ص و ب
56ayette
77kez geçiyor
27/114surede
13farklı kelime
Mekkî / Medenî
Mekkî %35 · Medenî %65
İlk inen ayet (nüzul sırasıyla)
Sâd 36
38. inen sure
En çok geçtiği sure
Âl-i İmrân
9 kez
Kelime ailesi
Bu kökten türeyen farklı kelimeler. Tıklayınca geçtiği ayetler listelenir.
| Kelime | Tür | Vezin | Anlam | Adet |
|---|---|---|---|---|
| اَصَابَ | İfal Babı | أَفْعَلَ | Onlara isabet etti | 24 |
| يُص۪يبَهُمْ | İfal Babı | يُفْعِلَهُمْ | Onlara isabet eder | 12 |
| مُص۪يبَةٌ | İsim | مُفْعِلَةٌ | İsabet eden | 10 |
| تُصِبْهُمْ | İfal Babı | تُفْعِلْهُمْ | Onlara isabet eder | 8 |
| اَصَابَتْهُمْ | İfal Babı | أَفْعَلَتْهُمْ | Onlara isabet etti | 7 |
| تُص۪يبَهُمْ | İfal Babı | تُفْعِلَهُمْ | Onlara isabet eder | 7 |
| يُصِبْهَا | İfal Babı | يُفْعِلْهَا | Ona isabet eder | 2 |
| اَصَبْتُمْ | İfal Babı | أَفْعَلْتُمْ | İsabet ettiniz | 2 |
| كَصَيِّبٍ | İsim | كَفَيْعِلٍ | Sağanak yağmur gibi | 1 |
| اُص۪يبُ | İfal Babı | أُفْعِلُ | İsabet ederim | 1 |
| مُص۪يبُهَا | İsim | مُفْعِلُهَا | Ona isabet eden | 1 |
| نُص۪يبُ | İfal Babı | نُفْعِلُ | İsabet ederiz | 1 |
| صَوَاباً | İsim | فَعَالًا | Doğru | 1 |
Anlam yelpazesi
Kökün kelimelerinin Türkçe karşılıkları.
Onlara isabet eder 11
İsabet eden 10
Onlara isabet etti 8
İsabet etti 6
Size isabet etti 6
Size isabet eder 4
Ona isabet etti 3
Sana isabet etti 3
Hemen ona isabet etti 2
Bize isabet eder 2
İsabet edecek 2
Sana isabet eder 2
Hemen isabet eder 2
Sağanak yağmur gibi 1
Diğer 15 anlam
Ona isabet eder 1
Ve ona isabet etti 1
İsabet ettiniz 1
Hemen size isabet etti 1
Onlara isabet ettik 1
İsabet ederim 1
Kesinlikle isabet edecek 1
İsabet eder 1
Ona isabet eden 1
İsabet ederiz 1
Bunun için onlara isabet etti 1
Onlara isabet edecek 1
Size isabet edecek olması sebebiyle 1
İsabet edersiniz 1
Doğru 1
Kavram ağı
Aynı ayette en çok birlikte geçtiği kökler (ayet sayısı). Tıklayınca ortak ayetler listelenir.
Sure dağılımı
Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
Vahiy sürecinde kullanım
Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.
← ilk inenson inen →
Ayetler
+ ر س ل ile birlikte ✕ Süzgeci kaldır
12 ayet
اِذْ
تُصْعِدُونَ
وَلَا
تَلْوُ۫نَ
عَلٰٓى
اَحَدٍ
وَالرَّسُولُ
يَدْعُوكُمْ
ف۪ٓي
اُخْرٰيكُمْ
فَاَثَابَكُمْ
غَماًّ
بِغَمٍّ
لِكَيْلَا
تَحْزَنُوا
عَلٰى
مَا
فَاتَكُمْ
وَلَا
مَٓا
اَصَابَكُمْۜ
وَاللّٰهُ
خَب۪يرٌ
بِمَا
تَعْمَلُونَ
Peygamber arkanızdan sizi çağırırken, kimseye bakmadan kaçıyordunuz; kaybettiğinize ve başınıza gelene üzülmeyesiniz diye, Allah sizi kederden kedere uğrattı. Allah, işlediklerinizden haberdardır.[153]
اَلَّذ۪ينَ
اسْتَجَابُوا
لِلّٰهِ
وَالرَّسُولِ
مِنْ
بَعْدِ
مَٓا
اَصَابَهُمُ
الْقَرْحُۜۛ
لِلَّذ۪ينَ
اَحْسَنُوا
مِنْهُمْ
وَاتَّقَوْا
اَجْرٌ
عَظ۪يمٌۚ
Kendileri savaşta yara aldıktan sonra Allah ve Peygamberin çağrısına koşanlara, hele onlardan iyilik edip sakınanlara büyük ecir vardır.[172]
مَٓا
اَصَابَكَ
مِنْ
حَسَنَةٍ
فَمِنَ
اللّٰهِۘ
وَمَٓا
اَصَابَكَ
مِنْ
سَيِّئَةٍ
فَمِنْ
نَفْسِكَۜ
وَاَرْسَلْنَاكَ
لِلنَّاسِ
رَسُولاًۜ
وَكَفٰى
بِاللّٰهِ
شَه۪يداً
Sana ne iyilik gelirse Allah’tandır, sana ne kötülük dokunursa kendindendir. Seni insanlara peygamber gönderdik, şahid olarak Allah yeter.[79]
وَاِذَا
جَٓاءَتْهُمْ
اٰيَةٌ
قَالُوا
لَنْ
نُؤْمِنَ
حَتّٰى
نُؤْتٰى
مِثْلَ
مَٓا
اُو۫تِيَ
رُسُلُ
اللّٰهِۜ
اَللّٰهُ
اَعْلَمُ
حَيْثُ
يَجْعَلُ
رِسَالَتَهُۜ
سَيُص۪يبُ
الَّذ۪ينَ
اَجْرَمُوا
صَغَارٌ
عِنْدَ
اللّٰهِ
وَعَذَابٌ
شَد۪يدٌ
بِمَا
كَانُوا
يَمْكُرُونَ
Onlara bir ayet geldiği zaman, «Allah’ın peygamberlerine verilen bize de verilmedikçe inanmayız» derler. Allah, peygamberliğini vereceği kimseyi daha iyi bilir. Suç işleyenlere Allah katından bir aşağılık ve hilelerinden ötürü de şiddetli bir azab erişecektir.[124]
وَجَٓاءَ
الْمُعَذِّرُونَ
مِنَ
الْاَعْرَابِ
لِيُؤْذَنَ
لَهُمْ
وَقَعَدَ
الَّذ۪ينَ
كَذَبُوا
اللّٰهَ
وَرَسُولَهُۜ
سَيُص۪يبُ
الَّذ۪ينَ
كَفَرُوا
مِنْهُمْ
عَذَابٌ
اَل۪يمٌ
Bedevilerden, izin almak üzere, özür beyan eden kimseler geldiler. Allah’a ve Peygamberine yalan söyleyenler ise, özür bile beyan etmeksizin geri kaldılar. Onlardan kafir olanlar can yakıcı azaba uğrayacaktır.[90]
مَا
كَانَ
لِاَهْلِ
الْمَد۪ينَةِ
وَمَنْ
حَوْلَهُمْ
مِنَ
الْاَعْرَابِ
اَنْ
يَتَخَلَّفُوا
عَنْ
رَسُولِ
اللّٰهِ
وَلَا
يَرْغَبُوا
بِاَنْفُسِهِمْ
عَنْ
نَفْسِه۪ۜ
ذٰلِكَ
بِاَنَّهُمْ
لَا
يُص۪يبُهُمْ
ظَمَاٌ
وَلَا
نَصَبٌ
وَلَا
مَخْمَصَةٌ
ف۪ي
سَب۪يلِ
اللّٰهِ
وَلَا
يَطَؤُ۫نَ
مَوْطِئاً
يَغ۪يظُ
الْكُفَّارَ
وَلَا
يَنَالُونَ
مِنْ
عَدُوٍّ
نَيْلاً
اِلَّا
كُتِبَ
لَهُمْ
بِه۪
عَمَلٌ
صَالِحٌۜ
اِنَّ
اللّٰهَ
لَا
يُض۪يعُ
اَجْرَ
الْمُحْسِن۪ينَۙ
Medinelilere ve çevrelerinde bulunan Bedevilere, savaşta Allah’ın Peygamberinden geri kalmak, kendilerini ona tercih etmek yaraşmaz. Çünkü Allah yolunda susuzluğa, yorgunluğa, açlığa uğramak, kafirleri kızdıracak bir yeri işgal etmek ve düşmana başarı kazanmak karşılığında, onların yararlı bir iş yaptıkları mutlaka yazılır. Doğrusu Allah iyilik yapanların ecrini zayi etmez.[120]
قَالُوا
يَا لُوطُ
اِنَّا
رُسُلُ
رَبِّكَ
لَنْ
يَصِلُٓوا
اِلَيْكَ
فَاَسْرِ
بِاَهْلِكَ
بِقِطْعٍ
مِنَ
الَّيْلِ
وَلَا
يَلْتَفِتْ
مِنْكُمْ
اَحَدٌ
اِلَّا
امْرَاَتَكَۜ
اِنَّهُ
مُص۪يبُهَا
مَٓا
اَصَابَهُمْۜ
اِنَّ
مَوْعِدَهُمُ
الصُّبْحُۜ
اَلَيْسَ
الصُّبْحُ
بِقَر۪يبٍ
«Ey Lut! Biz Rabbinin elçileriyiz, onlar sana ilişemiyecekler; geceleyin bir ara, ailenle beraber yola çık; karının dışında kimse geri kalmasın. Doğrusu onların başına gelen onun başına da gelecektir. Vadeleri gün doğana kadardır. Gün doğması yakın değil mi?» dediler.[81]
وَيُسَبِّحُ
الرَّعْدُ
بِحَمْدِه۪
وَالْمَلٰٓئِكَةُ
مِنْ
خ۪يفَتِه۪ۚ
وَيُرْسِلُ
الصَّوَاعِقَ
فَيُص۪يبُ
بِهَا
مَنْ
يَشَٓاءُ
وَهُمْ
يُجَادِلُونَ
فِي
اللّٰهِۚ
وَهُوَ
شَد۪يدُ
الْمِحَالِۜ
O’nu, gök gürlemesi hamd ile, melekler de korkularından tesbih ederler. Onlar pek kuvvetli olan Allah hakkında çekişirken, O, yıldırımları gönderir de onlarla dilediğini çarpar.[13]
لَا
تَجْعَلُوا
دُعَٓاءَ
الرَّسُولِ
بَيْنَكُمْ
كَدُعَٓاءِ
بَعْضِكُمْ
بَعْضاًۜ
قَدْ
يَعْلَمُ
اللّٰهُ
الَّذ۪ينَ
يَتَسَلَّلُونَ
مِنْكُمْ
لِوَاذاًۚ
فَلْيَحْذَرِ
الَّذ۪ينَ
يُخَالِفُونَ
عَنْ
اَمْرِه۪ٓ
اَنْ
تُص۪يبَهُمْ
فِتْنَةٌ
اَوْ
يُص۪يبَهُمْ
عَذَابٌ
اَل۪يمٌ
Peygamberin çağrısını, kendi aranızda birbirinizi çağırmanız gibi tutmayın. Allah, içinizden sıvışıp gidenleri şüphesiz bilir. O’nun buyruğuna aykırı hareket edenler, başlarına bir belanın gelmesinden veya can yakıcı bir azaba uğramaktan sakınsınlar.[63]
وَلَوْلَٓا
اَنْ
تُص۪يبَهُمْ
مُص۪يبَةٌ
بِمَا
قَدَّمَتْ
اَيْد۪يهِمْ
فَيَقُولُوا
رَبَّـنَا
لَوْلَٓا
اَرْسَلْتَ
اِلَيْنَا
رَسُولاً
فَنَتَّبِعَ
اٰيَاتِكَ
وَنَكُونَ
مِنَ
الْمُؤْمِن۪ينَ
Yaptıklarından dolayı, başlarına bir musibet geldiğinde: «Rabbimiz! Bize bir peygamber gönderseydin de, ayetlerine uysak ve müminlerden olsaydık olmaz mıydı?» derler.[47]
اَللّٰهُ
الَّذ۪ي
يُرْسِلُ
الرِّيَاحَ
فَتُث۪يرُ
سَحَاباً
فَيَبْسُطُهُ
فِي
السَّمَٓاءِ
كَيْفَ
يَشَٓاءُ
وَيَجْعَلُهُ
كِسَفاً
فَتَرَى
الْوَدْقَ
يَخْرُجُ
مِنْ
خِلَالِه۪ۚ
فَاِذَٓا
اَصَابَ
بِه۪
مَنْ
يَشَٓاءُ
مِنْ
عِبَادِه۪ٓ
اِذَا
هُمْ
يَسْتَبْشِرُونَ
Rüzgarları gönderip bulutları yürüten, onları gökte dilediği gibi yayan ve küme küme yığan Allah’tır. Artık sen de aralarından yağmurun çıktığını görürsün. Allah’ın kullarından dilediğine verdiği yağmurla, daha önceden kendilerine yağmur indirilmesinden ümidlerini kesmiş oldukları için onlar seviniverirler.[48-49]
فَاِنْ
اَعْرَضُوا
فَمَٓا
اَرْسَلْنَاكَ
عَلَيْهِمْ
حَف۪يظاًۜ
اِنْ
عَلَيْكَ
اِلَّا
الْبَلَاغُۜ
وَاِنَّٓا
اِذَٓا
اَذَقْنَا
الْاِنْسَانَ
مِنَّا
رَحْمَةً
فَرِحَ
بِهَاۜ
وَاِنْ
تُصِبْهُمْ
سَيِّئَةٌ
بِمَا
قَدَّمَتْ
اَيْد۪يهِمْ
فَاِنَّ
الْاِنْسَانَ
كَفُورٌ
Eğer yüz çevirirlerse bilsinler ki, Biz seni onlara bekçi göndermedik; sana düşen sadece tebliğdir. Doğrusu Biz insana katımızdan bir rahmet tattırırsak ona sevinir; ama elleriyle yaptıkları yüzünden başlarına bir kötülük gelirse işte o zaman görürsün ki insan gerçekten pek nankördür.[48]
Yükleniyor...