و 📊 Kök haritası
Bu kök toplamda 4583 ayette 10.004 kelime olarak geçmektedir.
Mekkî: 3198 ayet / 5.890 kelime Medenî: 1385 ayet / 4.114 kelime
وَاِذْ
قَالَ
اِبْرٰه۪يمُ
رَبِّ
اَرِن۪ي
كَيْفَ
تُحْـيِ
الْمَوْتٰىۜ
قَالَ
اَوَلَمْ
تُؤْمِنْۜ
قَالَ
بَلٰى
وَلٰكِنْ
لِيَطْمَئِنَّ
قَلْب۪يۜ
قَالَ
فَخُذْ
اَرْبَعَةً
مِنَ
الطَّيْرِ
فَصُرْهُنَّ
اِلَيْكَ
ثُمَّ
اجْعَلْ
عَلٰى
كُلِّ
جَبَلٍ
مِنْهُنَّ
جُزْءاً
ثُمَّ
ادْعُهُنَّ
يَأْت۪ينَكَ
سَعْياًۜ
وَاعْلَمْ
اَنَّ
اللّٰهَ
عَز۪يزٌ
حَك۪يمٌ۟
İbrahim: «Rabbim! Ölüleri nasıl dirilttiğini bana göster» dediğinde, «İnanmıyor musun?» deyince de, «Hayır öyle değil, fakat kalbim iyice kansın» demişti. «Öyleyse dört çeşit kuş al, onları kendine alıştır, sonra onları parçalayıp her dağın üzerine bir parça koy, sonra onları çağır; koşarak sana gelirler. O halde Allah’ın güçlü ve Hakim olduğunu bil» demişti.[260]
مَثَلُ
الَّذ۪ينَ
يُنْفِقُونَ
اَمْوَالَهُمْ
ف۪ي
سَب۪يلِ
اللّٰهِ
كَمَثَلِ
حَبَّةٍ
اَنْبَتَتْ
سَبْعَ
سَنَابِلَ
ف۪ي
كُلِّ
سُنْبُلَةٍ
مِائَةُ
حَبَّةٍۜ
وَاللّٰهُ
يُضَاعِفُ
لِمَنْ
يَشَٓاءُۜ
وَاللّٰهُ
وَاسِعٌ
عَل۪يمٌ
Mallarını Allah yolunda sarfedenlerin durumu, her başağında yüz tane olmak üzere yedi başak veren tanenin durumu gibidir. Allah dilediğine kat kat verir. Allah’ın lütfü geniştir, O her şeyi bilendir.[261]
اَلَّذ۪ينَ
يُنْفِقُونَ
اَمْوَالَهُمْ
ف۪ي
سَب۪يلِ
اللّٰهِ
ثُمَّ
لَا
يُتْبِعُونَ
مَٓا
اَنْفَقُوا
مَناًّ
وَلَٓا
اَذًۙى
لَهُمْ
اَجْرُهُمْ
عِنْدَ
رَبِّهِمْۚ
وَلَا
خَوْفٌ
عَلَيْهِمْ
وَلَا
هُمْ
يَحْزَنُونَ
Mallarını Allah yolunda sarfedip sonra sarfettikleri şeyin ardından başa kakmayan ve eza etmeyenlerin ecirleri Rablerinin katındadır. Onlara korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir.[262]
قَوْلٌ
مَعْرُوفٌ
وَمَغْفِرَةٌ
خَيْرٌ
مِنْ
صَدَقَةٍ
يَتْبَعُهَٓا
اَذًىۜ
وَاللّٰهُ
غَنِيٌّ
حَل۪يمٌ
Güzel bir söz ve bağışlama, peşinden eza gelen bir sadakadan daha iyidir. Allah müstağnidir, Halim’dir.[263]
يَٓا اَيُّهَا
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
لَا
تُبْطِلُوا
صَدَقَاتِكُمْ
بِالْمَنِّ
وَالْاَذٰىۙ
كَالَّذ۪ي
يُنْفِقُ
مَالَهُ
رِئَٓاءَ
النَّاسِ
وَلَا
يُؤْمِنُ
بِاللّٰهِ
وَالْيَوْمِ
الْاٰخِرِۜ
فَمَثَلُهُ
كَمَثَلِ
صَفْوَانٍ
عَلَيْهِ
تُرَابٌ
فَاَصَابَهُ
وَابِلٌ
فَتَرَكَهُ
صَلْداًۜ
لَا
يَقْدِرُونَ
عَلٰى
شَيْءٍ
مِمَّا
كَسَبُواۜ
وَاللّٰهُ
لَا
يَهْدِي
الْقَوْمَ
الْكَافِر۪ينَ
Ey İnananlar! Allah’a ve ahiret gününe inanmayıp, insanlara gösteriş için malını sarfeden kimse gibi, sadakalarınızı başa kakma ve eza etmekle boşa çıkarmayın. Onun durumu, üzerinde toprak bulunan kayanın durumu gibidir, üzerine bol yağmur yağdığında onu cascavlak bırakır. Kazandıklarından hiçbir şey elde edemezler. Allah inkar eden kimseleri doğru yola eriştirmez.[264]
وَمَثَلُ
الَّذ۪ينَ
يُنْفِقُونَ
اَمْوَالَهُمُ
ابْتِغَٓاءَ
مَرْضَاتِ
اللّٰهِ
وَتَثْب۪يتاً
مِنْ
اَنْفُسِهِمْ
كَمَثَلِ
جَنَّةٍ
بِرَبْوَةٍ
اَصَابَهَا
وَابِلٌ
فَاٰتَتْ
اُكُلَهَا
ضِعْفَيْنِۚ
فَاِنْ
لَمْ
يُصِبْهَا
وَابِلٌ
فَطَلٌّۜ
وَاللّٰهُ
بِمَا
تَعْمَلُونَ
بَص۪يرٌ
Allah’ın rızasını kazanmak ve kalblerini sağlamlaştırmak için mallarını sarfedenlerin durumu, yüksekçe bir tepede bulunan, bol yağmur aldığında yemişlerini iki kat veren, bol yağmur yağmasa bile çisentisi düşen bir bahçenin durumu gibidir. Allah işlediklerinizi görür.[265]
اَيَوَدُّ
اَحَدُكُمْ
اَنْ
تَكُونَ
لَهُ
جَنَّةٌ
مِنْ
نَخ۪يلٍ
وَاَعْنَابٍ
تَجْر۪ي
مِنْ
تَحْتِهَا
الْاَنْهَارُۙ
لَهُ
ف۪يهَا
مِنْ
كُلِّ
الثَّمَرَاتِۙ
وَاَصَابَهُ
الْكِبَرُ
وَلَهُ
ذُرِّيَّةٌ
ضُعَفَٓاءُۖ
فَاَصَابَهَٓا
اِعْصَارٌ
ف۪يهِ
نَارٌ
فَاحْتَرَقَتْۜ
كَذٰلِكَ
يُبَيِّنُ
اللّٰهُ
لَكُمُ
الْاٰيَاتِ
لَعَلَّكُمْ
تَتَفَكَّرُونَ۟
Hangi biriniz, kendisi ihtiyarlamış ve çocukları da güçsüzken, altlarından ırmaklar akan, hurma, üzüm ve her çeşit meyveleri bulunan bahçesinin, ateşli bir kasırganın kopmasıyla yanmasını ister? Düşünesiniz diye Allah size ayetlerini böylece açıklar.[266]
يَٓا اَيُّهَا
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُٓوا
اَنْفِقُوا
مِنْ
طَيِّبَاتِ
مَا
كَسَبْتُمْ
وَمِمَّٓا
اَخْرَجْنَا
لَكُمْ
مِنَ
الْاَرْضِۖ
وَلَا
تَيَمَّمُوا
الْخَب۪يثَ
مِنْهُ
تُنْفِقُونَ
وَلَسْتُمْ
بِاٰخِذ۪يهِ
اِلَّٓا
اَنْ
تُغْمِضُوا
ف۪يهِۜ
وَاعْلَمُٓوا
اَنَّ
اللّٰهَ
غَنِيٌّ
حَم۪يدٌ
Ey İnananlar! Kazandıklarınızın temizlerinden ve size yerden çıkardıklarımızdan sarfedin; iğrenmeden alamıyacağınız pis şeyleri vermeye kalkmayın. Allah’ın müstağni ve övülmeye layık olduğunu bilin.[267]
اَلشَّيْطَانُ
يَعِدُكُمُ
الْفَقْرَ
وَيَأْمُرُكُمْ
بِالْفَحْشَٓاءِۚ
وَاللّٰهُ
يَعِدُكُمْ
مَغْفِرَةً
مِنْهُ
وَفَضْلاًۜ
وَاللّٰهُ
وَاسِعٌ
عَل۪يمٌۚ
Şeytan sizi fakirlikle korkutarak cimriliği ve hayasızlığı emreder; Allah ise kendisinden mağfiret ve bol nimet vadeder. Allah’ın lütfü boldur, O her şeyi bilir.[268]
يُؤْتِي
الْحِكْمَةَ
مَنْ
يَشَٓاءُۚ
وَمَنْ
يُؤْتَ
الْحِكْمَةَ
فَقَدْ
اُو۫تِيَ
خَيْراً
كَث۪يراًۜ
وَمَا
يَذَّكَّرُ
اِلَّٓا
اُو۬لُوا
الْاَلْبَابِ
Hikmeti dilediğine verir. Kime hikmet verilmişse şüphesiz ona çokça hayır verilmiştir. Bundan ancak akıl sahipleri ibret alır.[269]
وَمَٓا
اَنْفَقْتُمْ
مِنْ
نَفَقَةٍ
اَوْ
نَذَرْتُمْ
مِنْ
نَذْرٍ
فَاِنَّ
اللّٰهَ
يَعْلَمُهُۜ
وَمَا
لِلظَّالِم۪ينَ
مِنْ
اَنْصَارٍ
Sarfettiğiniz harcı ve adadığınız adağı şüphesiz Allah bilir. Zulmedenlerin hiç yardımcıları yoktur.[270]
اِنْ
تُبْدُوا
الصَّدَقَاتِ
فَنِعِمَّا
هِيَۚ
وَاِنْ
تُخْفُوهَا
وَتُؤْتُوهَا
الْفُقَـرَٓاءَ
فَهُوَ
خَيْرٌ
لَكُمْۜ
وَيُكَفِّرُ
عَنْكُمْ
مِنْ
سَيِّـَٔاتِكُمْۜ
وَاللّٰهُ
بِمَا
تَعْمَلُونَ
خَب۪يرٌ
Sadakaları açıkça verirseniz o ne güzel! Eğer onları yoksullara gizlice verirseniz sizin için daha iyidir. Allah onları kötülüklerinizden bir kısmına karşı tutar. Allah işlediklerinizden haberdardır.[271]
لَيْسَ
عَلَيْكَ
هُدٰيهُمْ
وَلٰكِنَّ
اللّٰهَ
يَهْد۪ي
مَنْ
يَشَٓاءُۜ
وَمَا
تُنْفِقُوا
مِنْ
خَيْرٍ
فَلِاَنْفُسِكُمْۜ
وَمَا
تُنْفِقُونَ
اِلَّا
ابْتِغَٓاءَ
وَجْهِ
اللّٰهِۜ
وَمَا
تُنْفِقُوا
مِنْ
خَيْرٍ
يُوَفَّ
اِلَيْكُمْ
وَاَنْتُمْ
لَا
تُظْلَمُونَ
Onların doğru yola iletilmeleri sana düşmez, fakat Allah dilediğini doğru yola eriştirir. Sarfettiğiniz iyi şey kendinizedir, zaten ancak Allah’ın rızasını kazanmak için sarfedersiniz. Sarfettiğiniz iyi bir şeyin karşılığı haksızlığa uğratılmaksızın size verilir.[272]
لِلْفُقَـرَٓاءِ
الَّذ۪ينَ
اُحْصِرُوا
ف۪ي
سَب۪يلِ
اللّٰهِ
لَا
يَسْتَط۪يعُونَ
ضَـرْباً
فِي
الْاَرْضِۘ
يَحْسَبُهُمُ
الْجَاهِلُ
اَغْنِيَٓاءَ
مِنَ
التَّعَفُّفِۚ
تَعْرِفُهُمْ
بِس۪يمٰيهُمْۚ
لَا
يَسْـَٔلُونَ
النَّاسَ
اِلْحَافاًۜ
وَمَا
تُنْفِقُوا
مِنْ
خَيْرٍ
فَاِنَّ
اللّٰهَ
بِه۪
عَل۪يمٌ۟
Sadakalarınızı, kendilerini Allah yoluna adayıp yeryüzünde dolaşamayanlara, hayalarından dolayı, kendilerini tanımayanların zengin saydıkları yoksullara verin. Onları yüzlerinden tanırsın, insanlardan yüzsüzlük ederek bir şey istemezler. Sarfettiğiniz iyi bir şeyi Allah şüphesiz bilir.[273]
اَلَّذ۪ينَ
يُنْفِقُونَ
اَمْوَالَهُمْ
بِالَّيْلِ
وَالنَّهَارِ
سِراًّ
وَعَلَانِيَةً
فَلَهُمْ
اَجْرُهُمْ
عِنْدَ
رَبِّهِمْۚ
وَلَا
خَوْفٌ
عَلَيْهِمْ
وَلَا
هُمْ
يَحْزَنُونَ
Gece gündüz, açık gizli, mallarını sarfedenlerin mükafatlarını Rab’leri verecektir. Onlara korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir.[274]
اَلَّذ۪ينَ
يَأْكُلُونَ
الرِّبٰوا
لَا
يَقُومُونَ
اِلَّا
كَمَا
يَقُومُ
الَّذ۪ي
يَتَخَبَّطُهُ
الشَّيْطَانُ
مِنَ
الْمَسِّۜ
ذٰلِكَ
بِاَنَّهُمْ
قَالُٓوا
اِنَّمَا
الْبَيْعُ
مِثْلُ
الرِّبٰواۢ
وَاَحَلَّ
اللّٰهُ
الْبَيْعَ
وَحَرَّمَ
الرِّبٰواۜ
فَمَنْ
جَٓاءَهُ
مَوْعِظَةٌ
مِنْ
رَبِّه۪
فَانْتَهٰى
فَلَهُ
مَا
سَلَفَۜ
وَاَمْرُهُٓ
اِلَى
اللّٰهِۜ
وَمَنْ
عَادَ
فَاُو۬لٰٓئِكَ
اَصْحَابُ
النَّارِۚ
هُمْ
ف۪يهَا
خَالِدُونَ
Faiz yiyenler mahşerde ancak şeytanın çarptığı kimsenin kalktığı gibi kalkarlar. Bu, onların, «Zaten alışveriş de faiz gibidir» demelerindendir. Oysa Allah alışverişi helal, faizi haram kıldı. Kime Rabb’inden bir öğüt gelir de faizcilikten geri durursa, geçmişi kendisinedir, onun işi Allah’a aittir. Kim faizciliğe dönerse, işte onlar cehennemliktir, onlar orada temelli kalacaklardır.[275]
يَمْحَقُ
اللّٰهُ
الرِّبٰوا
وَيُرْبِي
الصَّدَقَاتِۜ
وَاللّٰهُ
لَا
يُحِبُّ
كُلَّ
كَفَّارٍ
اَث۪يمٍ
Allah faizi eksiltir, sadakaları bereketlendirir. Allah pek nankör olan hiçbir günahkarı sevmez.[276]
اِنَّ
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
وَعَمِلُوا
الصَّالِحَاتِ
وَاَقَامُوا
الصَّلٰوةَ
وَاٰتَوُا
الزَّكٰوةَ
لَهُمْ
اَجْرُهُمْ
عِنْدَ
رَبِّهِمْۚ
وَلَا
خَوْفٌ
عَلَيْهِمْ
وَلَا
هُمْ
يَحْزَنُونَ
İnanıp yararlı işler işleyenlerin, namaz kılıp, zekat verenlerin Rab’leri katında ecirleri vardır. Onlara korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir.[277]
يَٓا اَيُّهَا
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
اتَّقُوا
اللّٰهَ
وَذَرُوا
مَا
بَـقِيَ
مِنَ
الرِّبٰٓوا
اِنْ
كُنْتُمْ
مُؤْمِن۪ينَ
Ey İnananlar! Allah’tan sakının, inanmışsanız, faizden arta kalmış hesabdan vazgeçin.[278]
فَاِنْ
لَمْ
تَفْعَلُوا
فَأْذَنُوا
بِحَرْبٍ
مِنَ
اللّٰهِ
وَرَسُولِه۪ۚ
وَاِنْ
تُبْتُمْ
فَلَكُمْ
رُؤُ۫سُ
اَمْوَالِكُمْۚ
لَا
تَظْلِمُونَ
وَلَا
تُظْلَمُونَ
Böyle yapmazsanız, bunun Allah’a ve Peygamberine karşı açılmış bir savaş olduğunu bilin. Eğer tevbe ederseniz sermayeniz sizindir. Böylece haksızlık etmemiş ve haksızlığa uğramamış olursunuz.[279]
Yükleniyor...