمٌ۟
Yerde olanların hepsini; sizin için yaratan O’dur. Sonra, göğe doğru yönelerek yedi gök olarak onları düzenlemiştir. O her şeyi bilir.[29]
مَا
نَنْسَخْ
مِنْ
اٰيَةٍ
اَوْ
نُنْسِهَا
نَأْتِ
بِخَيْرٍ
مِنْهَٓا
اَوْ
مِثْلِهَاۜ
اَلَمْ
تَعْلَمْ
اَنَّ
اللّٰهَ
عَلٰى
كُلِّ
شَيْءٍ
قَد۪يرٌ
Herhangi bir ayetin hükmünü yürürlükten kaldırır veya unutturursak, onun yerine daha hayırlısını veya onun benzerini getiririz. Allah’ın her şeye kadir olduğunu bilmez misin?[106]
وَدَّ
كَث۪يرٌ
مِنْ
اَهْلِ
الْكِتَابِ
لَوْ
يَرُدُّونَكُمْ
مِنْ
بَعْدِ
ا۪يمَانِكُمْ
كُفَّاراًۚ
حَسَداً
مِنْ
عِنْدِ
اَنْفُسِهِمْ
مِنْ
بَعْدِ
مَا
تَبَيَّنَ
لَهُمُ
الْحَقُّۚ
فَاعْفُوا
وَاصْفَحُوا
حَتّٰى
يَأْتِيَ
اللّٰهُ
بِاَمْرِه۪ۜ
اِنَّ
اللّٰهَ
عَلٰى
كُلِّ
شَيْءٍ
قَد۪يرٌ
Kitap ehlinin çoğu, hak kendilerine apaçık belli olduktan sonra, içlerindeki çekememezlikten ötürü, sizi, inandıktan sonra küfre döndürmeyi isterler. Allah’ın emri gelene kadar onları affedin, geçin. Allah muhakkak her şeye Kadir’dir.[109]
وَلِكُلٍّ
وِجْهَةٌ
هُوَ
مُوَلّ۪يهَا
فَاسْتَبِقُوا
الْخَيْرَاتِۜ
اَيْنَ
مَا
تَكُونُوا
يَأْتِ
بِكُمُ
اللّٰهُ
جَم۪يعاًۜ
اِنَّ
اللّٰهَ
عَلٰى
كُلِّ
شَيْءٍ
قَد۪يرٌ
Herkesin yöneldiği bir yön vardır. Hayırlı işlerde birbirinizle yarışın. Nerede olursanız olun Allah sizi bir araya toplar, Allah şüphesiz her şeye Kadir’dir.[148]
وَاِذَا
طَلَّقْتُمُ
النِّسَٓاءَ
فَبَلَغْنَ
اَجَلَهُنَّ
فَاَمْسِكُوهُنَّ
بِمَعْرُوفٍ
اَوْ
سَرِّحُوهُنَّ
بِمَعْرُوفٍۖ
وَلَا
تُمْسِكُوهُنَّ
ضِرَاراً
لِتَعْتَدُواۚ
وَمَنْ
يَفْعَلْ
ذٰلِكَ
فَقَدْ
ظَلَمَ
نَفْسَهُۜ
وَلَا
تَتَّخِذُٓوا
اٰيَاتِ
اللّٰهِ
هُزُواًۘ
وَاذْكُرُوا
نِعْمَتَ
اللّٰهِ
عَلَيْكُمْ
وَمَٓا
اَنْزَلَ
عَلَيْكُمْ
مِنَ
الْكِتَابِ
وَالْحِكْمَةِ
يَعِظُـكُمْ
بِه۪ۜ
وَاتَّقُوا
اللّٰهَ
وَاعْلَمُٓوا
اَنَّ
اللّٰهَ
بِكُلِّ
شَيْءٍ
عَل۪يمٌ۟
Kadınları boşadığınızda, müddetleri sona ererken, onları güzellikle tutun, ya da güzellikle bırakın, haklarına tecavüz etmek için onlara zararlı olacak şekilde tutmayın; böyle yapan şüphesiz kendisine yazık etmiş olur. Allah’ın ayetlerini de alaya almayın; Allah’ın üzerinize olan nimetini, öğüt vermek üzere size indirdiği Kitap ve hikmeti anın, Allah’tan sakının, Allah’ın her şeyi bildiğini bilin.[231]
اَوْ
كَالَّذ۪ي
مَرَّ
عَلٰى
قَرْيَةٍ
وَهِيَ
خَاوِيَةٌ
عَلٰى
عُرُوشِهَاۚ
قَالَ
اَنّٰى
يُحْـي۪
هٰذِهِ
اللّٰهُ
بَعْدَ
مَوْتِهَاۚ
فَاَمَاتَهُ
اللّٰهُ
مِائَةَ
عَامٍ
ثُمَّ
بَعَثَهُۜ
قَالَ
كَمْ
لَبِثْتَۜ
قَالَ
لَبِثْتُ
يَوْماً
اَوْ
بَعْضَ
يَوْمٍۜ
قَالَ
بَلْ
لَبِثْتَ
مِائَةَ
عَامٍ
فَانْظُرْ
اِلٰى
طَعَامِكَ
وَشَرَابِكَ
لَمْ
يَتَسَنَّهْۚ
وَانْظُرْ
اِلٰى
حِمَارِكَ
وَلِنَجْعَلَكَ
اٰيَةً
لِلنَّاسِ
وَانْظُرْ
اِلَى
الْعِظَامِ
كَيْفَ
نُنْشِزُهَا
ثُمَّ
نَكْسُوهَا
لَحْماًۜ
فَلَمَّا
تَبَيَّنَ
لَهُۙ
قَالَ
اَعْلَمُ
اَنَّ
اللّٰهَ
عَلٰى
كُلِّ
شَيْءٍ
قَد۪يرٌ
Yahut altı üstüne gelmiş bir kasabaya uğrayan kimseyi görmedin mi? «Allah burayı ölümünden sonra acaba nasıl diriltecek?» dedi. Bunun üzerine Allah onu yüz yıl ölü bıraktı, sonra diriltti, «Ne kadar kaldın?» dedi, «Bir gün veya bir günden az kaldım» dedi, «Hayır yüz yıl kaldın, yiyeceğine içeceğine bak, bozulmamış; eşeğine bak ve hem seni insanlar için bir ibret kılacağız, kemiklere bak, onları nasıl birleştirip, sonra onlara et giydiriyoruz» dedi; bu ona apaçık belli olunca, «Artık Allah’ın her şeye Kadir olduğuna inanmış bulunuyorum» dedi.[259]
مَثَلُ
الَّذ۪ينَ
يُنْفِقُونَ
اَمْوَالَهُمْ
ف۪ي
سَب۪يلِ
اللّٰهِ
كَمَثَلِ
حَبَّةٍ
اَنْبَتَتْ
سَبْعَ
سَنَابِلَ
ف۪ي
كُلِّ
سُنْبُلَةٍ
مِائَةُ
حَبَّةٍۜ
وَاللّٰهُ
يُضَاعِفُ
لِمَنْ
يَشَٓاءُۜ
وَاللّٰهُ
وَاسِعٌ
عَل۪يمٌ
Mallarını Allah yolunda sarfedenlerin durumu, her başağında yüz tane olmak üzere yedi başak veren tanenin durumu gibidir. Allah dilediğine kat kat verir. Allah’ın lütfü geniştir, O her şeyi bilendir.[261]
يَٓا اَيُّهَا
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُٓوا
اِذَا
تَدَايَنْتُمْ
بِدَيْنٍ
اِلٰٓى
اَجَلٍ
مُسَمًّى
فَاكْتُبُوهُۜ
وَلْيَكْتُبْ
بَيْنَكُمْ
كَاتِبٌ
بِالْعَدْلِۖ
وَلَا
يَأْبَ
كَاتِبٌ
اَنْ
يَكْتُبَ
كَمَا
عَلَّمَهُ
اللّٰهُ
فَلْيَكْتُبْۚ
وَلْيُمْلِلِ
الَّذ۪ي
عَلَيْهِ
الْحَقُّ
وَلْيَتَّقِ
اللّٰهَ
رَبَّهُ
وَلَا
يَبْخَسْ
مِنْهُ
شَيْـٔاًۜ
فَاِنْ
كَانَ
الَّذ۪ي
عَلَيْهِ
الْحَقُّ
سَف۪يهاً
اَوْ
ضَع۪يفاً
اَوْ
لَا
يَسْتَط۪يعُ
اَنْ
يُمِلَّ
هُوَ
فَلْيُمْلِلْ
وَلِيُّهُ
بِالْعَدْلِۜ
وَاسْتَشْهِدُوا
شَه۪يدَيْنِ
مِنْ
رِجَالِكُمْۚ
فَاِنْ
لَمْ
يَكُونَا
رَجُلَيْنِ
فَرَجُلٌ
وَامْرَاَتَانِ
مِمَّنْ
تَرْضَوْنَ
مِنَ
الشُّهَدَٓاءِ
اَنْ
تَضِلَّ
اِحْدٰيهُمَا
فَتُذَكِّرَ
اِحْدٰيهُمَا
الْاُخْرٰىۜ
وَلَا
يَأْبَ
الشُّهَدَٓاءُ
اِذَا
مَا
دُعُواۜ
وَلَا
تَسْـَٔمُٓوا
اَنْ
تَكْتُبُوهُ
صَغ۪يراً
اَوْ
كَب۪يراً
اِلٰٓى
اَجَلِه۪ۜ
ذٰلِكُمْ
اَقْسَطُ
عِنْدَ
اللّٰهِ
وَاَقْوَمُ
لِلشَّهَادَةِ
وَاَدْنٰٓى
اَلَّا
تَرْتَابُٓوا
اِلَّٓا
اَنْ
تَكُونَ
تِجَارَةً
حَاضِرَةً
تُد۪يرُونَهَا
بَيْنَكُمْ
فَلَيْسَ
عَلَيْكُمْ
جُنَاحٌ
اَلَّا
تَكْتُبُوهَاۜ
وَاَشْهِدُٓوا
اِذَا
تَبَايَعْتُمْۖ
وَلَا
يُضَٓارَّ
كَاتِبٌ
وَلَا
شَه۪يدٌۜ
وَاِنْ
تَفْعَلُوا
فَاِنَّهُ
فُسُوقٌ
بِكُمْۜ
وَاتَّقُوا
اللّٰهَۜ
وَيُعَلِّمُكُمُ
اللّٰهُۜ
وَاللّٰهُ
بِكُلِّ
شَيْءٍ
عَل۪يمٌ
Ey İnananlar! Birbirinize belirli bir süre için borçlandığınız zaman onu yazınız. İçinizden bir katip doğru olarak yazsın; katip onu Allah’ın kendisine öğrettiği gibi yazmaktan çekinmesin, yazsın. Borçlu olan da yazdırsın, Rabbi olan Allah’tan sakınsın, ondan bir şey eksiltmesin. Eğer borçlu, aptal veya aciz, ya da yazdıramıyacak durumda ise, velisi, doğru olarak yazdırsın. Erkeklerinizden iki şahid tutun; eğer iki erkek bulunmazsa, şahidlerden razı olacağınız bir erkek, biri unuttuğunda diğeri ona hatırlatacak iki kadın olabilir. Şahidler çağırıldıklarında çekinmesinler. Borç büyük veya küçük olsun, onu süresiyle beraber yazmaya üşenmeyin; bu, Allah katında en doğru, şahidlik için en sağlam ve şüphelenmenizden en uzak olandır. Ancak aranızdaki alışveriş peşin olursa, onu yazmamanızda size bir sorumluluk yoktur. Alışveriş yaptığınızda şahid tutun. Katibe de şahide de zarar verilmesin; eğer zarar verirseniz, o zaman doğru yoldan çıkmış olursunuz. Allah’tan sakının, Allah size öğretiyor; Allah her şeyi bilir.[282]
لِلّٰهِ
مَا
فِي
السَّمٰوَاتِ
وَمَا
فِي
الْاَرْضِۜ
وَاِنْ
تُبْدُوا
مَا
ف۪ٓي
اَنْفُسِكُمْ
اَوْ
تُخْفُوهُ
يُحَاسِبْكُمْ
بِهِ
اللّٰهُۜ
فَيَغْفِرُ
لِمَنْ
يَشَٓاءُ
وَيُعَذِّبُ
مَنْ
يَشَٓاءُۜ
وَاللّٰهُ
عَلٰى
كُلِّ
شَيْءٍ
قَد۪يرٌ
Göklerde ve yerde olanlar Allah’ındır. İçinizdekini açıklasanız da gizleseniz de Allah sizi onunla hesaba çeker ve dilediğini bağışlar, dilediğine azabeder. Allah her şeye Kadir’dir.[284]
قُلِ
اللّٰهُمَّ
مَالِكَ
الْمُلْكِ
تُؤْتِي
الْمُلْكَ
مَنْ
تَشَٓاءُ
وَتَنْزِعُ
الْمُلْكَ
مِمَّنْ
تَشَٓاءُۘ
وَتُعِزُّ
مَنْ
تَشَٓاءُ
وَتُذِلُّ
مَنْ
تَشَٓاءُۜ
بِيَدِكَ
الْخَيْرُۜ
اِنَّكَ
عَلٰى
كُلِّ
شَيْءٍ
قَد۪يرٌ
De ki: «Mülkün sahibi olan Allah’ım! Mülkü dilediğine verirsin; dilediğinden çekip alırsın; dilediğini aziz kılar, dilediğini alçaltırsın; iyilik elindedir. Doğrusu Sen, her şeye Kadir’sin.[26]
قُلْ
اِنْ
تُخْفُوا
مَا
ف۪ي
صُدُورِكُمْ
اَوْ
تُبْدُوهُ
يَعْلَمْهُ
اللّٰهُۜ
وَيَعْلَمُ
مَا
فِي
السَّمٰوَاتِ
وَمَا
فِي
الْاَرْضِۜ
وَاللّٰهُ
عَلٰى
كُلِّ
شَيْءٍ
قَد۪يرٌ
De ki: «İçinizde olanı gizleseniz de açıklasanız da Allah onu bilir. Göklerde olanları da, yerde olanları da bilir. Allah her şeye Kadir’dir».[29]
فَتَقَبَّلَهَا
رَبُّهَا
بِقَبُولٍ
حَسَنٍ
وَاَنْبَتَهَا
نَبَاتاً
حَسَناًۙ
وَكَفَّلَهَا
زَكَرِيَّاۜ
كُلَّمَا
دَخَلَ
عَلَيْهَا
زَكَرِيَّا
الْمِحْرَابَۙ
وَجَدَ
عِنْدَهَا
رِزْقاًۚ
قَالَ
يَا مَرْيَمُ
اَنّٰى
لَكِ
هٰذَاۜ
قَالَتْ
هُوَ
مِنْ
عِنْدِ
اللّٰهِۜ
اِنَّ
اللّٰهَ
يَرْزُقُ
مَنْ
يَشَٓاءُ
بِغَيْرِ
حِسَابٍ
Rabbi onu güzel bir kabulle karşıladı, güzel bir bitki gibi yetiştirdi; onu Zekeriya’nın himayesine bıraktı. Zekeriya mabedde onun yanına her girişinde, yanında bir yiyecek bulurdu. «Ey Meryem! Bu sana nereden geldi?» demiş, o da: Bu, Allah’ın katındandır» cevabını vermişti. Doğrusu Allah dilediğini hesapsız rızıklandırır.[37]
ثُمَّ
اَنْزَلَ
عَلَيْكُمْ
مِنْ
بَعْدِ
الْغَمِّ
اَمَنَةً
نُعَاساً
يَغْشٰى
طَٓائِفَةً
مِنْكُمْۙ
وَطَٓائِفَةٌ
قَدْ
اَهَمَّتْهُمْ
اَنْفُسُهُمْ
يَظُنُّونَ
بِاللّٰهِ
غَيْرَ
الْحَقِّ
ظَنَّ
الْجَاهِلِيَّةِۜ
يَقُولُونَ
هَلْ
لَنَا
مِنَ
الْاَمْرِ
مِنْ
شَيْءٍۜ
قُلْ
اِنَّ
الْاَمْرَ
كُلَّهُ
لِلّٰهِۜ
يُخْفُونَ
ف۪ٓي
اَنْفُسِهِمْ
مَا
لَا
يُبْدُونَ
لَكَۜ
يَقُولُونَ
لَوْ
كَانَ
لَنَا
مِنَ
الْاَمْرِ
شَيْءٌ
مَا
قُتِلْنَا
هٰهُنَاۜ
قُلْ
لَوْ
كُنْتُمْ
ف۪ي
بُيُوتِكُمْ
لَبَرَزَ
الَّذ۪ينَ
كُتِبَ
عَلَيْهِمُ
الْقَتْلُ
اِلٰى
مَضَاجِعِهِمْۚ
وَلِيَبْتَلِيَ
اللّٰهُ
مَا
ف۪ي
صُدُورِكُمْ
وَلِيُمَحِّصَ
مَا
ف۪ي
قُلُوبِكُمْۜ
وَاللّٰهُ
عَل۪يمٌ
بِذَاتِ
الصُّدُورِ
Kederden sonra, bir takımınızı kendinden geçirecek şekilde size huzur ve emniyet indirdi; oysa bir takımınız da kendi derdlerine düşmüşlerdi. Haksız yere Allah hakkında, cahiliye devrinde olduğu gibi inanıyorlar. «Bu işte bizim bir fikrimiz var mı?» diyorlardı; De ki: «Buyruğun hepsi Allah’ındır». Sana açmadıklarını içlerinde gizliyorlar. «Bu işte bizim fikrimiz alınsaydı, burada öldürülmezdik» diyorlar. De ki: Evlerinizde olsaydınız, haklarında ölüm yazılı olan kimseler, yine de devrilecekleri yere varırlardı. Bu, Allah’ın içinizde olanı denemesi, kalblerinizde olanı arıtması içindir. Allah gönüllerde olanı bilir.[154]
اَوَلَمَّٓا
اَصَابَتْكُمْ
مُص۪يبَةٌ
قَدْ
اَصَبْتُمْ
مِثْلَيْهَاۙ
قُلْتُمْ
اَنّٰى
هٰذَاۜ
قُلْ
هُوَ
مِنْ
عِنْدِ
اَنْفُسِكُمْۜ
اِنَّ
اللّٰهَ
عَلٰى
كُلِّ
شَيْءٍ
قَد۪يرٌ
Başkalarını iki misline uğrattığınız bir musibete kendiniz uğrayınca mı: «Bu nereden?» dersiniz? De ki: «O, kendi tarafınızdandır». Doğrusu Allah her şeye Kadir’dir.[165]
وَلِلّٰهِ
مُلْكُ
السَّمٰوَاتِ
وَالْاَرْضِۜ
وَاللّٰهُ
عَلٰى
كُلِّ
شَيْءٍ
قَد۪يرٌ۟
Göklerin ve yerin hükümranlığı Allah’ındır. Allah her şeye Kadir’dir.[189]
وَلَا
تَتَمَنَّوْا
مَا
فَضَّلَ
اللّٰهُ
بِه۪
بَعْضَكُمْ
عَلٰى
بَعْضٍۜ
لِلرِّجَالِ
نَص۪يبٌ
مِمَّا
اكْتَسَبُوا
وَلِلنِّسَٓاءِ
نَص۪يبٌ
مِمَّا
اكْتَسَبْنَۜ
وَسْـَٔلُوا
اللّٰهَ
مِنْ
فَضْلِه۪ۜ
اِنَّ
اللّٰهَ
كَانَ
بِكُلِّ
شَيْءٍ
عَل۪يماً
Allah’ın sizi birbirinizden üstün kıldığı şeyleri özlemeyin. Erkeklere, kazandıklarından bir pay, kadınlara da kazandıklarından bir pay vardır. Allah’tan bol nimet isteyin. Doğrusu Allah her şeyi bilir.[32]
وَلِكُلٍّ
جَعَلْنَا
مَوَالِيَ
مِمَّا
تَرَكَ
الْوَالِدَانِ
وَالْاَقْرَبُونَۜ
وَالَّذ۪ينَ
عَقَدَتْ
اَيْمَانُكُمْ
فَاٰتُوهُمْ
نَص۪يبَهُمْۜ
اِنَّ
اللّٰهَ
كَانَ
عَلٰى
كُلِّ
شَيْءٍ
شَه۪يداً۟
Ana babanın ve yakınların bıraktıklarından her birine varisler kıldık. Kendileriyle yeminleştiğiniz kimselere hisselerini veriniz. Doğrusu Allah her şeye şahiddir.[33]
مَنْ
يَشْفَعْ
شَفَاعَةً
حَسَنَةً
يَكُنْ
لَهُ
نَص۪يبٌ
مِنْهَاۚ
وَمَنْ
يَشْفَعْ
شَفَاعَةً
سَيِّئَةً
يَكُنْ
لَهُ
كِفْلٌ
مِنْهَاۜ
وَكَانَ
اللّٰهُ
عَلٰى
كُلِّ
شَيْءٍ
مُق۪يتاً
Kim iyi bir işte aracılık ederse, ona onun sevabından bir pay vardır; kim de kötü bir şeyde aracılık yaparsa, ona o kötülükten bir hisse vardır. Allah, her şeyin karşılığını verir.[85]
وَاِذَا
حُيّ۪يتُمْ
بِتَحِيَّةٍ
فَحَيُّوا
بِاَحْسَنَ
مِنْهَٓا
اَوْ
رُدُّوهَاۜ
اِنَّ
اللّٰهَ
كَانَ
عَلٰى
كُلِّ
شَيْءٍ
حَس۪يباً
Size bir selam verildiği zaman, ondan daha iyisiyle selam verin veya ayniyle mukabele edin. Allah her şeyin hesabını gereği gibi yapandır.[86]
Yükleniyor...