ق و ل 📊 Kök haritası
Bu kök toplamda 1383 ayette 1.722 kelime olarak geçmektedir.
Mekkî: 1071 ayet / 1.262 kelime Medenî: 312 ayet / 460 kelime
فَاَجَٓاءَهَا
الْمَخَاضُ
اِلٰى
جِذْعِ
النَّخْلَةِۚ
قَالَتْ
يَا لَيْتَن۪ي
مِتُّ
قَبْلَ
هٰذَا
وَكُنْتُ
نَسْياً
مَنْسِياًّ
Doğum sancısı onu bir hurma ağacının dibine gitmeğe mecbur etti. «Keşke ben bundan önce ölmüş olsaydım da unutulup gitseydim» dedi.[23]
فَكُل۪ي
وَاشْرَب۪ي
وَقَرّ۪ي
عَيْناًۚ
فَاِمَّا
تَرَيِنَّ
مِنَ
الْبَشَرِ
اَحَداًۙ
فَقُول۪ٓي
اِنّ۪ي
نَذَرْتُ
لِلرَّحْمٰنِ
صَوْماً
فَلَنْ
اُكَلِّمَ
الْيَوْمَ
اِنْسِياًّۚ
Ye iç, gözün aydın olsun. İnsanlardan birini görecek olursan ’Ben Rahman için oruç adadım, bugün hiçbir insanla konuşmayacağım’ de.»[26]
فَاَتَتْ
بِه۪
قَوْمَهَا
تَحْمِلُهُۜ
قَالُوا
يَا مَرْيَمُ
لَقَدْ
جِئْتِ
شَيْـٔاً
فَرِياًّ
Çocuğu alıp kavmine getirdi, onlar: «Meryem! Utanılacak bir şey yaptın. Ey Harun’un kızkardeşi! Baban kötü bir kimse değildi, annen de iffetsiz değildi» dediler.[27-28]
فَاَشَارَتْ
اِلَيْهِ۠
قَالُوا
كَيْفَ
نُكَلِّمُ
مَنْ
كَانَ
فِي
الْمَهْدِ
صَبِياًّ
Meryem çocuğu gösterdi. «Biz beşikteki çocukla nasıl konuşabiliriz?» dediler.[29]
قَالَ
اِنّ۪ي
عَبْدُ
اللّٰهِ۠
اٰتَانِيَ
الْكِتَابَ
وَجَعَلَن۪ي
نَبِياًّۙ
Çocuk: «Ben şüphesiz Allah’ın kuluyum. Bana kitap verdi ve beni peygamber yaptı, nerede olursam olayım beni mübarek kıldı. Yaşadığım müddetçe namaz kılmamı, zekat vermemi ve anneme iyi davranmamı emretti. Beni bedbaht bir zorba kılmadı. Doğduğum günde, öleceğim günde, dirileceğim günde bana selam olsun» dedi.[30-33]
ذٰلِكَ
ع۪يسَى
ابْنُ
مَرْيَمَۚ
قَوْلَ
الْحَقِّ
الَّذ۪ي
ف۪يهِ
يَمْتَرُونَ
İşte hakkında şüpheye düştükleri Meryem oğlu İsa gerçek söze göre budur.[34]
مَا
كَانَ
لِلّٰهِ
اَنْ
يَتَّخِذَ
مِنْ
وَلَدٍۙ
سُبْحَانَهُۜ
اِذَا
قَضٰٓى
اَمْراً
فَاِنَّمَا
يَقُولُ
لَهُ
كُنْ
فَيَكُونُۜ
Allah çocuk edinmez, O münezzehtir. Bir işin olmasına hükmederse ona ancak «Ol» der, o da olur.[35]
اِذْ
قَالَ
لِاَب۪يهِ
يَٓا اَبَتِ
لِمَ
تَعْبُدُ
مَا
لَا
يَسْمَعُ
وَلَا
يُبْصِرُ
وَلَا
يُغْن۪ي
عَنْكَ
شَيْـٔاً
Babasına şöyle demişti: «Babacığım! İşitmeyen, görmeyen ve sana bir faydası olmayan şeylere niçin tapıyorsun?»[42]
قَالَ
اَرَاغِبٌ
اَنْتَ
عَنْ
اٰلِهَت۪ي
يَٓا اِبْرٰه۪يمُۚ
لَئِنْ
لَمْ
تَنْتَهِ۬
لَاَرْجُمَنَّكَ
وَاهْجُرْن۪ي
مَلِياًّ
Babası: «Ey İbrahim! Sen benim tanrılarımdan yüz çevirmek mi istiyorsun? Bundan vazgeçmezsen mutlaka seni taşlarım; uzun bir süre benden uzaklaş git.» dedi.[46]
قَالَ
سَلَامٌ
عَلَيْكَۚ
سَاَسْتَغْفِرُ
لَكَ
رَبّ۪يۜ
اِنَّهُ
كَانَ
ب۪ي
حَفِياًّ
İbrahim şöyle cevap verdi: «Sana selam olsun. Senin için Rabbim’den mağfiret dileyeceğim, çünkü O, bana karşı çok lütufkardır.»[47]
وَيَقُولُ
الْاِنْسَانُ
ءَاِذَا
مَا
مِتُّ
لَسَوْفَ
اُخْرَجُ
حَياًّ
İnsan: «Ben öldüğümde mi diriltileceğim?» der.[66]
وَاِذَا
تُتْلٰى
عَلَيْهِمْ
اٰيَاتُنَا
بَيِّنَاتٍ
قَالَ
الَّذ۪ينَ
كَفَرُوا
لِلَّذ۪ينَ
اٰمَنُٓواۙ
اَيُّ
الْفَر۪يقَيْنِ
خَيْرٌ
مَقَاماً
وَاَحْسَنُ
نَدِياًّ
Ayetlerimiz kendilerine apaçık okunduğu zaman inkar edenler inananlara: «Bu iki takımın hangisinin makamı daha iyi ve yeri daha güzeldir?» derler.[73]
قُلْ
مَنْ
كَانَ
فِي
الضَّلَالَةِ
فَلْيَمْدُدْ
لَهُ
الرَّحْمٰنُ
مَداًّۚ
حَتّٰٓى
اِذَا
رَاَوْا
مَا
يُوعَدُونَ
اِمَّا
الْعَذَابَ
وَاِمَّا
السَّاعَةَۜ
فَسَيَعْلَمُونَ
مَنْ
هُوَ
شَرٌّ
مَكَاناً
وَاَضْعَفُ
جُنْداً
De ki: «Sapıklıkta olanı Rahman ne kadar ertelese bile, sonunda tehdit edildikleri azabı ya da kıyamet gününü gördükleri zaman onlar kimin yerinin daha kötü ve taraftarlarının daha güçsüz olduğunu bilecektir.»[75]
اَفَرَاَيْتَ
الَّذ۪ي
كَفَرَ
بِاٰيَاتِنَا
وَقَالَ
لَاُو۫تَيَنَّ
مَالاً
وَوَلَداًۜ
Ayetlerimizi inkar eden ve «bana elbette mal ve çocuk verilecektir» diyeni gördün mu?[77]
كَلَّاۜ
سَنَكْتُبُ
مَا
يَقُولُ
وَنَمُدُّ
لَهُ
مِنَ
الْعَذَابِ
مَداًّۙ
Hayır, söylediğini yazacağız ve onun azabını uzattıkça uzatacağız.[79]
وَنَرِثُهُ
مَا
يَقُولُ
وَيَأْت۪ينَا
فَرْداً
Bahsettikleri şeyler Bize kalacaktır, kendisi Bize tek olarak gelecektir.[80]
وَقَالُوا
اتَّخَذَ
الرَّحْمٰنُ
وَلَداًۜ
Bazı kimseler: «Rahman çocuk edindi» dediler[88]
وَاِنْ
تَجْهَرْ
بِالْقَوْلِ
فَاِنَّهُ
يَعْلَمُ
السِّرَّ
وَاَخْفٰى
Sen sözü istersen açığa vur, şüphesiz O gizliyi de, gizlinin gizlisini de bilir.[7]
اِذْ
رَاٰ
نَاراً
فَقَالَ
لِاَهْلِهِ
امْكُـثُٓوا
اِنّ۪ٓي
اٰنَسْتُ
نَاراً
لَعَلّ۪ٓي
اٰت۪يكُمْ
مِنْهَا
بِقَبَسٍ
اَوْ
اَجِدُ
عَلَى
النَّارِ
هُدًى
O, bir ateş görmüştü de, ailesine: «Durun, ben bir ateş gördüm, ya ondan size bir kor getirir, ya da ateşin yanında bir yol gösteren bulurum» demişti.[10]
قَالَ
هِيَ
عَصَايَۚ
اَتَوَكَّـؤُ۬ا
عَلَيْهَا
وَاَهُشُّ
بِهَا
عَلٰى
غَنَم۪ي
وَلِيَ
ف۪يهَا
مَاٰرِبُ
اُخْرٰى
Musa: «O benim değneğimdir, ona dayanırım, onunla davarıma yaprak silkerim, ondan daha birçok işlerde faydalanırım» dedi.[18]
Yükleniyor...