و 📊 Kök haritası
Bu kök toplamda 4583 ayette 10.004 kelime olarak geçmektedir.
Mekkî: 3198 ayet / 5.890 kelime Medenî: 1385 ayet / 4.114 kelime
وَلَا
تَبْخَسُوا
النَّاسَ
اَشْيَٓاءَهُمْ
وَلَا
تَعْثَوْا
فِي
الْاَرْضِ
مُفْسِد۪ينَۚ
Şuayb onlara: «Allah’a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim. Artık Allah’tan sakının ve bana itaat edin. Ben buna karşı sizden bir ücret istemiyorum, benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Ölçüyü tam yapın, eksiltenlerden olmayın. Doğru terazi ile tartın. İnsanların hakkını azaltmayın. Yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın. Sizi ve daha önceki nesilleri yaratandan korkun» dedi.[177-184]
وَاتَّقُوا
الَّذ۪ي
خَلَقَكُمْ
وَالْجِبِلَّةَ
الْاَوَّل۪ينَۜ
Şuayb onlara: «Allah’a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim. Artık Allah’tan sakının ve bana itaat edin. Ben buna karşı sizden bir ücret istemiyorum, benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Ölçüyü tam yapın, eksiltenlerden olmayın. Doğru terazi ile tartın. İnsanların hakkını azaltmayın. Yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın. Sizi ve daha önceki nesilleri yaratandan korkun» dedi.[177-184]
وَمَٓا
اَنْتَ
اِلَّا
بَشَرٌ
مِثْلُنَا
وَاِنْ
نَظُنُّكَ
لَمِنَ
الْكَاذِب۪ينَۚ
«Sen ancak büyülenmişin birisin. Bizim gibi bir insandan başka bir şey değilsin. Doğrusu seni yalancılardan sanıyoruz. Eğer doğru sözlü isen göğün bir parçasını üstümüze düşür» dediler.[185-187]
فَكَذَّبُوهُ
فَاَخَذَهُمْ
عَذَابُ
يَوْمِ
الظُّلَّةِۜ
اِنَّهُ
كَانَ
عَذَابَ
يَوْمٍ
عَظ۪يمٍ
Ama onu yalanladılar. Bunun üzerine onları bulutlu bir günün azabı yakaladı. Gerçekten o gün, azabı büyük bir gündü.[189]
اِنَّ
ف۪ي
ذٰلِكَ
لَاٰيَةًۜ
وَمَا
كَانَ
اَكْثَرُهُمْ
مُؤْمِن۪ينَ
Doğrusu bunda bir ders vardır. Fakat çoğu inanmamıştır.[190]
وَاِنَّ
رَبَّكَ
لَهُوَ
الْعَز۪يزُ
الرَّح۪يمُ۟
Rabbin şüphesiz güçlüdür, merhametlidir.[191]
وَاِنَّهُ
لَتَنْز۪يلُ
رَبِّ
الْعَالَم۪ينَۜ
Şüphesiz Kuran Alemlerin Rabbinin indirmesidir.[192]
وَاِنَّهُ
لَف۪ي
زُبُرِ
الْاَوَّل۪ينَ
O, daha öncekilerin kitabında da zikredilmiştir.[196]
اَوَلَمْ
يَكُنْ
لَهُمْ
اٰيَةً
اَنْ
يَعْلَمَهُ
عُلَمٰٓؤُ۬ا
بَن۪ٓي
اِسْرَٓائ۪لَۜ
İsrailoğulları bilginlerinin bunu bilmeye bir delilleri yok muydu?[197]
وَلَوْ
نَزَّلْنَاهُ
عَلٰى
بَعْضِ
الْاَعْجَم۪ينَۙ
Biz Kuran’ı Arapça bilmeyen kimselerden birine indirseydik de o bunları okusaydı yine de ona inanmazlardı.[198-199]
فَيَأْتِيَهُمْ
بَغْتَةً
وَهُمْ
لَا
يَشْعُرُونَۙ
Suçluların kalblerine Kuran’ı böylece sokarız da, can yakıcı azabı görmedikçe ona inanmazlar. Bu azap onlara haberleri olmadan geliverecektir.[200-202]
وَمَٓا
اَهْلَكْنَا
مِنْ
قَرْيَةٍ
اِلَّا
لَهَا
مُنْذِرُونَۗۛ
Hiçbir kent halkını kendilerine öğüt veren uyarıcılar gelmeden yok etmedik. Biz zalim değiliz.[208-209]
ذِكْرٰى۠ۛ
وَمَا
كُنَّا
ظَالِم۪ينَ
Hiçbir kent halkını kendilerine öğüt veren uyarıcılar gelmeden yok etmedik. Biz zalim değiliz.[208-209]
وَمَا
تَنَزَّلَتْ
بِهِ
الشَّيَاط۪ينُ
Kuran’ı şeytanlar indirmemiştir.[210]
وَمَا
يَنْبَغ۪ي
لَهُمْ
وَمَا
يَسْتَط۪يعُونَۜ
Bu onlara düşmez, zaten güçleri de yetmez.[211]
وَاَنْذِرْ
عَش۪يرَتَكَ
الْاَقْرَب۪ينَۙ
Önce en yakın hısımlarını uyar.[214]
وَاخْفِضْ
جَنَاحَكَ
لِمَنِ
اتَّـبَعَكَ
مِنَ
الْمُؤْمِن۪ينَۚ
Sana uyan müminleri kanatların altına al.[215]
فَاِنْ
عَصَوْكَ
فَقُلْ
اِنّ۪ي
بَر۪ٓيءٌ
مِمَّا
تَعْمَلُونَۚ
Sana başkaldırırlarsa: «Yaptıklarınızdan uzağım» de.[216]
وَتَوَكَّلْ
عَلَى
الْعَز۪يزِ
الرَّح۪يمِۙ
Senin kalkıp namaz kılanlar arasında bulunduğunu gören, güçlü ve merhametli olan Allah’a güven. Doğrusu O işitir ve bilir.[217-220]
وَتَقَلُّبَكَ
فِي
السَّاجِد۪ينَ
Senin kalkıp namaz kılanlar arasında bulunduğunu gören, güçlü ve merhametli olan Allah’a güven. Doğrusu O işitir ve bilir.[217-220]
Yükleniyor...