ك و ن 📊 Kök haritası
Bu kök toplamda 1176 ayette 1.390 kelime olarak geçmektedir.
Mekkî: 812 ayet / 924 kelime Medenî: 364 ayet / 466 kelime
قُلْ
مَا
يَعْبَؤُ۬ا
بِكُمْ
رَبّ۪ي
لَوْلَا
دُعَٓاؤُ۬كُمْۚ
فَقَدْ
كَذَّبْتُمْ
فَسَوْفَ
يَكُونُ
لِزَاماً
De ki: «İbadetiniz (duanız) olmasa Rabbim size ne diye değer versin?» Ey inkarcılar! Yalanladığınız için, azap yakanızı bırakmayacaktır.[77]
لَعَلَّكَ
بَاخِعٌ
نَفْسَكَ
اَلَّا
يَكُونُوا
مُؤْمِن۪ينَ
İnanmıyorlar diye nerdeyse kendini mahvedeceksin.[3]
وَمَا
يَأْت۪يهِمْ
مِنْ
ذِكْرٍ
مِنَ
الرَّحْمٰنِ
مُحْدَثٍ
اِلَّا
كَانُوا
عَنْهُ
مُعْرِض۪ينَ
Rahman’dan kendilerine gelen her yeni öğütten mutlaka yüz çevirirler.[5]
فَقَدْ
كَذَّبُوا
فَسَيَأْت۪يهِمْ
اَنْبٰٓؤُ۬ا
مَا
كَانُوا
بِه۪
يَسْتَهْزِؤُ۫نَ
Evet, yalanladılar; alay edip durdukları şeylerin haberleri kendilerine ulaşacaktır.[6]
اِنَّ
ف۪ي
ذٰلِكَ
لَاٰيَةًۜ
وَمَا
كَانَ
اَكْثَرُهُمْ
مُؤْمِن۪ينَ
Şüphesiz bunlarda Allah’ın kudretine işaret vardır, ama çoğu inanmazlar.[8]
قَالَ
رَبُّ
السَّمٰوَاتِ
وَالْاَرْضِ
وَمَا
بَيْنَهُمَاۜ
اِنْ
كُنْتُمْ
مُوقِن۪ينَ
Musa: «Kesin olarak inanacaksanız, bilin ki O göklerin, yerin ve ikisinin arasında bulunanların Rabbidir» dedi.[24]
قَالَ
رَبُّ
الْمَشْرِقِ
وَالْمَغْرِبِ
وَمَا
بَيْنَهُمَاۜ
اِنْ
كُنْتُمْ
تَعْقِلُونَ
Musa: «Eğer akledebilen kimselerseniz bilin ki O, doğunun, batının ve ikisinin arasında bulunanların Rabbidir» dedi.[28]
قَالَ
فَأْتِ
بِه۪ٓ
اِنْ
كُنْتَ
مِنَ
الصَّادِق۪ينَ
Firavun: «Doğru sözlülerden isen haydi getir» dedi.[31]
لَعَلَّنَا
نَتَّبِعُ
السَّحَرَةَ
اِنْ
كَانُوا
هُمُ
الْغَالِب۪ينَ
«Sihirbazlar üstün gelirlerse biz de onlara uyarız» dediler.[40]
فَلَمَّا
جَٓاءَ
السَّحَرَةُ
قَالُوا
لِفِرْعَوْنَ
اَئِنَّ
لَنَا
لَاَجْراً
اِنْ
كُنَّا
نَحْنُ
الْغَالِب۪ينَ
Sihirbazlar geldiklerinde, Firavun’a; «Biz üstün gelirsek, şüphesiz bize bir ücret vardır değil mi?» dediler.[41]
اِنَّا
نَطْمَعُ
اَنْ
يَغْفِرَ
لَنَا
رَبُّنَا
خَطَايَانَٓا
اَنْ
كُنَّٓا
اَوَّلَ
الْمُؤْمِن۪ينَۜ۟
İman eden sihirbazlar: «Zararı yok, biz şüphesiz Rabbimize doneceğiz; inananların ilki olmamızdan ötürü, Rabbimizin kusurlarımızı bize bağışlayacağını umarız» dediler.[50-51]
فَاَوْحَيْنَٓا
اِلٰى
مُوسٰٓى
اَنِ
اضْرِبْ
بِعَصَاكَ
الْبَحْرَۜ
فَانْفَلَقَ
فَكَانَ
كُلُّ
فِرْقٍ
كَالطَّوْدِ
الْعَظ۪يمِۚ
Bunun üzerine Biz Musa’ya: «Değneğinle denize vur» diye vahyettik. Hemen deniz ikiye ayrıldı, her parçası yüce bir dağ gibiydi.[63]
اِنَّ
ف۪ي
ذٰلِكَ
لَاٰيَةًۜ
وَمَا
كَانَ
اَكْثَرُهُمْ
مُؤْمِن۪ينَ
Bunda şüphesiz ders vardır, ama çoğu inanmamıştır.[67]
قَالَ
اَفَرَاَيْتُمْ
مَا
كُنْتُمْ
تَعْبُدُونَۙ
İbrahim: «Eski atalarınızın ve sizin nelere taptıklarınızı görüyor musunuz? Doğrusu onlar benim düşmanımdır. Dostum ancak Alemlerin Rabbidir. Beni yaratan da, doğru yola eriştiren de O’dur. Beni yediren de, içiren de O’dur. Hasta olduğumda bana O şifa verir. Beni öldürecek, sonra da diriltecek O’dur. Ahiret gününde yanılmalarımı bana bağışlamasını umduğum O’dur. Rabbim! Bana hikmet ver ve beni iyiler arasına kat.[75-83]
وَاغْفِرْ
لِاَب۪ٓي
اِنَّهُ
كَانَ
مِنَ
الضَّٓالّ۪ينَۙ
Sonrakilerin beni güzel şekilde anmalarını sağla. Beni nimet cennetine varis olanlardan kıl. Babamı da bağışla, o şüphesiz sapıklardandır. İnsanların diriltileceği gün, Allah’a temiz bir kalble gelenden başka kimseye malın ve oğulların fayda vermeyeceği gün, beni rezil etme» demişti.[84-89]
وَق۪يلَ
لَهُمْ
اَيْنَ
مَا
كُنْتُمْ
تَعْبُدُونَۙ
Onlara: «Allah’ı bırakıp taptıklarınız nerededir. Size yardım ediyorlar mı veya kendilerine yardımları dokunuyor mu?» denilir.[92-93]
تَاللّٰهِ
اِنْ
كُنَّا
لَف۪ي
ضَلَالٍ
مُب۪ينٍۙ
Orada putlarıyla çekişerek: «Vallahi biz apaçık bir sapıklıkta idik; çünkü biz sizi Alemlerin Rabbine eşit tutmuştuk; bizi saptıranlar ancak suçlulardır; şimdi şefaatçimiz, yakın bir dostumuz yoktur; keşke geriye bir dönüşümüz olsa da inananlardan olsak» derler.[96-102]
فَلَوْ
اَنَّ
لَنَا
كَرَّةً
فَنَكُونَ
مِنَ
الْمُؤْمِن۪ينَ
Orada putlarıyla çekişerek: «Vallahi biz apaçık bir sapıklıkta idik; çünkü biz sizi Alemlerin Rabbine eşit tutmuştuk; bizi saptıranlar ancak suçlulardır; şimdi şefaatçimiz, yakın bir dostumuz yoktur; keşke geriye bir dönüşümüz olsa da inananlardan olsak» derler.[96-102]
اِنَّ
ف۪ي
ذٰلِكَ
لَاٰيَةًۜ
وَمَا
كَانَ
اَكْثَرُهُمْ
مُؤْمِن۪ينَ
Bunda şüphesiz bir ders vardır ama çoğu inanmamıştır.[103]
قَالَ
وَمَا
عِلْم۪ي
بِمَا
كَانُوا
يَعْمَلُونَۚ
Nuh: «Onların yaptıkları hakkında bir bilgim yoktur; hesabları Rabbime aittir, düşünsenize! Ben inananları kovacak değilim. Ben sadece açıkça uyarıcıyım» dedi.[112-115]
Yükleniyor...