و 📊 Kök haritası

Bu kök toplamda 4583 ayette 10.004 kelime olarak geçmektedir.

Mekkî: 3198 ayet / 5.890 kelime Medenî: 1385 ayet / 4.114 kelime

İsim: 481 kelime Harf: 9.594 kelime

وَمَٓا اَدْرٰيكَ مَا الْحُطَمَةُۜ
Hutame’nin ne olduğunu sen bilir misin?[5]
وَاَرْسَلَ عَلَيْهِمْ طَيْراً اَبَاب۪يلَۙ
Onların üzerine, sert taşlar atan sürülerle kuşlar gönderdi.[3-4]
ا۪يلَافِهِمْ رِحْلَةَ الشِّتَٓاءِ وَالصَّيْفِۚ
Kureyş kabilesinin yaz ve kış yolculuklarında uzlaşması ve anlaşması sağlanmıştır.[1-2]
اَلَّذ۪ٓي اَطْعَمَهُمْ مِنْ جُوعٍ وَاٰمَنَهُمْ مِنْ خَوْفٍ
Öyleyse kendilerini açken doyuran ve korku içindeyken güven veren bu Ev’in (Kabe’nin) Rabbine kulluk etsinler.[3-4]
وَلَا يَحُضُّ عَلٰى طَعَامِ الْمِسْك۪ينِۜ
Öksüzü kakıştıran, yoksulu doyurmaya yanaşmayan kimse işte odur.[2-3]
وَيَمْنَعُونَ الْمَاعُونَ
Onlar basit şeyleri dahi vermezler.[7]
فَصَلِّ لِرَبِّكَ وَانْحَرْۜ
Öyleyse Rabbin için namaz kıl, kurban kes.[2]
وَلَٓا اَنْتُمْ عَابِدُونَ مَٓا اَعْبُدُۚ
«Benim taptığıma da sizler tapmazsınız.»[3]
وَلَٓا اَنَا۬ عَابِدٌ مَا عَبَدْتُمْۙ
«Ben de sizin taptığınıza tapacak değilim.»[4]
وَلَٓا اَنْتُمْ عَابِدُونَ مَٓا اَعْبُدُۜ
«Benim taptığıma da sizler tapmıyorsunuz.»[5]
لَـكُمْ د۪ينُكُمْ وَلِيَ د۪ينِ
«Sizin dininiz size, benim dinim banadır.»[6]
اِذَا جَٓاءَ نَصْرُ اللّٰهِ وَالْفَتْحُۙ
Allah’ın yardımı ve zafer günü gelip, insanların Allah’ın dinine akın akın girdiklerini görünce, Rabbini överek tesbih et; O’ndan bağışlama dile, çünkü O, tevbeleri daima kabul edendir.[1-3]
وَرَاَيْتَ النَّاسَ يَدْخُلُونَ ف۪ي د۪ينِ اللّٰهِ اَفْوَاجاًۙ
Allah’ın yardımı ve zafer günü gelip, insanların Allah’ın dinine akın akın girdiklerini görünce, Rabbini överek tesbih et; O’ndan bağışlama dile, çünkü O, tevbeleri daima kabul edendir.[1-3]
فَسَبِّحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ وَاسْتَغْفِرْهُۜ اِنَّهُ كَانَ تَوَّاباً
Allah’ın yardımı ve zafer günü gelip, insanların Allah’ın dinine akın akın girdiklerini görünce, Rabbini överek tesbih et; O’ndan bağışlama dile, çünkü O, tevbeleri daima kabul edendir.[1-3]
تَبَّتْ يَدَٓا اَب۪ي لَهَبٍ وَتَبَّۜ
Ebu Leheb’in elleri kurusun; kurudu da![1]
مَٓا اَغْنٰى عَنْهُ مَالُهُ وَمَا كَسَبَۜ
Malı ve kazandığı kendisine fayda vermedi.[2]
وَامْرَاَتُهُۜ حَمَّالَةَ الْحَطَبِۚ
Karısı da, boynunda bir ip olduğu halde ona odun taşıyacaktır.[4-5]
لَمْ يَلِدْ وَلَمْ يُولَدْۙ
O doğurmamış ve doğmamıştır.[3]
وَلَمْ يَكُنْ لَهُ كُفُواً اَحَدٌ
Hiçbir şey O’na denk değildir.[4]
وَمِنْ شَرِّ غَاسِقٍ اِذَا وَقَبَۙ
De ki: «Yaratıkların şerrinden, bastırdığı zaman karanlığın şerrinden, düğümlere nefes eden büyücülerin şerrinden, hased ettiği zaman hasedcilerin şerrinden, tan yerini ağartan Rabbe sığınırım.»[1-5]
Yükleniyor...